Osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2021 Perşembe

CHP'li Özkan: Balkanlarda mütekabiliyet politikası izlenmeli [04 Haziran 2021 ]

İstanbul'un fethinden çok önce Balkanlarda hakimiyet kuran Osmanlı, bu bölgelere Anadolu'dan özellikle Karaman'dan Türk aşiretlerini gönderdi. Bu bölgeleri yurt edinen Türkler, fethin yayılmasını sağladı.

Bu yüzden coğrafyasında yaşayanlara 'Evladı fatihan' tanımlaması yapılır. Balkan savaşı sonrası başlayan bu bölgelerden kimi zaman hızlandı kimi zaman yavaşladı.

Türkiye'nin Balkan politikası ise bu ülkelerdeki rejimlere göre, inişli çıkışlı bir seyir izledi. Ancak son yıllarda, Türkiye'nin ağabeylik rolü ağırlık kazanmaya başladı.

ASTV'de yayınlanan Gözlem Kulesi programında CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özkan ile Balkanlar ve Batı Trakya'yı konuştuk.

Prof. Dr. Yüksel Özkan, uzun yıllar Bal-Göç'te genel başkan olarak görev yapmış bir isim. CHP de onun milletvekili seçilmesi sonrası Balkan Masası'nı kurdu.

Programda Balkan Masası'nın nasıl kurulduğunu anlatan Prof. Dr. Özkan, 'Seçim sonrası Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun bulunduğu toplantının sonunda 5 dakikalık bir konuşma yaparak, Atatürk'ün izlediği politikalar doğrusunda Balkanlarla ilgili çalışma grubunu önerdim ve kabul gördü' dedi.

Prof. Dr. Özkan'ın önerisiyle kurulan Balkan Masası'nın başkanlığını aynı zamanda parti sözcülüğü yapan Faik Öztrak yaparken, başkan yardımcılıklarına ise Prof. Özkan ile Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan getirildi.

Yerel seçimler sonrası faaliyetlerini arttıran Balkan Masası, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler işbirliğiyle çeşitli faaliyetler yürüttü. 23 Nisan ve 19 Mayıs'taki Ulusal bayram etkinliklere 100'ün üzerindeki ülkeden gençler ve çocuklar katıldı.

Programda, Balkan coğrafyasında soydaş ve akraba topluluklarından 8 milyon insanın yaşadığını ifade eden Prof. Dr. Özkan, şöyle devam etti:

'Bazen diyorlar ki niye Balkanlar? Balkanlara sırtımızı dönemeyiz. Dış politikada da bunu önemli bir yere oturtmanız gerekiyor. Bu ülkelerdeki diaspora biçim için çok önemli'

Ardından da Balkan politikasındaki eksiklikleri dile getiren Özkan, 'Maalesef Türkiye mütekabiliyet esaslı politika yürütemiyor. Bunun sonuçları da ortada. Türkiye olması gerekeni yapıp vakıf mallarını iade etti ama Balkanlardaki azınlık malları talan edildi. Başka bir örnek biz İstanbul'da Bulgar kilisesini 18-19 milyon lira harcayarak onardık. Tamam, tarihi eser yapılması gerekiyor ama Razgrad'ta cami yapılacaktı akibeti meçhul. Biz adım atalım onlar da yapar düşüncesi politikası sonuç vermiyor. Aynı anda ve karşılıklı olması gerekir' dedi.

Temmuz ayında yapılacak Bulgaristan seçimleri konusu da değinen Prof. Dr. Özkan, Türkiye'de çifte pasaport taşıyan 250 binin üzerindeki seçmenin oy kullanma hakkı bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özkan,'4 Nisan seçimlerinde 35 sandığa düştük. 4 bin 750'si Bursa'dan olmak üzere Türkiye'den 19 bin 900 oy gitti. HÖH bu seçimde 30 milletvekili çıkardı' dedi.

Temmuz'daki seçimlerde sandık sınırlaması kalktığını ve oy kullanacak olanların 15 Haziran'a kadar başvuruda bulunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Özkan, 'Başvurular devam ederse Bursa'da 30, Türkiye genelinde ise 100 sandık kurulacağını kaydetti.

İYİ PARTİ'DEN BURSA'YA EKONOMİ ÇIKARMASI

Bursa, son aylarda siyasetin nabzının attığı önemli merkezlerden biri haline geldi. Mart ayında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen hafta DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa'yı ziyaret ederek, önemli mesajlar verdi.

İYİ Parti ekonomi kurmayları da bu hafta sonu Bursa'ya adeta çıkarma yapacak. Meclis Grup Başkanı Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu ile Genel Başkan Yardımcıları Ahmet Kamil ErozanErhan Usta ve Prof. Ümit Özlale, 4-5 Haziran'daki programlarda BTSO, BESOB, MARSİFED ile İTSO'da iş dünyası ve esnaf temsilcileri ile buluşacak, kapalı çarşı, Tarihi Hanlar Çarşılar Birliği ve küçük esnaf ziyaretleriyle de vatandaşın nabzını tutacak.

İYİ Parti'nin Bursa programı bugün il başkanlığındaki basın toplantısıyla başlayacak. Kapalı çarşı esnaf ziyaretinin ardından 14.30'da BESOB'da esnaf, 17.30'da da BTSO'da iş dünyası temsilcileri ile toplantılar yapılacak.

İkinci gün programı ise saat 10.00'da MARSİFED'de başlayacak, ardından 14.00'de İnegöl ilçe ziyareti, 15.00'de de İTSO'da sanayi ve ticaret erbabıyla bir araya gelinecek. İYİ Parti Ekonomi Kurmaylarının Bursa Programı aynı gün saat 18.00'de Bursa BOAB'da yapılacak geniş katılımlı teşkilat toplantısıyla sona erecek.

İYİ Parti İl Başkanı Selçuk Türkoğlu, iki günlük yoğun programda ülke ekonomisinin içinde bulunduğu son durumun neyi ifade ettiğinin masaya yatırılacağını belirterek, 'Partimizin ekonomi kurmayları, kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili olarak; İş dünyasının açmazları ve beklentileri neler? Türkiye, dünya ekonomisinin neresinde yer alıyor ve nereye koşuyor? Sayısal verilerle gerçekler nasıl bir tablo ortaya koyuyor ve hepsinden önemlisi kurtuluş için çözüm yolları neler? şeklindeki sorulara yanıt arayacaklar' dedi.

REKTÖRLERDEN ÖĞRENCİLERE ŞARKILI, ŞİİRLİ ÖZLEM

Koronavirüs pandemisi eğitim hayatını altüst etti. Üniversite öğrencileri yaklaşık bir buçuk yıldır kampus yüzü görmüyor.

Hafta başında, yeni dönemle ilgili açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerin 2021-2022 eğitim öğretim döneminin 13 Eylül'de başlayacağını müjdelemesi başta öğrenciler olmak üzere üniversite camiasında sevinç yarattı.

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasını hatırlatarak, 'Biz de sizin gibi o günü iple çekiyoruz. Hasret zor şey. O zamana kadar İncesaz'ın Eylül'ü ile yetinelim' yazdı ve İncesaz'ın parçasını paylaştı.

Prof. Dr. Kılavuz'un paylaşımını alıntılayarak, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir'e 'Hocam siz özlemediniz mi?' diye sordu.

Prof. Dr. Arif Karademir ise öğrencinin çağrısına şu şiirle yanıt verdi:

Bizde özledik bizde, Resminiz var şu an elimde, Kapıları açmak isteriz, Hain covid var kentimizde Sabrın sonu selamet gençler.'

 

27 Haziran 2021 Pazar

Bursa'nın altı da üstü de hazine: Kent belleğine 4 kitap [03 Mart 2021 ]

Osmanlı, 23 yıllık kuşatmanın ardından Bursa'yı fethettiğinde, bir yandan yeni bir şehir inşa ederken diğer yandan yeni bir kültür oluşturdu.

Bursa, hem şehircilik hem de kültürel açıdan Balkanlar ve Anadolu'ya model oldu.

Türkiye'de ve Bursa'da bir yanlış algı var: Tarihi ve kültürel miras denildiğinde akla, hanlar, hamamlar, camiler veya tarihi yapılar geliyor.

Oysa işin bir de o devirlerde yaşayan insanların düşünce hayatını anlatan eserler bölümü var ki o daha büyük zenginlik.

Dün kültürel mirasa ve kent belleğine kazandırılan Mutasavvıf Mehmed Şemseddin Efendi'nin Bursa ile ilgili dört cilt halindeki eserlerinin tanıtım toplantısı için Panorama 1326 Fetih Müzesi'ndeydik.

Bursa'nın dergâhları, camileri ve âlimlerinin yer aldığı 4 ayrı kitap, Osmangazi Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi'nin desteği ile okurlarla buluştu. Mehmed Şemseddin Efendi'nin kaleme aldığı Bursa'nın Dergâhları, Niyazî-i Mısrî ve Bursa Mısrî Dergâhı, Bursalı Mutasavvıflar, Âlimler ve Meşhurlar ile Bursa Camileri ve Medreseleri adındaki eserleri Bursa tarihine ışık tutuyor.

Osmangazi Belediyesi, Recep Altepe döneminden beri bu işin öncülüğünü yapan kurumlardan biri. Altepe, bu özelliğini Büyükşehir belediye başkanlığı döneminde de sürdürdü.

Törende konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar da Altepe'nin ardından bu geleneği 3 dönemdir başarıyla sürdürüyor. Osmanlı'ya kurucu başkentlik yapan Bursa'yı evliyalar şehri olarak nitelendiren Dündar, Bursa'nın üstü kadar altının da hazine olduğunu vurguladı.

Dündar, belediye olarak bu manevi şahsiyetlerin araştırılarak geleceğe taşınması için zemin hazırladıklarını da ifade ederek verdiği bilgiye göre, Osmangazi Belediyesi'nin katkıda bulunduğu 165 basılı eser var. Bunların 111'i de Kültür Bakanlığı'ndan bandrol almış eser.

Gelelim bu dört ciltlik kitabı orijinaliyle birlikte günümüz Türkçesi'ne çevrilmesinin önemine...

Buradaki en güzel tanımı törene katılan Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Kemikli yaptı.

Mehmed Şemseddin'in köprü şahsiyet olmasına dikkat çeken Prof. Dr. Kemikli, 'Tekkelerin vakıfların kapatıldığı, tahrip edildiği ve unutulmaya terk edildiği dönemde Mehmed Şemseddin bunları kayda almak amacıyla büyük çaba göstermiştir. O yüzden Bursa'nın dününü bugüne taşıyan bir köprü şahsiyettir' dedi.

'Bugünü anlamamız dünü çok iyi tanımamızdan, yarını inşa etmemiz de yine dünü çok iyi anlamlandırmamızdan geçiyor' diyen Prof. Dr. Kemikli, şöyle devam etti:

'Hafızası kaybolmuş bir milletin çocukları değiliz büyük bir medeniyetin çocuklarıyız. Birbirimizi sevmediğimiz noktalar olabilir eleştirdiğimiz noktalar olabilir ama biz bu toprağın çocuklarıyız. Bu toprak bereketli bir topraktır. Bursa, büyük bir devleti medeniyeti inşa eden şehirdir. Bu şehrin hafızasının teker teker ortaya çıkması icap ediyor.'

PROF. DR. MUSTAFA KARA, BURSA İÇİN BÜYÜK ŞANS

Bu dört ciltlik eserin Bursa belleğine kazandırılmasının altında emekli olmasına rağmen Bursa Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tasavvuf Tarihi Anabilim Dalında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Mustafa Kara'nın imzası var.

Toplantıda dile getirdiği gibi 40 yıl önce Bursa'ya ilk geldiğindeki rüyası Mehmed Şemseddin'in eserlerinin kazandırılmasını hedeflemiş. 40 yıl sonra da bu rüyasını gerçekleştirmiş. Halen Şemseddin'in 4 cilt eserini daha yayına hazırlamak için Uludağ Üniversitesi'nde görevli ekibiyle birlikte çalışmalarını sürdürüyor.

Tasavvuf tarihi konusunda Türkiye'nin önemli akademisyenlerinden biri olan Prof. Dr. Mustafa Kara'nın Bursa'da olması ve kent belleğine eserler kazandırmak için gösterdiği emek ve çaba kent açısından büyük bir şans.

Prof. Dr. Kara, toplantıdaki konuşmasının son bölümünde ise eserlerin orijinal halini saklayan aileye ve müzecilik denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Ahmet Erdönmez'e teşekkür ederek, İsmail Merkez Efendi'de bulunan Mehmed Şemseddin'in mezarının perişan halde olduğunu ve ona layık bir mezar taşı yapılması çağrısında bulundu.

Toplantıya 1977 yılında Prof. Dr. Mustafa Kara ile birlikte Bursa'ya gelen Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saim Kılavuz da katılarak, 40 yıllık arkadaşlıklarını anlattı.

BURSA'YI BEKLEYEN YAKIN TEHLİKE

Koronavirüs pandemisinde gevşeme ile ilgili beklenen açıklamayı önceki akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Bursa sarı olan iller arasında yer aldığı için yasakların büyük çoğunluğu kalkmış oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasının hemen ardından Sağlık Bakanlığı illere göre son durumu aktaran haritayı yayınladı. Açıklamaya göre, Bursa'da 20-26 Şubat 2021 tarihleri arasında haftalık vaka sayısı 100 bin kişide 49.78'e çıktı. Bir önceki 20-26 Şubat döneminde bu rakam 39,14'tü.

Sağlık Bakanlığı açıklaması önce yapılsaydı korku içinde Erdoğan'ın açıklamasını bekleyecektik. Ancak yükselmeye rağmen sadece vaka sayısı kriter olarak alınmadığı için sarı bölgede yer aldık.

Ancak hafta sonları için Bursa'yı tehlikeli bir durum bekliyor. Ne demek istediğimi haritaya baktığınızda çok daha iyi anlayacaksınız. Bursa'ya bir saatten az mesafede olan İstanbul, Kocaeli, Bilecik, Düzce, Bolu Kütahya turuncu iller yani cumartesi açık, pazar kapalı, diğer iki komşumuz Balıkesir ve Sakarya ise hafta sonu tamamen kapalı. Şehirlerarası yolculuklarda bir kısıtlama olmadığı için komşu iller hafta sonu Bursa'ya akacak. Harita açıklanır açıklanmaz sosyal medyada bununla ilgili espriler bile başladı. Çevre illerden gelenler hiç kuşkusuz virüsü de taşıyacaklar.

Hafta sonu akınları nedeniyle 15 gün sonra kırmızı iller arasına girersek şaşırmayın... Unutmadan pandeminin ilk çıktığı aylarda Bursa'daki vaka sayıları şehirler arası bağlantının ve özellikle İstanbul bağlantı-sının kesilmesi sonucu azalmıştı. 

24 Haziran 2021 Perşembe

Bey Sarayı'nın görkemli hikayesi gün yüzüne çıkıyor [25 Ekim 2020]

Osmanlı'nın beylikten 3 kıtaya yayılan destanının başladığı Bursa öyle kolay fethedilmedi. Kuşatma tam 23 yıl sürdü.

Osman Gazi, daha sonra Bursa'nın fatihi olacak oğlu Orhan Gazi ile kuşatma yıllarında yapılan Balabanbey Kalesi'nden kenti izlerken, 'Şehri alırsanız beni şu gümüş kubbeli yere gömün..' vasiyetinde bulundu.

Bursa'yı fetheden Orhan Gazi de babasının vasiyetini yerine getirerek, cenazesini, Tophane'de bulunan gümüş kubbeli manastırda toprağa verdi. 1855 depreminde manastırın yıkılması üzerine bugünkü türbeler yapıldı.

Gümüş kubbeli manastırın Fransız gezgin Cassas tarafından 1786 yılında çizilen karakelem resmini Saffet Yılmaz'ın İzmir'deki bir sergi izlenimleriyle ilgili yazısında görmüştüm.

Osmanlı'ya 130 yıl başkentlik yapan Bursa'nın 1326 yılındaki fethinin ardından Orhan Gazi, fethin ardından Tekfur Sarayı üzerine Bey Sarayı yaptırır.

Birinci Murad döneminde Türk İslam gelenek ve göreneklerine göre yeniden inşa ettirilen Bey Sarayı, Yıldırım Bayezid'ın düğününe, Çelebi Mehmed'in sünnet törenine ev sahipliği yaptı. Fatih Sultan Mehmet'in de dünyaya gözleri açtığı yer olarak bilinen ve Bursa'ya gelen birçok gezginin anlatımlarında yer alan Bey Sarayı, İstanbul'un fethinden sonra eski değerini yitirdi.

6 kapı ve 14 burcun bulunduğu saray yıllar içinde yıkıldı, üzerine ise Garnizon Komutanlığı ve Orduevi yapıldı. Günümüzde tek duvarın kaldığı Bey Sarayı'nın gün yüzüne çıkarılması için ilk çalışmaları geçen dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe atmış, ancak, Milli Savunma Bakanlığı'ndan orduevi için bir türlü onay alamamıştı.

Tıpkı Hanlar Bölgesi'nin önünün açılması gibi Bursa'nın rüya projelerinden biri olan Bey Sarayı'nın gün yüzüne çıkarılması da Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'a kısmet olacak.

Ordu evinin devri konusunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunan ve onayı aldıktan sonra geçen haziran ayında düzenlediği basın toplantısında açıkladığı hedefleri arasına Bey Sarayı'nı da alan Alinur Aktaş, kapsamını genişleterek, saray ve çevresindeki tarihi dokunun ortaya çıkarılması projesini dün Tophane'de düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı.

PROF. DR. İLBER ORTAYLI'NIN DA YER ALDIĞI BİLİM KURULU OLUŞTURULDU

Büyükşehir Belediyesi, Bey Sarayı'nın ayağa kaldırılması ilk adım olarak Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu başkanlığında Bilim Kurulu oluşturdu.

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Özer Ergenç, Prof. Dr. Feridun Emecen, Prof. Dr. Heat Lowry, Prof. Dr. Cemal Kafadar, Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, Prof. Dr. Mustafa Şahin, Doç. Dr. İsmail Yaşayanlar, Dr. Çağhan Keskin ve Hayri Fehmi Yılmaz gibi alanında uzman isimlerden oluşan bilim kurulu, Bursa'nın fethinin 695'inci yıl dönümü olan 2021'de sempozyum düzenleyecek. Sempozyum öncesi de 'Bey Sarayı; Payitahtın Gizli Hazinesi' belgeseli hazırlanacak.

Bursa'nın tarihine ışık tutacak bu projeden büyük heyecan duyduğunu ifade eden Alinur Aktaş, şöyle devam etti:

'Büyükşehir Belediyesi olarak payitaht Bursa'da Osmanlı Devleti'nin idare merkezi olan Bey Sarayı'nın ve çevresindeki tarihi dokunun ortaya çıkarılmasına ve restorasyonuna yönelik bir projeyi başlatma kararı aldık. Konuyla ilgili yapılan ve yapılacak olan tüm akademik çalışmalara da destek sağlamak isteğindeyiz'

Aktaş'a orduevinin taşınmasıyla ilgili son durumu da sorduk. Milli Savunma Bakanlığı ile mutabakat sağlandığını ifade eden Aktaş, 'Yeni orduevinin Yunuseli veya başka bir alternatif yerde yapılacağını söyledi.

CAMİ, HAN, HAMAM VAR SARAY NİYE YOK?

Toplantıya katılan Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu, Tarihi vesikalar, vakfiyeler, seyahatnameler ve gravürlerden bölgedeki eski dokuyu tespit etme imkanına sahip olduklarını vurgulayarak, Bey Sarayının sadece sultanın ikamet makamı değil, devletin idare yeri ve aynı zamanda ilmi çalışmaların yapıldığı kültür merkezi olduğunu ifade etti.

Bilim kurulunda yer alan UNESCO Dünya Mirası Bursa Alan Başkanı olan Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu da, Bursa'nın listede yer almasında Osmanlı'nın kuruluş döneminin büyük önem taşıdığını ve Bey Sarayı ve türbelerin bulunduğu bu bölgenin ise projenin çekirdeğini oluşturduğunu belirtti.

'Cami, han, hamam var, saray niye yok?' diyen Prof. Dr. Dostoğlu, Bey Sarayı projesinin bu eksikliği gidereceğini kaydetti.

İl Kültür Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer ise bakanlık olarak projeye destek verdiklerini kaydetti.

Basın toplantısını izlemek için Tophane'ye biraz erken gitmiştim. Hafta sonu olması dolayısıyla yerli ve yabancı turist akınına uğrayan bölgede, yeni iki değişiklik dikkatimi çekti. Birincisi Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerinin ödününde Alp kıyafetli nöbetçiler diğeri ise Kuran'ın Kerim okunması.

İki değişiklik de büyük ilgi görüyor. Özellikle Alp kıyafetli ritüelli nöbet değişimi bölgeyi gezmeye gelenler tarafından cep telefonlarıyla dakikalarca kaydediliyor.

Bey Sarayı'nın gün yüzüne çıkması kuşkusuz turizme de büyük katkı sağlayacak. 

26 Ekim 2016 Çarşamba

AL GÖZÜM SEYREYLE 200 YIL ÖNCEKİ BURSA’YI



Seyreyle diye yazıyorum ama izlemeniz için Bursa’dan 330 kilometre yol kat ederek İzmir’e gitmeniz gerekiyor.
Arkas Sanat Merkezi geçtiğimiz hafta batılı gezginlerin güzergahlarına adanmış sergisinde ikinci perdeyi İzmir’de açtı.
Batılı gezginlerin İzmir’den başlayarak Anadolu’ya yaptıkları seyahatlerin büyük bir bölümü, ilk kez sergilenen bu etkinlikle gün ışığına çıkıyor.
Yaklaşık 300 eserin yer aldığı sergide Arkas Koleksiyonu’ndan 32 yağlı boya eserin yanı sırası Le Balanc Belediye Kütüphanesi, Lyon Belediye Kütüphanesi, Fransa Milli Kütüphanesi  ve Oray Müzesi, Bordeaux Güzel Sanatlar Müzesi, Tours Müzesi ve en önemlisi Louvre Müzesi koleksiyonlarından parçalar teşhir ediliyor. Sergi 18 Aralık’a kadar açık kalacak.
Serginin önemi ise bugün tarihin acımasız felaketlerine ve betonlaşmaya kurban gitmiş birçok eserin 200 yıl önceki hallerini gözler önüne sermesi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Saffet Yılmaz, büyük bir özenle izleyip araştırdığı sergideki gravürleri ve öyküsünü “Bursa’da Zaman’ dergisinde kaleme aldı.
Batılı gezginlerin Anadolu macerası 1800’lü yıllarda başlıyor. Tabii Fransız hükümetinin desteğiyle.
O yıllarda Helen Krallıkları, Roma ve Bizans imparatorluklarının ve Osmanlı’nın yaşadığı bu topraklar batıda büyük merak uyandırıyordu.
Gelen gezginler de öyle sıradan insanlar değil her biri bilim adamı düzeyinde eğitimli arkeolog,, sosyolog, ressam, tarihçi. Gezi İzmir’den başlayıp, Truva, Bursa, İstanbul, Ankara, Karadeniz’e kadar devam ediyor.
Başta antik kentler olmak üzere Küçük Asya’nın her yanı araştırılıyor, kazılıyor, resimleniyor, toplumsal yapısına ilişkin notlarla bir Anadolu portresi oluşturularak Batı’ya sunuluyor.
Sergideki en çarpıcı gravürler, günümüzde restore edilen İznik’teki Lefke, Göl ve İstanbul kapıları ile Bursa’daki saltanat kapı. Beni çok etkileyen ise Louis- François Cassas’ın 1786’da Bursa’ya gelişinde çizdiği gravür. Çünkü bu gravürde bugün yerinde yeller esen Saint Jean Prodrome’ye ithaf edilmiş Bizans kilisesi.
Mihrabı kubbeleri ve muhteşem görünümüyle bu eserin öyküsü de ilginç. 1326 yılında Bursa’yı Osmanlı’nın başkenti yapmak üzere fetheden Sultan Orhan Kiliseyi camiye dönüştürür. Söylencelere göre, kentin kuşatması sırasında oğlunun yanında bulunan İmparatorluk kurucusu Osman Gazi, gümüş renkli kubbeyi göstererek, oraya gömülmek istediğini söyler. Ancak, Osman Gazi Bursa’nın fethini göremez. Kente alan Orhan Gazi ise babasının vasiyeti üzerine camiye dönüştürdüğü kilisede babasını toprağa verir. Ardından kendisi de oğlu Sultan Murat tarafından aynı yere defnedilir. Ancak, 1855 yılındaki büyük depremde yerle bir olan bu eserin yerine şimdiki iki ayrı türbe yeniden inşa edilir. Bu anıt mezarın orijinal görünümü 1786 yılında Cassas’ın bu eseriyle günümüze taşınır.
Günümüzde bu açıdan baktığınızda bu görkemli yapıyı artık göremezsiniz.
Peki, hiç olmazsa bu eserlerin orijinallerini görmek için illa İzmir’e mi gitmemiz gerekiyor.
Saffet Yılmaz, serginin bir benzerini Bursa’da açmak için girişimde bulunmuş ama gelen yanıt yüksek güvenlik önlemi gerektiren bu tür etkinlik için olumlu yanıt alamamış.
Girişimleri devam ediyor.
Sergideki eserin sadece bir örneğini sizlere anlattım. Gravür ve bugün çekilmiş fotoğraflarını da yazının yer aldığı bölümde görebileceksiniz.

Daha nice eserde Bursa’nın 200 yıl önceki doyumsuz güzelliği yer alıyor.
Nasıl da bitip tüketip beton yığınına dönüştürmüşüz Bursa’yı. Maalesef hala aynı çabayı sürdürme gayreti içindeyiz.
Son yıllarda ayağa kaldırılan Muradiye Külliyesi de olmazsa. Osmanlı’nın en güzel kentine gelen insanlar maalesef beton yığınından başka bir şey görmeyecek.
Bursa’yı yönetenlerin ve özellikle yerel yöneticilerin bu sergiyi mutlaka izleyip dersler çıkarmaları gerektiğine inanıyorum.
Çünkü artık, önlem alma zamanı geçti ama zararın neresinden dönülse kardır.















Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...