Srebrenitsa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Srebrenitsa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2021 Pazar

Bilge Kral bir kez daha haklı çıktı: Hollandalı askerlere ödül [12 Şubat 2021 ]

 Euronews'in haberini okurken tüylerim diken diken oldu.

Onlar katliam demiş ama Uluslararası Adalet Divanı'nın 2007'deki kararıyla resmen soykırım ilan edilen Srebrenitsa'da 8 bin 372 Boşnak sivilin öldürülmesini izleyen Hollandalı askerlere ülkeleri tarafından ödül verilmiş.

Çoğunlukla filmlerde kullanılır, yaşanan andan birden geriye dönülerek, anlatım başlar. Tıpkı onun gibi bir anı yaşayarak 2017 yılının temmuz ayına döndüm.

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin daha doğrusu o dönemin basın halkla ilişkiler müdürü Saffet Yılmaz'ın organize ettiği geziyle Srebrenitsa'daki anma töreni ve onun öncesinde Marş Mira adı verilen yürüyüşü katılmıştık.

Anlatılanlar ve yazılanlardan az çok Bosna ve özellikle Srebrenitsa'da yaşananları biliyorduk. Ancak, özellikle aradan 23 yıl geçmesine rağmen soykırımın izlerini taşıyan güzergahta tanıklarla birlikte yürümek onları dinlemek ve sonunda henüz bir günlük bebeğin mezarını görmek geziye katılanları derinden etkilemişti.

Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ Srebrenitsa ile ilgili gelişme olduğunda dikkat kesilirim.

Bu haber de onlardan biri.

Peki, bu soykırımda ülkelerinin ödül verdiği Hollandalı askerlerin rolü neydi?

Hatırlamakta fayda var. Çünkü Bilge Kral olarak adlandırılan Bosna Hersek'in efsane lideri Aliya İzzetbegoviç'in dediği gibi 'unutulan soykırım tekrarlanır'

1995 yılında Srebrenitsa'nın nüfusu bölgelerden gelen mülteci göçleriyle 60 bin civarına ulaştı. Açlık ve hastalıklarla mücadele edilen bir toplama kampına dönüşen kentte, Müslümanların elindeki silahlar BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplandı.

Ratko Mladiç komutasındaki Sırpların saldırı başlatması üzerine Boşnakların silahlarını geri almak için yaptıkları başvuru, sorumlu Hollanda komutanı Thom Karremans tarafından reddedildi. BM yalnızca iki F16'yı kent üzerinde bir uçuş yaptırmakla yetindi.

Ve ardından Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna'daki BM Barış Gücü komutanı Hollandalı generalden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşalttılar. Savaş sırasında şehrin güvenliğinden sorumlu olan Hollandalı komutan Thom Karremans kendisine sığınan 25 bin mülteciyi ve şehri Sırplara teslim etti.

Daha sonra Sırp generalin kenti boşaltan Hollandalı komutana bir hediye verirken görüntüleri ortaya çıktı. Kente saldıran Sırplar, akü fabrikasına sığınan, bölgeden kaçmak isteyen aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 8 bin 372 Boşnak sivili acımasızca katletti.

Lahey Adalet Divanı bir hafta süren katliamı bir 'soykırım' olarak kabul etti. Sorumlular yargılanıp ağır cezalara çarptırıldı.

Ancak, soykırımın yaşanmasını izleyen hatta çanak tutan Hollandalı askerlerle ilgili gelişmeler de dünya kamuoyunca uzun süre tartışıldı. Hazırlanan raporlarda, savaşın ağır ve acı hatıraları altında ezilen askerlerin gerçekte katliamları engellemek için gerekli askeri kapasiteden yoksun oldukları iddia edildi.

Ve bu 850 askere hükümetleri 'jest ve takdir göstergesi' olarak kişi başına 5'er bin Euro ödeme kararı aldı.

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanvekili ve Bosna-Hersek Dostluk Grubu Başkanı Refik Özen, bu karara tepkisini yine Bilge Kral'ın sözleriyle gösterdi:

'Bunu hiç unutma evlat. Batı hiçbir zaman medenî olmamıştır ve bugünkü refahı, devam ede- gelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur...'

AKTAŞ ÇAĞRI YAPMIŞTI, NİLÜFER BELEDİYESİ PROJEYİ ODALARA ANLATTI

Nilüfer Belediyesi tarafından 2010 yılında çalışmalarına başlanan 'Ekokent' adıyla bilinen Nilüfer Batı Gelişme Bölgesi Uygulama İmar Planı, altıncı kez mecliste kabul edilerek Büyükşehir Belediyesi'ne gönderilmişti.

Geçen ay Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde UNESCO toplantısını izlerken Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'a 'Dubai Projesi' olarak da adlandırılan imar düzenlemesiyle ilgili görüşünü sormuştuk. Aktaş da, 'Bu projeyi Bursa'nın tartışmasını istiyorum. Bir de İMSİAD, akademik odalar baksınlar. Projenin farklı yönleri var. Bu memlekette insanlar sadece Dubai konseptinde yaşamıyor. Tartışma sonucu Bursa projesi olsun' çağrısında bulunmuştu. Sanırım çağrı yerine ulaştı. 10 yıllık sürecin sonunda değişen yönetmeliklere göre son düzenlemeler yapılarak yeniden onaya gönderilen projenin son hali, Nilüfer Belediyesi Meclisi'nde yapılan toplantıyla TMMOB'a bağlı meslek odalarının temsilcilerine sunuldu.

Belediyeden yapılan açıklamada, bağlı Kayapa, Hasanağa ve Görükle sınırları içinde kalan plan, Bursa kent merkezi ile entegre, yüksek altyapı ve çevre standartlarına sahip, kent içi ulaşımında yayalara, bisiklete, insan ve çevre sağlığına öncelik veren, komşuluk kültürüne de imkan sağlayacak şekilde hazırlandığı ifade edildi. Şimdi akademik odaların bu konuyla ilgili görüşlerini ve planın Büyükşehir meclisinde nasıl karşılık bulacağını göreceğiz.

BİR SİZ EKSİKTİNİZ!

Dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum. Bundan 4-5 yıl öncesine kadar aralarında profesöründen ağır ceza hakimine kadar yüzlerce insan terör örgütlerinin adı kullanılarak kendilerini polis veya savcı olarak tanıtan kişiler tarafından dolandırılıyordu. Sonra yapılan düzenleme ile bu tür dolandırıcılık yöntemi katalog suçlar arasına alınıp verilen ceza miktarı artırılınca bu tür dolandırıcılık olayları deyim yerindeyse bıçak gibi kesildi.

Huylu huyundan vazgeçmez misali. Bu kez başka dolandırıcılık olayları ortaya çıkmaya başladı. Önceki gün cep telefonuma gelen mesaj bunun bir örneği kelimesine dokunmadan sizlere de aktarayım:

'Selamünaleyküm abim. Ben Mehmet. Şu an Manisa'da hanımın teyzesinin köyündeyim. Teyzegiller hayvanlara ahır, dam mera yeri yaparken kapı temelinin bir buçuk metre altından Arapça, Kuranca yazılı sarı sarı tam 1261 adet paralara denk gelmiş. Yardımcı olursan Allahın izniyle beraber ekmek yiyeyim.'

Gülerek okuduğu mesajı polis yetkilisine sordum. Bu yeni yöntemlerden biriymiş. Bir de jigolo aranıyor versiyonu da varmış. Terör örgütlerinin ismini kullananların yerini bunlar almış. Takibi çok zor. Şikayet üzerine savcılıktan izin alınarak kullanılan numaralar izleniyor. Ancak bunların büyük çoğunluğu birçoğu ölen insanların üzerine çıkan hatlar. Suriyelileri de kandırarak hat çıkaranlar varmış. O yüzden yakalanması için kullanılan baz istasyonu takibi yapılıyor. Yakalamak ise çok zor. Bir siz eksiktiniz. Başka ne diyeyim...

19 Haziran 2021 Cumartesi

Srebrenitsa; unutulan soykırım tekrarlanır [11 Temmuz 2020]

Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen Srebrenitsa soykırımının üzerinden 25 yıl geçti.
İnsanlık tarihine kara bir leke olarak düşen bu soykırımın sorumluları cezalandırıldı ama Srebrenitsa hâlâ Avrupa'nın kanayan yarası. Çünkü aradan geçen 25 yıla rağmen hâlâ acımasızca katledilenlerin cenazeleri daha doğrusu onlardan geriye kalan birkaç parça, her yıl 11 Temmuz'da Potoçari'deki anıtmezarlıkta toprağa verilmeye devam ediyor. DNA araştırmaları sonucu belirlenen 9 Bosnalı Müslüman'ın cenazesi bugün düzenlenecek törenle toprağa verilecek.

Boşnak kurbanların aileleri ise çeyrek asır sonra da olsa sevdiklerini toprağa vererek artık ziyaret edebilecekleri bir mezarlarının bulunmasının buruk huzurunu yaşayacaklar.

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in savaşın sona ermesinin ardından söylediği 'Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır' sözlerinin gereğini yerine getirmek amacıyla o günleri anlamak ve gelecek nesillere aktarmak gerekiyor.

Artık tarihe mal olan bu sözler aslında sadece bize değil, tüm insanlığa bir vasiyet niteliği taşıyor. Srebrenitsa'da neler olduğunu anlatayım; Bugün artık yaşamayan kasap Mladiç önderliğindeki Sırp ordusu, Birleşmiş Milletler (BM) gücünün koruduğu kuşatılmış alana girdiği 11 Temmuz 1995 sabahı 30 bin Bosnalı Müslüman, Potoçari kasabasındaki BM askeri üssüne akın etti.
Sırplar, önce erkekleri kadınları ayırdı, daha sonra da 5 gün boyunca 8372 erkek ve genci öldürdü. Bu sayı yıllar süren çabalar sonucu tespit edilebilenler. Hala kayıp yakınlarını arayan yüzlerce Boşnak var.

'Unutmamak' adına gerçekleştirilen ve bugün artık barış olarak adlandırılsa da ölüm yürüyüşü olarak bilinen Marş Mira'nın bu yıl 16'ncısı koronavirüs gölgesi altında düzenlendi. Geçtiğimiz yıllarda 10 binlerin katıldığı yürüyüş, başlangıç noktası olan Nezuk'ta koronavirüs görülmesi üzerine bu yıl Zvornik yakınındaki Crni Vrh mevkisinden başladı. 500 kişinin katıldığı ve güzergah değişikliği yürüyüş yine Potoçari'deki Anıtmezarlıkta sona erecek.

REFİK ÖZEN GİDEMEDİ MECLİS'TE ANLATTI

Srebrenitsa'daki anma törenlerine her yıl Türkiye'den geniş katılım olurdu. Geçen yılki törene Milli Savunma Komisyonu Başkan Vekili ve TBMM Bosna-Hersek Dostluk Grubu Başkanı AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile birlikte katılmıştı.

Koronavirüs nedeniyle bu yılki törenlere katılamayan Özen, TBMM genel kurulunda yaptığı konuşmada Aliya İzzetbegoviç'in sözlerini hatırlatarak, Srebrenitsa'yı unutmamak gerektiğini vurguladı.

Aradan 25 yıl geçmesine rağmen Srebrenitsa'nın acısının devam ettiğini ifade eden Özen, milletvekillerine şu sözlerle seslendi: 'Biz Srebrenitsa'yı; Mavi kelebeklerle, 11 yapraklı, yeşil rengi ile yeniden doğuşu, etrafındaki beyaz rengi ile masumiyetin göstergesi olan, umudun ve acının sembolü, ölen şehitlerin ve annelerinin yaşadığı hüznü temsil eden Srebrenitsa çiçeği ve bir Boşnak masum çocuğun annesine sorduğu 'Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne' sorusuyla hatırlayacağız ve unutturmayacağız'
Bu arada, Özen'in verdiği bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Potoçari'deki bu yılki anma törenine video konferansla katılarak konuşma yapacak.

MARŞ MİRA'DA 3 GÜNDE 100 KM

Basın Halkla İlişkiler Müdürü Saffet Yılmaz'ın önerisi üzerine 2017 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği programla 'ölüm yolu'ndaki Marş Mira yani barış yürüyüşüne bir grup Bursalı gazeteci ile birlikte katılmıştık. 3 günde yaklaşık 100 kilometre yol katetmiştik.

Hâlâ zaman zaman Adnan Baştopçu ile bir araya geldiğimizde temmuz sıcağında yürüyüşü nasıl tamamladık diye konuşuruz.

Yürüyüş aslında tersine istikamette yapılıyor. Yani kurtuluş noktası olan Nezuk'ten soykırımın gerçekleştiği Potoçari'deki akü fabrikasının önüne kadar.
Yürüyüşün her etabı aradan geçen yıllara rağmen kimi zaman kurşun ve kan izleri, kimi zaman yakılıp yıkılmış bir ev görüntüsü ile soykırımın izlerini taşıyordu.

Mezarlıktaki anma törenine dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe de katılmıştı. 2017'deki organizasyonda Marş Mira'da Büyükşehir Belediyesi gövde gösterisi de yapmıştı. 10 bin şapka 2 bin tişört ve üzerinde Bursa logosu bulunan 20 bin adet pet şişede su dağıtımı gerçekleştirilmişti. Yürüyüş sırasında bir ara gruplara baktığınızda neredeyse herkesin başında Bursa Büyükşehir Belediyesi yazılı şapkaların bulunması bizleri de şaşırtmıştı.

Yürüyüşte en çok etkilendiğimiz konu, Aliya İzzetbegoviç'in 'Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız' sözleriyle anlam bulan Boşnakların tavır ve beklentileriydi.

İntikam peşinde olmayan Boşnaklar, Türkleri yanlarında görmekten mutluluk ve gurur duyuyor. Bir bölümü Sırp Cumhuriyeti bölgesindeki bu yürüyüşe ilgi ve Türkiye'den katılım dosta güven düşmana gözdağı etkisi yapıyor. Güçlü bir Türkiye'nin kendilerinin en büyük güvencesi olduğunu her fırsatta dile getirmekten de kaçınmıyorlardı. 

10 Haziran 2021 Perşembe

Srebrenitsa'yı asla unutmayacağız [10 Temmuz 2019 ]

Tam 24 yıl önce, üstelik Avrupa'nın göbeğinde insanlık tarihine kara leke olarak düşen bir soykırım yaşandı.
Özellikle soykırım kelimesini kullanıyorum. Çünkü yapılanları Birleşmiş Milletler de katliam değil, soykırım olarak nitelendirip, sorumluları bu suçtan cezalandırdı.
Srebrenitsa'dan bahsediyorum...


Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in savaşın sona ermesinin ardından söylediği 'Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır' sözlerinin gereğini yerine getirmek amacıyla o günleri anlamak ve gelecek nesillere aktarmak adına yazıyorum.
Artık tarihe mal olan bu sözler aslında sadece bize değil, tüm insanlığa bir vasiyet niteliği taşıyor.
Peki, neler olmuştu Srebrenitsa'da?
Kasap Mladiç önderliğindeki Sırp ordusu, Birleşmiş Milletler (BM) gücünün koruduğu kuşatılmış alana girdiği 11 Temmuz 1995 sabahı 30 bin Bosnalı Müslüman, Potoçari kasabasındaki BM askeri üssüne akın etti.
Sırplar önce erkekleri kadınları ayırdı, daha sonra da beş gün boyunca 8372 erkek ve genci öldürdü. Bu sayı yıllar süren çabalar sonucu tespit edilebilenler. Hâlâ kayıp yakınlarını arayan yüzlerce Boşnak var.
Srebrenitsa soykırımını 'Unutmamak' adına gerçekleştirilen ve bugün artık barış olarak adlandırılsa da ölüm yürüyüşü olarak bilinen Marş Mira'nın bu yıl 15'incisi düzenleniyor.
2 yıl önce Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği programla Marş Mira yani barış yürüyüşüne bir grup gazeteci ile birlikte katılmıştık. Belki inanmayacaksınız ama 55 yaşını devirmiş iki gazeteci olarak arkadaşım Adnan Baştopçu ile birlikte 3 gün boyunca yaklaşık 100 kilometre yol kat etmiştik. Hâlâ zaman zaman temmuz sıcağında o yürüyüşü nasıl tamamlayabildiğimizi Adnan'la konuşuruz.
Abartısız söylüyorum; yürüyüşün her etabı aradan geçen yıllara rağmen kimi zaman kurşun ve kan izleri, kimi zaman yakılıp yıkılmış bir ev görüntüsü ile soykırımın izlerini taşıyordu.
Bu yıl 8 Temmuz'da başlayan Marş Mira'ya katılanlar soykırım kurbanlarının güvenli bölge olan Tuzla'ya ulaşmak için kat ettikleri güzergahın tam tersi yönünden yapılıyor. Yürüyüşe katılanlar soykırımdan sağ kurtulanların ulaştıkları Nezuk'tan başlayıp, anıt mezarın yer aldığı Potoçari'ye kadar 3 günde 100 kilometre yol katediyorlar.
Artık uluslararası bir nitelik kazanan bu yürüyüş ve anma törenleri sayesinde Bilge Kral'ın vasiyeti de yerine getirilmiş olacak.
Srebrenitsa'yı asla unutmayacağız...

BURSALI VEKİLLER ANMA TÖRENLERİNDE

Türkiye, her platformda Bosna'nın yanında olduğunu en üst düzeyde temsille gösteriyor.
Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Zirve Toplantısı için Bosna'ya giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,Srebrenitsa'da yaşanan soykırımın 24. yılında toprağa verilecek 33 kurbanın cenazelerinin başkent Saraybosna'dan Potoçari Anıt Mezarlığı'na uğurlanması törenine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın heyetinde TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanvekili ve Bosna-Hersek Dostluk Grubu Başkanı olan AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen de yer aldı.


CHP de Potoçari Anıt Mezarlığı'nda yarın düzenlenecek tören için aralarında Bursa Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özkan'ın da bulunduğu 4 kişilik heyet görevlendirdi. Heyette Prof. Dr. Özkan'ın yanı sıra CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygün, CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Muradiye Sit ve İstanbul Belediye Meclis Üyesi Refik Akova da yer alıyor.

BURSA'DA 8372 KARANFİL DAĞITILACAK

Srebrenitsa Soykırımı'nın 24'üncü anma gününde Bursa'da da tören düzenlenecek. Bosna Hersek Bursa Fahri Başkonsolosluğu, Büyükşehir ve Osmangazi Belediyesi tarafından Şehreküstü Meydanı'ndaki Saraybosna Kardeşlik Çeşmesi önünde düzenlenecek törene Bosna Hersek'in Ankara Büyükelçisi Bakir Sadoviç de katılacak.


Törende Srebrenitsa'da şehit edilenler için 8372 karanfil dağıtılacak. Resim sergisi ve Srebrenitsa çiçeği yapım atölyeleri de açılacak. 

11 Mayıs 2021 Salı

Srebrenitsa'nın 23 yıldır dinmeyen acısı [08 Temmuz 2018]

Kasap Mladiç önderliğindeki Sırp ordusu, Birleşmiş Milletler (BM) gücünün koruduğu kuşatılmış alana girdiği 11 Temmuz 1995 sabahı 30 bin Bosnalı Müslüman, Potocari kasabasındaki BM askeri üssüne akın etmişti.
Sırplar önce erkekleri kadınları ayırdı, daha sonra da beş gün boyunca 8372 erkek ve genci öldürdü. Bu sayı yıllar süren çabalar sonucu tespit edilebilenler. Hâlâ kayıp yakınlarını arayan yüzlerce Boşnak var.
Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen Srebrenitsa soykırımını 'Unutmamak' adına gerçekleştirilen ve bugün artık barış olarak adlandırılsa da ölüm yürüyüşü olarak bilinen Marş Mira'nın bu yıl 14'üncüsü düzenleniyor.
Marş Mira'ya katılanlar soykırım kurbanlarının güvenli bölge olan Tuzla'ya ulaşmak için katettikleri güzergahın tam tersi yönünden yapılıyor. Yürüyüşe katılanlar soykırımdan sağ kurtulanların ulaştıkları Nezuk'tan başlayıp, anıtmezarın yer aldığı Potoçari'ye kadar 3 günde 77 kilometre yol katediyorlar.
Geçen yıl Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği organizasyonla 50 kişilik ekiple Marş Mira'ya katılmıştım.
Gazetecilik yaşamımım en duygulu anlarını da bu yürüyüşte yaşamıştım. Aradan geçen 22 yıla rağmen soykırım kurbanlarının acıları dinmemiş, onların yakarışları, törene katılan 6 bin kişi gibi bizleri de gözyaşına boğmuştu.
Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in "Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır' demişti. Artık tarihe mal olan bu cümlesi aslında sadece bize değil, tüm insanlığa bir vasiyet niteliği taşıyor.
Srebrenitsa unutulmamalı...

Bu yıl Türkiye'den katılım az

Marş Mira katılımcılarında ömür boyu hatırlanacak derin izler bırakıyor. Boşnakların yanı sıra en büyük katılımcı grubu Türkiye'den gelenlerden oluşuyor. Bu yıl 24 Haziran seçimleri ve 8 Haziran'daki ikinci tur beklentisi Türkiye'den katılımcı sayısını azalttı. Katılımın azalmasındaki diğer bir etken ise dövizdeki yükselmeyle birlikte uçak fiyatlarında meydana gelen artış.
Türkiye'den, sosyal medya üzerinden örgütlenerek yürüyüşe katılan70 kişilik gönüllü grubu dün Saraybosna'dan Tuzla'ya oradan da yürüyüşün başlayacağı Nezuk'e ulaştı. Geçmiş yıllarda sayıları çok fazla olan grup, az sayıda kişiyle de olsa bugün de yürüyüşe başlayarak, Bosnalıları yalnız bırakmayacak.
Bursa'dan bu yıl Marş Mira'ya katılımlar ise bireysel düzeyde. Büyükşehir Belediyesi'nin organizasyonu yok. Geçen yılki organizasyonda Bursa Büyükşehir Belediyesi tam anlamıyla gövde gösterisi yapmıştı. 10 bin şapka 2 bin tişört ve üzerinde Bursa logosu bulunan 20 bin adet pet şişede su dağıtımı gerçekleştirilmişti.
Birlikte yürüdüğümüz gazeteci arkadaşım Adnan Baştopçu ile bir ara gruba baktığımızda neredeyse herkesin başında Bursa Büyükşehir Belediyesi yazılı şapkaların bulunması bizleri de şaşırtmıştı.

Marş Mira neden önemli?

Geçen yılki yürüyüşte etkilendiğimiz en önemli konu Aliya İzzetbegoviç'in 'Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız' sözleriyle anlam bulan Boşnakların tavır ve beklentileri.
İzzetbegoviç'in tarihe not düştüğü gibi Boşnaklar intikam peşinde değil. Türkleri yanlarında görmekten mutluluğun yanı sıra gurur da duyuyorlar. Bir bölümü Sırp Cumhuriyeti bölgesindeki bu yürüyüşe ilgi ve Türkiye'den katılım dosta güven düşmana gözdağı etkisi yapıyor. Güçlü bir Türkiye'nin kendilerinin en büyük güvencesi olduğunu her fırsatta dile getirmekten de kaçınmıyorlardı.
O yüzden Türkiye'den bu yürüyüşe katılım çok önemli. Bu yıl seçim dolayısıyla yüksek katılımın olmaması üzücü. Ancak önümüzdeki yıllar için yerel yönetimlerin ve özellikle de Bursa'nın yüksek katılımla bu yürüyüşte yer alması gerekiyor.
Çünkü gönüllere atılan sevgi temelleri yüzlerce yıl geçse de asla silinmiyor.

 

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...