31 Ekim 2021 Pazar

Dünyada yükselen gıda trendleri; Türkiye ve Bursa ne durumda?

 17 Ekim 2021 Pazar, 07:52

 
 

Gıda ve tabi ki onun tedarik zincirinin ne kadar önemli olduğunu pandemi döneminde çok daha iyi anladık. Tarım ve gıda tedariki en az savunma sanayi kadar stratejik öneme sahip.

Bunun yanı sıra gıda tüketimindeki dengesizlik ve adaletsizlik pandemi döneminde katlanarak büyüdü. Dün, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün belirlediği 'Dünya Gıda' günüydü. Gün dolayısıyla ilgili kuruluşlar açıklamalar yaparak dünyadaki çarpıklığı bir kez daha gündeme taşıdılar.

FAO'nun 2030 yılı için ortaya koyduğu 'dünyada sıfır açlık' hedefine bugünkü göstergelere göre ulaşmamız çok zor.

Dünyada halen 800 milyonun üzerinde insan yani her 9 kişiden biri yatağa aç giriyor. Türkiye'de ise insanlarımızın yüzde 22'si dengeli ve yeterli beslenemezken, yüzde 8,5'u ise açlık sınırında yaşıyor.

Çarpıcı gerçek ise dünya üzerinde üretilen tarım ve gıda 7,5 milyar insanı besleyecek miktarda. Bir yanda obezlik, diğer yanda açlık yaşanırken yılda 1,3 milyar ton gıda çöpe giderek heba oluyor. Çöpe atılan bu gıdalarla açlık çeken 800 milyon insanı doyurabilmek mümkün.

Hasat, işleme ve üretim sonrası aşamalarda yeterli teknolojinin kullanılmaması, nakliye ve depolama koşullarının yetersiz olması, ihtiyaç fazlası veya gereksiz gıdanın alınması, gıdaların uygun olmayan koşullarda saklanması gibi nedenler gıda israfına neden oluyor.

Böylesine çarpıklığın yaşandığı gıda ile ilgili dünyanın nereye gittiği, Türkiye ve Bursa'nın bunun neresinde olduğunu bir uzmanın gözlemleriyle anlatacağım.

Modanın kalbi nasıl ki Paris ve Milano'da atıyorsa, dünya gıda trendleri ise iki yılda bir Almanya'nın Köln kentinde açılan Anuga'da belirleniyor. 2017 yılında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından Küresel Fuar Acentesi Projesi kapsamında gıda sektörü temsilcileriyle birlikte Köln'e gitmiştim. Bu yıl pandemini nedeniyle bu tür etkinlik düzenlenmedi ama 2017 yılında bizimle birlikte olan Türkiye Dondurulmuş Gıda Sanayicileri Derneği Başkanı ve BTSO Meclis Başkanvekili Murat Bayizit, bu yılki fuarı izledi.

Anuga'nın özelliği geleceğin gıda trendlerini belirlemesi. Sektörün içinde yer alan Bayizit'ten izlenim ve değerlendirmelerini sorduk.

Anuga'nın ' Neden bizim uluslararası bir gıda markamız yok ?' diye soranların, sormadan önce görmeleri gereken fuar olduğu vurgusunu yapan Bayizit, bu yıl pandemi katılımın az olduğunu, normalde 8 bin 500 olan katılımcı firma sayısının bu yıl 4 bin 670'te kaldığını ifade etti.

Bayazit'in verdiği bilgiye göre, Türkiye'den fuara 350 firma katıldı. 130'u bireysel, geri kalanı ise Milli katılım organizasyonu ile geldi. Bayizit, Türk stantlarının görünümünü ise 'Mısır çarşısı'na benzetti.

DEVİR SOĞUK SICAKLAR VE SAĞLIKLI ATIŞTIRMALIK DEVRİ...

Bayazit'in 2017 yılında ilk işaretlerini gördüğümüz hazır yiyecekler ve atıştırmalıkların yükselen trend haline geldiği fuardaki izlenimleri ise şöyle:

- Bitkisel proteinli et olmayan et ürünlerinin oldukça fazla olsa da gelecek için çok şansları yok.

-İçinde protein ve vitamin katkılarının bulunduğu sağlıklı atıştırmalıklara ilgi artıyor, fazla tüketimin işaretleri var.

-Vegan ve glutensiz gıda hayatımızda daha fazla yer almaya başladı, artarak devam edecek. Türk mutfağı en fazla vegan ürün içeren mutfakların başında geldiği için şansımız var.

-Birkaç on yıl sonra tabaklarımıza getirilecek fonksiyonel yiyecek hapları uzak olsa da, 'bir şey içinde birşey'' mantığı ile her yanımızı kaplayan bir fonksiyonel gıda furyası var. Su içerken beta karoten, Türk kahvesi içerken kalojen ihtiyacını karşılayanları mı sayayım bilmiyorum ama bu trend hızlı bir şekilde artıyor. Yosun diye tabir süper gıdalar vitrine çıkıyor.

Internet of food, gıdaların internet dünyasında yaşarken bu zincirin en önemli halkası da lojistik. servis yapan restoran robotları artık uzak değil.

- Herkesin tek derdi var. En az maliyetle en sağlıklı gıdaya erişim. Koruyucuları reddeden, elmanın şekerini en sağlıklı tatlandırıcı ilan eden bir üretim anlayışı. Camın dayanılmaz cazibesi ve plastikten kaçış.

-Dondurulmuş Gıda... En çok gözüme çarpan reyonlar. Yeni bir şey yok ama eskilerin hepsi birer birer donarak pakete giriyor. İddia ediyorum 5 yıl sonra dondurulmuş gıda hacmi bugünün 2 katı olacak. Yaşasın dondurulmuş sıcaklıklar...

RESİMDE VARIZ AMA DİKKAT ÇEKMİYORUZ

Peki, bu fuar Türkiye açısından ne ifade ediyor? Sorusunu soran Bayizit, yanıtı da kendisini verdi.

'Resimde varız ama karedeki esas figür değil, fondaki dekordayız' diyen Bayizit, şöyle devam etti:

'Resimde varız ama dikkat çekmiyoruz. İki konu çok önemli; birincisi gıda fuarlarına sadece gıdacılar değil, o gıdacıların her biri kendisini bu işin en iyisi ilan eden tasarımcılarını da götürmesi lazım. Ve tabii ki ambalaj üreticilerini de... Ürünü satanın kendisi değil ambalajıdır lafını ezberleyeli sadece benim 30 sene oldu. İkinci bir konu da fuara katılacak her bir firmaya fuar eğitimi verilmesi konusudur. Mısır çarşısı formatından kurtulmadığımız sürece orta gelir tuzağından çıkamayacağız.

Ha soru şu aslında; hangi segmentte olacağımıza karar verdik mi ? Hedeflediğimiz pazarlar neresi? Eğer bu format bizim için yeterlidir deniliyorsa hiçbir problem yok. Ama biz neden yurtdışı yüksek segment raflarında yokuz diye sormaya devam edeceksek konuşmaktan daha başka aksiyonlar almamız gerekiyor diye düşünüyorum. İşe bir Türk Gıda Ürünü imajı ile ilgili bir standart oluşturup bunu sağlamayan hiçbir firmayı fuarlara kabul etmeyerek başlayabiliriz mesela!..'

Yenişehir Havalimanı, Bursa'nın kanayan yarası...

 16 Ekim 2021 Cumartesi, 06:01

 
 

Ulaşım konusunda Bursa, şanssız bir kent. Bursa dışına her çıktığımda bunun farkına bir kez daha varıyorum.
Hızlı tren projesinin bir türlü tamamlanamaması bir yana, eğer işin içinde İstanbul-İzmir bağlantısı olmasaydı otobana bile zor kavuşurduk. Yenişehir Havalimanı ise kanayan bir yara. Bugün iktidar muhalefet tüm vekiller bir araya gelse bile Yenişehir Havalimanı gibi bir yatırımı yapmak neredeyse imkansız.
Geçtiğimiz hafta Osmangazi Belediyesi'nin düzenlediği 'Biz Anadolu'yuz' gezisinde, hava ulaşımındaki şanssızlığımızı bir kez daha gördüm. Diyarbakır'a ulaşmak için sabahın ilk ışıklarıyla Sabiha Gökçen Havaalanı'na gitmek zorunda kaldık. Belediye otobüs tahsis ettiği için ücret ödemedik ama Burulaş'ın otobüsünü kullansaydık 65 lira ücret ödemek zorunda kalacaktık. Özel araçla gitmek ise ayrı bir mali külfet. Osmangazi Köprüsünün geçiş ücretiyle birlikte 200 lira ödemek zorundasınız. Bir de sizi götüren aracın geri dönüşü var tabii...
Oysa Yenişehir Havalimanı 40 kilometre yakınımızda ve Burulaş buraya da şehir içi gibi ücretlendirme yapıyor. Ama maalesef Diyarbakır'a sefer yok...
Sadece Diyarbakır'a da değil, pandemi öncesi olan Ankara ve Gaziantep'e de sefer yok.
Diyarbakır Havaalanı'na indiğimizde özellikle uçuş tablosuna baktım. Gün içinde aralarında Almanya'nın da bulunduğu 10 noktaya sefer vardı. Dönüş yaptığımız Muş'tan ise gün içinde 6 seferin olduğunu gördük.
Oysa pandemi öncesi işler sanki rayına girer gibi olmuştu. Ankara'ya haftada 5 sefer vardı. Gaziantep'in ardından Adana, Elazığ, Samsun seferlerinin yanı sıra Bulgaristan'ın Filibe, Kuzey Makedonya'nın Üsküp ile Almanya'ya direkt seferler düzenlenmesi aşamasına gelinmişti. AK Parti Bursa Milletvekili Dr. Mustafa Esgin seçildiği günden beri bu işin takipçisi olmuştu. Seferlerdeki doluluk oranı da yüzde 90'ların üzerindeydi.

Pandemi nedeniyle 28 Mart 2020'de tüm ülkede seferler durunca Yenişehir Havalimanı da kapandı. Pandeminin hızı kesilince THY, yeni normal diye adlandırılan 1 Haziran 2020'den itibaren Ağrı, Batman, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hatay, Iğdır, Kars, Samsun, Şanlıurfa, Trabzon, Van ve Sivas havaalanlarına uçuşları başlatırken, Bursa Yenişehir Havaalanı uçuş programı dışında tutulmuştu. Bursa sanki üvey evlat muamelesi görüyordu.
AK Parti Milletvekili Dr. Mustafa Esgin, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, ve AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı'yı 12 Mart'ta ziyaret ederek, Bursa'nın bu konudaki taleplerini ilettiler. Bursa heyeti bu görüşmeden eli boş dönmedi. Erzurum, Muş ve Trabzon seferleri 24 Mayıs'ta yeniden başladı. Diyarbakır ve Gaziantep için temmuz ayına söz verildi ama temmuzun üzerinden neredeyse 3 ay geçmesine rağmen seferler başlamadı.
Sanki görünmez el Yenişehir'in rantabl kullanılmasını engelliyor...

CHP'Lİ KARACA GÜNDEME TAŞIDI, ESGİN'DEN ÇAĞRI GELDİ

Gezi dönüşü, havalimanıyla ilgili yazı kaleme almayı planlarken CHP İl Başkanı İsmet Karaca, Yenişehir Havalimanı'nda basın toplantısı düzenleyerek konuyu yeniden gündeme taşıdı.


Karaca, Bursa'dan her gün Büyükşehir Belediyesi tarafından 25 otobüs kaldırılarak 2 bin 50 yolcuyu İstanbul'daki hava alanlarına taşıdığına dikkat çekerek, Sabiha Gökçen'in Bursa'nın hava alanı algısının yanlış olduğuna dikkat çekti.

Karaca'nın basın toplantısı düzenlediği saatlerde Yenişehir Havalimanı konusunda AK Parti Bursa Milletvekili Dr. Mustafa Esgin'den açık davet geldi. Havaalanının etkin kullanılması için uzunca bir süredir mücadele verdiklerine dikkat çeken Dr. Esgin, bu mücadeleyi siyaset üstü ve tüm Bursa olarak vermek zorunda olduklarını vurguladı. Dr. Esgin, 'Siyaset kurumu, Bursa'nın bu sürecine katkı sağlamak gayretinde olmalıdır. Buradan bir siyasi polemik çıkarmak, algı yapmaya çalışmak, ancak Bursa'ya zarar vermek anlamına gelir' dedi.

Dr. Esgin, aslında uzun süreden beri Yenişehir'in etkin kullanılması için geçmişte Sönmez Havayolları örneğini anlatarak Bursa merkezli bir havayolu şirketi kurulmasını öneriyor. Davetinde buna da vurgu yapan Dr. Esgin, 'Bursa merkezli bir hava yolu şirketinin kurulması da temel stratejilerimizin arasında olmalıdır. Şimdi tekraren bütün siyaset yapan kurumlar, hemşeri derneklerimiz, iş dünyamız, basınımız ve Bursa sevdalılarını Bursa Havalimanı ortak gündeminde bir araya gelmeye davet ediyorum" mesajını verdi.

'TEŞVİKLERİ DERHAL GÜNDEMİNE ALMALI'

CHP İl Başkanı Karaca, Yenişehir'deki açıklaması sırasında Dr. Esgin'in çağrı yapmasına dün yanıt verdi.
AK Parti Milletvekili Dr. Esgin'in açıklamalarını 'yersiz ve yetersiz' olduğunu savunan Karaca, şunları söyledi:
'Yenişehir Havaalanı konusunda hemen herkese sorumluluklar yüklüyor ama galiba bir tek iktidar partisinin sorumluluğu yok. Adama sormazlar mı, partiniz 20 yıldır iktidarda, 20 yıldır neredeydiniz?' Bursa'nın nüfusunun hinterlandıyla birlikte 5 milyona ulaştığını, böyle bir nüfus gücü ve sanayi üretimine sahip bir kentin yurtdışı bağlantılar bir yana yurtiçinde de yeterli bir hava ulaşımı ağı bulunmamasının aklı başında hiç kimseye izah edilemeyeceğini kaydeden Karaca, şöyle devam etti:
'Zafer Havaalanı'nda bu 3 kentin nüfusunun toplamından daha fazla 1 milyon 279 bin yolcu garantisi verdiniz. Geçen yıl devletimiz bugünkü kurla 70 trilyon lira garanti parası ödedi. O halde, Zafer Havaalanı'na yolcu garantisi veriyorsunuz da neden Yenişehir Havaalanı'na da Bursa ve komşu iller nüfusu kadar yolcu garantisi vermiyorsunuz? AKP hükümeti ve AKP'nin Bursa milletvekilleri başarısızlıklarına gerekçe üreteceğine, Yenişehir için teşvikleri derhal gündemine almalıdır'

İzzettin Küçük: Siyasetin finansmanı şehirlerin talanına dayanıyor

 Bürokrasiden siyasete geçiş genelde iktidar partilerinde yaşanır. Son dönemdeki istisnalardan biri Bursa'da gerçekleşti. 15 Temmuz darbe girişimi gibi kritik bir dönemde Bursa Valiliği yapan İzzettin Küçük, Gelecek Partisi'nin kurucuları arasında yer alarak siyasete atıldı.

Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu ve parti yöneticilerinin Bursa ziyaretlerinde karşılaştığımız İzzettin Küçük ile dün Kurucu İl Başkanı Alpaslan Yıldız'ın düzenlediği toplantıyla uzun soluklu bir sohbet imkanı bulduk.
Uzun yıllar devlette yöneticilik yapan İzzettin Küçük'ün siyasetle ilgili tespit ve açıklamaları oldukça çarpıcıydı.

Önce son günlerdeki tartışma konusu olan kamudaki mülakat konusuyla başlayayım. 'Valilikten ayrılma nedenlerimden biri bu konu olmuştu' diyen Küçük şöyle devam etti:

'Yapılan bir sınavda ben tavrımı ortaya koydum. Mülakatın nasıl yapılacağıyla ilgili tavır aldım. Hiçbir zaman kimsenin hakkını kimseye yedirtmek istemedim'

Bunun hangi kurum olduğu konusunda detay vermesinin devlet terbiyesini sığmayacağını vurgulayan Küçük, bu konudaki suiistimallerin önüne geçilmesi için kameralı mülakat yapılması önerisinde bulundu.

Küçük'ün bana göre asıl çarpıcı açıklaması ise siyasi etik, siyasetin finansmanı konusunda oldu. Akıl, dürüstlük ve hukukun sihirli değnek olduğunu ifade eden Küçük, 'Türkiye'de hükümetten önce siyaseti değiştirmek istiyoruz' dedi ve bunun şu sözlerle detaylandırdı:

'Türkiye'de siyasetçiler, vaatlerle iktidara geliyor sonra milletin cebinde anahtar kalmadan bütün anahtarları alıp gidiyor. Türkiye'de siyaset mal mülk servet edinme güç edinme ve bugün bir kısmını da çevreye yayma bunun bir kısmını da ideoloji ile örtüyor.

Siyaset böyle yapıldıkça asla bir yere varamayız. Üç hususu söylemeyen siyasi partiye dönüp bakmayın. Birincisi siyasi etik. Siyasete girenin servetle parayla ilişkisini keseceğiz. Bu yasa çıktığı anda, başbakan milletvekilleri belediye başkanları ilçe başkanları her iki senede bir birinci derecede akrabalarıyla birlikte mal varlığı beyanında bulunacak. Yüksek bürokratlar işlerinden ayrıldıktan sonra özel şirketlerde görev alamayacak.
Siyasetin finansmanı şehirlerin talanına dayanıyor. İktidar da muhalefet de yapıyor. Benim incelemelerime göre, Türkiye'de şehirlerde en büyük talanlar iktidar ve muhalefet meclis üyeleri beraber yapmıştır. Beraber yapmışlardır. Yüzde 90'ı böyledir. Şu iş adamına gidelim. Şurayı iki kat artırayım. Şuraya para yatırayım . Bunu çözemezseniz şehirler talan edilir. Türkiye'nin sorunları o kadar olay ki irade yok. Yapılmak istenmiyor. O kadar rahat durdurulur ki size bir tanesi söyleyeyim Ada bazlı plan değişikliği olmaz bölge bazlı değişiklik dersiniz bitti. Hepsi oradan nemalanıyor'

'Duran su kirlenir' diyen Küçük'e göre, hangi görev olursa olsun iki dönemle sınırlandırılmalı.

Küçük'ün üçüncü önemli vurgusu ise yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü konusu oldu. Küçük, bu üç konunun Gelecek Partisi'nin diğer partilerden ayıran özellik olduğunu sözlerine ekledi.

Küçük, büyükşehir belediye başkanı adayı olacak mısınız? sorusuna ise 'Yerel yöneticilik dönemini bitirdim. Aday olmayacağım' yanıtını verdi.

Peki, erken seçim olacak mı?

İzzettin Küçük'e göre, AK Parti'nin oylarının düşüşü ve çözülemeyen sorunlar seçimi dayatıyor. İktidarın söylem ve retorik meşruiyet üstünlüğü kaybolduğu için seçim konuşuluyor. Bu konuşmalar artarak devam edecek.

GELECEK PARTİSİ SAHAYA İNİYOR

Uzun yıllar AK Parti'de siyaset yaptıktan sonra Gelecek Partisi kurucu il başkanı olan Alpaslan Yıldız ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görev yaptığı dönemde çalışmış olmaktan gurur duyduğunu ifade ederek, ayrılma gerekçesinin ise partinin kuruluş çizgisinden uzaklaşmasını gösterdi.

Gelecek Partisi'nin seçimlere girmeye hak kazanan 16 parti arasında yer aldığını vurgulayan Yıldız, Bursa'daki örgütlenme konusunda da bilgi verdi. Yıldız'ın verdiği bilgiye göre, 12 ilçede teşkilatlar tamamlandı. Orhangazi ve Gürsu'da ön atama ile görevlendirme yapıldı. Bu hafta içinde listeler hazırlanacak. Orhaneli, Keles ve Karacabey ilçelerinde ise çalışmalar sürdürülüyor.

Bu arada, teşkilatlanmanın ekim ayı sonu itibarıyla tamamlanmasının ardından Gelecek Parti ilçe teşkilatları haftanın iki günü sahada olacak. Bunlara il teşkilatı da 10'ar kişilik gruplar halinde destek verecek. Bununla birlikte muhtarlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla buluşmalar gerçekleştirilecek. Başta ulaşım olmak üzere Bursa'nın sorunlarıyla ilgili rapor hazırlanacak. Eleştirilerle birlikte çözüm önerileri de sunulacak.

Halen bin olan üye sayısının yılsonuna kadar 5 bin, gelecek yıl ortalarına kadar da 16 bine çıkarılması planlanıyor.

BASIN ATAŞESİ'NDEN SÖNMEZ MEDYA'YA ZİYARET

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) İstanbul Başkonsolosluğu Basın Ateşesi Eric Atkins ve Basın Danışmanları Özgür Çabuk ve İlker Sezer dün Sönmez Medya'yı ziyaret etti.

Yerel basının değerlendirildiği görüşmede, Sönmez Medya Genel Müdürü Burak Özgün, 48 yıllık bir geçmişe sahip olan Bursa Hakimiyet Gazetesi ve ASTV hakkında konuklara bilgi verdi.

Özgün, Atkins'e Dr. Murat Kuter tarafından yazılan Bursa Hakimiyet Gazetesi'nin tarihini anlatan kitabı armağan etti.

Coğrafya büyük, gönüller ondan daha büyük

 14 Ekim 2021 Perşembe, 08:02

 

Osmangazi Belediyesi'nin Diyarbakır, Mardin, Siirt, Bitlis, Van, Muş ve Bingöl'ü kapsayan ve 5 AK Parti Bursa milletvekillinin de katıldığı 'Biz Anadoluyuz Dostluk ve Kardeşlik Gezisi" önemli buluşmalara sahne oldu.

Diyarbakır Anneleri ve Kobani olaylarındaki şehit yakınları ile buluşmada duygulanırken, Muş'ta kusursuz kulak Bager'in konserinden keyif aldık. Korkut ve Solhan'la kardeşlik protokolleri imzalanırken gösterilen ilgi görülmeye değerdi.

Bu kadar büyük tesadüf olamaz... 1993 yılının ekim ayında, terör yüzünden daha doğrusu terör örgütünün tehdidi yüzünden 12 gazeteci ile birlikte Diyarbakır'dan ayrılmıştık.

Arkadaşlarımızın bir bölümü İstanbul ve Ankara'yı tercih ederken, ben orta öğrenimimi gördüğüm Gemlik dolayısıyla tercihimi Bursa'dan yana kullanmıştım. O bölgede 12 yıl boyunca Anadolu Ajansı'nda göreve yaparken hem karayolundan hem de helikopterle en doğuda Hakkari'den en batıda Gaziantep'e kadar gitmediğim il ve ilçe kalmamıştı. Kuzey Irak ve Suriye'yi hiç saymıyorum.

Tesadüf dedim ya Osmangazi Belediyesi'nin Diyarbakır, Mardin, Siirt, Bitlis, Van, Muş ve Bingöl'ü kapsayan 'Biz Anadoluyuz Dostluk ve Kardeşlik' gezisi görev yaptığım ve ben de derin izler bırakan o bölgeleri yeniden görme fırsatı sağladı.

Yaklaşık 30 yılda nelerin değiştiğini, nelerin ise aynen yerinde durduğunu anlatmaya çalışacağım. Belki benim gibi bu değerlendirmeye heyetimizde bulunan yine o bölge insanı AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit yapabilir.

Gezinin temel amacı AK Parti'nin Osmangazi ile kardeş olmasını istediği Muş'un Korkut ve Bingöl'ün Solhan ilçelerini ziyaretti. Ancak, Aydın'ın etkisiyle hem kardeşlik protokolleri için resmi, hem de bölgenin kadim kentlerini ziyaretle kültürel bir geziye dönüştü. İyi de oldu... Gezi sonunda ziyaretlere katılanların büyük çoğunluğunun algıları değişti.

İŞTE GEZİDEN TÜM FOTOĞRAFLAR...

Bursa'nın Doğu ve Güneydoğunun kentleriyle buluşmasını en iyi anlatan fotoğraf ise Solhan yakınlarındaki yüzün adalarda çekildi. Bursa heyetinin üzerine çıktığı yüzen adadan inerken bin yıllık tutulan uzun sırığın iki ucunda yer alıyordu. Bu bağ öylesine güçlü ki yüzyıllardır oynanan her türlü oyun bunu bozmayı beceremedi.

Bunu 4 günde gezdiğimiz 7 ilde görme fırsatını bulduk. Geleneksel misafirperverliğinden yanı sıra hoşgörü ve sıcak ilgi her noktada karşımıza çıktı. Çok uzun süreden beri Korkut ve Solhan'daki gibi bir heyet karşılaması görmemiştim.

Geziye katılanları yazarak izlenimlerimi anlatayım. Geziye TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, AK Parti Bursa Milletvekilleri, Muhammed Müfit Aydın, Refik Özen, Osman Mesten, Zafer Işık, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ve Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Erol Bodur'un yanı sıra Muş bölümüne Bursa'daki Muş dernekleri temsilcileri ve Ak Parti'de görev alan Muşlar katıldı.

*****

10 BİN YILLIK KENTİN MODERN YÜZÜ BURSALILARI HAYRAN BIRAKTI

İlk durak benim de doğduğum kent olan Diyarbakır'dan başlayayım. Hazreti Ömer devrinde İslam orduları tarafından fethedilen ve 639 yılından beri sürekli İslam egemenliğinde kalan Diyarbakır'ın tarihi 10 bin yıl öncesine dayanıyor. İlk kurulduğunda 5 kilometre uzunluğundaki surların içinde yer alan Diyarbakır bugün artık nüfusu 2 milyona dayanan modern bir metropol. 1990'lı yıllarda bir kaç köy evinin bulunduğu arazide şimdi görenleri hayran bırakacak modern bir kent yükseliyor. Modern sitelerin her birinin ayrı bir bahçesi, iki üç sitede bir de belediyenin yaptığı parklar sayesinde ne iç içe geçmiş bina görüntüsü ne de betonun yarattığı kirlilik göze çarpmıyor.

Tarihi kent dokusuna gelince; yazacaklarımı ancak o yıllarda Diyarbakır'da yaşayanlar anlar. Her işte bir hayır var misali değişimin gerçekleşmesini sağlamış. Çünkü, sur içindeki o bölgelerde öylesine kötü bir yapılaşmaya sahipti ki bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar eski Diyarbakır'ın bazalt taşlı evlerinden kalmıştı. Büyük bir bölümü briket ve tuğladan sıvasız yapılardan oluşuyordu.

Yeniden inşa edilen sur içi bölgesi o görüntüsünden kurtulmuş. Gerçi yeni inşa edilen binaların proje seçimi çocukluğumun Diyarbakır evlerine benzemiyor ama Saraykapı'dan başlayarak geniş bir yoldan Dörtayaklı minarenin önüne çıkmayı bundan 30 yıl önce kimse hayal bile edemezdi.

Diyarbakır'daki fiziksel dönüşüm hayal ettiğimin ötesinde. Peki, sosyal ve siyasal değişim? Onun yanıtını ise Bursalıların yakından tanıdığı makamında ziyaret ettiğimiz Vali Münir Karaloğlu verdi: Fiziksel dönüşümün sonuçlarını almak bir iki yıl sürer. Ancak sosyal ve siyasal dönüşüm zaman alacak.

Benzeri görüşleri gezi sırasında görüştüğümüz kayyum olarak belediye başkanlığı yapan diğer illerin valileri de dile getirdi.

Valilerin tespitine katılıyorum. Çünkü 40 yıldan beri kardeşliğin tahrip edilmesi için çok sayıda aktör birbirlerine karşı görünse de su taşıdı. Onarımı ise tabii ki zaman alacak.

Ancak bölge insanın geçmişten beri Türkiye'den yana olan tavrı, bunun daha hızlı gerçekleşmesini sağlayacak.

MARDİN VE MİDYAT'IN YÜZÜ TURİZMLE GÜLÜYOR

Mardin de tıpkı Diyarbakır gibi Güneydoğu'nun kadim kentlerinden. Mardin hem gece hem gündüz ayrı bir güzel. Pandemi döneminde turizm faaliyetlerinin azalmasıyla kötü günler geçiren kent, bu günlerde yeniden başlayan turizm hareketliliğiyle kendine geliyor.

Mardin ve Midyat sokakları turistlerle renklenmiş. Midyat'ta Bursa'dan gelen iki ayrı turist grubu da bunun göstergesiydi. Ekonominin hareketlenmesi diğer bir çok sorunun ön plana çıkmasını engellese de yerel yönetimde kayyum şikayetini en yoğun Mardin'de gördük. Halkla bütünleşmedeki eksiklerin yanı sıra daha önce görev yapan bir kayyum hakkında yolsuzluk davası buna örnek gösterildi. Bunu dile getirenler ise AK Parti'li yerel yöneticilerdi.

Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin'in heyete gösterdiği yakın ilgi ve misafirperverliğin yanı sıra aklımızda tarihi Midyat konağındaki Reyhani oyunu ve müziğinin tınısı kaldı.

SİİRT VE TİLLO'NUN BÜYÜSÜ...

Gezinin en önemli duraklarından biri de Siirt oldu. AK Parti Siirt Milletvekili Orhan Ören, gezi boyunca Bursa heyetini yalnız bırakmadı. Siirt merkezin yanı sıra Anadolu'nun en önemli velilerinden Fakirullah ve İbrahim Hakkı hazretlerinin türbelerinin bulunduğu Tillo beldesiydi. Yüzlerce yıl öncesinden 'Gökyüzünü bilmeyen yeryüzünü bilemez' diyen İbrahim Hakkı hazretlerinin hocası Fakirullah'ın kabrine güneşin ilk ışığının düşmesi için kurduğu düzenek bugün bile görenleri hayran bırakıyor.

Baykan ilçesindeki Veysel Karani hazretlerinin türbesi ise 30 yıl içinde oldukça değişmiş. Eskiden çamurlu caddeleri ve birkaç binanın yer aldığı türbe ve çevresi iç turizmin etkisiyle modern bir belde haline dönmüş.

VAN VE TATVAN'DAKİ DEĞİŞİM

Van ve Tatvan da tıpkı Diyarbakır gibi modern kent görünümüne kavuşmuş. Geniş yolları modern binalarının yanı sıra sahil düzenlemeleri Van ve Tatvan'ın güzelliğine güzellik katmış.

Akdamar Adası'na 30 yıl önce gittiğimde duvarları kurşun izleriyle dolu. Bazı bölümleri ise yıkılmak üzereydi. Aradan geçen zaman içinde restorasyon çalışmaları bu tarihi değerin ayağa kalkmasını sağlamış. Burası da turistler açısından bir cazibe merkezi. Akdamar ziyaretimizde yine Bursa'dan gelen bir grupla karşılaştık.

Geçmiş dönem MHP Bursa Milletvekili Tevfik Topçu'nun ağabeyinin de aralarında bulunduğu grup, Başkan Mustafa Dündar'la sohbet etti.

KORKUT VE SOLHAN, OSMANGAZİ'DEN DESTEK BEKLİYOR

Gezinin ana hedefi olan kardeş belediyelerin ilk durağı Muş'un Korkut ilçesiydi. Akşam saatleri olmasına rağmen Bursa heyeti büyük bir kalabalık ve coşkuyla karşılandı. Osmangazi'nin büyüklüğü ve imkanlarının farkında olan Korkut Belediye Başkanı Sami Pekbay, kardeşliğin ilçeye değer katması için çaba gösteriyor.

Daha önce Ankara'daki bir belediyeden istihdamın arttırılması için bina sözü alan Pekbay, bunun ilgili belediyenin CHP'ye geçmesi nedeniyle gerçekleşmediğini söyledi. Şimdi Osmangazi Belediyesi'nden 2 bin metre kapalı alanı olan bir bina istiyor. Amacı ise burayı tekstil atölyesi olarak kullanmak. Çünkü ilçedeki en büyük sorun işsizlik.

Solhan Belediyesi'nin de talepleri yine istihdama yönelik katkı.

Belediye başkanlarına hak verdim. Çünkü Solhan'ın ana caddesi üzerinde saydım. Tam 7 tane yan yana kahve var. İşsizliğin yoğun yaşandığı yerlerin temel özelliği kahve sayısının fazla olması. Dolayısıyla belediye başkanlarından en çok iş konusunda talep geliyor. Belediye kadroları da sınırlı olduğu için bu tür istihdam yatırımları büyük önem taşıyor.

DİYARBAKIR'DA DUYGULANDIK, MUŞ'TA BAGER'LE MORAL BULDUK

Gezinin iki bölümü benim açımdan çok önemliydi. Birinci çocukları terör örgütü tarafından dağa kaçırılan annelerin HDP İl binası önündeki oturma eylemi ziyareti ile yine terör örgütü yandaşlarının 6-7 Ekim olaylarında acımasızca katlettiği Yasin Börü ve Hasan Gökguz'un yakınlarıyla görüşmeydi.

Ellerinde Türk bayrakları ve çocuklarının fotoğraflarıyla heyeti karşılayan aileler, HDP ve terör örgütü PKK'ya tepkilerini dile getirdi, çocuklarının nasıl dağa kaçırıldığını aktardı. Evlat hasreti çeken anne ve babaların duygu dolu konuşmaları hepimizi derinden etkiledi.

Moral bulduğumuz yer ise müzikte kusursuzluk olarak bilinen absolut kulağa sahip Bager Çalışçı'yı Nadaslık köyündeki eviydi. Bager gerçekten müthiş bir yetenek. Önce bize Aşık Veysel ve Beethoven'dan iki eser çaldı. Ardından Hakan Çavuşoğlu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Bager'i görüştürmesi tam bir sürpriz oldu.

Osmangazi Belediyesi Bager'e piyano sözü verirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ankara'ya davet etti.

Geziye katılan vekillerle ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Muhammet Müfit Aydın, neredeyse gezdiğimiz her ilde yakından tanınan bir kanaat önderi. Gezi boyunca Şeyhim diye karşılanan Aydın, Diyarbakır'da Hasan Gökguz'un babası tarafından 'Hacı abi' diye karşılanınca yeni bir unvanın da sahibi oldu.

Refik Özen'in duygulu bir insan olduğunu biliyorduk. Özen'in bu yönünü, Bager'in duygulu nameleri sırasında gözyaşlarına hakim olamayınca bir kez daha gördük.

Zafer Işık'ın ise Güneydoğu'da bu kadar tanındığını tahmin edemiyordum. Gösterilen ilgi üzerine sorduğumda bunun Meclis'teki tartışma sırasındaki ataklığının yansıması olduğunu öğrendim.

Osman Mesten ise daha önce Müfit Aydın ile birlikte bölgeye birkaç kez geldiği için adet ve gelenekleri de öğrenmişti. Bir çok yerde bize mihmandarlık bile yaptı.

Hakan Çavuşoğlu ise insanlarla oldukça kolay diyalog kuruyor. Diyarbakır, Mardin ve Siirt'te esnafla sohbet ederken sanki Tuzpazarı'nda dolaşıyor gibiydi. Bunun yanı sıra Bager görüşmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir telefonla ulaşması ise dikkat çekti.

Son bir teşekkür ise Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar'a. Böylesine geziler hem bizim için hem de beklentileri olan o yöredeki vatandaşlar için oldukça önemli. Umarız belirli aralıklarla devam eder.

Özel teşekkür ise Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Erol Bodur'a. Geziyi organize eden Niltur'un sahibi Erol Bodur, çok kısa bir süreye sığdırılan mükemmel geziyi oldukça rahat tamamlamamızı sağladı.

Örgütlenme tamam, Bursa DEVA sahaya inmeye hazırlanıyor...

 08 Ekim 2021 Cuma, 08:11

 
 

Türkiye'de siyaset ısınıyor. Geçen seçimlere katılan partilerin rekabetinin yanı sıra yeni kurulan partilerle siyaset daha da renkli bir görünüme kavuştu.

Kısa adı DEVA olan Ali Babacan'ın genel başkanlığını yaptığı Demokrasi ve Atılım Partisi de bunlardan biri. DEVA'yı hem ilk siyasete katılanlara öncelik sağlayan farklı örgütlenme modeli, hem de değişimi öngören politikalarıyla 1983 yılında merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın kurduğu ANAP'a benzetiyorum. Ali Babacan'ın liberal, muhafazakar ve demokrat içerikler barındıran söylemleri de Özal'ın dört eğilimi birleştirme sloganıyla benzerlik taşıyor. DEVA'da, Özal'ın 1983'teki çıkışı gibi bir potansiyel barındırdığının kıvılcımlarını görüyoruz ama henüz bu çıkış tüm parametreleriyle yerine oturmadı.

Bu, DEVA'nın bir eksikliği mi yoksa topluma ulaşma ve algıdaki zorluklar mı bilemiyorum. Z kuşağı dediğimiz gençlerle temas konusunda sosyal medyada oldukça başarılılar. Ancak, sosyal medya kullanıcılarının tercihinin sandığa nasıl yansıyacağı meçhul.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın Bursa'ya özel önem verdiğini biliyoruz. Bursa'ya en sık gelen genel başkanlardan biri. Bugün de Osmangazi ilçe kongresi için gelecek.

Peki, Bursa'daki DEVA örgütlenmesi ne durumda?

Dün, Bursa Hakimiyet Köşe yazarı arkadaşım İlhami Yıldız ile birlikte DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Serkan Özgöz, il başkan yardımcıları Şakir Çalışkan ve Sadık Kutlucan ile uzun soluklu bir sohbet imkanı bulduk.

Partinin kuruluş aşamaları ile ilgi konuların ardından söz istifalar, adaylık hazırlıklarına geldi ve biz de 'DEVA'da neden sular durulmuyor' sorusunu yönelttik.

Bugüne kadar hiçbir siyasi partiye üye olmayanlara yer verilen farklı örgütlenme modelini tekne metaforuyla açıklayan Özgöz, 'Bir tekne verildi ve kaptan sensin denildi. Teknede hayatında deniz görmemiş 25 kişi vardı. Tekne yol alınca kimileri denize düştü, kimilerini deniz tuttu. Bazıları da yelken ve dümene sımsıkı sarılarak teknenin ilerlemesini sağladı. Bu arada kimileri de bunları izleyerek sosyal medyadan fotoğraf paylaştı.' dedi.

Siyaset yapmak isteyenlerin egolarının yüksek olduğuna da vurgu yapan Özgöz, siyasette pozisyonların terk edilmesi gerektiğini kaydetti. Özgöz, şöyle devam etti:

'Mevcut bildiklerimizi terk etmemiz lazım. Anlaşmaya gönüllü olmamız lazım. Bunun adı kaos. Niye kaos? Kaosun kelime anlamı büyük patlamadan geliyormuş bütünleşme. Nasıl bütünleşeceğiz. Neyde bütünleşeceğiz? İkinci- üçüncü toplantıda Ben dedim ki pozisyonunuzu terk edin. Başka başka masalarda oturuyorsunuz siyasi düşünce olarak hayat görüşü olarak başka bu masaya gelin anlaşamaya razı olmak üzere konuşmaya gelin. Düşüncelerinizi değiştirmek üzere gelin tartışmak üzere gelin. Bunları yapabildiğimiz ölçüde ileriye doğru gidiyoruz. Yelkeni ilerleten şey rüzgarın bir tarafa bastığı, aşağıdaki salmanın ters tarafa basmasıyla teknenin ileriye gitmesi gerekir. Sular durulmaz çünkü seçtiğimiz yöntem farklı. Bugün bana bir siyasi partinin il başkanlığını kurdursanız dışarıdan haber bile duyamazsınız Bildiğim adamlarla yaparım'

'Aklınızdan DEVA partisi il başkanı olacak birini tutun bugünün deva partisi olur muydu?' yanıtı da kendisi veren Özgöz, 'Başka bir şey olurdu geçmişten gelen bagajlı bir şey olurdu. Bunca entelektüel birikime rağmen yeni bir harman yapıyoruz' dedi.

BURSA NÜFUSUNUN YÜZDE 93'ÜNDE ÖRGÜTLENDİK

DEVA partisinin Bursa örgütlenmesi hakkında da bilgi veren Özgöz, Nilüfer ilçe başkanını bu hafta atamalarıyla birlikte nüfusun yüzde 93'ünün yaşadığı bölgelerde örgütlendiklerini söyledi.

Bugün yapılacak Osmangazi birlikte 8 ilçede kongrelerini tamamlayacaklarını ifade eden Özgöz, üye sayısının bin 100'ü geçtiğini bildirdi. Gürsu, İznik, Orhangazi, Keles ve Mustafakemalpaşa'da çalışmalarının devam ettiğini açıklayan Özgöz, şöyle devam etti:

'Bursa'da yapacak çok işimiz var. Sahayı çalışmamız lazım bu aşamadan sonra teşkilat olarak bir noktaya gelmeyi bekliyorduk. İl başkanı olarak istediğimiz noktada olduğumuz söyleyebilirim. Bir yıllık süreci test sürüşleri olarak değerlendiriyorum. Yola çıkabiliriz artık'

'Erken seçime hazır mısınız?' sorumuza Özgöz, 'Bursa ekibi olarak söylüyorum hazırız. Çok iddialı olacak ama diğer partilerden daha farklı odaklı iş planı olan ne yapacağını bilen partiyiz' yanıtını verdi.

Peki, aday olacak mısınız?

'Nereye?' sorusunu yönelterek yanıt veren Özgöz, 'Ben siyasete olmak için değil yapmak için girdim. Gündemimde bile değil. Olmam demiyorum olacağım da demiyorum. Benim gündemimde değil. Yapmam gereken aldığım sorumluluk gereği verdiğim sözler var.

OSMANGAZİ VE BURSA VEKİLLERİNDEN GÜNEYDOĞU ÇIKARMASI

Balkanlar ve Rumeli'deki etkinlikleriyle ön plana çıkan Osmangazi Belediyesi, bu kez Güneydoğu'ya milletvekillerinin de katıldığı programla çıkarma yapmaya hazırlanıyor.

Geziye AK Parti Bursa Milletvekilleri Hakan Çavuşoğlu, Muhammet Müfit Aydın, Ahmet Kılıç, Osman Mesten, Refik Özen ve Zafer Işık ile Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar katılacak.

Bugün Diyarbakır'dan başlayacak gezi, Mardin, Siirt, Bitlis, Van ve Muş'la devam edecek. En önemli programlardan biri ise Diyarbakır annelerini ziyaret olacak.

Bu geziye katılacağım için yazılarıma ara vermek zorunda kalacağım. Dönüşte izlenim yazısıyla yeniden birlikte olacağız.

Çavuşoğlu: Mızrak artık çuvala sığmıyor, HDP vesayeti altındalar

 07 Ekim 2021 Perşembe, 08:03

 
 

TBMM'nin yeni yasama yılına başlaması ve grup toplantılarıyla birlikte siyaset yeniden ısınmaya başladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in açıklamalarının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilk grup toplantısında Anayasa ve Millet İttifakı ile ilgili önemli değerlendirmeler yaptı.

ASTV'de yayınlanan Gözlem Kulesi programına konuk olan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ile Türkiye ve Bursa gündemini değerlendirdik.

Parlamenter sistemdeki son kabinede başbakan yardımcılığı yapan Çavuşoğlu, meclisin tatilde olduğu dönemde, Bursa'nın 14 ilçesini dolaşarak vatandaşın nabzını tutmuştu.

Bu görüşmeleri sırasında, vatandaşların sorunlarının çözüm adresi olarak AK Parti'yi gördüğünü tespit ettiğini ifade eden Çavuşoğlu, izlenimlerini ve vatandaşın beklentilerini bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ilettiğini söyledi.

Koranavirüs pandemisi sayesinde kullanmaya başladığımız uzaktan iletişim sayesinde grup toplantısının hemen ardından programa katılan Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeni yasama yılının yol haritasını grup toplantısında dile getirdiğini vurguladı.

Değerlendirmesine 6-8 Ekim olaylarında şehit olan vatandaşları rahmetle andıklarını söyleyerek başlayan Çavuşoğlu, ne kadar değişiklik yapılsa da 1982 Anayasası'ndaki darbe nosyonunun devam ettiğine dikkati çekti. Çavuşoğlu şöyle devam etti:

'Türkiye Cumhuriyetinin ikinci yüzyılını sivilleriyle eliyle tamamlanan demokratik standartlarda ve hiçbir darbenin izini taşımayan yeni anayasa ile taçlandırmak istiyoruz. MHP ve AK Parti yaklaşık bir buçuk yıldan beri yeni anayasa çalışmalarını gündeme getiriyoruz. Cumhurbaşkanımız da grup toplantısında Millet ittifakına da çağrı yaptı. Ne yazık ki Sayın Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada bunu külliyen ret ettiğini söyledi'

Peki, uzlaşma sağlanmazsa nasıl bir yol izlenecek?

Çavuşoğlu bu soruya ise şu yanıtı verdi: Süreç tabi ki yürüyecek. Hazırlıklarımızı yapar kamuoyuna deklare ederiz. Kabul edilir edilmez ancak biz milletimize sözümüz olan bu sivil anayasayı milletimizin taktirine sunmuş oluruz'

CHP'nin Abant'ta yaptığı toplantıya dikkat çeken Çavuşoğlu, bu toplantıda CHP milletvekillerine verilen anayasa çalışmasına esas olacak bir rapor verildiğini hatırlattı. Bu raporun ülkemizin üniter yapısı, birlik beraberlik açısından çok tehlikeli bir duruma işaret ettiğini kaydeden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

'Daha önce CHP'nin içine HDP'nin kaçtığını söylüyorduk. Sayın cumhurbaşkanımız daha ileri bir açılıma giderek CHP'nin vesayeti altında olduğunu ifade etti. Evet, CHP, HDP'nin vesayeti altında İYİ Parti ve diğer millet ittifakı bileşenleri de CHP'nin vesayeti altında topluca hepsi HDP'nin vesayeti altında. Mızrak artık çuvala sığmıyor. Bunlar HDP'nin tasarıları. Bu rapor da bunu deklare ediyor. Peki, İYİ Parti Genel Başkanı veya İYİ Parti yönetiminden son iiki-üç günde bir söz veya itiraz duyduk mu? Hayır duymadık.

'SEÇİM ZAMANINDA YAPILACAK'

Hakan Çavuşoğlu'na yine son günlerin sıcak konularından biri olan erken seçimi de sorduk. O da yanıtladı:

'Erken seçim bir meclis kararıyla söz konusu olabilir. Şu aşamada Sayın Bahçeli hem de cumhurbaşkanımız seçimlerin zamanında yapılacağını ifade etti. Bunun dışında meclis aritmetiğine baktığınız zaman böyle kararın alınması mümkün gözükmüyor. Buna zaten gerek de yok'

Çavuşoğlu, Türkiye'de 1960'tan 2007 yılına kadar31 hükümet kurulduğunu ve darbe süreçleri düşüldüğünde hükümetlerin bir yıl görev yapabildiğini ve Türkiye'nin bu yüzden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçtiğini hatırlatarak şunları söyledi:

'Bugünlerde güçlendirilmiş parlamenter sistem adı altında ne olduğunu bile bilmediğimiz hakikaten de ne ifade edildiğini anlamadığımız bir söylem konuşuluyor. Millet ittifakının güçlendirilmiş parlamenter sistem ve erken seçimi gündemde getirmesinin sebebi ittifak bileşenlerini bir arada tutmak istemesinden kaynaklanıyor'

ŞEHİR HASTANESİ HATTI EN KISA SÜREDEN YENİDEN İHALE EDİLECEK

Bursa'nın ulaşım konusunda şanssız bir il olduğunu sürekli yazarım. Aynı şanssızlığı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılacak Şehir Hastanesi-Emek metro hattı projesinde de yaşıyoruz. Geçen hafta Olay Gazetesi Başyazarı Ahmet Emin Yılmaz, ihalenin iptal edildiğini yazmıştı.

Çavuşoğlu'na hem Şehir Hastanesi hattını hem de hızlı trendeki son gelişmeleri de sorduk.

'Ne yazık ki şehir hastanesi ile ilgili ihale iptal edildi. 21 madde kapsamında yapılmış bir ihaleydi. Ne demek bu; özellikle arz eden bir iş olduğu için pazarlık usulüyle yapılmıştı. Yargının verdiği ve yürütmeyi bağlayan bir karar. Hızla yeni ihalesini tamamlamak suretiyle zamanı içinde bunu bitirmek için var gücümüzle çalışacağız. Ulaştırma bakanlığı ile yaptığımız görüşmelerde bu mesajı aldık. Geç olsun güç olmasın'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla Bursa hızlı tren hattının Türkiye'deki olmazsa olmaz 10 proje arasına alındığını vurgulayan Çavuşoğlu, 'Hızlı tren hattı ihalesi tamamlandı. Müteahhit firmanın dış kredi ile yapılacağını ifade etmiştik. Müteahhit dış kredi ile ilgili birkaç çalışma yaptı. Ama orada bir takım sıkıntılar yaşadı. Ancak bu arada şantiyeler kuruldu, bütün hazırlıklar tamamlandı. Önümüzdeki birkaç aylık zaman dilimi içinde Hazinenin dış talebi onaylayacağı haberini aldık. Çalışmalara hız vereceğiz' dedi.

Tarladan seraya dönüş ve enflasyon pazarda fiyatları uçurdu

 06 Ekim 2021 Çarşamba, 08:04

 
 

Türkiye'de son aylarda en çok tartışılan konulardan biri gıda ürünlerindeki artış. Bu, en son açıklanan enflasyon rakamlarına da yansıdı.

TÜİK'in Eylül ayına ilişkin tüketici fiyatlarında yıllık enflasyon yüzde 19,58 oldu. Yıllık çekirdek enflasyon ise yüzde 16,98 olarak gerçekleşti. Gıda fiyatlarında yıllık artış ise yüzde 28,8 olarak kaydedildi.

Üretici fiyat endeksindeki rakamlar ise bir önceki yıla göre yüzde 43,96 arttı. Aylık bazda ise üretici fiyat endeksindeki artış yüzde 1,55 olarak gerçekleşti.

Bu açıklamanın ardından sosyal medyadan takip ettiğim Bloomberg HT Tarım Editörü İrfan Donat, TÜİK verilerini baz alarak fiyat artışlarını ürünlere yansımasını aktardı: En yüksek artış yüzde 70 ile yumurta ve domateste. Bunları yüzde 69'la tavuk eti, yüzde 58'le patates, yüzde 52 ile ayçiçeği yağı, yüzde 50 ile mercimek, margarin, yüzde 42 ile nohut, yüzde 40'la mısırözü yağı, yüzde 34-35 ile süt, peynir, yoğurt, yüzde 35-38 ile salam, sucuk, sosis, yüzde 30 ile balık, yüzde 28,5 ile makarna, yüzde 28'le ekmek ve yüzde 25 ile dana eti izledi.

Enflasyondaki artış toplumun çeşitli kesimlerden yankı buldu.

Geçen hafta, doğalgaza yapılan zamların sanayicilerin omuzlarındaki yükü katladığını ve iş dünyası adına yüksek oranlı zam kararının gözden geçirilmesini isteyen TÜGİAD Genel Başkanı ve DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Nilüfer Çevikel, sosyal medya hesabından enflasyon değerlendirmesi yaptı:

'Enflasyon, üretici fiyatlarında yüzde 44 artış ile yükselişini sürdürüyor. Sürekli artan sanayici üzerindeki maliyet yükünün azalması için fiyat istikrarı politikasının kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Sağlıklı büyümenin yolunun, düşük enflasyondan geçtiğini unutmamalıyız'

'Enflasyon dünyanın sorunu' diyen Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Hadi Türkay ise 'Bu durum pandemi etkisini azaltmak için para basılması nedeniyle tüm dünyada beklenen bir şeydi. Şimdi ekonomiler toparlanmaya çalışırken buna bir de enerji krizi eşlik ediyor. İşimiz kolay değil ama doğru bir planlama ile buradan da en az hasarla çıkabiliriz' değerlendirmesini yaptı.

Türkay, tırmanışını sürdüren enflasyonun 1990'lardaki gibi kronik bir sorun haline gelmemesi için alınacak önlemleri iş insanları olarak konuşmaya açık olduklarını da sözlerine ekledi.

Artışlar konusunda hükümet de bir süre önce harekete geçmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD dönüşü uçakta yaptığı açıklamaların ardından tarım kredi kooperatifinde alışveriş yapması gündemin de bu konuya odaklanmasını sağladı. Yeni yasama yılında TBMM gündeminde de Hal Yasası yer alıyor.

PAZARIN NABZI VE BAŞKANDAN KDV ÖNERİSİ

Yazılarımı takip edenler bilir; haftada bir gün ya Reyhan ya da Gemlik pazarını dolaşmazsam eksiklik hissederim.

Dün Gemlik Salı pazarındaydım. Sonbahar döngüsü yani tarladan seraya geçiş, enflasyonla birleşince pazardaki sebze ve meyve fiyatlarını adeta uçurmuş. Pazar yine rengarenk ama zamlı fiyatları görünce insanın pek neşesi kalmıyor.

Birkaç örnek vereyim: çeri domates 18 lira olmuş, normal domates ise 7,5 lira. Patlıcan, kabak, taze fasulyede geçen ayki rakamları bulmak mümkün değil. Üç aylık bir aranın ardından Pazar tezgahında yeniden boy gösteren brokoli ise 15, karnabahar 25 lira.

Hem fiyatları sormak hem de önerilerini sormak üzere Bursa Seyyar Pazarcılar Odası Başkanı Refik Aksu'yu aradım. O da çeri domatesin 18 liraya çıktığına inanmadı. Hale ve Antalya'ya sordu. Antalya çıkışı 12 lira, Bursa halinde ise dün sabah 12-15 lira arasında olduğunu teyit etti.

Geçiş dönemlerinde bu tür yüksek fiyatların oluştuğunu vurgulayan Refik Aksu, iki temel konu üzerinde öneride bulundu. Bunlardan biri Pazar ürünlerindeki KDV oranları. Yüksek vergilendirmenin hem kayıtdışına yönlendirdiğini hem de fiyat artışlarına neden olduğunu ifade eden Aksu, 'Halden tüketicinin poşetine girinceye kadar vergi oranı yüzde 13'e ulaşıyor. Bu oran yüzde bire düşürülürse hem vergideki kayıp kaçak önlenir hem de fiyat istikrarı sağlanır' dedi.

Aksu, seçildiği günden beri pazarlardaki 4.99, 9.99 veya yarım kilosu 10 lira gibi aldatıcı etiketlerle mücadele başlatmıştı. Yönetimiyle birlikte Pazar Pazar dolaşarak bunun önlenmesinde başarılı oldu. Aksu'ya göre, en büyük rakipleri olan süpermarketlerde aynı yanıltıcı etiket uygulaması devam ediyor. Ayrıca pazarlarda esnaf arası rekabet olduğu için fiyatlar hala uygun durumda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarım kredi kooperatifleriyle ilgili açıklamalarını da değerlendiren Aksu, 'belki kuru bakliyat, yağ ve diğer ürünlerde denge sağlanabilir ama taze meyve sebzede yine sorun yaşanır. Pazarcıdan daha uygun fiyata kimse satamaz. O yüzden buranın vergi indirimi gibi teşviklerle desteklenmesi gerekir' dedi.

Aksu'nun üzerinde durduğu diğer bir konu ise tarımda planlama. Plansız tarım yüzünden bir ürün bu yıl ucuzken önümüzdeki yıl pahalı hale geliyor. Buna örnek olarak geçen yıl patates ve soğanda yaşananları, bu yıl da çeri domatesteki artışı gösteren Aksu, Türkiye'nin tarımda bir an önce planlı üretime geçmesinin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.

GELECEK'TEN SICAKSU'YA ÖĞRENCİLER İÇİN APART YURT ÖNERİSİ

Gelecek Partisi Bursa İl Yönetimi, dün yaptığı toplantıda Bursa'nın sorunlarını masaya yatırdı. Toplantıda görüşülen önerileri ise Gelecek Partisi İl Başkanı Alpaslan Yıldız duyurdu.

Bursa'yı sevdiklerini ve sorunlarına çözüm bulmak için çalıştıklarını ifade eden Yıldız, önümüzdeki günlerde il başkanlığı bünyesinde oluşturulan komisyonların hazırladıkları projeleri kamuoyuna açıklayacaklarını söyledi.

Yıldız, bugünlerde tartışma konusu olan Sıcaksu bölgesi için apart yurt önerisinde bulunarak, kiraların yüzde 60 artmasının üniversiteli gençleri çadır seçeneğine mahkum ettiğini savundu. Yıldız, 'TOKİ burada konut yerine "Apart Daireler/Yurt" yaparsa öğrenciler için uygun konaklama seçenekleriyle bir tercih sebebi olur. 3 yıl sonra yurt sorununun olmayacağı da düşünüldüğünde Sıcaksu'daki Apart daireler turizme kazandırılarak bir taşla iki kuşta vurulmuş olacaktır' dedi.

Yıkıldığında tarihi kimliği korunacak denilen Tolon fabrikasının yeniden yapılarak kültür ve eğitim merkezine dönüştürülerek kadınlara kazandırılmasını da öneren Yıldız, Timsah Arena'nın atıl durumda bulunan bölümlerinin kadın odaklı kooperatiflere tahsis edilmesini istedi.

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...