Hava kirliliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hava kirliliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2021 Salı

Bursa'yı korumanın yolunu açıkladı: Vizyon değişecek [16 Mayıs 2021]

Belki biraz iddialı olacak ama Bursa, sahip olduğu doğal güzellikler ve tarihi zenginle Türkiye'nin güzel şehirlerinden biri.

Her kent Bursa gibi şanslı değil. Kiminde dağ var, deniz yok kiminde deniz var, böylesine zengin üretim yapılan tarım arazisi yok.

Peki, biz Bursa'nın kıymetini bildik mi?

Maalesef hayır...

Dünyaca ünlü mimar ve şehir plancısı Luigi Piccinato'nun aşık olup, bozulmasına kıyamadığı için hassas planlar yaptığı Bursa'yı son 50 yılda beton yığınına çevirdik.

Hava kirliliğinde Türkiye'nin ilk sıralarından inmiyoruz. Derelerimiz kaçak deşarjlar yüzünden simsiyah akıyor. Geçtiğimiz günlerde doğan Doğancı Barajı'nın savakları açılarak pırıl pırıl su Nilüfer Çayı'na verildi. Kıvrıla kıvrıla Bursa'yı dolaşan çayın bir de Marmara'ya döküldüğü noktaya bakın...

En son yine kirlilik yüzünden Marmara Denizi'ne musilaj denilen salya musallat oldu. Bilim insanlarına göre, bu da kirliliğin doğal sonucu. Azot ve fosfor miktarı artınca bir tür, diğerlerine baskın gelerek hızla çoğalıyor.

Bu kadar yoğun şehirleşme ve sanayinin kirlettiği Bursa, son yıllarda can havliyle alarm veriyor.

Bayram kutlaması için görüştüğümüz Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'la kısa bir Bursa ve çevre sohbeti yaptık.

Aktaş, Bursa'da göreve başladığından beri hatta İnegöl'deki döneminde de çevre konusundaki duyarlılığıyla biliniyor. İnegöl'deki vahşi çöp toplama alanıyla ilgili yaptığı çalışma birçok yerde örnek olarak gösteriliyor.

Bursa'da da başkanlık koltuğuna oturduğu günden beri birçok konuşmasında, açık yüreklilikle kirletici sanayi istemiyoruz sözünü tekrarlıyor. En son kuraklık günlerinde sanayi tesisleri ve tarımsal alanlarda su kullanımının disiplin altına alınacağı açıklamaları dikkat çekiciydi.

Aktaş, Marmara'ya kıyısı bulunan ilçe ve mahallelerde arıtma tesislerinin yapımına da önem veriyor. Kendi yaşadığım yerler olduğu için biliyorum. Gemlik ve Küçük Kumla'daki arıtma tesisleri yapılmadan önce bütün sitelerin kanalizasyonu denize akıyordu.

Arıtma tesisleri tamamlandıktan sonra, iki yıldan beri hiç olmazsa kanalizasyon atıklarını denizde görmemeye başladık.

Gerçi salya konusunda açıklama yapan bilim insanlarına göre, bu tesislerin de azot, fosfor ve özellikle endokrin bozucu atıklar konusunda güncellenmesi gerekiyor.

Gemlik Körfezi'ndeki kirlilik ile ilgili hatırlatmam üzerine Aktaş,'Orhangazi ile ilgili eksiğimiz var. İhale aşamasındayız. O da Marmara denizine geliyor. Orhangazi'yi halletmeden bu işi tam zapturapt altına almak mümkün değil' yanıtını verdi.

Ardından da;

'Denizin temizlenmesi için müstakil bütün deşarjları kontrol altına alıp arıtmaya bağlamamız lazım. Bir yıl içinde bu işler toparlanır' dedi.

'FÜTURSUZCA SANAYİ FAYDA DEĞİL, ZARAR VERİR'

Bursa aslında, uzun yıllardan beri ortaya çıkan sorunların ortadan kaldırılmasının çözümünün rotayı turizme çevirmekten geçtiğinin farkına varmıştı. Alinur Aktaş da buna ivme kazandırdı. Büyükşehir belediyesinin son yıllardaki önemli projeleri de turizme yönelik.

Aktaş'a göre, Bursa'nın artık hantal, kirletici sanayiden ziyade katma değeri yüksek ileri teknoloji yatırımlarına yönelmesi lazım. Sanayi türleri deyim yerindeyse parmakla seçilmeli. Böyle fütursuzca sanayileşme bu saatten sonra Bursa'ya fayda değil zarar verir.

Bursa'nın vizyon değiştirmeye ihtiyacı olduğunu vurgulayan Aktaş, şöyle devam etti:

'Yeşili, dağı, denizi ile Bursa büyük bir zenginliğe sahip. Turizm önümüzdeki günlerde çok gelişecek. Artık insanların doğayla istifade edeceği turizm alanları daha revaçta olacak. Bursa bu konularda en büyük imkanlara sahip. Uludağ ve Dağyeni bölgesi patlama yapacak. Kamp ve karavan turizminin acayip gelişmesi bekleniyor. Biz de bu konuda çalışma yapıyor. Zor bir döneme denk geldik. Turizm neredeyse sıfıra yaklaştı ama zerre kadar şüphem yok. Pandemi sonrası herkes Bursa'yı konuşacak. Bunlar Bursa'nın vizyonunu da değiştirecek. Turizm de bunun en önemli araçlarından biri'

'İKİ DOZ AŞIYI OLMAMA RAĞMEN YAKALANDIM'

Başkan Aktaş, iki doz aşısının üzerinden 28 gün geçmesine rağmen geçtiğimiz ay kronovirüse yakalanmıştı. Tedbir amacıyla Şehir Hastanesi'nde 13 gün tedavi gören Aktaş, 4 Mayıs'ta taburcu olmuştu.

İlk gün sosyal medyadan yayınladığı mesajda sesinde hastalığın etkisi görülen Aktaş'la yaptığımız telefon görüşmesinde bu sıkıntının ortadan kalktığını da gördük.

Bursalıların bayramını sosyal medya hesabından eşi Sevinç, kızı Sıla ve oğlu Safa Hilmi ile selfie fotoğrafıyla kutlayan Aktaş, 12 Mayıs Hemşireler Günü'nde de Şehir hastanesini ziyaret ederek, teşekkür etmişti.

Hastalık sürecini anlatan Aktaş, 'İki aşıya rağmen yakalandım. Aşı olmam süreci daha kolay atlatmamı sağladı. Hala etkileri devam ediyor. Doktorların söylediğine göre 2-3 ay daha devam edecekmiş' dedi.

Aşı konusundaki tereddütlere de işaret eden Aktaş, 'Sırası gelenler mutlaka aşı olmalı. Geçtiğimiz ay ölüm vakaları 40-55 yaş grubunda aşı olmayanlardı. Daha yukarı yaş grupların da yoğun bakım ve ölüm oranları oldukça azaldı' dedi.

Görüşmeden son not; Aktaş, önümüzdeki günlerde düzenleyeceği toplantıyla büyükşehirin yaptığı çalışmaları anlatacak. 

17 Haziran 2021 Perşembe

Bursa bunu hak etmiyor, temiz hava için acil çağrı [12 Şubat 2020]

Bursa, 20-25 yıl önce havası en kirli kentlerden biriydi. Hiç unutmam, Sönmez İş Sarayı'nın dördüncü katındaki bürodan baktığımızda gri tabaka nedeniyle Ulu Cami minarelerini zor seçerdik.
Gençosman'dan Beşyol yönüne gittiğinizde yine kir tabakası ve nefes almanızı zorlaştıracak kesif bir duman kokusu genzinizi yakardı.
O yıllarda kirliliğin önlenmesi için valilik ve belediye adeta seferberlik ilan etti. Kirlilik kaynağı düşük kalorili kömürlerin Bursa'ya girmesini engellemek için şehrin tüm girişlerinde önlemler alındı. Ciddi cezalar uygulandı. Kaloriferli binalara filtre zorunluluğu getirildi, kapıcılar eğitimden geçirildi. Önlemler kısmen sonuç getirdi ama kesin çözüm doğalgazın yaygınlaşmasıyla gerçekleşti.

Temiz havayla balayımız fazla sürmedi. 2011 yılından itibaren kabus yeniden başladı. Birey olarak nefes alırken yaşamadığımız zorluk bir yana bakanlık ölçümleri de bunun kanıtı. Bursa'da 5'i Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na biri Nilüfer Belediyesi'ne ait 6 ölçüm cihazı var. (Bu istasyon da sonuçları bakanlığa veriyor) 2011'den 2015 yılına kadar 4 yıl içinde havada asılı duran partikül dediğimiz toz zerrecikleri yüzde 50'nin üzerinde artış gösterdi.
Geçtiğimiz günlerde Prof. Dr. Kayıhan Pala, Tabip Odası'nda 2019 ölçüm sonuçlarını değerlendiren raporunu açıkladı. Sonuçlar ulusal değerlerin iki kat üzerinde kirliliğe işaret ediyordu.
Bir başka çarpıcı sonuç da İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros'un araştırmasında ortaya çıkmıştı. Toros'un nüfusu en fazla olan 4 büyük ili baz alarak yaptığı hesaplamaya göre, solunan hava nedeniyle bir kişinin yılda İstanbul'da 16, Ankara'da 17, İzmir'de 23 Bursa'da ise 38 paket sigara içmiş kadar etkileniyordu.
Bursa'nın havası kirli. Üstelik yaz ve kış aylarında da fark etmiyor. Yüksek bir yerden baktığınızda kentin üzeri gri-sarı karışımı bir tabaka ile kaplı. Bir de mevzi kirlilik alanları var. Mavi duman ve genzinizi yakan yanık lastik kokusu.
Kirliliğin nedenleri ise endüstri, trafik ve fosil yakıt kullanımı. Diğer bir faktör ise Bursa'nın kurtarıcısı olan lodosu ve hava akımlarını kesen betonlaşma.
Dün içinde akademik odalar ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin yer aldığı Bursa Çevre Platformu, sağlıklı yaşam hakkı için kente yakışmayan kirliliğe karşı önlem alınması için Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'ne dilekçe vererek yetkilileri göreve çağırdı.
Bilgi Edinme Hakkı kullanılarak verilen bireysel imzalı dilekçelerde, Bursa'nın hava kirleticileri hakkında bilimsel ve teknik inceleme olup olmadığı, eylem planı, ölçüm istasyonlarının artırılıp artırılmayacağı ve kirlilik kaynak ve odakları hakkında hukuki ve cezai işlem yapılıp yapılmadığı sorularına yanıt istendi.
Bu arada, kirlilikten nasibini alan biri olan ben de dilekçe imzalayanlar arasındaydım...

'RAHAT NEFES ALMAK İSTİYORUZ'

Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü İl Müdürlüğü önünde dilekçe verenler arasında Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala da vardı. Dilekçe veren platform üyeleri adına açıklamayı da o yaptı.
Gelmeden önce anlık ölçüm sonuçlarına baktığını ifade eden Prof. Dr. Pala, Bursa istasyonunda dün sabah itibarıyla son 24 saatlik ölçüm sonuçlarına göre, havada asılı partikül miktarı Türkiye'nin belirlediği değerin 2,5, Dünya Sağlık Örgütü değerlerinin de 6 katı üzerinde olduğunu söyledi.
Dünya Sağlık Örgütü sistematiğine göre yaptıkları hesaplamayı da açıklayan Prof. Dr. Pala, Bursa'da her yıl üç bin kişinin hayatını hava kirliliği nedeniyle erken kaybettiğini aktardı. 'Biz bunu hak etmiyoruz. Biz bu şehirde yaşayarak bu kadar kötü hava solumayı hak etmiyoruz' diyen Prof. Dr. Pala, astımdan akciğer hastalıklarına kalp krizinden kansere kadar birçok rahatsızlığa yol açan hava kirliliğine karşı önlem çağrısı yaptı.

BATI TRAKYA TÜRKLERİ KONGRESİ VE DUYGUSAL ZİYARET

Osmanlı'nın Rumeli ve Balkanları fethi, İstanbul ve Trabzon'dan 100 yıl önce gerçekleşti. Gönül erenleri ve akıncıların gerçekleştirdikleri fetihle, yüzyıllar boyu bu coğrafya Türklerin hakimiyetiyle yaşadı.

100 yıl önceki acılar, bu coğrafyayı Türk yurdu yapan 'Evladı fatihan'ların Anadolu'ya dönmesine neden olsa da yürekler o topraklarda kalanlarla birlikte atmaya devam etti. Fetih gibi dönüşün de adresi de Bursa'ydı. Göçle gelenler çeşitli sivil toplum örgütleri kurarak, gönül köprüleri oluşturdular. Bulgaristan, Makedonya, Kosova göçmenleri geldikleri bölgeler adıyla çok sayıda dernek kurdular. Batı Trakya'dan göç edenlerin ise tek bir adresi oldu. Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği.

İşte bu sivil toplum kuruluşu, geçen hafta sonu Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde 27'nci genel kurulunu gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yıllarda derneğin başkanlığını yapan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu, Devlet eski Bakanı Cavit Çağlar, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar'ın yanı sıra Batı Trakya'dan siyasetçiler, kanaat önderleri, din adamlarının katıldığı genel kurulda, divan başkanlığını Yıldırım Belediye Başkan Yardımcısı Ali Mollasalih yaptı. Mollasalih'in genel kurulda yaptığı konuşma, Batı Trakya Türklerinin mesajlarının özetiydi:

'İşte bu kongre; bizi yok saymaya çalışanlara biz varız ve var olmaya devam edeceğiz bir haykırışıdır. Kişisel hak ve özgürlüklerimizi yok sayabilirler, toplumsal haklarımızı göz ardı edebilirler, ekonomiyi bir baskı aracı olarak kullanabilirler. Ancak unutmasınlar ki biz zulme boyun eğenlerden olmadık olmayacağız.'

Mevcut başkan Emin Latif'in güven tazelediği kongrenin Batı Trakya'dan gelen davetlileri arasında Şehit Dr. Sadık Ahmet'in eşi Işık Ahmet de vardı. Işık Ahmet, dün de Ali Mollasalih'i makamında ziyaret etti. Mollasalih, Işık Ahmet'e kongreye katıldığı için teşekkürlerini iletti. 

Bu sese kulak verin! [18 Ocak 2020]

Marmara Depremi'nin en unutulmaz anlarından biri arama-kurtarma ekiplerinin enkaz üzerinde canlı bulma umuduyla 'Sesimi duyan var mı?' çığlığıydı.
Çok istediğim halde toplantıya gidemedim ama Halk Sağlığı uzmanı ve 10 yıldan beri hava kirliliği konusunda araştırma yapan Prof. Dr. Kayıhan Pala'nın Bursa Çevre Platformu ile birlikte yaptığı sunumu sosyal medyadan izlerken aklıma bu çığlık geldi.
Prof. Dr. Pala, 40 dakikalık sunumunda Bursa'da hava kirliliğinin nedenleri, sonuçları ve alınması gereken önlemleri anlattı. Bu bir çığlık da aslında. Çünkü kirlilik artık ciddi bir halk sağlığı sorunu. Yılda 3 bin Bursalı kirlilik nedeniyle erken ölüyor.
Ayrıca başta akciğer kanseri olmak üzere kanser türleri astım ve daha pek çok sorunun kaynağı hava kirliliği. Sağlık kuruluşlarına başvuru sayısının artmasından yüksek ilaç kullanımına, solunum fonksiyonlarındaki azalmadan öğrenmede güçlüğe kadar çok değişik hastalık hava kirliliğinin sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Bursa'da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Kültürpark, Uludağ Üniversitesi, Kestel, İnegöl, Yıldırım'daki Beyazıt Caddesi ve Bursa merkez olarak adlandırılan hayvanat bahçesinde istasyonları var. Nilüfer Belediyesi de Halkevi'ndeki istasyonu ile ölçüm yapıyor.

Prof. Dr. Pala, sunumunda bu istasyonların 2011 yılından beri yaptığı ölçümleri tablolar halinde gösterdi. Tümünde Bursa Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) değerleri bir yana Türkiye'nin belirlediği seviyeleri bile neredeyse 5 kat aşıyor. Son dört yılda Türkiye genelindeki kirlilik sıralamasında Bursa hep ilk 5 şehir içinde.
En çarpıcı sonuç ise şu DSÖ bir yılda en fazla 35 gün PM10 olarak adlandırılan partikül kirliliği değerlerin aşılmasına izin veriyor. 2019 yılında Bursa-Osmangazi istasyonunda 279 gün, Beyazıt istasyonunda 181 gün, İnegöl'de 134 gün, Kestel'de ise 106 gün bu değerler aşıldı. Bursa'daki hava kirliliği sanıldığı gibi sadece kış aylarında değil, yaz aylarında da neredeyse aynı seviyede.
Bu tespitler tamamen resmi bakanlık ölçümlerine göre yapılan değerlendirmeler. Kirlilik nedenleri ise endüstri, kömürlü termik santrallar olmak üzere ısı ve elektrik üretimi, verimsiz taşıma sistemleri, zayıf kentsel gelişim, atık ve orman yakma.

BURSA İÇİN NELER YAPILMALI?

Tüm bu gerçekleri yalın bir biçimde kamuoyuna sunan Prof. Dr. Pala, hem konuşmasının başında hem de sonundaki öneriler bölümünde, yeterli önlem alınmaması ile ilgili sitemlerini dile getirdi. 2018 yılında hazırladıkları raporu belediye başkanları ve meclis üyelerine gönderdiklerini hatırlatan Prof. Dr. Pala, aradan bir yıl geçmesine rağmen herhangi birinden dönüş olmadığını söyledi.
Prof. Dr. Pala'nın bilimsel veriler ışığında açıkladığı her yıl 3 bin kişinin erken ölmesine ve birçok hastalığa neden olan Bursa'daki hava kirliliğinin önlenmesi için neler yapılmalı? Prof. Dr. Pala sunumunda bunları şöyle sıraladı:
Bursa'daki kirlilik kaynaklarının etkisini gösteren yeni istasyonlar kurulmalı, hava kirliliği ile ilgili farkındalık artırılmalı, Bursalıların bilgi alma hakkı sağlanmalı.
Mevcut kirletici kaynaklar izlenmeli, denetlenmeli ve ciddi yaptırım uygulanmalı, evsel ısınmada fosil yakıtlara izin verilmemeli. Ulaşım politikaları gözden geçirilmeli, araçların değil yurttaşları taşıyan sisteme geçilmeli, kent planlama ilkelerine uyulmalı.
Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) yapılması için girişimde bulunulmalı. Kent yöneticileri bilim insanları, meslek örgütleri sürece katkı koymaya çağrılmalı. Hava kirliliğine karşı daha etkili bir mücadele için bilim insanları, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri karar süreçlerine katılmalı.

'İNÖNÜ, BİR AYI DEMİŞTİ, ŞİMDİ İKİ AYI OLDU'

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Uluslararası İlişkiler Başkanı Ahmet Kamil Erozan'ın dış politika konusundaki değerlendirmeleri her zaman dikkat çekiyor. Çünkü arkasında 40 yıllık dışişleri deneyimi var. ASTV'de yayınlanan Sönmez Medya Buluşmaları'nın konuğu olan Erozan, Türkiye'nin Suriye, Libya politikaları konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin ABD ve Rusya ilişkileri konusundaki yorumu ise en ilginç olanıydı.

Merhum Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün 1960'lı yıllarda Kıbrıs ile ilgili gerilim günlerinde yaptığı 'Ayıyla yatağa girilmez' benzetmesini hatırlatan Erozan, 'Şimdi tahterevallinin bir ucunda boz ayı, diğer ucunda ise kutup ayısı var. Boz ayı ABD, kutup ayısı ise Rusya. Aslında iki ayı anlaşmış durumda. Türkiye'nin bir o tarafa bir diğer tarafa gitmesi nafile çaba. İnönü, bir ayı diyordu. Şimdi ayı sayısı iki oldu' dedi. 

6 Mayıs 2021 Perşembe

İlk ev tipi hava kalitesi ölçüm istasyonu Bursa'da kuruldu [01 Mayıs 2018]

Hava kirliliği Bursa'nın son yıllarda kâbusu haline geldi. Bursa kent merkezi ve İnegöl'deki hava kirliliği kış aylarında insanları nefes alamaz hale getiriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yaptığı ölçümler, internet ortamından anlık yayınlanıyor. Yıllık değerlendirmeleri aynı sitede yer alıyor.
Endüstriyel ve trafik kaynaklı kirliliğin yanı sıra kış aylarında ısınma amaçlı kömür kullanımı, bu konuda belirlenen limitlerin bazen 10 kat üzerine dahi çıkıyor. Havası kirli iller arasında Bursa, ilk 5 içindeki yerini koruyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bursa'da 6 istasyon aracılığıyla kirlilik ölçümü yapıyor. Bu istasyonlardan sadece Uludağ Üniversitesi'nde yer alan cihaz, havadaki partikül oranı olan PM10'un yanı sıra PM2,5 ölçümü yapıyor.
Hava kirliliği insan sağlığını doğrudan etkileyen en önemli konulardan biri olduğu için Avrupa kamuoyu ve sivil toplum örgütleri bu konuda oldukça duyarlı.
Almanya'da bu duyarlılığı gören Yaşar Fıçı, 30 yıl çalıştıktan sonra döndüğü memleketi Bursa'da Türkiye'nin ilk ev tipi hava kalitesi ölçüm istasyonunu kurdu. Samanlı Mahallesi'ndeki evinin bahçesine ölçüm cihazını yerleştiren Yaşar Fıçı, tıpkı Uludağ Üniversitesi'ndeki gibi hem PM10 hem de PM2,5 ölçümleri yaparak, bunu internet sitesinden yayınlamaya başladı. Evin bahçesindeki ölçüm cihazının elde ettiği sonuçlar 145 saniyede bir yenilenerek www. havaizleme.net adresinden yayınlanıyor.

Avrupa'da çok yaygın, devlet destekliyor

Hava kirliliğiyle ilgili yazılarım üzerine elektronik posta göndererek, hava ölçüm istasyonu kurduğunu haber veren Yaşar Fıçı ile konunun ayrıntılarını konuştuk.
Almanya'da bilgisayar konusunda çalışmalar yaptığını anlatan Yaşar Fıçı, Avrupa'da insanların bu konuda oldukça hassas olduklarını söylüyor.
İnsanlar, sıcaklık ve nemin yanı sıra kirlilik durumunu da merak ediyor. Sivil toplum örgütlerinde bir araya gelip çalışmalar yapıyor. Gençlerin geliştirdiği sistem Avrupa'da oldukça yaygınlaşmış. Proje kapsamında 2 bini Almanya'da olmak üzere evlere kurulan 5 bin 100 istasyon anlık ölçüm yapıyor. Bulgaristan ve Hollanda'da hükümet desteği var. Yaşar Fıçı da onlarla bağlantıya geçip, ölçüm istasyonunun nasıl kurulacağını öğrenmiş.

Sistemi kurmak isteyenlere destek olacak

Yaşar Fıçı, internet üzerinden sipariş vererek, 50 dolarlık harcamayla cihazı Bursa'ya getirip monte etmiş. İnternet bağlantısını da kurarak, anlık ölçümleri şubat ayından beri anlık yayınlıyor. Yaşar Fıçı'nın ardından Ankara'dan da bir kişi istasyon kurup ağa bağlanmış.
İstasyonun verilerinin doğruluk oranının oldukça pahalı olan profesyonel cihazlardan farklı olmadığını ve birçok kurum tarafından tescil edildiğini anlatan Yaşar Fıçı, kurulumunun da oldukça basit olduğunu söylüyor.
Şubat ayından beri yaptığı ölçümlerde Bursa'daki kirliliğin önemli bir sorun olduğuna dikkati çeken Yaşar Fıçı, 'Kamu yararı gördüğüm için ilgilenen ve sistemi kurmak isteyen kurum ve kişilere deneyim ve bilgi paylaşımına hazırım' dedi.
Yaşar Fıçı'ya mevcut durumu da sorduk: Kirlilik azaldı mı?
Havaların ısınmasıyla birlikte kömür kullanımı sona erdiği için kirlilik azalmış gibi görünüyor. Ancak endüstriyel ve trafik kaynaklı kirlilik devam ediyor.
Peki, ölçüm sonuçlarını normal yaşantısında kullanıyor mu?

Bireysel önlemi çok kirli havalarda çocuklarını dışarıya çıkarmamak. Avrupa ülkelerinde bu cihazları kuranlar da aynı yöntemi kullanıyormuş. 

4 Mayıs 2021 Salı

'Kirlilikten bir çocuk hastalanırsa vebalini biz taşırız'[ 25 Ocak 2018]

 Bursa maalesef artan nüfus baskısı ve doğayı hor kullanmamız yüzünden çevre ve özellikle de son yıllarda artan hava kirliliği tehdidini yaşıyor. Üstelik bu kirlilik devletin yani bakanlığın resmi sitesinden de tescilli.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yaptığı ölçümlere göre Bursa, havası kirli ilk 10 kent arasında olmaya devam ediyor.
Başlıktaki cümle bire bir Bursa Valisi İzzettin Küçük'e ait. Bursa'yı çok seven ve her fırsatta bunu dile getiren Vali İzzettin Küçük'ün çevre kirliliği ve özellikle hava kirliliğine karşı toleransı yok.
AS TV'de yayınlanan Gözlem Kulesi'nin konuğu olan Vali İzzettin Küçük, Bursa'nın birkaç sorunu çözüldüğü taktirde mutluluk veren bir şehir olduğunun altını çizdi. Bursa'nın nüfus yoğunluğunun azaltılması gerektiğini vurgulayan İzzettin Küçük, 'Ulaşım sorununu çözmemiz, sanayiyi de kent dışına çıkarmamız gerekiyor' dedi.
Vali İzzettin Küçük, çevre kirliliğinin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Kirliliği önlemek bu şehrin çocuklarına karşı vebalimiz. Hava kirliliğinden çocuklar hasta olursa bunun vebalini biz taşırız'
Devletin denetim ve takip konusunda üzerine düşen görevi yaptığını ifade eden İzzettin Küçük'ün dikkat çektiği diğer önemli bir nokta ise vatandaş duyarlılığı.
İzzettin Küçük, 'Denetim yapılıyor, cezalar kesiliyor. Yalnız bu konuda toplumsal bilincin de gelişmesi gerekiyor. Devlet tedbirleri bir yere kadar. Vatandaş, bacasından yaktığı lastiğin dumanı çıkanı veya çevreyi kirleten sanayi tesisini gördüğünde şikayet edecek. Bu konudaki toplumsal algının değişmesi gerekiyor. Şikayeti komşuna hainlik olarak değerlendirilmemeli' dedi.

Kot pantolonla dağcılık olmaz

Türkiye'nin en önemli kış merkezlerinden olan Uludağ, önce yılbaşı tatilinde, ardından sömestrin başlamasıyla birlikte doldu taştı.
Uludağ'ın dolup taşması elbette ki güzel ama bazı insanların sorumsuz davranışları nedeniyle geçmiş yıllarda çok acı sonuçlar doğuran olaylar yaşandı.
Uludağ öyle kolay bir dağ değil. Bunu söyleyen yıllarca bu işe emek vermiş, hatta dünyanın sayılı dağlarına çıkmış dağcılar. 20 yıl önce Kar Leoparı olarak adlandırılan Nasuh Mahruki bile Uludağ'da mahsur kalmıştı.
Geçtiğimiz haftalarda yine Jandarma, AFAD hatta askeri birlikleri alarma geçiren bir mahsur kalma olayı daha yaşandı. 3 kafadar Uludağ'dan yaya olarak aşağıya inmek istemiş. Kurtarıldıktan sonra çekilen fotoğraflarda gördüm. Üzerlerinde kot pantolon ve ince bir mont vardı. Kimseye de bildirimde bulunmamışlar.
Oysa valilik ve jandarma bu konuda sürekli uyarılarda bulunuyor.
Dinleyen kim?
Programda yönelttiğim soru üzerine Vali İzzettin Küçük, bu konudaki duyarsızlığa da tepki gösterdi. Yazın bile Uludağ'dan inmek tehlikeliyken insanların karlı kış günlerinde buna cesaret göstermesine anlam veremeyen Vali İzzettin Küçük, 'Bu tür olaylar nedeniyle tüm kamu kuruluşları seferber oluyor. Elbette ki bir can kurtarmak her şeyden önemli ama unutmamak lazım ki kurtarmaya giden jandarma da insan ve daha 23-25 yaşında gençler. Onlar da hayatlarını tehlikeye atıyorlar. Vatandaşlarımızdan daha duyarlı olmalarını bekliyoruz' dedi.

Bursa'nın yetkili fuar şirketi sahaya çıkıyor

Bursa, son yıllarda kongre ve fuar merkezi olma konusunda önemli adımlar atıyor. TÜYAP'ın geçen yıl düzenlediği 13 fuarın ziyaretçi sayısı 722 bine ulaşmıştı. Bu yılki hedef 15 fuar ve 100 ülkeden 800 bin ziyaretçi.
Bursa'da artık fuarlar konusunda TÜYAP dışında Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi de devreye giriyor. Kongre turizmi konusunda Bursa'da faaliyet gösteren Burkon Yönetim Kurulu ve BTSO Turizm Komitesi Başkanı Hasan Eker'in kurduğu Network fuarcılık şirketi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nden (TOBB) yurtiçinde fuar düzenleme yetkisi aldı.
Merinos AKKM'de bu yıl gıda, turizm, bilişim, eğitim, su ve çevre ile spor alanlarında 9 fuar düzenlemeyi planlayan Network'ün ilk fuarı olan BUCOS Kozmetik ve Güzellik Fuarı 8 Şubat'ta kapılarını açacak.
Bana göre, Bursa için açılan fuarlardan ziyade bir fuar şirketinin TOBB'dan yetki alması önem taşıyor. Bu gelişme Merinos'u da önümüzdeki günlerde daha farklı yerlere taşıma imkanı sağlayacak.

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...