TÜRKİYE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TÜRKİYE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2021 Cumartesi

'Güven oluşmadıkça çarklar yeniden dönmez' [16 Mayıs 2020]

Koronavirüs salgının önlenmesinde önemli mesafeler alındıktan sonra gündemi ekonomik konular belirlemeye başladı.

Türkiye ekonomisi kırılgan bir döneminde koronavirüs kabusu ile karşılaşmıştı. Bugünlerde koronavirüsün de yarattığı tahribatın önlenmesi için yeni tedbirler uygulamaya konuluyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. Lale Karabıyık, Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun zaman zaman kamuoyu ile paylaştığı öneri paketlerinin ekonomi ve istihdamla ilgili bölümlerini hazırlayan önemli bir isim. Unutmadan çalışma hayatı ile ilgili raporlar da yine Bursa'nın yakından tanıdığı ve geçtiğimiz aylarda Kılıçdaroğlu'nun danışmanlığına getirilen CHP Bursa Milletvekili adayı Özgür Erdursun tarafın hazırlanıyor.

Prof. Dr. Karabıyık'a pandemi dönemi ve sonrasındaki ekonomik gelişmeleri sorduk.

Salgın döneminde ekonomisi güçlü ülkelerin insanları evde tutarken, yoksulluğu önlemek, ihtiyaçları karşılamak için daha çok bütçe ayırdıklarını ifade eden Prof. Dr. Karabıyık, bunun pandeminin önlenmesinde de etkili olduğuna dikkat çekti.

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak'ın ' biz şöyle iyiyiz böyle iyiyiz' diye kendini alkışlarken, hesap kitap bilenlerin neler yaşandığının farkında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karabıyık, Türkiye'nin kriz döneminde yaptığı desteklerin çok cüzi miktarlarda kaldığını savundu.

Prof. Dr. Karabıyık, bu süreçte bankaların üzerine gidildiğini ve tahvil alım satım işlemleriyle arkadan dolarak para basıldığını kaydederek, banka ATM'lerinin verdiği yeni ve seri numaraları birbirini takip eden banknotların bunun gösterdiği olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Karabıyık'a göre, bankaların tahvilden sonra diğer talebi olan kredi konusuna sıcak bakmadı. Riske girmek istemeyen bankalar sadece güvendikleri müşterilerine ya da talebin onda biri kadar kredi verdi.

İşsizlik fonunda 132 milyar lira biriktiğini, bunun geçen yılki faizinin 16 milyar olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Karabıyık, şöyle devam etti:

'Bunun 45 milyar lirasını işsizlere değil işverene verdiler. Biriken para işveren fonuna döndü. İktidara geldiklerinden bu yana 15 tane istihdam paketi 5 ekonomi paketi yaptılar toplam 20 pakette istihdamı bir kere 9 kusurlara getirdiler sonra hemen çift haneli çıktı. Çünkü bu paketlerin ardından olması gereken ekonomik reformları yapmadıkları için etkisini göstermedi'

Kısa çalışma ödeneğinde de Torba yasanın 17 Nisan'da çıkması nedeniyle beklentinin altında ödeme yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Karabıyık, 'Diğer taraftan biner lira yardıma başvuran 5 milyon 800 bin kişiden 3 milyon 600 bin kişi uygun değilsiniz diye elendi. Sadece 2,5 milyon kişi biner lira alabildi' dedi.

'TÜRKİYE HER SORUNUN ÜSTESİNDEN GELİR'

Peki, önümüzdeki süreçte Türkiye'yi neler bekliyor?

Prof. Dr. Karabıyık'a göre, iktidar 'biz yaptık oldu', oradan alıp buraya yamarım mantığıyla giderse başarı elde edemez. Merkez Bankası rezervleri eridiği için şu anda swap kanalları aranıyor. Diğer taraftan köprü, yol ve hastane yatırımlarının garanti ödemeleri ötelenmediği için Türkiye'ye ciddi yük getiriyor.

İktidarın ciddi bir ekonomik paket hazırlaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Karabıyık, şöyle devam etti:

'Önce kriz anlatılacak. Ardından buradan para bulup şuraya aktarıp ekonomiyi açacağız. Sonra bu kaynakları şu şekilde yerine koyacağız. Bunlar net ve şeffaf biçimde açıklanmalı. Bunlar açıklanmadığı sürece güven oluşmaz. Güven oluşmayınca da ekonomideki çarklar dönmez. Türkiye'nin kaynakları doğru yönetilirse her sorunun üstesinden gelir'

BİLİM KURULU'NUN DEDİKLERİ YAPILMIYOR

Koronavirüs salgınında sayıların azaldığını, ancak bunun rehavete yol açmaması gerektiği uyarısında bulunan Prof. Dr. Karabıyık'a göre, Sağlık Bakanlığı'nca bilim kurulunun oluşması en güzel yapılan işlerden biri. Ancak bu süreçte tedbirlerin alınmasında bazen geç kalındı. Bilim Kurulu ile Sağlık Bakanlığı, bakanlık ile hükümet arasında fikir ayrılıkları olduğunu görülüyor. Bilim kurulunun önerileri yapılmıyor.

Sınav tarihlerinin erkene alınması, turizmle ilgili alınan bir takım kararların yanlış olduğunu savunan Prof. Dr. Karabıyık, 'Bunun etkisini ikinci dalga olarak görürsek bunun hesabını kim verecek' diye sordu.

'YARIN SEÇİM OLACAKMIŞ GİBİ HAZIRIZ'

Son günlerde gündemi oluşturan erken seçim ve CHP'nin İş Bankası hisselerinin devri konusunu da Prof. Dr. Karabıyık'a sorduk. O da yanıtladı:

'Erken seçim yapılacak bir ekonomik tablo yok ama daha çok kötü olmadan bir an önce yapıp çıkayım şeklinde bir söylenti var. Biz yarın seçim olacakmış gibi hazırız. Seçim bildirgemize kadar her şeyimiz hazır'

Satacak bir şey kalmadığı için iktidarın İş Bankası hisselerine göz diktiğini ileri süren Prof. Dr. Karabıyık, bunun yargı, basın, bankalar, meclis her şey bizim kontrolümüzde olsun anlayışının bir sonucu olduğunu söyledi.

 

17 Haziran 2021 Perşembe

Büyük devletlerin küçük hesapları [29 Şubat 2020]

İdlib'den gelen acı haber dün yüreğimizi dağladı. Canımızdan can gitti... İstediği kadar resmi açıklama yapsın bu hain saldırının asıl sahibi Rusya'dır. Yoksa 11 yıldır iç savaşla paramparça olmuş bir Suriye rejimi, Türkiye gibi güçlü bir silahlı kuvvetin yanından geçmeye bile cesaret edemez.
Dikkat ederseniz, Rusya, Türkiye'nin İdlib ile uzlaşma ve sorunun diplomatik yolla çözümü konusunu sürekli yokuşa sürdü. Heyetler gitti, heyetler geldi. Rusya hep kendi küçük hesabının peşinden koştu. Sonunda da Türkiye'nin verdiği sürenin bitmesine az bir süre kala hain saldırıyı sahneye koydu.

Oysa daha önceki politikalarıyla büyük resim üzerinden hareket eden Rusya, Suriye'deki egemenliğini korumanın yanı sıra NATO'nun en güçlü ordularından birine sahip Türkiye'yi yanına çekmeyi başarmıştı.
Hem de ne çekme...
NATO envanterine uygun olmayan S 400 hava savunma sistemini satmış, yetmemiş F 35'e karşı kendi savaş uçağını satacak ilişki düzeyine ulaşmıştı.
Rusya'nın bu hamlesi Türkiye'nin yeniden daha önce ait olduğu müttefiklerine dönüş kapısını da açtı. Deyim yerindeyse Rusya bir süre elinde tuttuğunu zannettiği Türkiye'yi yeniden AB ve ABD'ye altın tepsi içinde sundu.
Türkiye'nin Rusya'ya yaklaşmasının sebebi bir başka büyük ülke olan ABD'nin benzeri küçük oyunları üzerinden olmamış mıydı?
Ulusal güvenliğimizi tehdit eden ve dünyanın terör örgütü olarak tanıdığı PKK bağlantılı PYD'ye TIR'lar dolusu silah satıp, hamiliğini üslenmesi yılların müttefiki ABD'den uzaklaşmamıza neden olmuştu.
ABD dost mu düşman mı bilemez hale gelmiş, Rusya da bundan yararlanmıştı.
Bu günlerde yazının başında da vurguladığım gibi içimiz acı ve öfke dolu. Buna rağmen Türkiye büyük devlet olmanın gereklerini yerine getirerek, bir yandan saldırılara misliyle karşılık verirken diğer yandan İdlib'i tıpkı Bosna ve Kosova'da olduğu gibi NATO ve batı ittifakının gündemine taşıyor.
Gecenin en karanlık anı sabaha en yakın saatlerdir.
Batı ittifakı gösterilen bu yaklaşıma kayıtsız kalırsa Türkiye kendi göbeğini kendisi kesecek. Zaten Barış Pınarı ve İdlib'deki tavrıyla bunu gösterdi.
Büyük devletlerin küçük oyunları zaten bölgesel güç olan Türkiye'yi küresel oyuncu haline dönüştürecek, kaybedenler ise küçük oyunlar peşinde koşanlar olacak.

SIĞINMACI KARTI GEÇ KALMIŞ BİR HAMLE

Suriye'deki iç savaşın faturasını en ağır ödeyen ülke Türkiye. 4,5 milyon sığınmacı ya da resmi adıyla düzensiz göçmen Türkiye'ye geldi. Bütün masrafları da bize ait. Avrupa ülkelerine resmen tampon görevi yapıyoruz. Önceleri, 'Aman gelmesinler ne isterseniz veririz' diyen hiçbir ülke sözünde durmadı.
Türkiye'nin yükü katlanarak artarken, ülke kamuoyundaki tepkilerin dozu da yükseldi.

Hain İdlib saldırısının hemen ardından Türkiye sınırlarını kaldırarak düzensiz göçmenlere Avrupa yolunu açtı.
Aslında sığınmacı kartının açılması geç kalmış bir hamle. Geri kabul anlaşmasının gereklerinin yerine getirilmediği ilk günlerde atılsa Türkiye'nin ciddiyeti daha iyi anlaşılırdı.
AB şimdi kalkmış, 'Türkiye'nin yaptığımız sığınmacı anlaşmasına sadık kalmasını bekliyoruz' diyor. Adama sormazlar mı? 'Siz ne yaptınız. Verdiğiniz sözler nerede?'

Şimdi soru şu;

Uluslararası toplum, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve çocukların donarak ölmesine kayıtsız mı kalacak? Okulların ve hastanelerin bombalanmasını izlemeye devam mı edecek?
Diğer yandan dün ajanslardan akan Suriyeli sığınmacıların güvensiz botlarla Yunanistan'a geçiş görüntülerini izleyince Ege'nin mavi sularında yaşamlarını yitirenlerin acısı da yüreğime saplandı.
Umarım, bu hareket Aylan bebek gibi acıları bir kez daha bize yaşatmaz.

TÜRKİYE TEK YÜREK

Anadolu insanının kederde, tasada ve sevinçte ortaklaşması milli hasletlerimizden biri. Millet olmanın da en önemli özelliği bu.
Dün İdlib'deki hain saldırı sonrası Türkiye'den acı ve öfkenin yanı sıra bir başka ses daha yükseliyordu: Şimdi birlik ve beraberlik zamanı.

Siyasi partiler de bunun gereğini en iyi şekilde yerine getirdi. CHP ve MHP hemen en üst kurullarını topladı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Balıkesir gezisini yarıda keserek Ankara'ya döndü. Dönerken de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradı.
Partilerin bu davranış biçimi, son günlerde bazı ülkelerden yükselen, Türk halkı Suriye politikasını desteklemiyor eleştirilerine en iyi cevap oldu.

Salı günü yapılacak kapalı toplantıdan çıkacak sonuç bildirgesi de bunun resmi belgesi olacak. 

12 Haziran 2021 Cumartesi

Uludağ Üniversitesi ağır hasta![ 13 Eylül 2019]

 Bursa Uludağ Üniversitesi, 4 enstitü, 15 fakülte,2 yüksek okul, 15 meslek yüksek okulundaki 76 bin 290 öğrencisi, 2549 akademik, 4154 idari personeliyle dev bir eğitim kurumu.

Yarım asra yakın süre içinde bu büyüklüğe ulaşan üniversite, maalesef iyi yönetilemediği için son yıllarda sürekli kan kaybediyor.

Bu durumu göreve başladıktan 4 ay 3 hafta sonra basının karşısına çıkan Rektör Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, tıbbi terimler kullanarak ifade etti:
'Hastalığı teşhis edip, serum bağladık. Tedavi antibiyotikle devam edecek'
Tedavi süreçlerinde antibiyotik ağır hastalar için kullanılan bir ilaç olduğuna göre, üniversite gerçekten ağır hasta!
'Hedefimiz geçmişi kötülemek değil. İnsan hayatında olduğu gibi üniversiteler de inişli çıkışlıdır' vurgusu yapan Prof. Dr. Kılavuz, kan kaybını verdiği rakamlarla ortaya koydu. İki dönem önce dünya sıralamasında 848'inci olan Uludağ Üniversitesi 1226'ncı sıraya düşmüş.
Bunu düzeltmek için adımlar atıldığına işaret eden Prof. Dr. Kılavuz'a göre, bu hemen gerçekleşecek bir durum değil. 2019-2020 restorasyon ve rehabilitasyon yılları olacak. Sonuçları ise 2021'den 2023'e kadar uzayan süreçte alınacak. Başarının yolu ise akademik personel ve öğrencilerle şehrin bütünleşmesi, yeni projeler ve bilimsel çalışmalardan geçiyor. Hedef dört yılın sonunda dünyanın ilk bin üniversitesi arasında yer almak.

Peki, neden bu geriye gidiş yaşandı?
Rektör bu soruya yanıt verirken, 'adalet, hakkaniyet ve hakça paylaşım' kelimelerini kullanarak, 15 milyon liralık bilimsel araştırma fonunun kullanımıyla örneklendirdi:
'Bu fonu 200-300 binlik bölümlere ayırarak 200-300 kişiye ayırmak yerine paranın tamamını bir-iki projeye aktarırsanız beklentisi olan bilimsel çalışma yapacak insanları küstürmüş ve darıltmış olursunuz. Aşkı, heyecanı tekrar yeşertmek, güven duygusunu tekrar tesis etmek derken kastımız bu'
42 yıllık akademisyen olan Prof. Dr. Saim Kılavuz, rektörlük döneminin sonunda yaş haddinden emekli olacak. O yüzden bu süreyi çok iyi değerlendirmek istiyor.

BURSA VE TÜRKİYE BÜYÜR

Toplantıda, göreve başladıktan sonra alınan yaz okulu, burs, mezuniyet törenleri ve bütünleme sınavlarının temmuz başına çekilmesiyle ön plana çıkarılan öğrenci dostu üniversite algısının oluşması sayesinde kayıt yaptırma oranının yüzde 98,7'e yükseldiğini anlatan Prof. Dr. Kılavuz, yeni projelerini de anlattı.

Birincisi; üniversite her yıl 15 milyon lira elektrik harcıyor. Bundan tasarruf sağlanması amacıyla kampusa 1,2 megavatlık güneş enerjisi panelleri kurulacak. Proje 4-5 yılda kendi amorti edecek.
BTSO ile işbirliği geliştirilecek. Odanın mottosu olan 'Bursa büyürse Türkiye büyür'ü üniversite için kullanan Prof. Dr. Kılavuz'a göre, TEKNOSAB'da kurulacak fabrikaların AR-GE birimleri ULUTEK'te olursa üniversite şaha kalkar.

BÖLÜNME DEĞİL, ANAÇ ÜNİVERSİTE OLACAK

Uludağ Üniversitesi'nin çok büyüdüğü ve bölünmesi gerektiği önermesi son yıllarda tartışılan konulardan biri. Toplantıda Prof. Dr. Kılavuz'a bu konudaki düşüncelerini de sorduk. 5 aylık görev süresinde o da bu konuda hazırlıklar yapmış. Hatta 6 Ağustos'ta Bursa'ya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a iletmiş. Rektör Kılavuz'a göre, Bursa 4-5 devlet, 3-4 özel üniversite potansiyeline sahip.

Üniversite arazisinin bölünmesine ve burada yeni üniversite kurulmasına sıcak bakmayan Prof. Dr. Kılavuz'un önerisi; Uludağ'ın anaç üniversite olarak yeni üniversiteleri doğurması.
YÖK'ün ilçelerde üniversite kurulmasına karşı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kılavuz'un Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunduğu dosyada, ilçeler kümesinin oluşturduğu tematik kompakt üniversiteler kurulmasını teklif etti. Bunlardan biri İnegöl, Yenişehir ve İznik eksenli. Yenişehir Havaalanı yakınında hazinenin bağışlayacağı 90 dönümlük arazide kurulacak. Oraya Uzay ve Havacılık Fakültesi kurulacak. İnegöl, Yenişehir ve İznik meslek yüksekokullarının katılımıyla 6 bin mevcutlu üniversite olacak.
İkincisi Gemlik-Orhangazi eksenli olacak. Gemlik'teki denizcilik yüksekokulu fakülteye dönüşecek. Gerekirse Bursa Teknik Üniversitesi aynı fakültesiyle birleşecek. Borusan'ın rızasını alarak Hukuk Fakültesi Bursa'ya taşınacak. Bu üniversiteye lojistik ve işletme fakülteleri eklenecek. Orhangazi'ye de Asil Çelik dolayısıyla teknoloji fakültesi kurulacak.
Karacabey-Mustafakemalpaşa eksenli üniversite ise, gıda-tarım temalı olacak.
Bursa 1995 yılından beri çok ciddi yabancı uyruklu öğrenci sirkülasyonu alan bir üniversite. Bu konuda deneyim sahibi olundu. Molla Fenari adıyla İslam Sosyal Bilimler Üniversitesi kurularak Müslüman ülkelerden öğrenci getirilecek.
Öneri üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bina ve öğretim elemanı konusunu sormuş. Rektör de, 'Mevcut binalar birkaç yıl götürür. İşadamları ve odaların desteğiyle yenileri yapılır. Norm fazlası akademik personel yeni üniversitelere yönlendirilir' yanıtını vermiş.

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...