Aliya İzzetbegoviç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aliya İzzetbegoviç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2021 Salı

Srebrenitsa'nın 23 yıldır dinmeyen acısı [08 Temmuz 2018]

Kasap Mladiç önderliğindeki Sırp ordusu, Birleşmiş Milletler (BM) gücünün koruduğu kuşatılmış alana girdiği 11 Temmuz 1995 sabahı 30 bin Bosnalı Müslüman, Potocari kasabasındaki BM askeri üssüne akın etmişti.
Sırplar önce erkekleri kadınları ayırdı, daha sonra da beş gün boyunca 8372 erkek ve genci öldürdü. Bu sayı yıllar süren çabalar sonucu tespit edilebilenler. Hâlâ kayıp yakınlarını arayan yüzlerce Boşnak var.
Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen Srebrenitsa soykırımını 'Unutmamak' adına gerçekleştirilen ve bugün artık barış olarak adlandırılsa da ölüm yürüyüşü olarak bilinen Marş Mira'nın bu yıl 14'üncüsü düzenleniyor.
Marş Mira'ya katılanlar soykırım kurbanlarının güvenli bölge olan Tuzla'ya ulaşmak için katettikleri güzergahın tam tersi yönünden yapılıyor. Yürüyüşe katılanlar soykırımdan sağ kurtulanların ulaştıkları Nezuk'tan başlayıp, anıtmezarın yer aldığı Potoçari'ye kadar 3 günde 77 kilometre yol katediyorlar.
Geçen yıl Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği organizasyonla 50 kişilik ekiple Marş Mira'ya katılmıştım.
Gazetecilik yaşamımım en duygulu anlarını da bu yürüyüşte yaşamıştım. Aradan geçen 22 yıla rağmen soykırım kurbanlarının acıları dinmemiş, onların yakarışları, törene katılan 6 bin kişi gibi bizleri de gözyaşına boğmuştu.
Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in "Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır' demişti. Artık tarihe mal olan bu cümlesi aslında sadece bize değil, tüm insanlığa bir vasiyet niteliği taşıyor.
Srebrenitsa unutulmamalı...

Bu yıl Türkiye'den katılım az

Marş Mira katılımcılarında ömür boyu hatırlanacak derin izler bırakıyor. Boşnakların yanı sıra en büyük katılımcı grubu Türkiye'den gelenlerden oluşuyor. Bu yıl 24 Haziran seçimleri ve 8 Haziran'daki ikinci tur beklentisi Türkiye'den katılımcı sayısını azalttı. Katılımın azalmasındaki diğer bir etken ise dövizdeki yükselmeyle birlikte uçak fiyatlarında meydana gelen artış.
Türkiye'den, sosyal medya üzerinden örgütlenerek yürüyüşe katılan70 kişilik gönüllü grubu dün Saraybosna'dan Tuzla'ya oradan da yürüyüşün başlayacağı Nezuk'e ulaştı. Geçmiş yıllarda sayıları çok fazla olan grup, az sayıda kişiyle de olsa bugün de yürüyüşe başlayarak, Bosnalıları yalnız bırakmayacak.
Bursa'dan bu yıl Marş Mira'ya katılımlar ise bireysel düzeyde. Büyükşehir Belediyesi'nin organizasyonu yok. Geçen yılki organizasyonda Bursa Büyükşehir Belediyesi tam anlamıyla gövde gösterisi yapmıştı. 10 bin şapka 2 bin tişört ve üzerinde Bursa logosu bulunan 20 bin adet pet şişede su dağıtımı gerçekleştirilmişti.
Birlikte yürüdüğümüz gazeteci arkadaşım Adnan Baştopçu ile bir ara gruba baktığımızda neredeyse herkesin başında Bursa Büyükşehir Belediyesi yazılı şapkaların bulunması bizleri de şaşırtmıştı.

Marş Mira neden önemli?

Geçen yılki yürüyüşte etkilendiğimiz en önemli konu Aliya İzzetbegoviç'in 'Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız' sözleriyle anlam bulan Boşnakların tavır ve beklentileri.
İzzetbegoviç'in tarihe not düştüğü gibi Boşnaklar intikam peşinde değil. Türkleri yanlarında görmekten mutluluğun yanı sıra gurur da duyuyorlar. Bir bölümü Sırp Cumhuriyeti bölgesindeki bu yürüyüşe ilgi ve Türkiye'den katılım dosta güven düşmana gözdağı etkisi yapıyor. Güçlü bir Türkiye'nin kendilerinin en büyük güvencesi olduğunu her fırsatta dile getirmekten de kaçınmıyorlardı.
O yüzden Türkiye'den bu yürüyüşe katılım çok önemli. Bu yıl seçim dolayısıyla yüksek katılımın olmaması üzücü. Ancak önümüzdeki yıllar için yerel yönetimlerin ve özellikle de Bursa'nın yüksek katılımla bu yürüyüşte yer alması gerekiyor.
Çünkü gönüllere atılan sevgi temelleri yüzlerce yıl geçse de asla silinmiyor.

 

1 Mayıs 2021 Cumartesi

Altepe'den kırgın veda[24 Ekim 2017]

 Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan istifa eden Recep Altepe'yi 90'lı yıllarda Yıldırım Belediye Meclisi üyesiyken tanımıştım.

Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan Bilenser'e en ciddi muhalefeti yapan meclis üyesiydi. Siyaset basamaklarını hızla tırmandı ve yerel siyasette zirve diye tabir edilen Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamına kadar yükseldi.
MSP'den başlayıp AK Parti'de devam eden 39 yıllık siyasi yaşam, bunun son 24 yılı da belediyecilik.
Böyle bir siyasi kariyere sahip Altepe, sanırım bu türden bir istifayı bir ay öncesine kadar aklının ucundan dahi geçirmiyordu.
Son ana kadar yaptığı hizmetleri anlatmanın çabasındaydı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bursa adını telaffuz etmesinin ardından Aliya İzzetbegoviç'in ölüm yıldönümü için Bosna'ya gitmesi, istifasını bile bir dakika gecikmeyle geldiği Kaplıkaya Hacıvat Deresi Islahı ve Bağlaraltı Siteler Köprüsü'nün açılışının sonrasına bırakması bunun göstergesiydi.
Önce kürsüye çıktı, klasik belediye hizmetleri açılış törenlerinde olduğu gibi yaptığı hizmetleri anlattı. Çünkü kendi ifadesiyle, ' Bursa'ya hizmeti adeta bir ibadet olarak' görüyordu.

Ardından köprüden geçen vatandaşları selamladı.
Ve yeniden kürsüye gelerek, yine kısa bir hizmet değerlendirmesinin ardından istifa ettiğini açıkladı.
Zaman zaman tebessüm etmeye çalışsa da Altepe'nin üzgün ve hatta kırgın olduğu her hareketine yansıdı.
Öncelikle parti yönetimi tarafından başlatılan reform ve değişim dönüşüm projesine kendisinin de katılmasına bir anlam veremediğini, yine yaptığı hizmetler ve geçtiğimiz nisan ayındaki referandumda yüzde 53,2'lik evet oyu ile açıklamaya çalıştı. Sonra 'yolsuzluk, tembellik ve istismarla hiç suçlanmadık. Ve adımız bu konularla hiç yan yana gelmedi hiç anılmadı' diyerek istifasına gerekçe arayanlara mesaj gönderdi.

'Bize yakışanı yapacağız'

Konuşmasında istifa kelimesini telaffuz etmeden önce yaptığı değerlendirmede de altı çizilmesi gereken noktalar vardı. Bu konuda önceliği 'direniyor' eleştirilerine de gönderme olacak şekilde, "Partimizle, liderimizle ters düşmeyeceğiz, çatışmayacağız, hasar da vermeyeceğiz. Bize yakışanı yapacağız. Kulis ortamı oluşturmaya da hiç yanaşmayacağız" sözleriyle vermiş oldu.
İstifa ve veda konuşmasını 'İyi bir iz, gök kubbe altında hoş bir seda' bıraktığını umduğunu söyleyerek tamamlayan Altepe, yürüyerek camiye gitti. Gazetecilerle vedalaşırken de "Artık halkın içindeyiz" dedi.
Altepe, hem Osmangazi hem de Büyükşehir Belediye başkanlığı döneminde Bursa'ya damgasını vuran yatırımları gerçekleştirdi. Başta ulaşım ve Timsah Arena konularında ciddi eleştiriler de aldı ama konuşmasında da vurguladığı gibi ne yolsuzluğu ne de tembelliği oldu. Dolayısıyla yine gönül rahatlığı içinde esnafla şakalaşarak Bursa'yı dolaşması muhtemeldir. Eğer küsüp köşesine çekilmezse...

Yenişehir Belediye Başkanı vardı

Altepe'nin önce açılış ardından veda konuşmasını yaptığı tören alanı bir gazeteci ordusunun akınına uğradı. Üşenmeden saydım tam 16 kamera ve iki canlı yayın ekibi vardı. Altepe'nin ağzından çıkacak her kelime sadece Bursa basınının değil, yaygın medyanın da merceği altındaydı. Hemen hemen tüm yerel ve bazı ulusal haber kanalları törendeki konuşmayı bile canlı olarak verdiler.
Törene belediye bürokratları dışında siyasilerden sadece Yenişehir Belediye Başkanı Süleyman Çelik katıldı. Ne il başkanı ne de Bursa'da olduğunu bildiğimiz milletvekilleri vardı.
Siyaset böyle bir şey işte. Vefa, koltukta oturulduğu sürece...

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...