Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2021 Pazar

Tarımın kurtuluş reçetesi: Savunma sanayi modeli [13 Şubat 2021 ]

Türkiye son aylarda en çok tarımsal üretim ve yüzde 20'ye ulaşan gıda enflasyonunu konuşuyor.

Aslına bakarsanız vatandaşın birinci gündemi de hayat pahalılığı ve enflasyon...

Bunu dövizin artmasından, zincir marketlerin uyguladığı politikalara bağlayanlar olduğu gibi Türkiye'nin tarım ve gıda stratejini bir türlü rayına oturtamadığı görüşünü dile getirenler var.

Bursa'da hem tarım hem de gıda konusunda uzman bir isim olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkan Vekili ve Dış Ticaret Konseyi Başkanı Murat Bayizit, önceki gün ASTV'de yayınlanan Birgül Telli Uysal'ın sunduğu Ekonomi Masası'nın konuğu oldu.

Aynı zamanda geçtiğimiz aylarda kuruluşu gerçekleştirilen Türkiye Dondurulmuş Gıda Sanayi Derneği Başkanı olan Murat Bayizit ile program öncesi konuşma fırsatı bulduk.

Bayizit, hem programda hem de sohbetimizde gıda enflasyonunun nedenleri ile çözüm yollarını anlattı.

Bayizit'in uzun konuşmasından bölümleri sizlere aktarayım.

Gıda enflasyonunun dövizdeki aşırı yükselmeden, kuraklığa, pandemiden lojistik maliyetlerinin yükselmesine kadar oldukça çeşitli nedenleri var. En önemlisi de Türkiye'nin bu konudaki yapısal sorunları. Tarımda politika ve stratejisinin olmaması.

Girdi maliyetlerinin yüksekliğine en iyi örnek hayvancılık. Türkiye'deki hayvancılık yurt dışından ithal edilen yemlere dayalı. Bu dünyanın en pahalı hayvancılık yöntemi. Çok büyük meralarımız var ama maalesef kapalı.

Tarımsal üretim ise yerinde sayıyor. Örneğin buğday üretimimiz son 10 yılda 16-20 milyon ton arasında gidip-gelen seyre sahip. Orta gelir tuzağı gibi. Oysa Rusya aynı sürede buğday üretimini 23 milyondan 70 milyona çıkarak, en büyük buğday üreticisi haline geldi.

Ülkemiz ise yüzde 2 bin gıda enflasyonu ile dünya birincisi olan Venezuela'nın bulunduğu listenin 9'uncu sırasında.

'Türkiye'nin ilk 10 içinde yer alması hakikaten içimizi acıtıyor' diyen Bayizit, 'bunun önlenebilmesi için neden-sonuç ilişkisini bir tarafa bırakıp, gıda enflasyonuna marketler sebep oldu gidelim depoları basalım. Gibi palyatif tedbirler bu işin kesinlikle ve kesinlikle çözümü değil. Araba devrilmiş şöfore yol tarif ediyoruz. Türkiye varlık içinde yokluk çeken bir ülke. Bundan kurtuluş ve çıkışın reçetesi ise üretim planlaması ve verimlilik' dedi.

Buna model olarak savunma sanayi ve elde edilen başarıları gösteren Bayizit, şöyle devam etti:

'Tarımda öngörülebilirlik olmadığı için yatırımdan imtina ediliyor. Devletimizin aynen savunma sanayi uzay havacılık sanayideki gibi bu işin arkasında durup, alıcısı benim deyip büyük kapasiteli fabrikalar kurup üst yapıyı güçlendirmesi gerekiyor. İHA ve SİHA'lar gibi müşterisi benim deyip, yatırımları gerçekleştirmeli'

Bayizit'in birinci önerisi Bursa'da güney Marmara, İzmir Ege, Kütahya, Afyon, Konya üçgeninde günde bin ton sebze ve meyve işleyen tesisler kurulması ve bunun çevresinde iyi tarım uygulamalarına geçilmesi.

İkinci önerisi ise dondurulmuş gıda üretiminin desteklenmesi. Çünkü tarladan tüketiciye giden ekosistemde üretimin yüzde 30'u çöpe gidiyor. Bunun önlenmesinin en iyi yöntemi ise dondurulmuş gıda üretiminin yaygınlaştırılması.

ÜNİVERSİTELERDE ONLİNE EĞİTİME DEVA

Koronavirüs pandemisi eğitim hayatına büyük darbe vurdu. İlk dönemi online eğitimle geçiren üniversitelerde ikinci yarı yıl hazırlıkları yapılmıyor.

Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ikinci yarı yılda da online eğitime devam edileceğini duyurdu.

Görüştüğümüz Prof.Dr. Karademir, bakanlığın uyarılarını göz önünde bulundurarak uzaktan eğitim kararı aldıklarını, ikinci yarıyıl eğitimde mühendislik öğrencilerine staj kolaylığı getirdiklerini belirterek, 'Yılda 20 günlük süreyle iki staj yapılıyordu. Bunu bire düşürdük' dedi.

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz da, ikinci yarıyıl için duyuru yapacaklarını belirterek, planlarını şöyle açıkladı:

'Öğrencilerden yoğun talep var. Nabzı tutalım diye mart ayı sonuna kadar uzaktan eğitim devam edilmesi kararı alındı. Vaka sayısı makul düzeye inerse öğrencilerimiz beşte biri ile yüzyüze eğitim başlayacak. Kayıt sırasında öğrencilerin görüşlerini anketle alacağız. Uygulamalı bilimlerde ise hibrit eğitim devam edecek' 

19 Haziran 2021 Cumartesi

Türkiye, dünyadaki bir paradigmayı değiştiriyor [28 Nisan 2020]

Koronavirüs salgını dünyadaki bir çok paradigmayı altüst etti. Bu tür kriz ortamlarında umut bağlanan çok sayıda uluslararası örgüt çaresiz ve işlevsiz hale geldi. Adeta eski bir çağ kapanıp, yeni bir çağı başlatacak değişiklikler yaşanıyor.

Sorun küresel, çözüm ise ulusal hale geldi. Ya da bir çok ülke bu yöntemi benimsedi. Bu noktada farklı bir yol izleyen Türkiye'nin geçmişten gelen medeniyet anlayışı ön plana çıktı.

Bu konuları TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ile konuştuk.

Neydi Türkiye'yi farklı kılan ya da farklı olduğunu gösteren anlayış?

Çavuşoğlu, dünyadaki medeniyet tasavvurunu anlatarak sözlerine başladı:

'Dünya'da iki türlü medeniyet tasavvuru var. Bunlardan birincisi yaşatma, abat ve ihya etme telaşı ve endişesi içinde olanlar. Diğeri ise ne yazık ki her şeyi menfaat ve çıkara odaklanmış, bencil, yıkma, yakma ve hatta yüksünmeden öldürmeyi göze alabilen bir anlayış'

Türkiye'nin tarihinden bu yüzden zaman zaman olumsuzluklar ve acıyla da karşılaşsa yaşatmanın imar ve ihya etmenin yanında olduğu vurgusunu yapan Çavuşoğlu şöyle devam etti:

'Cihan devletinden gelen kuruluş felsefemiz: İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışı üzerine kurulmuş. Bu geçmişte de böyleydi günümüz Türkiye'sinde de devam ediyor. O yüzden hiç bir çıkarımız olmaksızın Afrika'nın derinliklerinden Orta Asya'nın bozkırına kadar ihtiyacı olanların yardımına koşuyoruz. Yıllardan beri gayri safi milli hasılasına oranla en çok insani yardım yapan ülkeyiz'

Göç süreçlerinde İspanya'dan kovulan Yahudilere, Almanya'da Hitler'in zulmünden kaçanlara, Balkanlardan Kafkaslardan göç edenlere kadar milliyetine, ırkına, kimliğine bakmaksızın Türkiye'nin mazluma kucak açtığınıifade eden Çavuşoğlu, Türkiye'nin koronavirüs sürecinde de geçmişten gelen referanslarından vazgeçmediğini söyledi.

Çavuşoğlu, 18 yıllık iktidarları döneminde yapılan atılımlar ve dönüşümlerle güçlü bir alt yapı oluşturulduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:

'Dünyaya ışık saçan bir sağlık sistemimiz var. Dünyanın dört bir yanındaki vatandaşlarımızı sahipsiz bırakmadığımız gibi çok sayıda ülkeye de yardım gönderiyoruz. Dün kendilerine sığınan darbecileri bize iade etmeyen Yunanistan'ın üç denizcisinin yardımına koştuk'

Türkiye'nin bu süreçte tüm dünyaya insanlık adına örnek verecek bir yaklaşım ortaya koyduğunun altını da çizen Çavuşoğlu:

'Türkiye bu süreçte Amerika'ya, Almanya'ya, Çin'e bakmaksızın bir büyük devlet nasıl hareket eder onun kodlarıyla gösteriyor. Türkiye bir büyük devlettir. Bütün dünya bunu artık bu süreçte tescil etmiştir. Türkiye büyük bir devlettir ve büyük bir lidere sahiptir.

Dolayısıyla önümüzdeki süreç elbetteki bambaşka bir duruma evrilecektir. Çünkü Türkiye dünyada bir paradigmayı değiştiriyor. Dünyada Türkiye'ye karşı ön yargılarla hareket eden Türkiye'yi farklı düşünceye sahip olanların bakış açısını değiştirecek vizyonunu ve organizasyonunu ortaya koyuyor'

'AVRUPA YAŞAM HAKKI İHLALİNE TANIK OLUYORUZ'

Komisyon başkanı ve hukukçu olması dolayısıyla Çavuşoğlu, yaşananlara insan hakları penceresinden de bakarak değerlendirme yaptı.

Sağlığın en önemli insan hakkı olduğunu ve koronavirüs salgını sırasında yaşanan gelişmelere bakıldığında Avrupa ve diğer batı ülkelerinde en önemli insan hakkı olan yaşam hakkı ihlallerine tanık olunduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu şöyle devam etti:

'Türkiye bu noktada da örnek olmuştur. Bu noktada hükümetler tedbir almayarak, hastanelerine yeterli yatırım yapmayarak insanlarının maalesef acı tablo ile karşı karşıya kalmalarına neden olmuştur'

Çavuşoğlu, insani yatırımın en önemli insan hakkı aracı olduğunu da vurgulayarak, 'Türkiye, Cumhurbaşkanımızın ön görüsüyle sağlık yatırımlarını tamamlayarak hazır hale gelmiştir. Tartışılan Şehir Hastanelerinin ne kadar önemli olduğunu bu süreç ortaya koydu' dedi.

KORONAVİRÜS KARANTİNA GÜNLÜĞÜ (17)

CİTTASLOW'UN NEDEN TUTTUĞUNU ANLADIM

-Koronavirüs salgını döneminde en uzun soluklu sokağa çıkma yasağını geçen hafta sonu yaşadık. Bu dört günlük dönemde dünyada son yıllarda trend haline gelen Cittaslow yani yavaş, sakin şehir hareketinin neden tuttuğunu bir kez daha anladım.

Sokak ve caddeler boş, şehirler sessiz bir dingilik içindeydi. İnanın günde iki kez gelen ekmek aracının kornası bile rahatsızlık veriyordu. Bir yıl öncesinin hafta sonunu düşünün... Bahar gelmiş güneş ısıtmaya başlamış. İnsanlar akın akınMudanya, Kurşunlu, Kumla veya Uludağ'ın eteklerine akın ediyor. Sanki hafta içindeki koşuşturma yetmiyormuş gibi hafta sonu gidiş bir, dönüş iki eziyet. Park sorunu, gürültü.

Bu koronanın bize hijyen kadar öğrettiği diğer önemli bir konu sakin yaşamanın güzelliği olsa gerek.

-Dünün güzel haberlerinden biri Tekirdağ'dan geldi. İstanbul'un ardından Uludağ Tekirdağ'dan da görülmüş. Tekirdağ'ın 100'üncü Yıl Mahallesi'nde yaşayan, reklamcı ve fotoğraf tutkunu İlker Uskan da oturduğu binanın 7'nci katına çıkıp, kamera ve fotoğraf makinesi ile kuş uçuşu 180 kilometre olan Bursa'daki Uludağ'ın karlı zirvesini görüntülemiş.

Uludağ'ın İstanbul'dan göründüğü günlerde dağcılık tutkunu bir arkadaşım sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Yükseltilerin görülme mesafesiyle ilgili bir hesaplama yöntemi varmış. Onun yaptığı hesaba göre Uludağ, önünde bir engel yoksa ve hava temizse 320 kilometre öteden bile görülebilirmiş.

-İnsanlık koronavirüsün dünyada yarattığı kaosu tartışıyor. Nasıl bulaştığı, hastalığın tedavi yöntemleri, neyle önleneceği gündemdeki en önemli konular. Geçtiğimiz akşam televizyon programındaki uzmanların tartışması sırasında dikkatimi çekti. Vaka sayının 3 milyon, kayıp sayısının da 200 bini aştığı dünyayı sarsan koronavirüsün toplam ağırlığı, daha doğrusu tüm dünyayı enfekte eden virüsleri toplasanız daha 5 gramı geçmezmiş. 5 gramın yaptığına bakın....

-Bursa Osmangazi Belediyesi, 'Evde Kal Türkiye' çağrısına uyan öğrencilerin, evlerinde nitelikli vakit geçirmelerini sağlamak amacıyla resim yarışması düzenledi. İlk ve ortaokul düzeyindeki çocukların katılabileceği yarışmada, dereceye girenlere sürpriz hediyeler verilecek.

'Sanat da Eğlence de Eve Sığar' temasıyla başlatılan resim yarışmanın konusu ise 'Koronavirüs ile Değişen Yaşam' olarak belirlendi. İlk ve ortaokul düzeyindeki öğrenciler, koronavirüs nedeniyle hayatlarında ve çevrelerinde ne gibi değişiklikler meydana geldiğini, resmederek, yarışmaya katılabilecekler. Yarışmaya katılmak isteyen çocuklar, yarışma ile ilgili detaylı bilgiye www.panorama1326.com.tr adresi üzerinden ulaşabilecek.

 

17 Haziran 2021 Perşembe

Milli savunma sanayi ve tam bağımsız Türkiye[ 03 Mart 2020 ]

Türkiye'nin kendi çıkarları ve ulusal güvenliği adına bağımsız adımlar attığı dönemlerde neler yaşandığını görüyoruz.
Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD'nin silah ambargosu dönemi işin kırılma noktalarından biriydi. Daha sonra terör örgütünün 1984'te başlattığı eylemlere karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonel gücünü dış bağımlılığın nasıl etkilendiğini Güneydoğu'da görev yaptığım yıllarda gördüm.
Bir yandan terör örgütlerine destek çıkan batı, diğer yandan mücadele için her türlü silah ve teçhizatın pazarlamasını yapıyordu. 'Sınırdan ge-çişlerin önlenmesi için size termal kamera lazım, birliklerin intikali ve alan güvenliği için en iyi helikopter bizde' bunlar sadece birkaçı. Aklınıza gelen tüm teçhizatları satmak için ABD ve Avrupa ülkelerinden şirketler Güneydoğu'ya adeta kamp kurmuştu.

Bir gün ABD'li Skorsky, ertesi hafta Alman Bolkow, bir ay sonra Fransız Puma test uçuşları ve tanıtım için geliyordu. Ruslar da o günlerde sıraya girmişti.
Ha bu arada. İşlerine gelmeyen gelişmelerde verdikleri teçhizat kullanıldığında ise nota verip ambargo tehditleri savuruyorlardı. Hiç unutmam Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesinden sonra Doğu Alman askerlerinden kalan değişik görünümlü miğferler TSK'ya verilmişti. Sonra Güneydoğu'da kullanılıyor diye ihtar göndermişlerdi.
Tüm bu süreçlerden geçen Türkiye, kendi çıkarları için her adım attığında karşılaştığı zorluklara göğüs gererken, çok önemli bir hamle de gerçekleştirdi. Yerli ve milli savunma sanayinde son 10 yılda önemli gelişmeler katedildi.
Suriye rejim güçlerinin hain saldırısı sonrası gerçekleştirilen harekatta yerli ve milli savunma sanayinin geldiği nokta İHA ve SİHA'ların başarısıyla bir kez daha gözler önüne serildi.
ABD'li milyarder girişimci Elon Musk, F-35'ler yerine kendi önerdiği insansız araç projesini önerdiği gün Türkiye, sürü drone'lar kullanarak, Suriye rejim güçlerini bozguna uğratıyordu. Hem de Musk'ın anlattığı sistemle...

AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanvekili olduğu için konuyu yakından takip edenlerden biri.
Geçtiğimiz aylarda çektirdiği insansız hava aracı ANKA ile fotoğrafını sosyal medyadan paylaşan Refik Özen'e göre, savunma sanayinin tarih yazdığı bu günlerde yüzde 75 yerlilik oranına ulaşıldı. Türkiye bunu daha ileriye götürmek zorunda. Tam bağımsız Türkiye'nin yolu buradan geçiyor.
Bu konudaki gelişmeleri sayılarla da ifade eden Özen'in verdiği bilgiye göre, 2002'de 5 milyar dolar bütçeli savunma sanayi projeleri yürütülürken bugün 60 milyar dolarlık proje hacmine ulaşıldı. 2002'de bir milyar dolar olan ciro rakamı bugün 8,76 milyar dolar ve 2002'de 248 milyon dolar ihracat miktarı 2,5 milyar dolara ulaştı.
Yerli ve milli savunma sanayide insansız hava araçlarının yanı sıra Altay tankı, Piri Reis denizaltısı Atak helikopteri Gökbey, Kirpi, Hürkuş, Hürjet, MPT 76 piyade tüfeği projeleri de başarıyla yürütülüyor.
Savunma sanayinde Bursa'nın rolü de büyük. Otomotiv ve metal sanayindeki Bursa deneyimi yeni projelerle savunma sanayine aktarılıyor. Bursa'dan Ermaksan'ın lazer teknolojisindeki başarısı savunma sanayine güç katan projelerden sadece bir tanesi.

MEHMETÇİĞE BURSA DESTEĞİ

Bursa'da faaliyet gösteren 90'a yakın iş dünyası ve sivil toplum kuruluşu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İdlib'te yürüttüğü 'Bahar Kalkanı Harekatı'na tam destek verdi.
Ellerinde Türk bayraklarıyla salonu dolduran iş dünyası ve STK temsilcileri adına hazırlanan ortak bildiriyi okuyan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 'Bursa iş dünyası olarak devletimizin ve kahraman ordumuzun yanındayız. Alınacak her kararın, atılacak her adımın arkasındayız' mesajını verdi.

Burkay'ın mesajında da yerli ve milli savunma sanayi vurgusu vardı. Güçlü bir savunma sanayinin bağımsızlığın garantilerinden biri olduğu hatırlatmasını yapan Burkay, milli savunma sanayine ilişkin başlatılan güçlü atılımın stratejik öneminin bugün bir kez daha ortaya çıktığını ifade etti.
Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı'nda olduğu gibi Bahar Kalkanı harekatının da yerli ve milli silahlarla gerçekleştirildiğine vurgu yapan Burkay, Bursa'nın tüm imkanlarıyla savunma sanayinin gücüne güç katma azim ve kararlılığında çalıştığını sözlerine ekledi.

GEMLİK BELEDİYE BAŞKANINI İSYAN ETTİREN KİRLİLİK

45 yıl önce Gemlik'e geldiğimiz yıllarda Karsak Deresi pırıl akardı. Tatlı suyla denizin birleştiği nokta adeta bereket kaynağıydı. Belki inanmazsınız ama şimdilerde Karacabey longozuna giden yılan balıkları tam bu birleşme noktasına yavrulamak için gelirdi.
Orhangazi'den itibaren Karsak Deresi kıyısına sanayi tesislerinin kurulmasıyla kirlilik başladı. Buna Gemlik'teki evsel atıklar da karışınca Karsak Deresi bataklığa dönüştü. Kirlilik nedeniyle dere her hafta başka bir renge büründü.

Önceki gece Karsak deresi süt renginde akınca durumu gören Gemlikliler dereye fotoğraflayarak Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan'a gönderdi. Başkan hemen ekiplerini seferber edip kirlilik kaynağını araştırmak isterken, sosyal medyadan da tepkisini gösterdi.
Beyaz akan dere fotoğrafını, 'Karsak Deresi'ni bu hale getiren şeref yoksunu seni elbet bulacağım. Biraz cesaretin varsa ben yaptım de, de ki canına okuyayım!' diyen Sertaslan, daha sonra ekiplerin kontrolünün sonucunu da yine sosyal medyadan paylaştı.
Ekiplerin araştırmalarında bir sonuca ulaşamadığını kaydeden Sertaslan, 'Şu an her şey normal belli ki herkes uyurken ayakta kalmış bu vicdansızlar. Ama elbet bulacağım ve hesabını soracağım' mesajını gönderdi.
Görüştüğümüz Sertaslan, kirlilik kaynağını bulmakta oldukça kararlı. Gerekirse helikopter tutup, inceleme yaptırmayı bile düşünüyor.

 

Türkiye artık kendi göbeğini kendisi kesecek [04 Şubat 2020]

Türkiye, insani dramların önüne geçmek amacıyla İdlib bölgesindeki gözlem noktalarına ilave olarak 200'den fazla zırhlı aracı bölgeye göndermeye başlamıştı. Bunun amacı bölgede Türk varlığını gören rejim güçlerinin saldırılarının önlenmesi ve kuzeye yani Türkiye sınırına yönelen mültecilerin rahatlamasıydı.
Ancak sabaha karşı bölgeden acı haber geldi. Rejim unsurlarınca yapılan yoğun topçu atışı sonucu 5 asker ile 3 sivil personel şehit oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna'ya hareket etmeden önce karşılık olarak Suriye rejimine ait 46 hedefin vurulduğunu açıkladı ve Rusya'ya önümüzü kesmeyin mesajını verdi.
Rejim güçlerinin bu hain saldırısı Türkiye'nin Suriye'deki tutumunda radikal değişikliklere neden olacağa benziyor. Saldırının Astana ve Soçi süreçlerini de derinden etkileyerek, Türkiye'nin güvenli bölge çabalarında yeni sayfalar açacak.


Menfur saldırıyı konuyu yakından takip eden Bursa Milletvekili ve aynı zamanda TBMM Savunma Komisyonu Başkanvekili Refik Özen'e sorduk.
İdlib'de Rusya ile birlikte yürütülen süreçte böylesine menfur bir saldırının olmasının Türkiye'yi derinden yaraladığına dikkat çeken Özen, 'Gelinen noktada rejim güçleriyle karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz. Türkiye bundan sonra kendi göbeğini kendisi kesecek' dedi.
Devamında ise;
'Bu menfur saldırıya gereken cevap verildi ve verilecektir. İdib'deki süreç bundan sonra bugüne kadar olandan farklı seyir izleyecek' değerlendirmesini yaptı.
Özen, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarında olduğu gibi kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin şehitlerinin kanını yerde bırakmayacağını ve bundan hiç kimsenin kuşku duymaması gerektiğinin altını çizdi.

'RÖVANŞ KAVGASINA ALTERNATİF OLMAK İSTEDİM'

CHP İl örgütünde 9 Şubat Pazar günü yapılacak kongre öncesi mevcut Hüseyin Akkuş ile rakipleri İsmet Karaca, Erol Gülmez ve Güner Aklan'ın delegelere yönelik çalışmaları devam ediyor.
Adaylığını ilk açıklayan Erol Gülmez, aralarında Bursa eski Baro Başkanı ve 'Ortak Çözüm Grubu' çalışmalarıyla tanın Ekrem Demiröz, geçen dönem Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi Erdal Aktuğ'un da bulunduğu ekibiyle basının karşısına çıktı.


Cuma günü 30 kişilik yönetim kurulunu Bursa kamuoyuna açıklayacağını söyleyen Gülmez, toplantıda önemli mesajlar verdi. Hüseyin Akkuş ve İsmet Karaca arasında bir rövanş olacağını tahmin ettiği için örgüte bir alternatif sunmak amacıyla aday olduğunu söyleyen Gülmez'in basın toplantısında öne çıkan başlıklar şöyle:
3 Oyun kurucular arasındaki makam mevki kavgasından vazgeçilebilseydi bir müddet bile olsa kılıçlar kınına konulabilseydi 31 Mart seçimlerinde Bursa'yı kazanırdık.
3 Delegelerden 2 dönem için oy istiyorum. Çünkü 2 yıl kısa süre. Komisyonlar kurup 4 yıl boyunca projeler hazırlayacağız. Belediye başkan adayı belirlendiğinde projeler hazır olacak.
3 Bundan sonraki süreçte çekilme birleşme olursa beni kapsamayacak. Karaca'ya da Akkuş'a da 'çekilin benim altında birleşin. Birlik beraberlik mesajı verin' dedim. Pek ciddiye almadılar. Güner Aklan belki bu hassasiyetini son günlere doğru kullanabilir. O da oyun kurucularından ve kavgadan rahatsız.
3 Seçimlerde bir ittifak da olsa temayül yoklaması yapacağım. Milletvekili adaylarını 31 bin CHP üyesi oy kullanarak belirleyecek. Listeyi imzalayıp genel merkeze göndereceğiz. İtiraz olursa istifamızı sunacağız.

MECLİS'TE MİNİ BURSA ZİRVESİ

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu ve MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Cumhur İttifakı'nın Bursa'dan Meclis'e gönderdiği iki önemli isim. Zaman zaman bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunan iki ismin dünkü buluşma adresi Çavuşoğlu'nun Meclis'teki odası oldu.
Çavuşoğlu, 'İsmet Ağabey' diye hitap ettiği Ataman'la görüşmesini sosyal medya hesabından 'Verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Cumhur İttifakı olarak güç birliğimizi sürdürmekte kararlıyız. Ortak sevdamız önce Türkiye sonra Bursa' yazısıyla paylaştı.


Görüşmeyi değerlendiren Çavuşoğlu, Cumhur İttifakı'nın oluşturduğu güç birliğini kararlılıkla sürdürmek istediklerini vurgulayarak, 'Cumhur İttifakı bir siyaset mühendisliği ürünü değil, milletin bağrından çıkmış bir ittifak. Netice itibarıyla birlikte çalıştık birlikte başardık İsmet ağabeyle zaman zaman bir araya geliyoruz. İsmet bey siyasi tecrübesi olan bir ağabeyim. Onun Bursa ve genel siyasetle ilgili görüşleri değerli. Zaman zaman bir araya gelmenin faydalı olacağını düşüyorum' dedi.

BURSA'YA LEZZET SEFERİ

Şef Ömür Akkor, yıllardan beri Anadolu mutfağı üzerinde çalışmalar yapıyor. Konuyla ilgili hazırladığı iki kitap, alanında dünyanın sayılı eserleri arasında yer almaya başladı bile. Kitaplarını hazırlamak amacıyla karış karış gezdiği Anadolu'daki lezzetleri Bursa'da açtığı Zennup 1844 adlı restoranına taşıyan Ömür Akkor'un hafta sonu önemli bir ziyaretçisi vardı.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın cumartesi akşamı Trabzonspor-Fenerbahçe maçının ardından pazar günü Zennup 1844'e gelmesi Ömür Akkor'un lezzet ustalığının başarısı olsa gerek.
İşin güzel yanı, sadece Bakan Albayrak değil Bursa'yı ziyaret eden siyaset, sanat ve ekonomi dünyasının önde yer alan isimleri için Zennup 1844'ün cazibe noktası haline gelmesi. Turizm ve gastronomi kenti olmak isteyen Bursa için önemli bir gelişme...

 

16 Haziran 2021 Çarşamba

Göçle gelenlere halk nasıl bakıyor? [26 Aralık 2019 ]

Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı en önemli sorunlardan biri kontrolsüz göç. Türkiye, sadece Suriye'den değil, Asya'dan Afrika'dan gelen göçmenlerin ilk adresi haline geldi.
Elbette ki eskiden de kontrolsüz ve kaçak göç vardı. Gelen göçmenler Türkiye'yi Avrupa'ya geçişin durağı olarak kullanırdı. Ancak, son yıllarda özellikle Suriye başta olmak üzere yaşanan kontrolsüz göç, ülkemizin sadece ekonomisini değil, toplumun sosyolojik yapımını da etkileyecek boyuta ulaştı. Çoğunluğu Suriyeli 5 milyona yakın göçmenin barınmadan beslenmesine, sağlığından eğitimine tüm yük bizim üzerimizde...

Göçmenlik konusunda madalyonun iki yüzü var. Birincisi yukarıda anlattığım sıkıntıların yaşanması. Diğer yönü ise toplumun iş gücüne olan katkıları. Savaştan çıkan Almanya'nın Türkiye'den işçi alması örneğinde olduğu gibi istihdamın güçlendirilmesinde kullanılması. Almanya halen bu politikasını sürdürüyor. Orta Avrupa ülkelerinde kurulan kamplardaki bulunan göçmenlerin işine yarayanlarını ülkesine kabul ediyor.
Türkiye'de ise göçmenlerin büyük çoğunluğu devlet desteğiyle yaşamını sürdürürken, bir bölümü de tarım işçiliği ve nitelik gerektirmeyen alanlarda istihdam ediliyor. Nitelikli istihdam konusunda en son Afganistan'dan 150 bin çoban konusunda bir adım atıldı.
Peki, göçle ilgili yaşanan bu gelişmelere ve göçmenlere Türk halkının bakış açısı nasıl? Zaman zaman haber bültenlerine yansıyan öfke patlamaları dışında vatandaşın düşüncesi ne?
Yeniden Aydınlanma Derneği (YAD) geçtiğimiz aylarda bu konuyu araştırma konusu yaptı. 'Ülkemize Göçle Gelenlere Halkın Bakışı' konulu araştırmada 21 ilde 1802 denekle anket gerçekleştirildi. Sahada yapılan bu çalışmanın ardından veriler mercek altına alınarak sonuçlar uzmanlarca yorumlanarak makaleler hazırlandı.

YAD'ın bu çalışmasının sonuçların 29 Aralık Pazar günü saat 13.30'da Osmangazi Ördekli Kültür Merkezi'nde yapılacak toplantıda masaya yatırılacak.
Toplantıda, YAD Bursa temsilcisi Mehmet Yılmaz ve Genel Başkan Halil Konuşkan'ın açılış konuşmalarının ardından ankette elde edilen sonuçları İstatistikçi Öğretim Görevlisi Nizamettin Yıldırım anlatacak. Daha sonra Avukat Ruhittin Sönmez, İYİ Parti GİK Üyesi İlay Aksoy, Eğitimci-Yazar ve İYİ Parti Danışma Kurulu Üyesi Dr. Sakin Öner, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Atilla Birigen ve İYİ Parti Bursa Milletvekili ve partinin Kalkınma Politikaları Başkanı Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu tarafından değerlendirilecek.
YAD Bursa Temsilcisi Mehmet Yılmaz, anketin ve makalelerin içinde yer aldığı 140 sayfalık kitap hazırlandığını belirterek, 'Ankete göre, Türk halkının büyük çoğunluğu göçmenlerin ülkelerine dönmesini istiyor' dedi.
650 binin üzerinde 14 yaş altındaki göçmen çocuğunun okula gitmediğine de dikkat çeken Yılmaz, göçmenlerin ileride Türkiye'nin demografik yapısını da etkileyeceği uyarısında bulundu.

AK PARTİ, İL BAŞKANLARININ NABZINI TUTTU

Türkiye siyaseti son aylarda hareketli günler yaşıyor. AK Parti'den ayrılanlardan Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi'nin kurarken, Ali Babacan'ın parti hazırlıkları devam ediyor.
AK Parti, bu süreçte teşkilattan kopmaları önlemek amacıyla eski yöneticileri ile bağları güçlendirmek adına çalışmalar yürütüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla yürütülen bu çalışmalardan biri dün Ankara'da gerçekleştirildi.
'Kuruluştan Günümüze İl Başkanları İstişare Toplantısı'na Bursa'dan İl Başkanı Ayhan Salman'ın yanı sıra geçmiş dönemlerde bu görevde bulunan Hayrettin Çakmak, Mehmet Tunçak, Şevket Orhan ve Sedat Yalçın katıldı. Eski başkanlardan Nagıp Vardar ve Cemalettin Torun'un yer almadığı toplantıda çekilen fotoğraflara yansıdı.

AK Parti Bursa Milletvekili Dr. Mustafa Esgin'in moderatör olarak görev yaptığı toplantının birinci bölümünde, 10 kişilik masalarda çalıştay gerçekleştirildi. Eski ve yeni il başkanlarına, 'Örgüt yapılanması nasıl olmalı, önerileriniz nelerdir, Gündemi nasıl takip edersiniz, Türkiye'nin en önemli sorunu nedir, sosyal medya kullanır mısınız, il ve ilçe başkanı ile belediye başkan adaylarında olması gereken iki özellik nedir, Temayül yoklamaları hakkındaki fikriniz nedir' soruları anket formları aracılığıyla soruldu. Ardından yapılan görüşmelerde ise AK Parti'nin yaptığı-çözdüğü en önemli konu nedir, AK Parti'nin yapması gereken en acil konu nedir, gençler ne istiyor, ana başlıkları altında il başkanlarının görüşleri alandı.
Toplantının ikinci bölümünde ise AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, gündem üzerine konuşma yaptı.
500'e yakın katılımın olduğu toplantıların 6 ayda bir düzenleneceği ve başkanların haziran ayında tekrar bir araya gelecekleri öğrenildi.

 

6 Haziran 2021 Pazar

Nefes kesen seçim yarışının galibi Aktaş [01 Nisan 2019 ]

 Uzun süren bir kampanya dönemi sonunda demokrasinin bayram günü olarak nitelendirilen seçim dün gerçekleşti.

Kampanya dönemi süresince adayların büyük çoğunluğunun projelerini açıkladığı toplantıları izleme fırsatı bulduk. Kimisi çok havalı, kimisi stand up tadında, bazıları da partililerin de katılmasıyla coşkun gösterilere dönüşmüştü.
Yıllardan beri kent haberleri üzerine yoğunlaştığım için bir tespitimi açıklamakta yarar görüyorum. Tüm adaylar, talip oldukları seçim çevresindeki sorunlara hakim ve proje üretme konusunda oldukça başarılıydılar.
Zaten Bursa'nın sorunlarında mesele teşhis değil, çözümün nasıl gerçekleşeceği konusuydu.


Ulaşım, kentsel dönüşüm, çevre, turizmden daha fazla pay alınması tüm adayların projelerinin ortak noktasıydı.
Seçmen sandıkta bu projelere göre mi yoksa Cumhur İttifakı'nın 'beka', Millet İttifakı'nın ekonomik kriz söylemlerine göre mi karar verdi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kurduğu bu seçim stratejisini anlatabilmek için kampanya dönemi boyunca 102 miting düzenledi. Son bir hafta boyunca televizyon kanallarında 'beka' tezini anlattı.
Siyasi çevrelerin beklentisi yüzde 10-15 oranındaki kararsızların bu seçimde iktidara uyarıda bulunacağı yönündeydi. Ancak, sonuçlar açıklandığında katılımın yüksekliği bu tezin tam olarak gerçekleşmediğini gösterdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da seçimlerle ilgili ilk değerlendirmesi, oy oranlarını korudukları yönündeydi. Kaybettikleri yerler için 'Milletimizin taktiri' yorumunu yapan Erdoğan, doğu ve güneydoğudan gelen sonuçları ise milletin beka konusunda verdikleri mesajın anlaşılması olarak değerlendirdi.
Seçim sonuçlarına gelince;
Yazıyı tamamlamak üzere olduğumuz saate kadar deyim yerindeyse kıran kırana bir yarış gördük. Hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı cephesinden yapılan karşılıklı açıklamalar geceye damgasını vurdu. Mustafa Bozbey, kameraların karşısına geçerek önde olduğunu açıklarken, AK Parti İl Başkanı Ayhan Salman da, seçimi Alinur Aktaş'ın kazandığını söyledi.
Resmi olmayan sonuçlara göre, kıran kırana geçen bir yarış sonunda AK Parti adayı Alinur Aktaş, ipi göğüsleyerek, sandığın galibi oldu.

ARTIK BURSA'YA HİZMET ZAMANI

Görünen o ki seçim sonuçlarını daha uzun süre tartışıp analiz edeceğiz. Aktaş'ın nasıl kazandığı, Bozbey'in neden kaybettiği üzerine tartışmalar yapılacak.
Ben işin bir başka yönüne dikkat çekmek istiyorum. Seçilen başkanın işi çok zor....
Nedenine gelince Bursa'nın sorunları dağ gibi ve acil çözüm bekliyor. Üstelik ülke ekonomisinin durumu malum. Hükümet, tasarrufa kamudan başlıyor. Dolayısıyla para musluklarının açılması umudu bir yana yeni yatırım beklemek hayalcilik olur. Yani önümüzdeki dönemde de geçmişte olduğu gibi Bursa kendi göbeğini kendisi kesecek ve sorunları çözmek için kaynak üretecek, yatırım yapacak. Başka çaresi yok.
Diğer önemli olan bir konu ise seçilen başkanın parti rozetini bir yana bırakarak, kentin tamamına eşit hizmeti benimsemesi olacak. Çünkü seçimi kazanan artık Bursa'nın başkanı ve 3 milyon insana hizmeti esas alması sorunların çözümünü daha da kolaylaştıracağına inanıyorum.

TÜRKİYE REFORM BEKLİYOR

Her ne kadar yerel seçim olsa da Türkiye eylül ayının başından beri tüm enerjisini bu konuya harcadı.
Oysa 24 Haziran seçimlerinin ardından Türkiye'nin içine girdiği darboğazdan çıkış için iş dünyası reform bekliyor. Ekonomik durgunluğun önlenmesi, istihdamın artırılması en önemli sorunlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da seçimlerle ilgili ilk değerlendirmesinde bu konuya dikkat çekti ve önümüzdeki 4,5 yıllık icraat döneminde ekonomi, savunma sanayi konularına odaklanılacağı mesajını verdi.
Gündemlerinde çok önemli bir reform programı olduğuna vurgu yapan Erdoğan'ın serbest piyasa ekonomisinden taviz verilmeden güçlü bir ekonomi programı hayata geçirileceği vurgusu bu konuda beklentileri olanlara rahat bir nefes aldırdı.

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...