dosab etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dosab etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2021 Pazartesi

İlk 'Karanlık fabrika' DOSAB'da kuruluyor[26 Kasım 2017 ]

 Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB) Türkiye'nin beşinci büyük OSB'si. 483 hektar alana sahip sanayi bölgesinde 426 faal firma, 46 bin kişiye istihdam imkanı sağlarken, yılda 4,7 milyar dolarlık ihracat yapıyor.

Otomotiv ve tekstil ağırlıklı firmaların bulunduğu sanayi bölgesi kurulduğu günden beri birçok ilke imza attı. Çok değil bundan 15 yıl önce uluslararası rekabete dayanamaz denilen tekstil firmaları, kendilerini yenileyerek, Türk markasıyla kaliteyi bütünleştirerek, dünya markası haline geldiler.
Bu yıl 30'uncu kuruluş yıldönümünü kutlayan DOSABSİAD 'ın Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Öztürk, AS TV'de yayınlanan Gözlem Kulesi programında, bu başarıya imza atan firmaları 'Şövalye' olarak niteledi.
Gerçekten de tüm zorluklara rağmen tüm dünyayı dolaşarak yeni pazarlar bulan tekstil firmaları, sektörün yeniden ihracat yıldızları arasına girmesini sağladı.

İbrahim Öztürk, artık bir karış dahi yeni yatırım yapacak alan bulunmayan OSB'deki firmaların kendilerini yenileme çalışmalarına başladıklarını söyledi. 30 yıl önce kurulan fabrikalar, çağın teknolojilerine ayak uydurabilmek için fiziki yapılarını da değiştirmek için adımlar atıyor.
İbrahim Öztürk, Bursa için önemli bir gelişmenin de haberini veriyor. Herkes hazırlıkları devam eden TEKNOSAB'da Endüstri 4.0 yatırımları beklerken DOSAB yine öncü olmayı başarıyor.
Öztürk'ün verdiği bilgiye göre, yenileme çalışmalarına başlayan 2 tekstil firması 'Karanlık fabrika' için projelendirme ve yatırım için ilk adımları attı.
Şimdi 'Karanlık fabrika' ne diye soranlar olacaktır.
Yanıtını vereyim;
Bir başka deyişle ışıkların söndürüldüğü fabrikalar, tamamen otomatik sistemlerle donatılmış ve bünyesinde hiçbir insanın varlığına ihtiyaç duymayan yapılardır. Bu fabrikalarda üretim tamamen robotik sistemlerle gerçekleştirilir.
'Karanlık fabrika' konuşulunca hemen istihdam konusu akla geliyor. Çünkü Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri işsizlik. Öztürk'e , 'İnsanlar işsiz kalmayacak mı' diye soruyorum.
Yanıtı hazır; 'Sanayici nitelikli işçi arıyor. Bugün kalifiye eleman olsa DOSAB'daki istihdam çok kısa sürede 52 bine ulaşır'
Öztürk, ayrıca önümüzdeki yıllarda bugün hiç konuşulmayan yeni mesleklerin ortaya çıkacağını da belirterek, 'Karanlık fabrikaların' istihdamı bu aşamada etkilemeyeceğini söyledi.

10 bin 559'uncu bayrak

Kalite ve standart denilince Bursa'da akla ilk gelen isimlerden biri olan TSE Başaraştırmacısı Mustafa Karaman, bugünlerde 'Yerli Üretim, Yerli Tüketim ve Milli Sertifikasyon' konusunda çalışmalar yapıyor.
Karaman, kalitenin yanı sıra 3 yıldan beri Dağcılık Federasyonu Etik Kurulu Üyesi Feridun Baykara ile birlikte 'Bayrağına ve hakkına sahip çık' kampanyasını da yürütüyor. Hem Karaman hem de Baykara'nın otomobillerinin bagajı Türk bayraklarıyla dolu. Nerede eskimiş, yıpranmış bir bayrak görürlerse hemen yenisiyle değiştiriyorlar. Her ziyaret ettikleri kişi ve kuruma da bayrak hediye ediyorlar. Bugüne kadar 10 bini aşkın bayrak dağıtılmış. Üstelik her değişimi de fotoğraflayıp sosyal medyadan paylaşıyorlar. Bursa Hakimiyet'i ziyaretlerinde ben de 10 bin 559'uncu bayrağı aldım.

Bu anlamlı çalışma için Karaman ve Baykara'yı kutluyorum.

'Atatürk Stadyumu tribünü spor müzesi olsun'

Bursa Atatürk Stadyumu'nun yıkılan tarihi tribününün yeniden yapılmayacağıyla ilgili yazım değişik kesimlerden yankı buldu.
Bursa Büyükşehir Belediye eski Başkanı Erdem Saker, Atatürk Stadyumu'nun harp sonrası yıllarda, 1945-1950'de, ülkemizin çok kıt mali imkanları içinde, Bursa Valisi Haşim İşcan tarafından yaptırıldığını hatırlatarak, "Evet tarihi değeri vardır. Yıkılan kapalı tribün, ilk yapıldığı şekliyle yeniden yapılmalıdır ve hiç olmazsa orada oluşturulacak müzeye ''Haşim İşcan Müzesi'' adı verilmelidir diye öneriyorum, çocuk da olsam, o yılları yaşamış bir Bursalı olarak" görüşünü sosyal medyadan paylaştı.

Stadın beton yığınına dönüşmemesi için büyük çaba gösteren ve Bursa Barosu, Mimarlar Odası ile birlikte açtıkları dava ile bunu önleyen Bursa Şubesi ve Bursa Atatürk Stadyumunu Koruma ve Yaşatma Derneği (BASKOD) Başkanı Ali Küçüksarı ise önceden söz verildiği gibi kapalı tribünün aynı şekilde yapılması konusunda ısrarlı olduklarını söyledi. Küçüksarı'nın önerisi buranın Türkiye'nin ilk spor müzesi olması yönünde.
Böylece hem tarih korunacak hem de Bursaspor'un unutulmaz şampiyonluğu anıları da yaşatılacak.

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, belediyenin tüm projelerini gözden geçirdi. Atatürk Stadyumu Meydanı projesi hakkında da kendisine sunum yapılmıştır sanırım.
Acil Eylem Planı açıklaması öncesi bu önerileri de yazmak istedim. Umarım dikkate alınır.

16 Ekim 2016 Pazar

TARIM ARAZİLERİNE SANAYİ TESİSİ İSTEMİYORUM


Bu sözler,  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’e ait.
Uzun zaman sonra Bursa siyasetinin en önemli simalarından biri olan Faruk Çelik, kentte görev yapan gazetecilerle bir araya geldi. 
Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi’nin Kültürpark’taki lokalinde gazetecilerle buluşan Çelik, özlediği Bursa’yı anlattı.
Önce sıcak gündem olan 15 Temmuz ile başlayan söyleşi, sonunda Artvin Cerrattepe ve Bursa'daki çevre sorunlarına odaklandı. 
Dinlemesini ve empati kurmasını en iyi başaran siyasetçilerden biri olan Faruk Çelik, gazetecilerin Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ne kurulmak istenen kömürle çalışacak termik santralle ilgili ısrarlı sorusu üzerine, bu konuyla ilgili mutlaka bir dosya hazırlatacağını söyledi.
İkinci ve en önemli konu ise son yıllarda Bursa’nın en çok tartıştığı önceleri Batı OSB, sonra TEKNOSAB olarak adlandırılan sanayi bölgesi ile ilgili oldu.
“Tarım arazisi üzerine sanayi bölgesi kurulması” ile ilgili görüşleri sorulan Çelik, nerede olursa olsun tarım arazisine sanayi tesisi istemediğini ısrarla vurguladı.  Bursa’da ise sanayinin batı yönüne değil doğuya yönelmesi gerektiğinin altını çizen Çelik, adres olarak da Yenişehir yolundaki Turanköy çevresini gösterdi. Çelik, “Havaalanı, otoyol geçiyor. Demiryolu da geliyor. Geriye bir tek deniz kaldı. O da yakın” dedi.
Gelinen süreçte bu bölgeye izin verenler arasında kendi bakanlığının da bulunduğunun hatırlatılması üzerine Çelik, yeniden gelirse ona göre durum değerlendirmesi yapacağını söyledi.
SİYASETİ BIRAKIM
Toplantıya katılan gazetecilerin en çok merak ettiği konulardan biri de yerel siyasette önümüzdeki dönem için büyükşehir belediye başkan adayı olup olmayacağı konusuydu.
Önceliği hakkındaki dedikodulara olan tepkilerini dile getirerek başlayan Çelik’in şu cümleleri önümüzdeki günlerde Bursa’da çok tartışılacağı için kelimesine dokunmadan vermek istiyorum: 
 " Faruk Çelik üzerinde Bursa’da sürekli dedikodular oluyor. Faruk Çelik üzerinden siyaset yapma durumu var. Ben kimsenin ekmeğiyle oynamamışımdır. Elle tutulur bir şey de bulunamadığı için hep ayakta kalmışızdır. Ne söylerseniz söyleyin doğruyu yıkamazsınız. Hiç kimsenin benim gibi sabır göstereceği kanaatinde değilim. Abuk subuk yazılar yazıp, yazdırıp bunları da görmemezlikten gelen bir siyasetçi olduğunu da zannetmiyorum. Böyle bir ikinci siyasetçiyi bilemiyorum. Bunları hak etmediğim düşüncesindeyim. Yiğit olan, gelir karşımda oturur, der ki 'İşte bak hesap soruyorum.' Hesap sorup da haklı çıkarsa ben de siyaseti bırakırım."  
Bursa’yı özlediğini hatırlatan Çelik, “Siyaseti bıraktıktan sonra Bursa’ya geleceğim, ailem Bursa’da. Aktif siyaseti bırakmışsam burada sizlerle birlikte anılarımızı Bursa’nın geleceğiyle ilgili çok şey söyleriz. Şehri yaşayan bir insanım. Bursa’da değilim ama Bursa’yı karış karış biliyorum” diyerek konuya noktayı koydu.
Gerçekten Bursa’yı sonrasında da sohbette verdiği Siverek örneği gibi Şanlıurfa’yı da karış karış bilmenin ötesinde siyasette atacağı her adımı ölçüp biçip karar veren Faruk Çelik ismi önümüzdeki dönemde Bursa’da daha çok konuşulacak gibi görülüyor.


 


10 Ağustos 2014 Pazar

TERMİK SANTRAL İÇİN REFERANDUM YAPALIM


Bursa, kamuoyu son bir aydır Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde (DOSAB) kurulacak kömürlü termik santrali tartışıyor.
İddialı bir cümle kuracağım ama belki de 10 Ağustos’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlinden daha çok termik santral konuşuldu.
Yerel gazeteler manşetlerine taşırken, televizyonlarda tartışma programları yapıldı.
Belki de doğrusu bu.
Çünkü Bursa’da yaşayanları en cumhurbaşkanlığı kadar ilgilendiren bir konu.
DOSAB yönetimi tam saha pres taktiğiyle sanayi bölgesinin buhar ihtiyacının tamamını, elektrik ihtiyacının da üçte birini karşılayacak santrali her platformda anlatmaya devam ediyor.
DOSAB Bölge Müdürü Serhat Şengül’ün bugüne kadar çeşitli platformlarda 30’un üzerinde sunum yaptı.
En büyük sunumda 3 gün önce DOSAB tesislerinde gerçekleşti. 2 saate yakın süren sunum bir yerel televizyon kanalından da canlı yayınlandı.
ULUSLARASI DENETİM ÖNERİSİ
Bu kez sözü işin patronu yani DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Ferudun Kahraman aldı.
Projeyi kendilerinden dinlemeden araştırmadan yapılan eleştirilerden oldukça rahatsız.
Ancak, Bursa’nın termik santral konusundaki tepkilerini de kulak tıkamadıkları görülüyor.
Daha önceki ÇED sunumlarında yer almayan yeni bir konu kamuoyunun bilgisine sunuldu.
Benim de daha önceki yazımlarımda sürekli dile getirdiğim, santralin işletme döneminde ortaya çıkacak sorunlarla ilgili bir denetim önerisi yapılıyor.
Bu eleştirileri yapmamız, gördüğümüz kötü örneklerden kaynaklanıyor. Bursa bir ayda iki büyük fabrika yangını yaşadı. Uzmanların değerlendirmesine göre, özellikle son yangın   bu işletmedeki tedbirsizliklerden kaynaklanıyor.
Yani, dünya standartlarına uygun bir tesis kursanız bile işletmedeki aksaklıklar büyük felaketlere yol açabiliyor. Ya da başka bir deyişle konulan kurallara uyulmaması yüzünden çevre kirliliği ortaya çıkabiliyor.
Öyle olmasaydı bugün Bursa’nın her yeri kokmaz, Nilüfer Çayı simsiyah akmazdı.
DOSAB bu eleştiriler üzerine, işletme denetiminin uluslar arası bağımsız bir kuruluşa yaptırılması önerisini getiriyor.
Bence önemli bir adım ve bunların kamuoyunda tartışılmasının sağlayacağı yararı gösteriyor. Daha 5-6 aylık ÇED sürecinde daha bir çok öneri ortaya çıkacaktır.
TOFAŞ’IN ENDİŞESİ
Nitekim, sunumda bölgede üretim yapan dev fabrikası bulunan Tofaş’ın da konuyu yakından takip ettiği ortaya çıktı. DOSAB Yönetim Kurulu Üyesi olan Tofaş İnsan Kaynakları Müdürü
Burhan Çakır da, bu konudaki beklentilerini dile getirdi.
Ekonomik ve çevre açısından sıkıntı görmedikleri fabrikanın acaba otomobil üretimine etkisi ne olacaktı? Türkiye’de bunun başka bir örneği olmadığı için bir norm da oluşmamış, başta   Fiat ve Chrysler’e soruldu. Ayrıca sektörde faaliyet gösteren diğer firmalardan da bilgi isteniyor. Çakır, “ilk etapta 65 metre olan termik santral bacasının yükseltilmesini isteyebiliriz” diye ekliyor.
DOSAB, bilgilendirme atağını sürdürürken, çevreciler de boş durmuyor.
İlk günden termik santrale karşı olan Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER), Termik Santral Karşıtları Platformunu oluşturdu. Platformda  bölgede yer alan Panayır, İsmetiye, Demirtaş, Doğanevler, Yeniceabat mahalle muhtarları, sakinleri ile Sinpaş, Yaseminpark'ta oturanlar, projenin yapılmaması için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne topladıkları 5 bin 558 dilekçeyi verdi. 
BURSALILARA SORALIM
Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Bursa eski Çevre Müdürü Mahmut İnan’dan da bir öneri geldi.
Plesibit yapalım...
İnan’a göre, büyük bir sanayi baskısı altında denizleri,dereleri, gölleri, tarım toprakları can çekişen Bursa’da bu problemler birçok projede ortaya çıkıyor. Bu durum kent yöneticilerini, kurumları, siyasileri de büyük sıkıntılara sokuyor. Bu problemleri aşmanın en iyi ve mantıklı yolu plesibit. Yani referandum yaparak halka sormak. 
5393 Sayılı Belediye Kanunun 15’inci maddesi belediyelere halk oylaması yetkisi veriyor. Söz konusu maddede, “Belediye, belde sakinlerinin belediye hizmetleriyle ilgili görüş ve düşüncelerini tespit etmek amacıyla kamuoyu yoklaması ve araştırması yapabilir” ifadesi yer alıyor.
Kentin yarınlarını etkileyecek böyle bir yatırım için bununun kullanılması gerektiğine ben de inanıyorum.
İstanbul Kadıköy’de bir parkla ilgili geçtiğimiz aylarda mahalle halkına soruldu.
Neden, havamızı suyumuzu kullanacak böyle bir tesis için Bursalılara sorulmasın?



27 Temmuz 2014 Pazar

ÖN YARGI VE GERÇEKLER


Dünya tarihinin en önemli bilim adamlarından biri kabul edilen Albert Einstein’in “Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan zordur” sözleri, insanın davranışlarının nasıl kalıplar içine sıkıştığı çok güzel anlatır.
Gazeteciliğin doğasında ise şüphecilik hakimdir.
Bursa son bir aydır Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde (DOSAB)  kurulacak kömürlü termik santralini tartışıyor.
Kimilerinin tüyleri kömürün adını duyar duymaz diken diken olurken, kimileri ise projeye enerji arzı ve ekonomik olarak bakıyor.
Yukarıda belirttiğim gibi gazetecinin doğasına hakim olan şüpheci bakış açısı, bu tür projeler için çok önemli. Acaba, neden ve niçin gibi sorular insanı ve toplumu doğruya yöneltir.
En önemlisi de uzman görüşü.
DOSAB Bölge Müdürü Serhat Şengül, büromuzu ziyaret ederek, projeyi tüm ayrıntılarıyla anlattı. Üzerinde uzun yıllardır çalıştıkları belli ve santrali kesin olarak yapma konusunda kararlı görünüyorlar. Çünkü, onlara göre, diğer alternatiflerin hiç biri bunun kadar verimli ve ekonomik bulunmamış.
Şengül, yaptığı sunumda, Avrupa’dan da çeşitli örnekler verdi. Paris’te Ren nehrinin kıyısındaki kömürlü santralden Berlin’deki açık saha kömür kullanan bir çok santrali ve özelliklerini anlattı. Şengül’e göre, DOSAB santrali, kömürün naklinden enerji üretimine su kullanımından atıkların bertaraf edilmesine kadar olan tüm süreçleriyle çevre dostu bir santral olacak. Santarilin kurulmasındaki temel amaç  ise sanayi tesislerinin buhar ihtiyacını karşılamak. Bölge buhar ihtiyacının tamamını,elektrik tüketiminin üçte birini karşılayacak santral saatte 390 ton buhar, 49 megavat elektrik üretecek.
Şengül’ün anlattıklarının Bursa kamuoyunda tartışılması gerektiğine inanıyorum ve bu konuda benim için en önemli referanslardan biri akademik odalar. 
Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)  İl Koordinasyon Kurulu (İKK)  Dönem Sekreteri ve Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Remzi Çınar, diğer oda başkanlarıyla birlikte geçen Çarşamba günü DOSAB ile beklenen görüşmeyi yaptı. Şimdi her oda temsilcisi, santrale bakış açısını yansıtan raporlarını hazırlayacak ve hazırlanacak rapor ağustos ayı ortalarına doğru Bursa kamuoyu ile paylaşılacak.
Çınar, görüşme öncesindeki düşüncelerini koruyor. Bursa kent merkezinde kömürle çalışan bir santralin sağlıklı olmadığını savunuyor. Çınar’a göre, çevreye daha az zararlı doğalgazla buhar üretimi gerçekleştirilebilirdi.
Çınar’ın ikinci eleştirisi ise daha kamuoyunda tüm ayrıntılarıyla tartışılmamasına ve karşı görüşler ortaya çıkmamasına rağmen kent yöneticilerinin “çevreci santral” diye görüş açıklamaları. Bunun çok yanlış olduğunu vurgulayan Çınar’ın bir başka eleştirisi ise santral kurulduktan sonra öngörülen çevreye bakış açısının sürdürülebilir olmaması. Bunun örnekleri çok. Kentin göbeğinde yasak olmasına rağmen hala halk otobüslerinin 10 numara yağ kullandığını anlatan Çınar’a göre, birilerine yüzde 10-15 fayda sağlayacak diye Bursa feda edilemez.
Çınar , görüşmede aynı önerisini DOSAB yetkililerine de anlatmış, Kent merkezinden geçen ve simsiyah akan Nilüfer Deresi’ni temiz akıtın biz de bu termik santralin çevreye zarar vermediğine inanalım.
Bursa gibi ben de termik santral için akademik odaların raporunu bekliyorum.  

9 Temmuz 2014 Çarşamba

ŞEHİR İÇİNDE TERMİK SANTRAL; ALTIN VURUŞ

Korkulan haber sonunda Ankara’dan geldi.
Artık Bursa kent merkezi sayılan şehirlerarası otobüs terminalinin hemen karşısında yer alan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde (DOSAB) kurulacak 49 megawatt gücündeki Buhar ve Elektrik Üretim Santrali'ne Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan izin çıktı.
14 Ocak 2013’ta “Şehrin göbeğinde termik santral olmamalı” başlıklı yazımda, yaşanacak sıkıntıları anlatmıştım.
Aradan neredeyse bir buçuk yıl geçti ve bakanlık şehir içinde termik santrale izin verdi.  Bursa, Keles’in 23 köyünü nerdeyse ortadan kaldıracak termik santrali tartışırken, asıl sürpriz DOSAB santrali oldu. 
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü sitesine konulan ÇED raporundan alıntılar yaparak, bu santral hakkında biraz bilgi vereyim.
DOSAB, Bursa’nın planlı kurulmayan OSB’lerinden biri olmasına rağmen sonradan yapılan planlarla büyüyerek, Türkiye’nin en büyük organize sanayilerinden biri oldu. 300 firmanın üretim yaptığı DOSAB’ta yaklaşık 30 bin kişi istihdam ediliyor. İçerisinde ağırlıklı olarak tekstil sektörü, otomotiv ana ve yan sanayinde faaliyet gösteren firmaların yer aldığı bölgede kurulmasına onay verilen tesis 49 megawatt güç kapasitesi ile faaliyet gösterecek.
Yıllık cirosu, 2 milyar doları ihracattan olmak üzere, toplam 4 milyar dolar olan DOSAB içerisinde yer alan firmaların ihtiyaç duyduğu buharın tamamı ve elektriğin bir kısmının karşılanması için planlanan ve kömürle çalışacak santral sayesinde doğalgaz tüketiminde yüzde 65 tasarruf sağlanacak.
GÜNDE 600 TIR KÖMÜR KENT MERKEZİNE TAŞINACAK
DOSAB içerisinde yaklaşık 52 bin metrekare alan üzerine kurulması planlanan tesisin 30 ayda bitmesi hedefleniyor. Santralin çalışma süresi 8 bin 250 saat/yıl ve projenin ekonomik ömrü ise 30 yıl. 
Şimdi gelelim asıl konuya...
Proje kapsamında ihtiyaç duyulan kömür ise Polat Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited şirketinden tedarik edilecek. Ön anlaşma ÇED raporunun içinde yer alıyor. Küller de Bursa Çimento’ya verilecek.
Santral,
yılda 500 bin ton ve günde bin 200 ton linyit kömürünü yakıt olarak kullanacak. Ve bu kömür, Gönen, Kepsut, İsaalanı, Dursunbey, Alpagut’tan karayoluyla getirilecek. Rakamla yazınca belki size bir anlam ifade etmiyor olabilir.
Günde bin 200 ton kömür demek, her gün
600 TIR yada kamyonun kömür getirmek için şehre girmesi anlamına geliyor.
Santral sıfır kirlilik yaratsa bile günde 600 kamyonun kente girmesi bile kirlilik için yeterli değil mi?
SIFIR KİRLİLİK SÖZ KONUSU DEĞİL
En büyük tepkiyi santrale onayı öğrenen çevreciler veriyor. DOĞADER Başkanı Murat Demir’e göre, şehir içinde düşük kalorili kömürle termik santral, kirlilikte son nokta anlamına gelen altın vuruştan başka bir şey değil.
Demir’e göre, Bursa zaten aşırı derecede kirli bir havaya sahip. Bunun üzerine kömürle çalışan santralin yaratacağı kirliliği koyarsanız, bu olumsuzluğun tuzu biberi olacak. Zaten sağı-solu sanayi ile çevrili Bursa’da fabrika bacalarından zehir saçılmakta. Hangi teknoloji olursa olsun, yanan kömürün sıfır atığı söz konusu olamaz.
Demir, santralin yapılmaması için yasal girişimlere başlayacaklarını söylüyor.
Aslında benim gibi çoğu kişinin umudu Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin bu konudaki görüşüydü.
BURSA’YI KİRLETENLER JAPON VEYA ÇİNLİ DEĞİL
Çünkü, Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde kentte kirliliğe yol açan tesislerden 10 yıl için kurtulma planları yapıyor. Kentin anayasası olan imar planlarına da bunlar işleniyor ve Bursa artık kirlilik yaratacak fabrika istemiyor. 
2 yıl önce Gemlik Serbest Bölgesi’nin hemen yakınındaki Azot sanayi de termik santral kurmak için girişimlerde bulunmuş, önce Gemlik halkı ve Belediye Başkan Vekili Refik Yılmaz, ardından Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe karşı çıkınca proje rafa kaldırılmıştı.
Aynı tavrı DOSAB santrali için beklerken, Altepe yaptığı açıklamada, gerekli bilgiyi alacaklarını ve çevre için olumsuz bir durumun olma şansı bulunmadığını söyleyerek ekliyor; ‘Avrupa standartlarına uyulduktan sonra şehir içinde tesis olur. Özellikle Almanya’nın her yerinde şehir içinde termik santral var. Çevreye zarar vermeden çalışabiliyor. Avrupa’daki standartlara uyduktan sonra şehir içine tesis olur. Bölgedeki sanayicilerin hepsi Bursalı. Yanlış bir şey olmaz. Yanlış bir şey olsa durur, çalışmaz zaten’
Altepe’nin bu konudaki görüşüne maalesef katılmıyorum.
Gelişmiş ülkeler, kent merkezlerinde bu tesisleri kurmuyor. Altepe’nin ayrıca sanayicilerle ilgili görüşleri de Bursa’nın mevcut durumuyla maalesef örtüşmüyor.
Nilüfer’in simsiyah akmasına, kentin artık dört mevsim kokmasına neden olanlar Japon veya Çinli değil!
Kentin geleceğini etkileyecek olan bu konuda iş, yine çevrecilerin hukuksal zeminlerdeki mücadelesiyle sonuçlanacak sanırım.



 



Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...