Ermenistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ermenistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2021 Salı

İhale iptal edildi, Bursa yine zaman kaybedecek [27 Nisan 2021 ]

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu tarafından 2 Nisan'da Şehir Hastanesi- Emek Metro hattının temeli atma töreni sonrası 'Hep Bursa yaptı, sıra şimdi Ankara'da' başlığıyla yazdığım yazıda, Bursa'nın ilk kez şehir içi raylı sistem için Ankara'dan destek aldığını anlatmıştım.

Hatırlatmakta fayda var.

Bursa'nın ilk büyükşehir belediye başkanı Ekrem Barışık döneminde master planla başlayan kent içi raylı sistem ağı yolculuğu belediye başkanları Teoman Özalp, Erdem Saker, Erdoğan Bilenser, Hikmet Şahin ve Recep Altepe döneminde devam etti.

OSB- Küçük Sanayi ve Şehreküstü bölümünü Bilenser, gerçekleştirdi. Hikmet Şahin, hattı Şehreküstü'den Arabayatağı'na uzattı. Küçük Sanayi'den de Uludağ Üniversitesi'nin de projesini tamamladı. Recep Altepe ise üniversite hattı, Kestel ve OSB Emek hattının yapımını gerçekleştirdi.

Bu hatlardaki toplam 47,2 kilometrelik raylı sistemin tamamını Bursa kendi imkanlarıyla gerçekleştirdi. Halen 9 kilometrelik Kent Meydanı-Terminal arasındaki tramvay hattı inşaatını da yine Bursa Büyükşehir Belediyesi yapıyor.

Geçen 30 yılı aşkın sürede başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere metro ve hafif raylı sistem yatırımlarının büyük bölümünü Ulaştırma Bakanlığı yaparken, Bursa hep kendi yağıyla kavrulmuştu.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu'nun temelini attığı 6,1 kilometre uzunluğundaki metro hattı bu yüzden Bursa için büyük anlam taşıyordu. Şehir içi raylı sistem ilk kez Ankara tarafından finanse edilmişti.

Şehir için raylı sistem için Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, AK Parti Milletvekilleri, 2,5 yıldan beri her platformda talepte bulunuyordu. 31 Mart seçimleri öncesi Gökdere Meydanı'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'yatırımın garantisi benim' sözünden sonra süreç hızlanmıştı.

Dün Ankara'dan gelen haber hevesimizi kursağımızda bıraktı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın yaklaşık 1 milyar 800 milyon bedelli davet usulü yapılan ihalesi Taşyapı ve Söğüt İnşaata verilmiştiEge Gökmen İnşaat ve Günfalt İnşaat ise bu çapta bir ihalenin davet usulü yapılmasına itiraz ederek dava açtı. Firmanın avukatlar aracılığıyla yaptığı başvuruyu Ankara 4'üncü İdare Mahkemesi ret edince dava Danıştay'a taşındı.

Danıştay 13'üncü dairesi aldığı yeni kararla 1 milyar 800 milyon liralık hafif raylı sistem ihalesini iptal etti.

İhale bedelinin yüksekliği, ihalenin uygun yapılıp yapılmadığı tartışmaları bir yana bu iptal kararı Bursa'nın yine zaman kaybetmesine neden olacak.

Benzerini Kent Meydanı- Şehirlerarası Otobüs terminali arasındaki T2 Tramvay hattı ihalesinde de yaşamıştık. Buradaki inşaat sürecinin uzamasının bir nedeni de ihale iptaliydi.

Şehir Hastanesi- Emek metro hattında da Danıştay'ın kararı üzerine ihalenin yeniden yapılması süreci uzmanlara göre en az 6 ay sürer. Başka firma alırsa, eski yüklenicinin işi bırakma süreci, yeniden yer teslimi derken bu süreç daha da uzayabilir.

ÇAVUŞOĞLU'DAN ERMENİSTAN'IN SAVAŞ SUÇLARI İÇİN BM'YE ÇAĞRI

İkinci Karabağ Savaşı sırasında, Başkanlığını AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu'nun yaptığı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nda, 'Ermenistan'ın Azerbaycan'a Saldırması ile Başlayan Gerilim ve Çatışma Sürecinde Yaşanan Hak İhlalleri ve Türkiye'deki Ermeni Vatandaşlarımızın Durumu' Alt Komisyonu oluşturulmuştu.

Çavuşoğlu başkanlığındaki alt komisyon, Ermenistan'ın sivil yerleşim bölgelerine saldırdığı Azerbaycan'ın Gence, Berde ve Terter kentlerinde incelemeler yaparak, rapor hazırlamıştı.

TBMM Tören Salonu'nda dün İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tarafından hazırlanan İkinci Karabağ Savaşı ve Ermenistan'ın Savaş Suçları Paneli ile Savaş Suçları Fotoğraf Sergisi'nin gerçekleştirildi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, burada yaptığı konuşmada, ABD Başkanı'nın sözde 'soykırım' açıklamasına tepki göstererek, bunun hukuku, siyasi ve tarihi birikimi hiçe sayan bir açıklama olduğunu vurguladı. Ardından da İkinci Karabağ savaşında Ermenistan'ın insan hakları ihlallerini anlattı. Toplantı sonunda da TBMM'nin ABD Başkanı Biden'ın 1915 olaylarını "soykırım" olarak nitelemesine karşı bildiri yayımlayacağını söyledi.

Panelin açılışında konuşan Hakan Çavuşoğlu da önemli mesajlar vererek, BM ve Avrupa Konseyi'ne çağrı yaptı.

Ermenistan ordusunun, uluslararası insancıl hukuku sistematik olarak çiğnediğini söylen Çavuşoğlu, Ermenistan Ordusunun misket bombası ve fosforlu mermiler gibi yasak olan silahları kullandığını, kasıtlı olarak sivillerin ikamet mahallerine, mezarlıklara, okullara, sağlık binaları, elektrik, gaz, su ve boru hatları gibi ekonomik altyapı tesislerine ve tabii ve kültürel eserlere saldırdığını anlattı.

Çavuşoğlu, bu eylemler sonucu çatışmalar sona erdiğinde, 94 sivilin öldüğünü, 405 sivilin yaralandığını, 3 bin 326 müstakil evin tahrip edildiğini, 504 sivil tesisin tahrip edildiğini, 120 çok katlı yerleşim apartmanının yıkıldığını kaydederek, şöyle devam etti:

'İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu heyetinin sahadaki bulgularla teyit ettiği üzere, Ermenistan'ı savaşa sürükleyen ve bu savaşı yöneten sivil ve asker yöneticiler, sivillere karşı işledikleri savaş suçlarından dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanmalı ve yol açtıkları zararlar tazmin edilmelidir.

Birleşmiş Milletler, işlenen savaş suçlarının ve diğer insan hakları ihlallerinin tespit edilmesi ve sonrasında BM Güvenlik Konseyinin harekete geçirilmesi için ivedilikle bir özel raportör atamalı, aynı şekilde Avrupa Konseyi de bu hususu behemehal gündemleştirmelidir'

Panel kapsamında düzenlenen oturuma, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yücel Acer ile Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yusuf Sayın konuşmacı olarak katıldı.

 

24 Haziran 2021 Perşembe

10 yıl önce tehlikeyi gören profesörün isyanı: Keşke daha çok bağırsaydım...[ 17 Kasım 2020]

İnsanlığın koronavirüsle imtihanı henüz bitmedi. Aşı ve tedavi yöntemlerine rağmen hala en geçerli korunma yöntemi maske, mesafe ve temizlik.

Bursalı bir bilim insanı bugünleri 10 yıl önce gördü desek yalan olmaz.

Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar'dan söz ediyorum.

Prof. Dr. Tayar, akademik geçmişiyle kendisini ispatlamış bir uzman. 'Gıda Güvenliği' ismiyle Türkçe ilk kitabın yazarı. 15 yıldır yüksek lisansta Gıda Güvenliğinde Kalite Yönetim Sistemleri, doktora da Gıda Güvenliği, lisans ve ön lisans öğrencilerine ise beslenme, halk sağlığı ve hijyen dersleri veriyor.

En önemli özelliği ise uzun yıllardır her platformda el hijyeni konusunda yaptığı çalışmalar. El yıkamanın basit bir şey olmadığını, en az 30 saniye sabunla el yıkamanın bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve insan sağlığı konusunda ne kadar önemli olduğunu yıllar önce ilk ondan duymuştum.

Bununla ilgili kampanyalar düzenledi, okullarda dersler verdi. Bugün koronavirüsle mücadelede gelinen noktada Prof. Dr. Tayyar'ın ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Dün görüştüğümüz Prof. Dr. Tayyar, 'En çok kendime kızıyorum' sözleriyle başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

'Sizlerin bunu bilme şansı yok ama bunun geleceğini biliyor ve tehlikenin farkındaydım. Keşke daha çok bağırsaydım. Avaz avaz yürüseydim. Arabadaki emniyet kemeri gibi. Herkesin takmasını sağlayabilseydim. Suç bende işimi daha iyi yapmalıydım. El yıkama alışkanlığını edinseydik bugünler daha kolay geçerdi.'

Prof. Dr. Mustafa Tayar, bu sözleriyle biraz kendine haksızlık ediyor. Çünkü ne geçtiğimiz günlerde Bursa Tabip Odası Başkanı Alpaslan Türkkan'ın üzerine basa basa anlattığı gibi maalesef toplumumuzda güvenlik kültürü gelişmemiş. Bunu her alanda görüyoruz. En basitinden deprem bu ülkenin kaçınılmaz gerçeği ama hala bir gün bizlere tabut olma riski taşıyan evlerde yaşamaya devam ediyoruz.

***

Koronavirüs pandemisinde Prof. Dr. Mustafa Tayar'ın en çok üzen konulardan biri de yüzyüze derslerin yapılamaması.

'İnsan avucuna kopya yazan öğrencileri bile özler mi?' yazısıyla kendisinin çektiği avucuna kopya yazan bir öğrencinin fotoğrafını paylaşan Prof. Dr. Tayar, bu konudaki üzüntüsünü de şu sözlerle dile getirdi:

'Benim için daha kolay ama bunu gaz maskesi kullanarak gül koklamaya benzetiyorum. Bu fotoğrafı çekerken 'bak kızım bu delildir' demiştim. Ancak bu günlerde yeter ki gelsinler komple duvarlara kopya da yazsalar kızmayacağım'

MAĞDURLARI DİNLEDİ, BM'YE ÇAĞRI YAPTI

Azerbaycan, işgal edilen topraklarını kurtarmak için harekat yaparken, Ermenistan, hiçbir kural tanımadan ve uluslar arası insancıl hukuka aykırı biçimde sivil yerleşim birimlerine füze ve misket bombalarıyla saldırmıştı.

Ermenistan'ın yaptığı bu insanlık dışı saldırıların kayda geçmesi ve uluslarası kamuoyuna duyurulması amacıyla TBMM İnsan Haklarını Araştırma Komisyonu bünyesinde 'Ermenistan'ın Azerbaycan'a Saldırması ile Başlayan Gerilim ve Çatışma Sürecinde Yaşanan Hak İhlalleri ve Türkiye'deki Ermeni Vatandaşlarının Durumu Alt Komisyonu' kurulmuştu.

Türkiye'deki Ermeni cemaatleri temsilcileriyle görüşmelerin ardından Bakü'de Azerbaycanlı yetkililerden bilgi alan Hakan Çavuşoğlu başkanlığındaki heyet, iki gün boyunca Ermenistan saldırılarında aralarında bebeklerin de bulunduğu 26 sivilin yaşamını yitirdiği Gence, Berde ve Terter'de incelemelerde bulundu.

Üç kentte saldırı mağdurlarıyla görüşen Çavuşoğlu, sosyal medya hesabından fotoğraflar paylaşarak, değerlendirme yaptı.

Ermenistan'ın yaptığı saldırılarla savaşın tarafı olmayan şehir kasaba ve yerleşim yerlerini bombalamasının ve sivillerin öldürülmesinin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

'Bu saldırıyı en üst düzeyden başlayarak planlayan, işbirliği içerisinde olan ve düğmeye basan, tetiği çeken her kim varsa insanlığa karşı suç işlemiştir ve uluslararası hukuk çerçevesinde bu şahısların cezalandırılması gereklidir. Nasıl ki, daha evvel Nürnberg Mahkemesi, Tokyo Mahkemesi ve Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ile suçlular yakalanıp cezalandırılmış ise aynı şekilde Gence faillerinin de yakalanıp yargılanması için Uluslararası Ceza Mahkemesi BM tarafından harekete geçirilmesi gereklidir.'

DEPREM ARAŞTIRMA KOMİSYONU ÇALIŞMALARINA BAŞLIYOR

İzmir depreminin ardından, TBMM'de 5 siyasi partinin ortak önerisiyle deprem zararlarının en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin saptanması amacıyla Araştırma Komisyonu kurulmuştu.

Bursa Milletvekili ve AK Parti Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç, Bütçe Plan Komisyonun yanı sıra Deprem Araştırma Komisyonunda da görev aldı. Bu toplanıp görev bölümü yapacak komisyonun çalışmaları hakkında bilgi veren Kılıç, siyasetten uzak bir şekilde deprem riskti altında bulunan ülkemizde neler yapılması gerektiğinin araştırılacağını söyledi.

Bu amaçla üniversiteler, bilim insanları, sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine başvuracaklarını kaydeden Kılıç, bireysel olarak kendisinin Bursa'daki iki üniversite ve inşaat mühendisleri odası olmak üzere görüşmeler yapacağını ifade etti.

Kılıç, komisyonun gezeceği iller arasında Bursa'nın da alınması için girişimlerde bulunacağını vurgulayarak, 4 ay sürecek incelemeler sonunda hazırlanacak raporun Meclis başkanlığına ve ilgili yerlere verileceğini sözlerine ekledi. 

Azerbaycan gezisinden dönen Çavuşoğlu: Bugün olmazsa yarın cezasını çekecekler[ 22 Ekim 2020]

Azerbaycan, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için yaptığı haklı mücadelesini sürdürürken, Ermenistan, kadın, çocuk, yaşlı demeden masum sivillerin ölümüne yol açacak saldırılarda bulunmaya devam ediyor.

Ve ne yazık ki, uluslararası toplum, bu saldırılara karşı kör, sağır ve dilsizi oynamayı sürdürüyor.

Türkiye ise dost ve kardeş ülke Azerbaycan'ın yalnız olmadığını her platformda gösteriyor. TBMM'deki ortak bildirinin ardından Meclis Başkanı Mustafa Şentop başkanlığındaki HDP hariç iktidar ve muhalefet parti milletvekillerinden oluşan bir heyet Azerbaycan'ı ziyaret etti.

Şentop'un daveti üzerine Türk parlamento heyetinde bulunan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu da yer aldı.

Heyet, önce Bakü'de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Meclis Başkanı Sahibe Gafarova, Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile görüştü. Ardından da Ermenistan'ın füze saldırısı sonucu araların 5 aylık Medine bebeğin de bulunduğu 13 kişinin yaşamını yitirdiği Azerbaycan'ın ikinci büyük kenti Gence'de incelemelerde bulundu.

Çavuşoğlu'na Bakü ve Gence'deki izlenimlerini sorduk.

'Tek millet iki devlet olarak dertlerimiz ortak' sözleriyle konuşmasına başlayan Çavuşoğlu, bölgede adaletin ve uluslararası hukukun ilkelerinin hüküm sürmesinin Türkiye'nin yegâne amacı olduğunu vurguladı.

Azerbaycan'ı ziyaret eden heyette HDP hariç tüm siyasi partilerin yer almasının Türkiye'nin desteğini sembolize ettiğine dikkat çeken Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

'Görüştüğümüz tüm Azerbaycanlı yetkililer ağız birliği etmişçesine Türkiye'nin ilk andan itibaren tüm gücüyle yanlarında yer almasının, çatışma sürecine öyle veya böyle müdahil olma eğilimi gösteren ülke ve grupları önlediğini söylüyorlar. Türkiye'nin dayanışma mesajları onların frene basmasını sağlamış.'

Görüştükleri Cumhurbaşkanı Aliyev'in moralinin kazanılan başarılar ve işgal altındaki toprakların kurtarılmasının etkisiyle çok iyi olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, TBMM Başkanı Şentop'un Azerbaycan Meclisi'nde yaptığı konuşma ve verdiği mesajların tarihi nitelikte olduğuna işaret etti.

Çavuşoğlu, bu kadar çok silahın Ermenistan'da bulunmasının ülke ekonomisiyle uyuşmayan bir durum olduğunu da dikkat çeken Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

'Bu olay şu anlama geliyor; Batı ülkeleri ve bu işi çözmekle görevli Minsk Grubu üyeleri halihazırda Ermenistan'a silah yardımı yapıyor. Aliyev, görüşmemizde anlattı. Bunu Rusya'nın resmi ajansına da söylemiş. Düşürdükleri bir SU24 uçağının pilotunun Rus olduğunu görmüşler.'

FÜZELERİN HEDEFİ GENCE'DE MORALLER YÜKSEK

Çavuşoğlu, TBMM parlamento heyeti olarak Ermenistan'ın 7-8 kez füze saldırısında bulunduğu Gence kentindeki izlenimlerini de aktardı.

500 bin nüfusa sahip Gence'de saldırılar sonucu 20'inin üzerinde evin yıkıldığını hatırlatan Çavuşoğlu, Gence'deki Azerbaycan Türklerinin saldırıya rağmen morallerinin yüksek olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, görüştükleri bir Azerbaycan Türkünün söylediklerini şöyle anlattı:

'Gence'deki geçmiş olsun dileklerimizi ilettiğimiz Azerbaycan Türkü: Ermenistan bu saldırılarla korkup, buraları boşaltmamızı bekliyor. Hayır gitmeyeceğiz burada doğduk burada öleceğiz. Bir evladım gitti. Gerekirse diğerini de feda ederiz.

Ama dünyaya şunu söylemek istiyoruz. Bizler BM ve insancıl hukukun savaş halinde sivillere verdiği güvenceye inanarak evlerimizde uyurken üzerimize füze atıldı. Bunu uluslar arası kuruluşlar ne zaman görecek'

Çavuşoğlu, Ermenistan'ın sivil yerleşim birimlerine saldırılar yaparak, Azerbaycan'ın aynı karşılığı vermesini beklediklerini ifade ederek, şöyle devam etti:

'Onların amacı Azerbaycan'ın saldırması halinde Kolektif Güvenlik örgütünü devreye sokmak. Ancak, Azerbaycan oyuna gelmiyor. Cumhurbaşkanı Aliyev de görüşmemizde söyledi. Savaş meydanında onların hesabını kesecekler'

İNSAN HAKLARI KOMİSYONU ÇALIŞMALARINA BAŞLIYOR

Geçen hafta TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırmasıyla başlayan gerilim ve çatışma sürecinde yaşanan hak ihlalleri ile Türkiye'deki Ermeni vatandaşların durumu hakkında alt komisyon kurulduğunu yazmıştım.

Başkanlığını yine Hakan Çavuşoğlu'nun yapacağı alt komisyon önümüzdeki hafta çalışmalara başlayacak. Pazartesi günü Türkiye'deki Patrik dahil, Ermeni cemaatine mensup temsilcilerle görüşeceklerini belirten Çavuşoğlu, önümüzdeki hafta sonu da alt komisyon üyeleriyle birlikte yeniden Azerbaycan'a gideceklerini söyledi.

Ermenistan'ın Azerbaycan'ın sivil yerleşim birimlerine saldırısı uluslar arası hukuk kurallarına aykırı ve insanlık suçu niteliği taşıyor. Bu tür suçlarda da zaman aşımı yok. Ancak kayıt altına alınması büyük önem taşıyor.

Ancak, Azerbaycan ve Ermenistan, 1977 Roma Anlaşmasına imza atmadığı için konuyu ancak BM Güvenlik Konseyi'nin uluslar arası ceza mahkemesine taşıması gerekiyor.

BM Güvenlik Konseyi'nin bugünkü yapısıyla bunun mümkün görülmediğini ifade eden Çavuşoğlu, 'Bunlar er geç ve bir şekilde cezalandırılacak. Bugün olmazsa yarın. Çünkü insanlık suçunda zaman aşımı yok. Gün olur devran döner, failler yakalanır ve cezalarını çekerler' dedi.

 

Ermenistan'ın insanlık suçu; savaşın bile bir ahlakı vardır! [18 Ekim 2020 ]

Ermenistan, önceki gece saatlerinde Azerbaycan'ın Gence ve Mingeçevir kentlerine attığı füzelerle yine sivilleri hedef aldı.
Gence'den canlı yayına bağlanan habercinin 5 aylık bebek Medine'nin ölümünü gözyaşları içinde anlatması hâlâ gözlerimin önünden gitmiyor.

'Küçücük kan içindeydi eli elime değdi. Cansız bedenine dokundum' sözlerinden sonra muhabirin de boğazı düğümlendi, anlatamadı.
Dün sabah ajanslardan gelen cenaze fotoğraflarında füzenin isabet ettiği evlerden birinde oturan ve saldırı sırasında uykuda olan Royal Şahnezerov, eşi Zuleyha Şahnezerova ve henüz 5 aylık bebekleri Medine'nin toprağa verilme görüntüleri de yürek parçalayan türdendi.
Srebrenitsa'daki şehitliği ziyaretimde de bir günlük bebek mezarının başından uzun süre ayrılamamıştım.
Savaşın bile bir ahlakı vardı ama tıpkı geçmişte Sırplar gibi onların da umurunda değildi. İnsanlık suçu işlemeye devam ediyorlardı.
Oysa savaşın ahlakını düzenleyen Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nde açık şekilde sivillerin korunması vurgulanıyor.

Tıpkı Bosna ve Kosova'da olduğu gibi bu hesabın onların da önüne konulacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Bu düşüncemi destekleyen ise Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi'nin sosyal medya paylaşımı oldu.
Bu saldırıların Ermenistan'ın terör devleti olduğunu pekiştirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Pirinççi, 'Ermenistan'ın terör saldırıları savaş suçu ve insanlığa karşı suç olup bu suçların soruşturulmasında ve cezasının verilmesinde zamanaşımı yoktur' vurgusunu yaptı.
Hem Suriye ve Doğu Akdeniz hem de Azerbaycan konusunda uzman olan Prof. Dr. Pirinççi'yi birçok haber kanalında yorum yaparken görmek Bursa adına bizleri gururlandırıyor.
Son durumu değerlendirmek için aradığımızda, söze sivillere karşı yapılan saldırılarla başladı. Belliki ki onu da çok etkilemişti.
'Belki bir belki 20 yıl sonra bunlar Ermenistan'ın karşısına çıkacak. Bu kararı veren ve uygulamada imzası olan herkes cezasını alacaktır' diyen Prof. Dr. Pirinççi'ye göre, Ermenistan, bilinçli bir şekilde provokasyon yaparak Azerbaycan'ın kendisine saldırmasını istiyor.
Bunun da iki amacı var; Birincisi Azerbaycan'ın misilleme yapmasını ve yapılacak bir saldırı sonucu Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nü devreye sokmak istiyor. Rusya ile birlikte Azerbaycan'a saldırma hesabı yapılıyor. İkincisi de; Ermenistan sahada kaybetti ve işgal altındaki topraklardan çekiliyor. Bununla hem Azerbaycan'a süreci katlanamaz hale getirirken kendi iç kamuoyuna da, Azerbaycan'ın her tarafını vuruyorum. Bana bir şey yapamıyor' mesajını veriyor.

ÇATIŞMALARIN YOĞUNLUĞU ARTACAK

Prof. Dr. Pirinççi'ye bu sürecin nereye doğru evrileceğini de sordum.

'Azerbaycan'ın 30 yıldan beri işgal altında bulunan topraklarının kurtarılmasını elzem hale geldi' diyen Prof. Dr. Pirinççi'ye göre, Rusya'nın devreye girmesiyle oluşturulmaya çalışılan ateşkes, Azerbaycan'da son 30 yıl tekrar mı olacak endişesine yol açtı. En son ateşkes 1994'te yapılmış ve hiçbir ilerleme kaydedilmemişti.
Çatışmaya neden olan faktörler ve işgal devam ettiği sürece bu gerilim devam edecek. Azerbaycan kendi topraklarını kurtarıncaya kadar vazgeçmeyecek. Belki zaman zaman duraksamalar yaşanabilir ama Azerbaycan son 30 yıldır ilk defa bu kadar ileri gitti ve bundan sonra da hiçbir şey 27 Eylül öncesi gibi olmaz.
Çatışmaların daha yoğun devam etmesini beklediğini de ifade eden Prof. Dr. Pirinççi, ' Azerbaycan şunu diyor; Ermenistan işgal ettiği topraklardan ve Karabağ 'dan çıksın sonra Karabağ'ın statüsünü konuşuruz. Bunu demek de onların hakkı' dedi.

DOĞU AKDENİZ'DE KÜRESEL VE BÖLGESEL GÜÇ MÜCADELESİ

Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, geçtiğimiz hafta Osmangazi Belediyesi'nin daveti üzerine ' Doğu Akdeniz'de Güç Mücadelesi ve Türkiye' konulu konferansı verdi ve konuşması belediyenin sosyal medya hesapları üzerinden canlı olarak yayınlandı.

Doğu Akdeniz meselesinin Türkiye'nin dış ve iç güvenlik politikalarını yakından ilgilendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Pirinççi, şöyle devam etti:
' Doğu Akdeniz'de tüm mesele bölgesel güç mücadelesidir. Meselenin bir boyutu Türkiye ve Yunanistan'ı etkilerken, diğer boyutu Orta Doğu'yu, Libya'yı, Kuzey Afrika'yı, hatta Kuzey Kıbrıs'ın geleceğini etkiliyor. Doğu Akdeniz, enerji jeopolitiği anlamında da önemli sonuçlar ortaya çıkaracak. Türkiye, sahada ortaya koyduğu kararlı mücadele ile karşısına çıkan meydan okumalara cevap verecektir'

Son günlerdeki yeni hareketliliğin Yunanistan'dan kaynaklandığını ifade eden Prof. Dr. Pirinççi'ye göre, Avrupa Birliği'ni Türkiye'nin önüne baskı unsuru olarak koymaya çalışılıyor. Türkiye, tam uzlaşmacı bir görünüm sergilediği sırada Yunanistan provokatif eylemler yaparak oldu-bittiye getirmeye çalışıyor. Türkiye de kararlılık ve caydırıcılığını gösteriyor. 

22 Haziran 2021 Salı

Ermenistan'ın insan hakları ihlallerine komisyon merceği [13 Ekim 2020 ]

Ermenistan'ın, Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ ve mücavir alanlarında 28 yıl önceki işgal ve Hocalı'daki insanlık dışı katliamı hafızalarımızdaki ilk günkü yerini koruyor.

Bu haksız ve hukuk tanımaz işgal devam ederken, 27 Eylül Pazar günü Ermenistan, Azerbaycan topraklarına yeniden saldırılar başlattı. Azerbaycan ordusu da buna karşılık verdi ve kısa sürede önemli başarılar elde ederek, işgal edilen topraklardan bir bölümünü kurtardı.

Ancak, Ermenistan ordusu çatışma bölgesinin içinde ve dışındaki Azeri sivil yerleşim yerlerine misket bombası gibi yasaklanmış silahlar ve füzelerle saldırarak, sivilleri öldürmeye devam etti. Rusya'nın girişimleriyle yapılan ateşkese rağmen Ermeni saldırıları hala devam ediyor.

Ermenistan'ın saldırıları sonucu 8 Ekim 2020 tarihi itibarıyla aralarında çocuk ve yaşlıların da olduğu 31 sivil öldü, 154'ü de yarandı. Toplam 928 ev, 45 apartman, 133 sivil altyapı da kullanılamaz hale geldi. Tıpkı işgal günlerindeki gibi insan hakları şampiyonluğuna soyunan ülkeler yine üç maymunu oynamaya devam ediyor.

Oysa Ermenistan'ın yaptıkları uluslar arası insancıl hukukunun temelini oluşturan Cenevre sözleşmesine aykırı.

Dünya sessiz kalırken dost ve kardeş ülkenin uğradığı bu haksızlığın duyurulması amacıyla adım atan ülke yine Türkiye oldu.

AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu'nun başkanlığını yaptığı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu harekete geçerek bu konuyu mercek altına aldı. Zaten Komisyonunun görevlerini düzenleyen mevzuatta da, gerektiğinde dış ülkelerdeki insan haklarını incelemek ve bu ihlalleri rapor halinde o ülke parlamenterlerinin ve veya parlamenter formları aracılığıyla sunma maddesi de bulunuyor.

Bu maddeye dayanarak, çatışma alanı dışında kalan Azerbaycan'ın sivil yerleşim alanlarına yapılan saldırılar, Yukarı Karabağ'da sürdürülen işgal nedeniyle sürülen bir milyona yakın insanın uğradığı hak ihlallerini yerinde tespit etmek ve Türkiye'deki Ermeni vatandaşlarımızın durumunu incelemek amacıyla bir alt komisyon kurulmasını karar verildi.

Çavuşoğlu, saldırılar karşısında BM ve Avrupa Konseyi'nden önleyici kınayıcı bir girişim olmamasının dikkat çekici olduğuna vurgu yaparak, 'Alt komisyonumuz bugün toplanacak. O bölgelere gidip inceleme yapacağız. Hazırladığımız raporu da dünya kamuoyuna duyuracağız' dedi.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu geçtiğimiz ilkbahar aylarında Yunanistan'ın sınırda mültecilere karşı yaptığı insan hakları ihlaliyle ilgili inceleme yapmış ve rapor hazırlamıştı.

KOSOVA YETİMKALE'DE ÖZEN'İ DUYGULANDIRAN BAYRAK

AK Parti Bursa Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanvekili Refik Özen, Balkan coğrafyasını en yakın bilen isimlerden biri. Ailesi 1958 yılında Kosova Prizren'den Bursa'ya göçen eden Özen, pandemi nedeniyle uzun süredir gidemediği Kosova ve Kuzey Makedonya'yı geçen hafta ziyaret etti.

'Gidince fark ettik. Biz onları, onlar da bizi özlemiş' sözleriyle ziyaretini anlatan Özen, Kuzey Makedonya Tarım Bakanı Arjanit Hoxha, Üsküp Büyükelçisi Hasan Mehmet Sekizkök, Halk Bankası'nın Kuzey Makedonya Genel Müdürü Dr. Bilal Sucubaşı, El Hilal Derneği Başkanı Behixhudin Shehapi ile görüşmeler yaptığını söyledi.

Kuzey Makedonya'da 46 şubesiyle üçüncü büyük banka durumunda olan Halk Bankası'nın önemli işlere imza attığını vurgulayan Özen, Tarım Bakanının da Türk yatırımcı beklentisini ilettiğini kaydetti.

Gazi sırasında Özen'in en çok duygulandıran ise Kosova savaşından sonra yetimlerin bakımı için kurulan ve halen bu amaçla hizmet eden Brezoviça dağındaki Yetim Kale ziyareti oldu.

Türk Bayrağını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğraflarını görmenin kendilerine onur verdiğinin altını çizen Özen, 'Girişe Arnavutluk, Kosova ve Türk bayraklarını asmışlar. Buranın mihmandarı ve hizmetkarı Kemal amca, ortadaki Türk Bayrağı düşerse yanındaki bayraklar da düşer sözü beni çok duygulandırdı' dedi.

BEBKA'DA SÜRPRİZ GÖREV DEĞİŞİMİ

Kısa adı BEBKA olan Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı'nda sürpriz bir görev değişimi yaşandı.

İsmail Gerim'in 3 yıl 3 ay 12 günden beri başarıyla sürdürdüğü BEBKA Genel Sekreterliği görevine Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Metalürji Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Zeki Durak atandı.

Dün yapılan görev devir teslimi sonrası sosyal medya hesabından 'Veda ve yeni bir başlangıç' sözleriyle mesajına başlayan İsmail Gerim, kendisini bu göreve atayan dönemin Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan'a teşekkür etti. 'Yurt içi ve yurt dışı deneyimleri bulunun Doç. Dr. Durak'ın BEBKA'yı daha iyi noktalara taşıyacağına inancım tamdır' dediği halefine başarılar diledi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndaki genel müdür yardımlığı görevine dönmesi beklenen İsmail Gerim ile en son geçen hafta ASTV'de yaptığım programda görüşmüştük.

Görev yaptığı süre içinde Bursa'ya değer katan hizmetlere imza atan Gerim'in 2 yıldan beri üzerinde çalıştığı Bölgesel Kalkınma Merkezi binası gerçekten bir vizyon projeydi. Bu binayla birlikte girişimcilik, eğitim, turizm, Bursa Markası, üniversite araştırması, ekoturizm projeleri önümüzdeki yıllarda hep İsmail Gerim'in ismiyle anılacak.

Bursa adına yaptığınız hizmetlerden dolayı teşekkürler İsmail Gerim. Yolunuz açık olsun. 

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...