koranavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koranavirüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2021 Perşembe

Korona Uludağ'ın da tadını kaçırdı [19 Aralık 2020]

Koronavirüs pandemisi, hayatımızın her alanındaki düzeni alt üst etti.

Çalışma hayatı, tatil düzeni sosyal ilişkilerimiz hepsi değişti ve yeni düzene göre ayarlandı.

Genel düzen bir yana ani gelen kapatma kararları kısa vadeli planlar yapmamıza bile izin vermiyor. Yılbaşı için alınan 4 günlük kapatma kararı da bunlardan biri.

Uludağ, Türkiye'nin en önemli kış turizm merkezlerinden biri. Kar yağınca, haberciler Uludağ'a beyaz gelinliğini giydirir, turist gelince Beyaz Cennete akın manşetleri atarlardı.

Kuraklık yüzünden bu yıl Uludağ'a kar ancak 11 Aralık'ta yağdı ve ardından lodosla eridi bileUludağ'daki asıl kuraklık ise turizm konusunda.

Her yıl bu günlerde, otellerin doluluk oranları yazılır, yılbaşı paketleri ve katılacak sanatçılarla ilgili duyurular yapılırdı.

Zirvedeki son durumu öğrenmek için Uludağ'ın duayen turizm işletmecilerinden Haluk Beceren ile görüştük.

'Günlük güneşlik havada oturuyoruz' diye söze başlayan Beceren, işletmelerin hazırlıklarını tamamladığını ve 25 Aralık'ta sezonun açılacağını söylediBof ve Karina otellerinin daha erken açıldığını hatırlatan Beceren, koronavirüsün hayatın her alanını olduğu gibi Uludağ'ı da olumsuz etkilediğini vurguladı ve şöyle devam etti:

'Uludağ'daki otel ve tesisler genelde yerli turistlere hizmet veriyor. 4 günlük kapatma kararı öncesi rezervasyonlar başlamıştı. Ancak, karar ile birlikte iptaller de geldi. Bunlar nasıl bir sezon geçireceğimizin olumsuz işaretleri'

TÜRSAB Genel Yönetim Kurulu'nda Sayman Üye olarak Bursa'yı temsil eden Hasan Eker ise Uludağ'da belirsizliğin de turistler için sorun oluşturduğuna dikkat çekti.

Başka kış turizm merkezlerinde pistlerin işletmelere ait olduğunu ve bu yüzden kapanma dönemlerinde de hizmet verebildiklerini vurgulayan Eker, şöyle devam etti:

'Uludağ'daki pistler Milli Parklara ait. Kapanma döneminde kayak pistlerinin kullanımı için özel izin gerekiyor. Bu tür tesisler için kapanma döneminde kayak pistlerine çıkılabilir açıklaması yapılsaydı. Talep artardı'

Dört günlük kapanma kararının Uludağ'ı olumsuz etkilemesine rağmen sahil bölgelerine ilgiyi arttırdığını ifade eden Eker, evde kapalı kalmak istemeyenlerin sahillere gitmek istediklerini söyledi.

'Belki bir patlama etkisi yaratmayacak' diyen Eker, yılbaşındaki kapatma kararı sonrası Bursa ve Antalya'daki turizmcilerle görüştüğünü ve yüzde 15'e varan talep artışı olduğunu sözlerine ekledi.

Anlaşılan o ki koronavirüs salgını sona ermeden bize rahat yüzü yok...

BURSA, ASAYİŞ OLAYLARINDA ADANA'YI GEÇTİ Mİ?

Son aylarda, televizyonların haber bültenleri ve internet sitelerinin manşetlerinde sürekli Bursa haberleri yer alıyor.

Çoğunluğu da günlük asayiş olayları... Hatta Bursa'nın bu konuda şöhreti olan Adana'yı geçtiği söyleniyor.

Geçtiğimiz günlerde yaptıkları haberlerin tüm televizyonlarda yayınlanmasını övgü ile sosyal medya hesabından paylaşan İHA Bursa Bölge Müdürü İhsan Altıkardeş'e 'Huzur kenti olarak bilinen Bursa, gerçekten Adana'yı geçti mi?' diye sordum. Bir günde 40 televizyonun ana haber bültenine servis ettikleri 5 haber giren Altıkardeş de anlattı. İşin aslı şu:

Bursa ve Adana'nın kendilerine göre farklı yapıları var. Adli vaka sayılarına bakıldığında Bursa yine birçok ilin gerisinde ama işin basına yansıması bölümünde değişiklik var.

Mesela, İHA Bursa Bürosu'nda 30 personel görev yapıyor. 30 da haber başına ücret alan muhabirleri var. Bunların yaptıkları haberler Bursa'yı gazete ve televizyon manşetlerine taşıyor.

Altıkardeş ile sohbetimize katılan bursahakimiyet.com.tr editörümüz Coşkun Saitoğlu da haber sayısındaki artışın dikkat çekici olduğunu söyledi.

İhsan Altıkardeş bir konuya da vurguladı. Bursa'da özellikle Tacettin Aslan'ın emniyet müdürü olarak göreve başlamasından sonra operasyon ve denetimler arttı. Polis artık sosyal medyayı da çok yakından takip ediyor.

Emniyet müdürünün makam odasındaki dev ekranlardan Bursa'nın 50 ayrı açıdan görüntüsü canlı olarak izleniyor. Günün 24 saati çok kritik noktalarda ani denetimler yapılması da asayişin sağlanmasında etkili oluyor.

Anadolu Ajansı ve DHA'da görev yaptığım yıllarda Bursa'nın en önemli sorunlarından biri sentetik uyuşturucu kullanımındaki dikkat çekici artıştı. Altıkardeş'e 'uyuşturucu ile mücadeleyi de' sordum.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun 'uyuşturucu satıcılarının kafasını kırın' açıklamasının ardından Bursa'da da adeta nefes aldırmamacasına operasyonlar yapıldığını ve satıcıların kısa sürede yakalandıkları söyledi.

Buradaki sorun kullanıcılarla ilgili. Polisin yakaladığı kullanıcıların ifadelerinin alınmasının ardından serbest kaldıklarını söyleyen Altıkardeş, polisin bu konuda yasal düzenleme yapılmasını beklediklerini sözlerine ekledi.

VALİ CANBOLAT, AŞI GÖNÜLLÜSÜ OLDU

Koranavirüs salgını başladığı günden beri umudumuz olan aşılama nihayet başlıyor.

Geçtiğimiz günlerde yazmıştım; aşı karşıtı görüşler kafamızı karıştırıyor. Bu konuda, bilim insanlarının açıklama yapması ve kanaat önderlerinin de öncülük yapması gerektiğine işaret etmiştim.

Bursa Valisi Yakup Canbolat, novac firmasının geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı için gönüllü olduğunu açıkladı ve aşı olurken çekilen fotoğrafını da sosyal medya hesabından yayınladı.

Vali Canbolat, hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

'Aşı çalışması için gönüllü oldum. Yapılan testlerde aşı olmama engel bir durum çıkmadı. Bugün Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Sinovac-Coronavak aşısından oldum. Bilime ve ülkemize faydalı olur inşallah. Sağlık çalışanlarımıza teşekkür ederim'

Canbolat'ı bu davranışı için kutluyoruz. Virüsten kurtulmamızın yolu aşıdan geçiyor. Toplumun da buna hazır olması lazım. 

Bursa iş dünyası, kredi değil hibe bekliyor... [02 Aralık 2020 ]

Koranavirüs salgının önlenmesi amacıyla 2 hafta önce yeni bir dizi tedbir alınmıştı. Ancak geçen süreçte yeni hasta ve can kayıplarının artması üzerine kısıtlamaların kapsamı genişletildi.

Getirilen kısıtlamalar, özellikle lokanta, restoran, kafe gibi hizmet sektörü işletmelerini tamamen kapattı. Gel-Al uygulaması paket servisine dönüşünce açık kalanlar da işyerlerini kapatmak zorunda kaldı.

Devam eden süreçte sadece hizmet sektörü değil, birçok alanda işletmeleri zor günler bekliyor. Bir yanda bahar aylarında ötelenen vergi ve SGK primleri, diğer yanda kredilerin geri ödemeleri de devam ederken işletmeler nefes almak için yeni destekler bekliyor.

İş dünyası temsilcileri bu taleplerini her platformda dile getiriyor. En son Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katıldığı Ekonomi Şurası'nda aktarılan taleplerle ilgili başta Ticaret Bakanlığı olmak üzere birçok bakanlık iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelerek, görüşlerini alıyor.

Bu toplantılardan biri dün Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda gerçekleştirildi. Online yapılan toplantıya Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak katıldı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve 20 bine yakın işletmenin yer aldığı odanın hizmet, tekstil ve hazırgiyim, perakende, turizm ve mobilya sektör temsilcilerinin yer aldığı komite başkanları, sorunlarını bakan yardımcısına aktardılar.

Toplantıda, konuşan Burkay, daha önce birçok platformda açıkladığı hibe desteği ile ilgili görüşlerini aktardı.

Burkay, geçtiğimiz akşam katıldığı bir televizyon programında pandeminin ikinci dalgasının mart ayı sonuna kadar özellikle yiyecek-içecek, gıda, hizmet ve perakende sektörlerini etkileyeceğini, bu sektörlerde faaliyet gösteren küçük esnafın sorunlarının önemli boyutlara ulaştığına dikkat çekmişti.

Faaliyetleri kısıtlanan ve işletmelerini idame ettirecek gelir sağlayamayan söz konusu işletmeler için 2020 yılı bütçesinin hibe kalemlerinin bittiğini ifade eden Burkay, 'Hibelerle ilgili ilave bütçeye ihtiyaç var. Bu işletmeler için tahakkuk eden vergi, SGK ve diğer ödemelerle ilgili hibe destekleri bekliyoruz' dedi.

Burkay'ın dikkat çektiği önemli nokta da sosyal barış vurgusu. Burkay, hibe desteğinin küçük esnafı pandemi dönemi sonrasına sağlıklı bir şekilde ulaştırılması açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

TÜRKKAN: TAM KAPATMA OLMADAN ÖNLENMEZ

Koranavirüsün yayılmasını önlemek amacıyla getirilen yeni kısıtlamalarla ilgili değerlendirmesini sormak için Bursa Tabip Odası Başkanı Alpaslan Türkkan'ı aradım.

'AVM'ler açık' sözleriyle başlayan Türkkan'a göre, HES kodu yüzde 100 hastalık taşınmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü HES kodu güvenli olsa da kişi bulaştırma döneminde olabilir. AVM'leri kapatmayıp bazı yaş grupları, bazı yerleri kapatmak çok mantıklı değil. Hafta sonları insanları içeriye almakla çözemezsiniz bu iş çözülmez.

Tam bir kapanma olması halinde salgının önüne geçilebileceğini savunan Türkkan, 'Yeni önlemlerle bir parça azalma sağlanabilir ama istenilen seviyeye inmez. Koranavirüs sadece akşam saatleri veya hafta sonu mu bulaşıyor' dedi.

'Peki, Bursa'da durum nasıl' diye sorduğumda, daha önceki basın toplantısında hazırlığını yaptıkları ölüm sayılarıyla ilgili çarpıcı rakamları paylaştı.

Oda, 2016-2019 yılları arasındaki aylık ölüm sayılarını inceledi. Önceki aylardaki artışlar 300-400 ile sınırlı kalırken, kasım ayı rakamları oldukça endişe verici çıktı.

4 yılın kasım ayı ortalaması 1320 iken, bu yılın kasım ayında Bursa'daki toplam ölüm sayısı 2993. İki katından fazla bir artış söz konusu.

Kayıtların tamamının kendilerine ulaşmadığını ve bu sayının 3 bini geçeceğini söyleyen Türkkan, '1600'ün üzerinde fazladan ölüm var. Bilimsel olarak bunların hepsini kovite bağlayamam ama çok ciddi fikir veriyor. Ancak bulaşıcı hastalıklarda bu kadar ciddi fark olur' dedi.

'Gerçekten korkulacak bir noktadayız' vurgusu yapan Türkkan, vaka sayındaki artışın vatandaşlarla sınırlı olmadığını, sağlık çalışanlarını da kapsadığını ifade etti ve şöyle konuştu:

'Sağlık hizmetleri sunumunda sıkıntı yaşanmasından korkuyorum. Bunun için halkımızdan kurallara uymaları konusunda destek bekliyoruz'

Türkkan'ın verdiği bilgiler açıkçası bana pek şaşırtıcı gelmedi. Nedenine gelince; sosyal medya hesapları son bir ayda ölüm ilanları listesine döndü.

O yüzden, yine Türkkan'ın daha önce dediği gibi karşımızdaki herkese koronalı gibi bakıp ona göre tedbirli olalım. Çünkü, aşının yaygın bir biçimde kullanılmasına daha çok zaman var.

GÖZLEM KULESİ'NİN KONUĞU MALKOÇ

TBMM'de 11 Kasım'da yapılan oylamada, Şeref Malkoç, bir kez daha Kamu Başdenetçisi olarak seçildi.

Dün, Meclis kürsüsünden yemin eden Malkoç, bu hafta ASTV'de yayınlanan Gözlem Kulesi'nin konuğu olacak.

Kamu Denetçiliği ya da diğer adıyla Ombudsmanlık, anayasal bir kurum. İdarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, her türlü eylem, işlem, tutum ve davranışları, insan hakları, hukuk ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden inceleyip, araştırıyor ve idareye önerilerde bulunuyor.

Yani bir nevi halkın avukatlığını yapan kuruma, yapılan başvurular titizlikle incelenerek, sonuçlandırılıyor.

Programda yeniden seçilen Malkoç ile hem kurumu, hem de Bursa'dan gelen şikayetleri konuşacağız.

Gözlem Kulesi, saat 20.30'da ASTV'de 

Korona geçip gidecek, asıl tehlike susuzluk[ 28 Kasım 2020]

Yazıda yer alan fotoğrafı, dört mevsim yeşil olan Sönmez Medya'nın önünde çektim. Yaz aylarında ağaç ve çimlerin sulanması kadar normal bir şey yok.

Kasım ayının 27'sinde kuraklık nedeniyle görevliler bahçeyi sulamak zorunda kalmışlardı. Çimler sararmış, bitkiler boynunu bükmüştü.

Sonbahar bitti, kış aylarına sayılı günler kaldı. Ancak beklenen sonbahar yağışlarını göremedik. Eylül gibi güneşli bir kasım ayı yaşıyoruz. Uludağ'a yağan karın soğuğu olmazsa hava sıcaklığı daha da yüksek olacak.

***

Koronavirüs, insanlık tarihindeki diğer salgın hastalıklar gibi ya kendisi sönümlenecek ya da aşı ve tedavi yöntemleri sayesinde etkisini kaybedecek. Asıl insanlığı bekleyen büyük tehlike iklim değişikliği ile ortaya çıkan kuraklık.

Aslına bakarsanız, koranvirüs ve diğer birçok hastalık da küresel iklim değişikliğinin bir sonucu. Doğal alanlara yapılan müdahaleler sonucu ortaya çıkan bir hastalık.

Kapıdaki tehlike kuraklığa gelince;

Yapılan araştırmalara göre, küresel ısınmadan Bursa'da önemli ölçüde etkileniyor. Buna hazırlık amacıyla iklim strateji planlarına göre, bitki örtüsü bile değişecek, Bursa'ya özgü ürünleri belki torunlarımız göremeyecek.

Evliya Çelebi'nin 400 yıl önce söylediği 'Velhasıl Bursa sudan ibarettir' sözü zaten tarih sayfalarına gömüldü.

Artık ne Bursa ne Türkiye ne de Dünya'da su bolluğundan söz etmek mümkün değil. Su temini ile ilgili hazırlıklar yapılıyor. Önümüzdeki yıllarda Çınarcık Barajı'nın yapımı belki Bursa'nın su sorununu bir dönem için çözecek. Ancak, kıyı kentleri için deniz suyunun arıtılarak kullanılmasına yönelik ciddi planlamalar var.

BURSA NE DURUMDA?

Son 100 yılın en kurak beşinci senesini bu yıl yaşadık. Son 45 yılın da en kurak günlerini geçiriyoruz. Yağış az, pandemi nedeniyle de su kullanımı yüzde 20 artınca BUSKİ zor günler geçirdi. Kentin su ihtiyacı açılan 155 kuyu ile sağlandı.

Beklenen yağış ise bir türlü gelmedi. Birkaç günlük yağışlı havanın etkisi sadece yüzde 5 oldu.

Merak edip, BUSKİ'nin sitesinden barajların doluluk oranlarına baktım. Doğancı Barajı yüzde 41, Nilüfer Barajı ise yüzde 5 oranında dolu. Site geçmiş yılların da karşılaştırmalı istatistiklerini veriyor. Geçen yıl bu günlerde Doğancı Barajı'nın doluluk oranı yüzde 61 seviyesindeymiş.

Geçen ay Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, su ile ilgili program çekimimizde, Bursalılara seslenerek, şunları söylemişti:

'Bursa su zengini bir şehir değil bu söylemler, hamasi nutuklarla söylenmiş ifadelerdir. Bunu benden ve benden sonra da bu görevi ifa edecek tüm yetkililerden sıkça duyacaksınız. Suyumuzu tasarruflu kullanmak zorundayız. Yoksa torunlarımıza, gelecek nesillere bırakabileceğimiz bir su olmayacak'

Son söz; İnsanlığın bu sorunun çözümü için küresel ölçekli planlara ihtiyacı var. Yapılan anketlere göre, insanlar artık durumun farkında. İklim değişikliği en az salgın hastalıklar kadar tehlike olarak değerlendiriliyor.

Birey olarak bize düşen ise başta su olmak üzere doğal kaynakların kullanımında tasarruflu olabilmek.

DR. ESGİN, DOĞALGAZ YASASINI VATANDAŞA ANLATTI

Yıldırım, Osmangazi ve Gürsu'da yaklaşık 30 bin konut, yıllardan beri bu yasayı bekliyordu.

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandıktan sonra yürürlüğe giren 'Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun' sayesinde imar barışından yararlanan konutlara doğalgaz bağlanabilecek.

AK Parti Bursa Milletvekili Dr. Mustafa Esgin, yasanın getireceği kolaylığı dün Osmangazi Mehmet Akif Mahallesi sakinleriyle paylaştı.

Mehmet Akif Mahallesi Muhtarı Osman Sakin ve mahalle sakinleri tarafından karşılanan Esgin, TBMM'de kabul edilen yasayla Bursa için önemli bir sorunu çözüme kavuşturduklarını belirterek, güzel haberi paylaşmak için mahalleye geldiğini söyledi.

Mehmet Akif Mahallesi Muhtarı Osman Sakin, Dr. Esgin'e süreç içerisinde gösterdikleri destek ve ilgili için teşekkür etti.

TAPU'DAN 'KORONA MANZARASI'

Koranavirüs salgını Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın da geçtiğimiz günlerde açıkladığı gibi Bursa'da da üçüncü zirve dönemini geçiriyor.

Hastaneler doldu, vatandaşa duyarlı olun çağrısını sürekli tekrarlıyor.

Sanırım bu çağrılar insanların bir kulağından gidip ötesinden çıkıyor. Mantık hep aynı 'bana bir şey olmaz'

Dün Tapu Müdürlüğü'ne bir işlem için gittiğimde manzara fotoğraftaki gibiydi. Tapu Müdürlüğü, dijital ortama geçti. Artık işlemlerinizi saate göre verilen randevu ile gerçekleştiriyorsunuz. Bana gelen randevu saati bile ilginçti; 14.23.

Yani bir saat öncesinden gidip beklemenin anlamı yok. Sıranız gelince ekrandan görüp işlem yapıyorsunuz.

Tüm bu organizasyona rağmen işlem için gelenler ne yapıyor?

Kimi bir saat öncesinden gelip, salonda kamp kuruyor. Mesafe konusundaki uyarılara rağmen ekranın önünde maç izler gibi toplanıyor. Oysa ekranı kaçırsanız bile görevli gelip isminizle sesleniyor.

Hasta olunca da 'Ben virüsü nereden kaptım' yakınmaları...

Böyle giderse bu korana bizi asla terk etmeyecek. 

22 Haziran 2021 Salı

Koronaya yenik düşen savcı, kumru ile bir aileyi kurtarmıştı [06 Ekim 2020 ]

İnsanlığın başına bela olan koronavirüs pandemisi, başta hekimlerimiz olmak üzere toplumun tüm kesimlerinden çok iyi yetişmiş ve daha büyük hizmetler verebilecek sevdiklerimizi aramızdan aldı.

Bunlardan biri de Van Cumhuriyet Savcısı Özgür Katip Kaya'ydı. Onunla Bursa adliyesinde görev yaptığı yıllarda tanışmıştık. Daha doğrusu adliye muhabirimiz Halil Özçoban'ın haberleriyle farkına varmıştım.

Diyalog kurmayı seven ve en önemlisi can dostlarına olan ilgisi dikkatimi çekmişti. Hayvanlara karşı yapılanların 'kabahat' değil 'suç' olduğunu sürekli savunurdu. Evinde beslediği can dostları bir yana sokak hayvanlarını, makam odasının penceresindeki saksıya yuva yapan kumrulara gözü gibi bakardı.

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü'nde çok sevdiği Bursa'da ebediyete uğurlanan Kaya'nın 2017 yılında önce penceresindeki kumru sayesinde bir aileyi nasıl barıştırdığının hikayesini daha sonra da 'Katip' ismiyle macerasını yazmıştım. Dinleyicince oldukça duygulandığım hikayeyi onun anısına tekrar paylaşmak istedim.

Penceresindeki kumruların kuluçka dönemi devam ederken, aile içi geçimsizlik ve şiddet dosyası Savcı Kaya'nın önüne gelir. Kadın şikayet dilekçesi vermiştir. Eşi, ailesine bakmadığı gibi şiddete yönelik davranışlar içine girince kadın adliyenin yolunu tutar. Savcı Kaya, kadını dinledikten sonra kocasını çağırır...

Kanunları uygulamanın yanı sıra bir aileyi de kurtarma çabasındadır.

Artık alışkanlığı haline geldiği için bir yandan kocayı dinlerken diğer yandan göz ucuyla kumruları izler.

Anadolu'nun binlerce yıllık atasözü olan 'Kuşun yuvası bozulmaz' kelimeleri birden dökülür ağzından ve kocaya kumruları anlatmaya başlar.

Kuşlar, saksısında yuva yaptıktan sonra Savcı Kaya da araştırma yapınca kumru uzmanı haline gelmiş ve sevgi kuşu olarak adlandırdığı bu sevimli kanatlılara hayran olmuştur.

Kocaya sorar...

Neden evliliği güzel olanlara 'kumrular gibi' benzetmesi yapılır bilir misin?

Yanıtı da kendisi verir..

Çünkü kumru, asla eş değiştirmez, içinde bulunduğu şartlara her zaman uyum gösterir, şikayet etmez, hiçbir zaman başka bir kuşun yuvasına girmez, Kumrular eşlerine de bağlıdır. Eşlerden biri ölecek olursa, kalan eş ömür boyu başkasıyla eşleşmez. Kuluçkaya dönüşümlü olarak yatar, yavruları da ortaklaşa beslerler....

O yüzden adları da 'Sevgi Kuşu'dur...

Savcı, kumruyu anlattıktan sonra kocaya dönerek, 'Bir kuş kadar da mı olamıyorsun?' diye sorar...

Koca yaptığı hatayı anlamıştır.

Savcı, bu kez şikayetçi olan eşi tekrar çağırır ve hatasını anlayan eşiyle aileyi kurtarmasını ister.

Şikayet geri alınmış, eşler evlerine dönmüştür. Aradan çok değil, 3 gün geçince çift ellerinde çiçekle Savcı Kaya'yı ziyarete gelir ve teşekkür ederler... Aile kurtulmuştur.

Böylesine güzel bir insandı Savcı Kaya, nur içinde yatsın...

UZMANINDAN BELEDİYELERE TAVSİYE VE GÖNÜLLÜ DANIŞMANLIK

Son yılların yükselen trendi doğaya dönüş ve organik ürünlere olan ilgi koranavirüs pandemisiyle birlikte daha da arttı. Bu işin öncüsü olan belediyelerin de teşviki ile küçük bahçelerden balkonlara kadar ürün yetiştirilmeye başlandı.

Ancak kendi bahçelerinde meyve ve sebze yetiştiren herkesin ortak sorunu; hasat zamanı geldiğinde az da olsa ürününü nerede ve nasıl değerlendireceği.

Zeytini olan zeytinyağına sıktırmak ister, domatesi olan salça yapmak, elması olan kış için depolamak, üzümü olan pekmez yapmak, meyvesi olan reçel yapmak ister. Bunları kendi tüketimi için yapmak isteyeceği gibi ufaktan satışını da yapsa fena olmaz diye düşünür...

Mevcut şartlarda mahallenin hanımları birleşir salça üretir, yerini bulabilen zeytinini sıktırır, imkânı varsa depolatır. Ama her bir iş külfettir ve çıkan her bir ürün maalesef düşündüğümüz kadar güvenli olmayabilir.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanvekili ve Dış Ticaret Konseyi Başkanı Murat Bayizit, aynı zamanda gıda ihracatı konusunda önemli bir isim. Bu sıkıntıları bilen Bayizit, belediyelere bir tavsiyede bulundu.

Eğer belediyeler başında birkaç gıda teknisyeninin olduğu, kapasiteleri küçük makinalardan oluşan bölgenin ürün desenine uygun olacak şekilde dondurma, kurutma,konserveleme, sıkma, depolama imkanı sağlayan küçük pilot tesisler kurmasını öneren Bayizit, bu tesislerin yetiştirilen ürünlerin faydasını arttıracağını, sağlıklı şartlarda üretilecek ürünlerin ekonomiye de destek sağlayacağını dile getirdi.

Murat Bayizit, geliştirilecek model konusunda gönüllü danışmanlık vermeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

Bayizit'in önerisini okuyunca Büyükbalıklı mahallesinde Nilüfer Belediyesi'nin düzenlediği mini festivali hatırladım. Yerel ürünler ve lezzetlerin tanıtıldığı festivali dolaşırken, dönemin Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in en çok kadınlara sabun yapımının öğretildiği standa ilgili göstermesi dikkatimi çekmişti. Mahallede çok güzel zeytin üretiliyor ve atıklarının değerlendirilmesinin en iyi yolu da sabun yapımıydı. Belediye, bunun için bir usta tutmuş ve köyleri dolaşarak sabun yapmayı öğretiyordu.

Bayizit'in önerisi tıpkı sabun gibi diğer ürünlerin değerlendirilmesinde büyük fayda sağlayacaktır. 

19 Haziran 2021 Cumartesi

Koranavirüs hayatın renklerini yok etmesin [29 Nisan 2020]

Küresel salgın nedeniyle can derdine düştük. Elbette ki bu çok normal ve insani bir refleks. Yaşam olmadan diğer hiç bir unsurun anlamı yok.

Salgınla mücadele, sokağa çıkma yasağı, karantina derken hayatın renklerini televizyon ekranları ve internete hapsettik. Konser mi? Şu internet sitesi eski konser kayıtlarını ücretsiz açmış. Müze mi? Dünyanın sayılı müzelerini sanal ortamdan ücretsiz... Dün gazeteci arkadaşım Adnan Baştopçu yazmış, dünyanın önemli kentlerini sanal ortamda otomobille gezme imkanı bile var.

Oysa, bir konsere hayat veren müziğin tınısı kadar, sanatçının duygusunu insana aktarması değil midir? Ya da bir tiyatrodaki tiradın duygularımızda yarattığı fırtına. Bunu bir çiçeği koklamaktan, damak çatlatan bir lezzeti hissetme duygusunu ya da bir ören yerini gezerken zaman tüneline girme hissini hangi sanal ortam yaratabilir. İnsan, akıllı olduğu kadar sosyal bir canlıdır ve bu günkü ulaştığı seviyede sosyalleşmenin sonucudur.

Bunları düşünürken sosyal medyada Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası Çello Sanatçısı Burç Balcı'nın paylaşımı dikkatimi çekti. Kendisinden de izin alarak, kaygı ve endişelerini köşeme taşımak istedim. Biz onları özlerken onlar da özlemenin yanı sıra gelecek endişesi içinde. Bölümler halinde biraz da özetleyerek aktarayım:

'Mesleki açıdan bir kaygım oluşmaya başladı. Aşı bulunmadıkça, Opera, bale ve senfonilerin hayatta kalmasını mümkün göremiyorum. Neden derseniz:

Konserleri temsilleri başlattınız diyelim, izleyici, havada 3 saat asılı kalan virüse rağmen ölüm riskini göze alarak salona gelir mi? Seyircisiz kurumlar ne kadar süre halkın vergilerinden ödenek alabilir? Sponsor izlenmeyen etkinliğe katkı verir mi?

Çoluk çocuk sahibi sanatçılar, sahnede evlatlarının bile ölüm riskini göze alarak 100 kişi yan yana çalar/söyler mi?

Haydi maske taktı izleyicisi sanatçısı, taşıyıcılarla salgın yeniden başlamaz mı? E aşısı da yok?

Seyirciye ekrandan ulaşalım, dijitalleşelim dediniz, online dünyadaki yüzlerce görkemli içerik varken, hepsi seyircinin elinin altındaysa, sizi mi izler Viyana Operası veya Berlin Filarmoni'yi mi? Kaç kurum tüm dünyadaki rakiplerini eleyebilir?

Her şehir bağış ve desteklerle kurumlarını yaşatma yoluna da gidebilir elbet. Ama bu katkı ne kadar uzun sürdürülebilir?

Umarım bir yolunu bulabiliriz ama aşı bulunmadıkça senfoni, opera ve bale kurumlarının hayatını sürdürmelerinin uzun süremeyeceğini düşünmeye başladım.

Aşısı bulunmadıkça, covid-19 varoldukça , insanlar güvenli şekilde salonlara gelmedikçe, sanat kurumlarının yaşayabilmesini mümkün görmüyorum. Üzgünüm..'

Sanırım Burç Balcı'nın söylediklerine bir şey eklemeye gerek yok.

KAHRAMAN BERBER KORONAYA KARŞI

Hayatın renkleriyle başladık. Onunla devam edelim. Salgının yayılmasını önlemek amacıyla ilk dalga tedbirler kapsamında eğlence yerlerinin yanı sıra berberlerin de kapısına kilit vuruldu. Daha salgının ilk haftasında sanki içime doğmuş gibi gidip tıraş olmuştum. Aradan bir buçuk ay geçti.

Sosyal medyada güzel bir benzetme var. Erkeklerin yarısı kaptan mağara adamı, diğer yarısı ise kafaları kazıttığı için Manisa er eğitimdeki acemi asker görünümünde.

Peki berberler ne yapıyor, nasıl geçiniyor? Merak edip Gemlik'teki küçücük kiralık dükkanında mesleğini icra eden müdavimi olduğum Faruk Yazıcı'yı aradım.

Bir dokun bir ah işit misali anlattı: 'Kira ödemeye devam. Faturalar peş peşe geliyor. Gelir ise sıfır'

Devlet desteğini soruyorum. 'Başvurdum. Henüz ses seda yok. Devlet bankasından düşük faizli kredi çıktı. Onunla idare etmeye çalışıyorum. Ne kadar dayanabilirim bilemiyorum. Daha da uzarsa başka iş bakacağım'

Hem erkek hem de kadınlar için berber ve kuaförlerin hayatımızda ne kadar önemli yerleri olduğunun karantina günlerinde farkına vardık. Umarım bu süreçte ayakta kalmayı başarabilirler. Yoksa salgın sonrası tıraş olacak yer bulamayız.

KORONAVİRÜS KARANTİNA GÜNLÜĞÜ (18)

MASKE KODUM NİHAYET GELDİ

-Salgının ilk haftalarında uzmanlar arasındaki en sıkı tartışmalardan biri maske konusuydu. Çok iyi hatırlıyorum bilim kurulu üyeleri bile sadece hasta olanların maske takması gerektiğini savunuyordu. Sonra bu konudaki düşünce değişti ve herkesin maske takması gerektiği konusunda fikir birliği oluştu. Ancak bu sürede maske satışı yasaklandığı için bu kez maske bulamaz hale geldik.

Nisan ayının ilk günlerinde önce eptt'ye sonra e-devlet'e maske için başvurmuştum. Dün sabah mesajla nihayet kod geldi. 5 adet maskeyi Bursa eczanelerinden alabilirmişim. Henüz eczaneye gitmedim. Umarım bu kes eczaneye maske gelmesi için de 25 gün beklemem.

-Eve hapsolan 65 yaş üzerindekilerin gözü kulağı önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kabine toplantısı sonrası yapacağı açıklamadaydı. Ancak beklenen tahliye haberi çıkmadı. Buna en çok üzülenlerden biri ise meslektaşımız Osman Gürçay oldu sanırım. Yasak öncesi her gün bir yerde olduğunu görmeye alıştığımız Gürçay bu günlerde, evinin balkonundan 'Bir ah çeksem karşıki dağlar yıkılır' türküsünü söylüyor. Şaka bir yana bilim kurulu uzmanları bile bu yasağın gevşetilmesini bekliyor. Çok uzadı gerçekten....Sabır Osman abi...

-Hintli sinema oyuncusu ve yönetmen Amir Khan'ı bilenler bilir. İzlediğim PK, Talaash (Yalan Çemberi), Dangal, Üç idiyot filmlerini çok beğenmiştim. Amir Khan, geçtiğimiz günlerde akıl dolu yardım kampanyası ile adından söz ettirdi. Koronvirüs için yardım kampanyası yapacağını açıklayan sanatçının birer kilo un dağıtacağını duyanlar yardımın küçük olması dolayısıyla gitmedi. Gidenler ise gerçekten ihtiyaç sahipleriydi. Onları ise bir sürpriz bekliyordu. Birer kilo un torbalarının içinde Türk Lirası karşılığı bin 1320 lira olan 15 bin rupi vardı. 40 yıl düşümsem aklıma gelmezdi. Tebrikler Amir Khan. Belki bizimkilere de örnek olursun.

 

18 Haziran 2021 Cuma

Koronanın ortaya çıkardığı gerçekle yüzleşme zamanı [19 Mart 2020]

Çin'de ortaya çıkıp dünyaya yayılmasının ardından koranavirüsün öncelikle insan hayatı üzerine etkileri ön plana alındı. Boşuna dememişler önce can.

Dünyadaki tüm sağlık kuruluşları alarma geçti. Hastanelere yaşanan akın önce sağlık kuruluşlarını kilitledi. Önlem almayan ya da almakta geciken ülkeler, İtalya, İspanya ve İran'ın durumu ortada.

Evde karantina salgına karşı en iyi önlem olarak değerlendirdi ve insanlar evlere hapsoldu. Hizmet sektörü durdu. İrili ufaklı sanayi kuruluşları üretime ara verdi. Hem çalışacak işçi yok, hem de Maslow teorisi veya Maslow'un gereksinimler hiyerarşisinde olduğu gibi insanlar ihtiyaçlarını ertelemeye başladı.

Daha bir ay öncesine kadar sıfır otomobil kuyrukları vardı. İnsanlar bahar ayını karşılamak için gardırop yenileme hazırlıkları yapıyordu.

Ne oldu şimdi? İş can derdine dönünce hepsi unutuldu.

Asıl fırtına önümüzdeki günlerde başlayacak. Önce can demiştik ya. Şimdi sıra geldi; 'mal canın yongası' hesabına.

Fabrikalar üretim yapmadan işçi ücretleri nasıl ödenecek?

Ya da hizmet sektöründe çalışan ve tüm geliri bununla sınırlı bir şirket sürecin devam etmesi halinde nasıl ayakta kalacak?

Devletlerin alacağı tedbirler yeterli olacak mı? Süreç uzarsa çok zor görülüyor.

Bir de madalyonun diğer yüzü var.

Dünyaya hükmettiğini sanan insanoğlu meğer ne kırılganmış. Gözle görülmeyen bir virüs nasıl da koca imparatorlukları sarsıyor.

İşin güzel tarafı ise konaravirüsün yan etkisinde. Bu terim bana ait değil. Venedik kanallarının nasıl temizlendiğini, yeniden balık ve kuğuların dolaşmaya başladığını gösteren fotoğrafları paylaşan sosyal medya kullanıcısına ait.

Az buz değil ayda 2 milyon turistin cirit attığı nüfusu 60 bini geçmeyen Venedik nefes almış. Havası suyu temizlenmiş.

Belki insanoğlu bu küresel krizi atlattıktan sonra yakın geçmişte doğayı hoyratça kullanmasıyla ilgili yaptıklarıyla hesaplaşır. Tıpkı ekonomik buhran dönemleri sonrası yapıldığı gibi insanlığın geleceği için daha farklı bir dünya kurulur.

AYNI KÖYDE YAŞADIĞIMIZI FARK ETTİK

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu, dünyadaki ekonomik gelişmeleri yakından takip eden politikacılardan biri. Dünya tarihinde buhran sonrası değişimlerin koronavirüs sonrası da yaşanabilir mi sorusunu Prof. Dr. Tatlıoğlu'na yönelttik.

Koronavirüsün dünyada herkesin aynı köyde yaşadığını bir kez daha gösterdiğini ve tehditlerin ortak olduğunun farkına varıldığını belirten Prof. Dr. Tatlıoğlu'na göre, yeni dünyanın yeni problemleri var. Bu da yeni ilişkiler ağı ortaya koyuyor. İnsanlık giderek şuraya geliyor; 'Sağlık ortak bir ihtiyaç ve bunun için ortak harcama yapılması lazım' Dünyada artık ortak bir vergi düzenlemesi gelebilir.
Dünyada artık Keynesyenler ve hatta ondan öte sosyalistlerin servetin azaltılması ve dünyanın refahı için harcanması seslerinin yükseldiğini vurgulayan Prof. Dr. Tatlıoğlu, ABD'li filozof ve aktivist Noam Chom-sky'nin anlattığı görüşlerin prim yaptığını söyledi.
Prof. Dr. Tatlıoğlu, dünyanın teknik sorundan öte biçim değiştirdiğini kaydederek, 'Dünya artık öyle bir hale geldi ki sen buradan sigara yaktığın zaman, Uruguaylı diyor ki kes şunu rahatsız oluyorum. Bu sesler birçok konuda daha fazla yükselecek' diye konuştu.

REKTÖR ÖĞRENCİLERİNİ ÖZLEDİ

Koronavirüs nedeniyle üniversiteler dahil tüm okulları tatil edildi. İlk ve orta dereceli okullar için önümüzdeki günlerde uzaktan eğitim başlayacak. Üniversite öğrencileri ise sürecin sona ermesini bekliyor.

Önceki gün Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, sosyal medya hesabından yayınladığı mesajında, 'Çocuklar evde sıkıldığınızı, okulu özlediğinizi biliyorum. Buradan söz olsun döndüğümüz ilk gün teneffüsü o güne özel olarak 40 dakika yapacağız' dedi. Bunu da kendi el yazısıyla imzaladığı belgeyle paylaştı.

Selçuk gibi öğrencilerini özleyen Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz da yine sosyal medya üzerinden seslenerek, şunları söyledi:

'Kıymetli öğrencilerim; Bu yoğun günlerde sizleri unuttuğumu sanmayın. Nasılsınız? Zorunlu tatil süreciniz nasıl gidiyor? İnşallah süreci en iyi şekilde atlatacak ve kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bu süre zarfında lütfen evden çıkmayın. Bol bol kitap okuyun ve dinlenin' 

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...