su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2021 Salı

Erdem, gelir kaybına üzülüyor: 100 milyona neler yapılmaz ki [28 Nisan 2021]

Nilüfer Belediyesi, son üç yılda önemli gelir kayıpları yaşadı. İki yıl önce Organize Sanayi Bölgelerine emlak vergisi muafiyeti getirilince sınırları içinde 8 OSB bulunan belediyenin gelirleri 35-40 milyon lira düştü.

Ardından geçen yıl Bursa Büyükşehir Belediyesi su fiyatlarını ucuzlatmak için ilçeler adına topladığı katı atık bedellerini kaldırınca bu kalemden de 60 milyon liralık gelir kaybı yaşandı.

Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, 730 günlük icraatlarını anlattığı 7 Nisan'daki basın toplantısında, pandemi ve bu gelir kayıplarına rağmen devam eden projelerde aksama yaşanmadığı vurgusu yaparak, 'Bazı projelerde ertelemeler yapmak durumunda kalacağız. Ya da yeni kaynaklar arayarak projeleri hayata geçirmeye çalışacağız' demişti.

100 milyon lira Nilüfer ölçeğindeki bir belediye için büyük para.

Sönmez Medya Genel Müdürü Burak Özgün, Bursa Hakimiyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürleri Kemal Göz ve Ali Kemal Aksakal, AS TV Televizyon Müdürü Ersin Yıldıran, AS TV Program Müdürü Sevda Kurul, Sönmez Medya Reklam Yönetmeni Dilek Hemşeri ile birlikte ziyaret ettiğimiz Başkan Turgay Erdem'le sohbetimiz pandemi dolayısıyla getirilen yasaklarla başladı, gelir kaybı ve yeni yatırımlarla devam etti.

Başkan Erdem, iki yıldan beri tarım konusu üzerinde yoğunlaşıyor. İcraat toplantılarının konsepti de Nilüfer'de yetiştirilmeye başlanan lavanta üzerine kurulmuştu.

Kültür-sanat ve sporun ardından Nilüfer tarım konusunda atılım yapıyor. İcraat toplantısı sonrası aklıma gelmişti görüşmede sordum. Nilüfer'in bundan sonraki hedefi geleceğin teknolojisi olan kodlama ve robotik bilimler olmalı.

Erdem, seçim beyannamesinde, 'Yeni Nesil Belediyecilik' olarak ifade ettikleri çocuk ve gençlere yönelik, onları geleceğe hazırlayan yatırımlara önem verdiklerini hatırlatarak, bu konuda da pancar fabrikası ve Ertuğrul Mahallesi'ndeki tesislerde çalışmalara başladıklarını söyledi.

Geçtiğimiz günlerde yazdığım Yıldırım Belediyesi'nin gençlere yönelik uyumayan kütüphane konusunu sorduğumda ise Erdem'in yanıtı, 'Bu yarıştan ziyade geleceğe doğru bakmakla ilgili. Yıldırım'da küçük dokunuşlar bile fark yaratıyor' oldu.

Ardından gelirlerindeki kesintiler konusuna vurgu yaparak, sözlerini şöyle tamamladı:

'Emlak vergisi, katı atık bedelleri gitti. Bunlar büyük değer bizim için 100 milyona neler yaparım neler. Acayip işler projeler üretirdim'

TAM KAPANMA VE ANADOLU'DAKİ GERÇEK

Beklentiler koronavirüs salgının önüne geçilmesi için bayramla birlikte 9 günlük kapanma olacağıydı. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sürpriz bir şekilde 17 günlük kapanma olacağını açıkladı.

Bilim insanlarına göre, alınan karar yerinde ve bu süre içinde aşılama da hızlanırsa salgının yayılması önemli şekilde engellenmiş olacak.

Ancak, tam kapanmayla birlikte özellikle hizmet sektörü ve çalışanları, küçük esnaf ve günlük yevmiye ile geçinen insanlar ekonomik yönden daha da zor duruma düşecek.

ASTV'de yayınlanan Gözlem Kulesi'nin konuğu olan CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın, yeni kısıtlama öncesi CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun görevlendirmesiyle Elazığ, Afyon, Isparta, Kayseri ve Yalova'daki incelemelerde bulunarak vatandaşlarla görüşmüştü. Programda izlenimlerini anlatan Aydın'ın Yalova Armutlu ve Isparta'nın Aksu ilçesindeki iki görüşmesi durumu özetler nitelikteydi.

Aksu'dan başlayayım. CHP'li vekillerin dükkanını ziyaret ettikleri esnaf ayakkabı satıyor. Ayakkabılar öyle marka falan da değil. Fiyatları 100-140 lira arası. Esnafın söyledikleri ise ilginç: '30 yıldır esnaflık yapıyorum ilk kez bu dönemde ikinci el ayakkabı soran müşterilerim oldu. İnsanlar 30-40 liralık ayakkabı arıyor'

Armutlu'daki ise minibüs esnafı. O da dertli yıllarca Gemlik ve Yalova'ya sefer düzenleyerek, ev ve yazlık almış. Ancak son iki yıldır. Birikimlerini satarak geçimini sağlayabiliyormuş.

Türkiye'nin her yerinde durumun aynı olduğunu ifade eden Erkan Aydın, vatandaşın ekonominin kötü yönetilmesi ve pandemi şartları nedeniyle nefes alamaz hale geldiğini söyledi. Aydın şöyle devam etti:

'Ekonomik buhran var. Bu tespitleri yaptığımızda iktidar sanki ülkenin iyiliğini istemiyormuşuz gibi serzenişte bulunuyor. Bizim bunları yapmaktaki amacımız sorunları tespit edip, çözüm üretilmesini sağlamak. Gelin yanlıştan dönün diyoruz. Bu geminin içinde hepimiz varız. Batarsa hep birlikte batacağız'

'Şu anda ülkede bir erken seçim atmosferi mevcut' diyen Erkan Aydın, 'Ülkenin genel fotoğrafına baktığınızda iktidarın yenilenmesi gerekiyor. Metal yorgunluğu var. Ülkenin bekası için iktidarın değişmesi ve Türkiye'nin nefes almasına ihtiyaç var' dedi.

BEREKETİN FOTOĞRAFI: SUDAN DOKUNMUŞ GELİNLİK

Son yağışlarla birlikte Bursa'ya içme suyu sağlayan Nilüfer ve Doğancı barajları doldu. Doluluk Nilüfer barajından yüzde 100, Doğancı da ise yüzde 90'a ulaşınca baraj savaklarından su bırakılmaya başlandı.

Barajların dolu olması Bursa'nın yılsonuna kadar su sıkıntısı çekmeyeceğinin işareti. Bir de üstüne Nilüfer Çayı'na temiz su verilmesi ise ovaya bereket katacak.

BUSKİ Genel Müdür Yardımcısı İsmail Gerim, dün sosyal medya hesabından Doğancı Barajı savaklarından Nilüfer Çayı'na su bırakılması fotoğrafını, 'Görüntü adeta sudan dokunmuş bir gelinlik gibi' benzetmesini yaparak paylaştı.

Gerçekten bereketin ve güzelliğin fotoğrafı... Umarım önümüzdeki yıllarda 2019 ve 2020 gibi kurak yılları bir daha yaşamayız.... 

28 Haziran 2021 Pazartesi

Erdoğan'ın kongre mesajları ve A takımında Bursa'dan sürpriz isim [25 Mart 2021 ]

AK Parti'nin Şubat ayında il kongreleri sürecini tamamladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 il kongresine bizzat katılırken, diğer il kongrelerine ise canlı bağlantı yaptı. 24 Şubat 2021'deki İstanbul İl Başkanlığı kongresi ile kongre süreci tamamlanmış oldu.

Kongre sürecinde, 973 ilçenin 715'i, 81 ilin ise 52 il başkanı yenilenirken, teşkilatlarda yüzde 70'lik bir değişim yaşandı.

Dün Ankara Spor Salonu'nda yapılan ve 1560 delegenin oy kullanacağı kongrede Erdoğan'ın 2023 seçimlerine yönelik bir manifesto ve yol haritasını açıklayacağı konuşması merakla bekleniyordu.

Erdoğan, mesajlarına kongre girişinde otobüsün üstünden yaptığı konuşmayla başladı. Buradaki konuşmasında, AK Parti'nin kayıtlı üye sayısının 13,5 milyona ulaştığını açıklayan Erdoğan, 'Bırakın Türkiye'yi, dünyada böyle bir siyasi parti yok. 1 milyonu aşkın genç üyesiyle, 5 milyonu aşkın kadın üyesiyle, ana kademe üyesiyle dünyada bir başkası yok' değerlendirmesini yaptı.

Ardından ilk tüzük değişikliği ile 50 kişilik partinin A takımı olan MKYK'nın 75 kişiye çıkarılacağı mesajını verdi. Erdoğan, 35 kişilik yedek kurulunda asıl üyeler gibi çalışacağını açıkladı.

Erdoğan'ın kongredeki ilk ve teşekkür konuşmasıyla ilgili ayrıntıları haber sayfalarında bulacağınız için sadece birkaç konuya değinmek istiyorum.

Birincisi konuşmaya Fatiha Süresi'nin Türkçe meali ile başlayan Erdoğan, rabbi yessir duasıyla teşekkür konuşmasını tamamladı. En dikkat çeken ise koronaya rağmen kongredeki kalabalık görüntülerdi.

Cumhur İttifakı desteği dolayısıyla MHP ve Devlet Bahçeli'ye teşekkür konusuna önem vererek ilk sıraya alan Erdoğan, Türkiye'nin önce 2023 hedeflerine, ardından da 2053 vizyonuna Cumhur İttifakı ile kavuşacağını söyledi.

AK Parti döneminde yapılan yatırımlardan ve değişimi anlatan Erdoğan, piyasalarda son günlerde yaşanan dalgalanmalar için 'Türkiye'nin potansiyelini yansıtmıyor' ifadesini kullandı. Bir kez daha vatandaşlara ellerindeki döviz ve altınları ekonomiye kazandırma çağrısı yapan Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin açıklama da yaptı.

'Milletimiz nasıl bir anayasa ile yönetilmek istiyorsa biz de öyle bir anayasa istiyoruz' diyen Erdoğan, bu anayasanın ruhunda insanın huzuru ve refahının yer alması gerektiğini vurguladı.

Erdoğan, 'Yeni anayasa, darbecilerin, vesayetin, şu veya bu dengenin değil, doğrudan milletin anayasası olmalıdır' sözlerinin ardından yeni anayasanın önümüzdeki yılın ilk diliminde milletin önünde tartışmaya açılma safhasına ulaşmasını beklediği mesajını verdi.

Kongrede Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması devam ederken AK Parti'nin yeni A takımını oluşturan oy pusulası sosyal medyaya düşmeye başladı.

Öncelikle Bursa bölümüyle başlayalım. Genel Başkan Yardımcısı olan AK Parti Bursa Milletvekili Efkan Ala yerini korurken, sürpriz olarak değerlendirilen bir isim MKYK listesinde yer aldı. Kongre sürecinde il başkanlığı görevini Davut Gürkan'a teslim eden Ayhan Salman, partinin A takımında yer aldı.

Salman gibi İstanbul eski il başkanı Bayram Şenocak'ın da MKYK listesine girdi. AK Parti'yi 2023 seçimlerine taşıyacak listede Binali Yıldırım ve Numan Kurtulmuş Genel Başkan Vekili oldu. Şimdi gözler kabinedeki değişime çevrildi.

HİÇ YAĞIŞ OLMASA DA BURSA'NIN 200 GÜNLÜK SUYU VAR

Eskiden olsa mart ayındaki kar yağışına üzülür neden bahar gelmiyor diye sitem ederdik. Kuraklık bizi terbiye edip, doğaya daha sağlıklı bakmamıza neden oluyor. Ayrıca artık kötü hava deyimini de kullanmıyorum. Karlı ve yağmurlu havada güzel.

Türkiye ve Bursa son 30 yılın en kurak yılını 2020'de yaşadı. Neredeyse yağış görmedik. Bursa'ya içme suyu sağlayan Nilüfer ve Doğancı barajlarındaki su seviyeleri bir ara yüzde 24'e kadar düşmüştü.

ASTV'de yayınlanan Gözlem Kulesi'nin konuğu olan BUSKİ Genel Müdürü Güngör Gülenç ile Bursa'nın su stratejilerini ve yapılan yatırımları konuştuk.

Asıl merak edilen konu barajların durumu olduğu için onunla başlayayım. Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, Bursa'nın içme suyu ihtiyacının karşılanmasında açılan kuyuların can simidi olduğunu söylemişti.

Bu kuyuların mimarı ise kurulduğu günden beri BUSKİ'de görev yapan Güngör Gülenç'ten başkası değil. Genç bir mühendis olarak göreve başladığı kurumda genel müdürlüğe kadar yükseldi. Bursa'yı her sokağını bilecek kadar tanıyan Gülenç, tehlikeyi Eylül 2019'da gördüğü için 75 olan kuyu sayısını 155'e çıkararak önlemini aldı.

Eğer bu kuyular olmasaydı geçen yıl ağustosta Bursa'da su kesintisi başlayacaktı. İki günde bir su alabilecektik.

Barajların son durumunu sorduğum genel müdürün yüzü soyismi gibi Gülenç hale geldi. Son yağışlar onu da memnun etmiş.

Nilüfer ve Doğancı barajlarındaki su seviyesi yüzde 45'e ulaştı. Hiç yağmur yağmasa bile Bursa'nın 200 günlük suyu var. Ayrıca daha Uludağ'ın zirvesinde biriken karlar ile nisan yağmurları var.

Şimdilik tehlike geçti ama yine de tasarruflu olmakta fayda var.

Gülenç ile yaklaşık bir saatlik program sırasında yenilenen şebekelerden kayıp kaçağın önlenmesine, Gemlik körfezinin arıtma tesisleriyle nasıl temizlenmeye başladığına kadar birçok konuyu ele aldık. En önemlisi ise Bursa'da hala suyun çeşmeden içilmesi gerektiği konusu.

Bunları hafta sonu yazımda anlatacağım. 

24 Haziran 2021 Perşembe

Üretimdeki düşüş, sofraya yüksek fiyat olarak yansıyacak [29 Aralık 2020]

Kuraklık denildiğinde daha çok şehirlerdeki içme suyu kaynaklarındaki azalma akla geliyor.

İstanbul, Ankara ve İzmir'in 'içme suyu' sorunu olarak algılandığı için tarımdaki gelişmeler çoğu zaman görmezden geliniyor.

Elbette ki kentlerdeki içme suyu sıkıntısı çekilmesi önemli ama Anadolu toprakları birkaç bölge hariç, susuzluktan kavruluyor, göller kuruyor.

Eğridir, Burdur ve Tuz Gölü'ne falan gitmeye gerek yok.

Hemen yanı başımızdaki Gölbaşı, Mustafakemalpaşa'nın Yalıntaş göleti neredeyse kurudu, İznik Gölü 100 metre çekildi.

Oysa kuraklık aynı zamanda soframızdaki gıdayı da tehdit ediyor.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkan Vekili ve Dış Ticaret Konseyi Başkanı Murat Bayizit, tarımsal üretimi yakından izleyen isimlerden biri. Bayazit'e kuraklık konusundaki değerlendirmelerini sorduk. O da yanıtladı:

Türkiye'nin önemli bir bölümünde mayıs ayından beri yağışlarda önemli miktarda azalma olduğuna dikkat çeken Bayizit, aşırı sıcak geçen bir yazın ardından Ekim ayının da mevsim normallerinin 3-5 derece üzerinde seyrettiğini vurguladı.

'Ülkemizin bazı bölümleri hariç üçte ikisinde kuraklık yaşıyoruz' diyen Bayizit, şöyle devam etti:

'Kasım ayında normalde Türkiye'ye ortalama olarak metrekareye 68 litre yağış düşmesi gerekiyorken, 35 litrede kaldık. Ekim ve kasım ayında yağışın az olması doğal olarak bizim su depolama yapılarımızı etkiliyor. Sadece barajlardaki su seviyesini değil, yeraltı su seviyelerini ve yerüstü su kaynaklarımızın da su seviyelerini azaltıyor'

Bayizit, kış mevsiminde tahıl ekimi yapıldığını hatırlatarak, 'Tahıl ekimi için ekim kasım aylarında toprağın nemli olması beklenir. Ancak bu gerçekleşmedi. Bizi kurtaracak faktörlerden biri önümüzdeki birkaç aydaki yağışlar olacak'

'Yağışlar başlayınca kuraklık bitti' demenin de yanlış olacağını ifade eden Bayizit, şunları söyledi:

'Çok uzun süre yağışsız geçtikten sonra, çok şiddetli ve sele neden olan, İzmir ve Antalya'da olduğu gibi büyük hasarlara yol açan yağışlar görülebilir. Antalya ve Mersin'de etkili olan fırtına seralarda tahribata neden oldu. Tarımsal üretimin önemli merkezlerinden Antalya'da son yıllarda sel, fırtına, hortum gibi felaketler daha sık yaşanmaya başlandı. Üretim biçiminde, ürün deseninde değişimler gözlemleniyor. Tropikal meyve yetiştiriciliği yaygınlaşıyor'

Bayizit, 2100 yılına kadar bunlarla ilgili senaryolar yapıldığını, Trakya'da buğday ve ayçiçeği ekiminde azalma beklendiğine dikkat çekerek, ' Sadece zeytinde verim kaybı yüzde 20'yi aşmış durumda. Zeytinde, fındıkta ve diğer bazı ürünlerde hasat yaklaşık 1 ay gecikmişti. Aşırı sıcak Akdeniz Bölgesi'nde erkenci mandalina, portakal ve bazı limon çeşitlerinde büyük hasara neden oldu.

SU YÖNETİMİNDE ACİL ÖNLEM GEREKİYOR

Kuraklığa sadece insan merkezli yaklaşıldığında etkilerinin tam olarak kavranması mümkün olmadığına dikkat çeken Bayizit, şöyle devam etti:

'Barajlar ve göllerle su tamamen depoladığında yağışlı dönemlerde dahi ekosistemler ve buralardaki türler riske girebilir. Bu nedenle su yönetiminde ekosistem ve türlerin de dikkate alındığı yaklaşımlara ihtiyaç bulunmaktadırİklim krizinin önüne geçmek için sera gazı salınımlarını acilen azaltmamız hatta sıfırlamamız gerekiyor. Paris İklim Anlaşması çok büyük umutlarla imzalanmıştı. Ancak beklentileri karşılamadı. Türkiye olarak ise anlaşmayı imzalamayan birkaç ülkeden birisiyiz. Halbuki iklim krizinden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almaktayız.

Çoğu modelleme çalışmalarıyla ortaya konan bu olumsuz etkilere karşı hazırlıklı olmak, toplumun, ekonomik sektörlerin ve ekosistemlerin dayanıklılığını artırmak ve en az seviyede etkilenmek için çalışmalar yapılması gerekiyor'

Bu yıl gerçekleşen tohum satışlarına göre, ürün ekilişlerinde de değişiklikler yaşandığını belirten Bayizit'in verdiği bilgiye göre, Akdeniz'de yüksek fiyat ve artan destek dolayısıyla hububattan mısır ve pamuğa, İç Anadolu'da nohuttan ekmeklik buğdaya, maliyeti düşük olması nedeniyle arpaya, yüksek fiyat dolayısıyla makarnalık buğdaya, Doğu Anadolu'da hububattan şeker pancarı ve yem bitkilerine, Karadeniz'de ekmeklik buğdaydan arpa ve tritikaleye, Marmara'da kanoladan buğday ve arpaya, Güneydoğu'da ise kırmızı mercimeğe kayma var.

Öyle anlaşılıyor ki iklim değişikliği ve kuraklık, önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin en yakıcı sorunlarından biri haline gelecek. Bunlar ayak sesleri ve bir nevi fragman. Önlem alınıp planlama yapılmazsa zor günler bizleri bekliyor.

ASGARİ ÜCRETTEKİ VERGİLER KALDIRILMALI

Asgari ücret görüşmeleri devam ederken Bursa Hakimiyet Ekonomi Editörü Birgül Telli Uysal, konuyla ilgili çok güzel bir araştırma haberi yapmıştı.

Araştırmaya göre, AB ülkeleri arasında nüfusuna oranla asgari ücretle çalışanların en yoğun olduğu ülke Türkiye'de ücret tablosuna göre ise son 4'te yer alıyoruz. Yani yüzde 42'yi geçen asgari ücretli çalışanların kapsamı geniş, miktarı ise düşük.

Dün maraton sona erdi ve asgari ücret 2021 yılı için brüt 3 bin 577 lira 50 kuruş, net 2 bin 825 lira 90 kuruş olarak açıklandı. TÜİK hesaplamasını 2 bin 792 lira olarak belirlemiş ve komisyona sunmuştu.

Kimilerine göre beklentilerin üzerinde artış olsa da belirlenen ücret hala yetersiz. Aslında yıllardan beri dillendirilen vergi yükü asgari ücretliler için en büyük handikap.

Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Başkanı Nilüfer Çevikel de asgari ücretin belirlenmesiyle ilgili yaptığı değerlendirmede vergi yükü konusuna işaret etti.

Çevikel, '2020 yılı hepimiz için zor geçti. Hem işveren hem de çalışan kesim olarak birçok özveride bulunuldu. Bu süreçte üreterek desteğini kesmeyen hem işveren hem de çalışanlar için asgari ücretten vergiler ve kesintilerin çıkartılması memnun edecektir' mesajını verdi.

İşverenin olayı sadece asgari ücret olarak değerlendirmediğini kaydeden DOSABSİAD Başkanı Çevikel, "Sanayide işvereni düşündüren beyaz yakalı personelin ücret artırımı olacaktır. Çünkü işçilerin fazla mesai ile maaşları artabilmektedir. Bu durumda beyaz yaka personelin de maaşlarının dengelenmesi gerekecektir" diye konuştu.

 

'Suda kopan fırtına'; Velhasıl Bursa sudan ibaret değilmiş [05 Kasım 2020]

Evliya Çelebi, 400 yıl önce yazdığı Seyahatnamesi'nde, yeşillikler içinde, pınarlarından billur sular akan kenti tarif ederken, 'Velhasıl Bursa sudan ibarettir' benzetmesi yapar.

Gerçekten de o yıllarda payitaht Bursa, yeşili, termal ve kaynak sularıyla gerçekten bir cennet köşesiydi.

Geçen yıllar içinde nüfus 30 binden 3 milyona çıkarken, yeşil azaldı, su kaynakları ise yetmez hale geldi.

Bursa'nın son aylardaki yerel gündem konusu su. İYİ Parti ve CHP, Bursa'da suyun pahalı satıldığını sık sık kamuoyu gündemine taşırken, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, su faturalarında yer alan katı atık bedellerini çıkardı. Artık bunu ilçe belediyeleri kendileri tahsil edecekler.

'Sudaki fırtına' konusunu ele almak üzere hazırlanan programda, Olay Gazetesi Yazarı Mustafa Özdal ile birlikte Başkan Aktaş'a merak edilen soruları yönelttik. O da yanıtladı.

Direkt, su şehri Bursa'da su neden pahalı sorusuyla başladık. Aktaş, hemen su şehri vurgusuna dikkat çekerek, artık ne Bursa, ne Türkiye ne de dünyada su bolluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını ifade etti.

Gerekçelerini ise şöyle sıraladı; Nüfus 100 kat arttı. 18 OSB, irili ufaklı küçük ve ortak ölçekli sanayi siteleri kurulmuş. Konut sayısı ise 2 milyona ulaşmış. Suyla alakalı ciddi sorunlar var. Bursa su zengini bir şehir değil.

Bu yoğunluğun üzerine bir de son yüz yılın en kurak mevsimi eklenince barajlardaki su seviyesi yüzde 35'e düştü. Şebekeye su sağlamak için 155 kuyu takviyesi yapıldı.

Başkan Aktaş, böylesine karamsar bir tablo çizince hemen aklımıza özellikle bu pandemi günlerinde su kesintisi mi olacak sorusu geldi.

Şimdilik ufukta su kesintisi yok. Kuyular yeterli takviyeyi yapıyor. BUSKİ kuyuları devreye almasaydı kesinti yaşanabilirdi.

Önümüzdeki iki yıl içinde Çınarcık Barajı devreye girerse sorun kalmayacak. 2019 yılında Bursa'ya 195 milyon metreküp su temin edilmiş. Çınarcık Barajı'nın Bursa'ya sağlayacağı su miktarı ise 145 milyon metreküp. Bu rakam Bursa'nın yıllık tüketiminin yüzde 75'ine denk geliyor. Baraj 2021 yılında devreye girdiğinde 30 yıl Bursa'nın su sorunu kalmayacak. Üstelik kuyu suyundan kaynaklanan suyun sertliği azalıp, damak tadımıza uygun hale gelecek.

Güzel haber. Çünkü Bursa'da fiyatların ardından suyun eski lezzetine sahip olmadığı şikayetleri geliyordu.

BURSA'DA SU NEDEN PAHALI?

Su zengini olmadığımızı anlatan Aktaş'a ilk soruyu tekrar yöneltiyoruz: 'Bursa'da su neden pahalı?'

'Halkın cebinden çıkan her kuruş onları rahatsız eder' sözleriyle konuşmasına başlayan Aktaş, şöyle devam etti:

'Su kaynaktan kente ulaştırılması, kuyular açılması, belirli işlemlere tabi tutulmasının maliyetleri var. Suyun kullandıktan sonra atığının da işleme tabi tutulması gerekiyor. Her gün 330 ton yaş çamur yakılarak 20 ton küle dönüştürülüyor'

Aktaş, bu bilginin ardından Kasım 2017'de göreve başladığı dönemi işaret ederek, şunları söyledi:

'Göreve başladığımda suyun bir tonu 3.10 lira, 10 tona kadar birinci kademeydi. Fiyatta indirim yapıp, 12 tona çıkardık. Şimdi suyun birinci kademe fiyatı 3,89. Üç yılda gelen zam miktarı yüzde 26.

Her ay TEFE ve TÜFE oranına göre artışlarla devam etseydi. Zam miktarı yüzde 40'lara ulaşırdı. İndirimlerle büyük artışı önledik. Bu sürede elektrik yüzde 100, işçilik yüzde 60-70 oranında arttı. Su fiyatında 30 büyük şehir sıralandığında biz 13'üncü sıradayız'

'Peki, katı atık bedellerinin su faturalarından çıkarılmasında muhalefetin açıklamalarının etkisi oldu mu?' sorusunu üzerine Başkan Aktaş, göreve geldiğinden beri su faturası konusuyla ilgilendiğini söyledi ve şöyle devam etti:

'Son 3 kez yüzde 10 oranında indirim yaptım. Katı atık bedeli ile ilgili yönetmeliği 30 büyükşehir belediyesinden 7'si uyguluyor. Faturaları örnek olarak gösterilen İstanbul'da katı atık bedeli alınmıyor. Bursa'da Katı Atık Toplama Bedeli nedeniyle faturalarımız kabarık görünüyor. Bu dengesizliği gidermek için Büyükşehir Belediyesi olarak harekete geçtik ve meclisimizde aldığımızla kararla bunu faturalardan çıkardık'

Önümüzdeki dönem için suya zam olmayacağını, daha da indirmek için kaynak bulmaya çalıştıklarını da ifade eden Aktaş, arzu eden tüm muhalefet belediye başkanları ve milletvekillerine detayla rakamları verebileceklerini de belirtti.

KATI ATIK BEDELLERİ VE İLÇE BELEDİYELERİNİN ŞİKAYETİ

Katı atık bedelleri su faturalarına eklenirken bunların ilçe belediyelerine ödenmediği iddiaları da var. Bu konuyu da Aktaş'a sorduk.

'İlgili belediyeler hane hesapları yapıp bize bildiriyor. Ödemesi de bir iki ay içinde yapılıyordu. Göreve İnegöl Belediye Başkanlığından geldim. Benim de BUSKİ'den alacaklarım vardı. Büyükşehirin 120 milyon lira olan borcunu 55 milyona düşürdük. Yılsonuna kadar da alacağı olan belediye kalmayacak'

Su konusunda diğer bir tartışma konusu ise Uludağ kaynaklarının özel sektöre verilmesi nedeniyle suyun azaldığı iddiası. Bu konuyu da Aktaş'a soruyoruz.

Bursa'nın su ihtiyacının 195 milyon metreküp olduğu hatırlatmasını yapan Aktaş, bu şirketlerin kullandığı su miktarının bunun yüzde 2,5'u olduğuna dikkat çekti. Aktaş'ın bu konuda verdiği bilgiler de ilginç:

Bursa'nın su ihtiyacının karşılandığı havza dışındaki bu bölgelerdeki kaynaklar, normal suyun iki katı fiyatına tahsis ediliyor. BUSKİ'nin önemli gelir kalemlerinden birini oluşturan bu kaynaklar arasında Büyükşehir Belediyesi'nin Muradiye suları da var.

Aktaş, 'Allahın suyunu şişeletip satıyorlar' eleştirisine de yanıt vererek, yatırımın Recep Altepe döneminde gerçekleştirildiğini hatırlattı. Kendisi olsa direkt yatırım yerine kaynağı farklı değerlendirebileceğini vurgulayan Aktaş, Muradiye sularının önümüzdeki günlerde yeni atılımlar yapacağını da haber verdi.

Aktaş, 'Bursa'da su çeşmeden içilir sloganını kullanan bir belediye şirketinin şişe suyu satması doğru mu ve siz çeşmeden mi içiyorsunuz' sorusuna da şu yanıtı verdi.

'Çınarcık barajının tamamlanmasıyla su kalitesi artacak. Ancak İstanbul, Ankara ve Eskişehir belediyelerinin de tesisleri var. Ben çeşmeden de içiyorum. Hazır su da kullanıyorum. Pandemi döneminde açık su konusunda tereddütler yaşandığı için hazır suya ilgi var.'

 

18 Haziran 2021 Cuma

'Bu bir yarış değil, farkı ve güzel bir şey varsa uygulamaktan gocunmam' [01 Nisan 2020]

Koronavirüs salgını yıllardan beri uyguladığımız davranış biçimlerimizi değiştirdi. Sadece kişisel yaşamda değil, çalışma hayatında da salgının dayatması sonucu çözümler üretiyoruz.

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da daha önce sosyal medya üzerinden Bursalıların sorularını yanıtlamıştı. Dün belki de büyükşehir belediyesi tarihindeki bir ilk gerçekleşti. İnternet üzerinden basın toplantısı yapan Aktaş, önce hazırladıkları yardım paketlerini ve belediyenin çalışmalarını anlattı. Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İnternet kalitesinden olsa gerek ufak tefek ses kayıpları dışında bir arada olduğumuz basın toplantılarından farkı yok.

Aktaş'ın basın toplantısı üç ana konuda gerçekleşti. Birincisi belediyenin salgına karşı dezenfeksiyon ve diğer koruma tedbirleri, ikincisi hazırlanan yardım paketleri ve üçüncüsü de su faturaları ve Bursa için tehlike çanları çaldığını gösteren kuraklık.

Gazetemizdeki haberde yardım paketleriyle ilgili çok fazla ayrıntılı bilgi yer alacağı için başlıklar halinde vereyim:

Her gün 10 bin aileye 3'er taneden olmak üzere 30 bin ekmek verilecek. Kupon karşılığı yapılacak bu yardım Besaş bayilerinde süt olarak da alınabilecek.

Her hafta 10 bin meyve-sebzeden oluşan pazar filesi, ayda 30 bin gıda kolisi ve ayda 30 bin temel hijyen malzemeleri kolisi dağıtılacak. Bu valiliğin dağıttığı 30 bin gıda kolisinden bağımsız gerçekleştirilecek. Ayrıca yeni başlatılacak Kart16 uygulamasıyla isteyen 200 liralık alışverişi bu kartla yapacak. Toplamda bir ayda 130 bin eve ulaşılacak.

Burada bir parantez açmak lazım. Daha doğrusu bir soru üzerine parantezi Başkan Aktaş açtı.

İşin koranavirüs yarışmasına döndürüldüğünü vurgulayan Aktaş'ın toplumsal dayanışmanın ön plana çıktığı bu günlerde şu değerlendirmesi altı çizilecek cinsten:

'Benim hiç kompleksim yok. Farklı siyasi partiden olsa da istifade ettiğim arkadaşlar var. Türkiye Belediye Birliği'nde telekonferansla toplantı yaptık. Yine kendi belediye başkanlarımızla toplantı yaptık. Bu işin partisi yok. Birlik beraberlik milli dayanışmanın tam zamanı. Başka bir arkadaşın yaptığı güzel uygulama varsa uygulamaktan gocunmam'

Devamında ise:

'Sosyal medyada art niyetli kişilerin ne dediğinin hesabı kitabı içinde değilim. Koli paket yarışması yapmıyoruzBu bir planlama meselesi. 150 liralık koli 80 liraymış. Beni ilgilendirmiyor' mesajını verdi.

İÇME SUYU FATURASI VE SU DA TEHLİKE ÇANLARI

Aktaş'ın toplantıda üzerinde önemle durduğu konulardan biri de su konusu oldu.

Malum koronavirüs ile ilgili tedbirlerin en önemlisi hijyen. İnsanların evde kalış süresi ve temizliğe yapılan vurgu arttıkça su tüketimi de aynı paralelde artış gösterdi. Geçen ay su tüketimi yüzde 18'lik artış gösterdi.

Bir de üzerine kuralık eklenince durum kritik hale geldi. Başkan Aktaş'ın verdiği bilgili göre, Bursason 100 yılın en kurak 5'inci yılını yaşadı. Bursa'da içme suyu temini için son 30 yıldır 8-10 Kasım'dan sonra kuyu çalıştırılmamış. Bu dönem içme suyuna hala kuyulardan takviye yapılırken, bir yandan da yeni kuyular açılıyor. Çınarcık Barajı'ndan su getirilmesine çalışılıyor.

Sıkıntı yaşanmaması için tasarruf çağrısı yapan Aktaş, su faturalarıyla ilgili yeni düzenlemeyi de açıkladı:

BUSKİ nisan ayında endeks okumayacak. Abonelere ocak, şubat, mart ayı ortalaması alınacak ve bunun yüzde 50'si fatura olarak gönderilecek. Normal hayata dönüldüğünde kalan bakiyeler faturalandırılacak.

KORONAVİRÜS KARANTİNA GÜNLÜĞÜ (8)

BURSA'DA NEDEN TRAFİK SIKIŞTI?

Evde kal çağırısına uyarak başlattığım kişisel karantinanın ikinci haftası devam ediyor. İlk günlerde yazıyla ilgili konu sıkıntı çekebilirim endişesi, hayatın evde kalmaya göre dizayn edilmesi üzerine sona erdi. Artık basın toplantısı bile eve geldiğine göre sorun yok. Zaten dışarda dolaşanlar da sıkıntılarını mail veya telefon açarak iletiyorlar.

Geçen gün kent trafiğinin yüzde 87 oranında azaldığını yazmış, Başkan Aktaş da bu konudaki 'Trafik sorununu bir yıl dolmadan çözdüm' esprisini aktarmıştım.

Sanki nazar değmiş gibi başta Acemler olmak üzere trafik sıkışıklığı ile ilgili paylaşımlar yapılmaya başlandı. İnsanlar dışarıya çıkmıyorsa neden trafik sıkışıyor sorusunun yanıtını Aktaş'ın basın toplantısında öğrenmiş olduk.

Bakanlık kararıyla belirli saatlerde lüzumsuz yere trafiğe çıkanların engellenmesi amacıyla uygulamalar yapılıyormuş. Uygulamalarda bir yandan ateşleri ölçülen vatandaşlara dışarıya çıkmaması uyarısında da bulunuluyormuş. Bu uygulama önümüzdeki günlerde devam edecek. Gereksiz yere dışarıya çıkarsanız. Kontroller yüzünden saatlerce trafikte beklemek zorunda kalabilirsiniz.... Belki önümüzdeki günlerde cezai işlem de yapılacak.

Son not:

Adnan Baştopçu'nun durumu kötü sanırım. Evde kalmak yaramamış. Yemek denemeleri ve sosyal medya da kesmemiş. Buzdolabı ile konuşmasına bakılırsa bu vahim duruma çözüm bulmak gerekiyor. Önerim arkadaşları olarak günde hiç olmazsa bir kez görüntülü arayıp sohbet edelim. 

17 Haziran 2021 Perşembe

Bursalı profesörden corona'dan korunmanın şifreleri [31 Ocak 2020 ]

Tarih boyunca insanlık salgınlardan çok çekti. Ortaçağda ülkeler arası bağlantılar bu kadar güçlü olmamasına rağmen veba salgını dünyadaki her üç kişiden birini öldürdü.
H1N1 virüsünün ölümcül bir alt grubu olan İspanyol gribi ya da İspanyol nezlesi 1918- 1920 yılları arasında 18 ayda 50 ila 100 milyon arasında insanın ya da bir başka deyişle dünya nüfusunun yüzde 5'inin ölümüne neden oldu.
Dünyanın global bir köy haline gelmesi sonrası salgınların yayılma hızı katbekat arttı. Afrika'daki bir maymundan bulaşan virüsün Avrupa ve ABD'ye taşınması neredeyse birkaç günde gerçekleşiyor.

İnsanlık, bu günlerde Çin'in vuhan kentinde ortaya çıkan corona salgını ile uğraşıyor. Ölü sayısının 170'e yükseldiği salgının Tibet'e de sıçramasıyla 1,4 milyar insanın yaşadığı Çin'in bütün bölgelerine virüs bulaştı. Dünya Sağlık Örgütü virüsün görülmediği ülkelerin alarmda olması gerektiğini duyurdu.
Hijyen ve beslenme konularında yaptığı çalışmaları yakından izlediğimiz Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar'a korunma yollarını sorduk. O da anlattı.
Prof. Dr. Tayar, yıllardan beri hastalıkların önlenmesi için ısrarla el yıkama konusunu gündeme getiriyor. Okullarda kampanyalar yaparak el yıkamanın önemini ve yöntemini anlatıyor. Bu yılın ilk ayında, beslenme okur -yazarlığı eğitim projesi kapsamında 750 çocuk ve gence el yıkama eğitimi verdi.
Bu tip hastalıklar, insanların beslenme alışkanlıklarının kısıtlandığı meyve ve sebzenin az olduğu, virüsleri öldürecek güneş ışınlarının bulutlar tarafından engellendiği kış aylarında ortaya çıkıyor.

İYİ BESLENİN, SUYA SABUNA DOKUNUN!

Viral hastalık olduğu için buna karşı bir antibiyotik yok. Bulaştıktan sonra tedavisi biraz sıkıntılı. O yüzden önemli olan hastalığın bulaşmasını önlemek. Prof. Dr. Tayar'ın öneri listesi ise şöyle:
-Virüsle savaşı kazanmamız için güçlü olmamız lazım. Bunun yolu sağlıklı beslenmeden geçiyor. Et, süt, yumurta ve vitamin ağırlıklı gıda vücudun bağışıklık sistemini güçlü tutuyor.

-Sadece corona değil tüm hastalıklardan korunmak için suya sabuna dokunmamız gerekiyor. Burada şu nokta önemli. Eli suya gösterme değil, en az 30 saniye ellerin parmak araları, tırnak uçları yıkamak gerekiyor.
-Kalabalık yerler, toplu ulaşım araçları hastalıkların kolayca bulaştığı mekanlar. Hastalığa yakalanmamak için bu günlerde tıpkı kağıt mendil gibi yanımızda maske bulundurmakta fayda var. -En önemlisi ise hastalığa yakalananların evden dışarıya çıkmaması. Özellikle hasta çocuklar okula gönderilmemeli.

İLK İNCELEME BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ'NDEN

Gemlik'te faaliyet gösteren bir kimya fabrikasının deniz suyunu soğutma sisteminde kullanmasına Belediye Başkanı Uğur Sertaslan karşı çıkmıştı. Bu konuda üniversiteler tarafından inceleme yapılmasını isteyen Sertaslan'ın daveti üzerine Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Orhan Yenigün ve öğretim üyeleri Prof. Dr. Burak Demirel ve Prof. Dr. Turgut Onay, dün Gemlik'e geldi.

Başkan ve heyet üyeleri tekneyle tesisin önündeki bölgede inceleme yaptı. Heyet, gözlemlerinin yanı sıra ÇED raporunu da inceleyerek, belediyeye rapor gönderecek. Belediyenin çağrısı üzerine önümüzdeki günlerde İTÜ'den bir heyetin inceleme yapacağı öğrenildi.
Konunun Gemlikliler tarafından yakından takip edildiği ve siyasi tartışmaya çevirmenin doğru olmadığını vurgulayan Sertaslan, bilim insanlarının çalışmalarının sonucunu bekleyeceklerini söyledi.

GÜLMEZ'DEN İLÇE BAŞKANLARINA ÇAĞRI: ANKARA'YA GİTMEYİN

CHP Bursa il örgütünde 9 Şubat'ta yapılacak kongre öncesi adaylar arasındaki yarış kıyasıya devam ediyor. Adaylığını 10 ay önce açıklayan Erol Gülmez'in ardından geçen hafta mevcut başkan Hüseyin Akkuş, ardından İsmet Karaca adaylık açıklaması yaptı. Adaylığını sosyal medyadan duyuran Güner Aklan da resmi açıklamasını yarın yapacak.

Gülmez, dün akşam ASTV'de yayınlanan ve İlhami Yıldız'ın sunduğu Politik Bakış programına konuk oldu. Program öncesi sohbet ettiğimiz Gülmez, DSP Osmangazi'de üç dönem ilçe başkanlığı yaptıktan sonra siyasetten uzaklaşarak iş hayatına döndü. 2017 yılında Hüseyin Akkuş'un daveti üzerine CHP'de il sekreterliği görevi yapan Gülmez, 10 ay önce de kongre takvimi henüz belirlenmeden adaylığını açıkladı.
İl başkanlığı seçimini kazanacağına inanan Gülmez, sohbet sırasında sıcak bir gelişme konusundaki tepkilerini dile getirdi.
Hüseyin Akkuş'un artık il başkanı olmadığını ve 10 gün önce yaptığı açıklama ile resmen aday olduğunu bildiren Gülmez, diğer üç aday gibi aynı statüde olan Akkuş'un Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kağan Salıcı aracılığıyla tüm ilçe başkanlarını Ankara'ya davet etmesinin etik olmadığını savundu.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun hiçbir adayla görüşmeme hassasiyetini hatırlatan Gülmez, davetle tüm ilçelerin Akkuş'u destekledikleri algısının yaratılmaya çalışıldığını öne sürdü ve ilçe başkanlarına şu çağrıda bulundu:

'Ben 10 gün sonra il başkanı olup onlarla çalışacağım. Böyle bir teknik hata yapmasınlar. Kendilerinin ne benim tarafımdan ne de başkaları tarafından kullanılmalarına müsaade etmesinler. Ben biliyorum onların hepsi iyi niyetli hiçbiri kötü maksatla gitmiyorlar. Ama onların o yolculuğu kötü bir maksat için kullanılmaya hazırlık yapılıyor' 

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...