“Velhasıl Bursa sudan ibarettir” sözünün nereden geldiğini biliyorsunuz?
Önce onunda başlayalım.
Bursa’ya 1640 yılında gelen Evliya Çelebi, ünlü seyahatnamesinde çeşmelerini
anlatır:
”Gerçi
bu kentin çeşmeye ihtiyacı yoktur ama gelip geçenler için hayır sahipleri 2 bin
065 çeşme yaptırmıştır. Her biri âb-ı hayat gibidir. Sürgündeki Şeyhülislam
Aziz Efendi 200 adet çeşme yaptırarak her birinin üzerine ‘sahibü´l-hayrat
fakir Aziz’ diye yazdırmış ve fatiha rica etmiştir. Bursa’nın selsebile
ihtiyacı yoktur ama büyüklüğünün eseri olarak eski sultanlar, ayan ve ileri
gelenleri selsebil yapıp temmuz ayında tüm susayanlara Uludağ´ın billur gibi,
buz gibi âb-ı hayatını dağıtırlar. Su ve havasının güzelliğinden Bursalıların
yüzü kırmızıdır. Velhasıl Bursa sudan ibarettir… ”
Aradan geçen 376 yıl ve son 40 yıldır çarpık kentleşme ve
sanayileşme maalesef Bursa’yı beton yığınına dönüştürürken, suyunu da bitirdi.
“Bu sonuca nereden varıyorsun” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Çevrenize şöyle
bir bakmanız yeterli ama biz yine bakanlık araştırması, devletin resmi
istatistikleri ve uzman görüşüyle yanıt vereyim.
Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala,
Bursa için bir şans. Yaptığı araştırmalar ve değerlendirmeler çok önemli.
Bursa Tabip Odası’nın dergisinin son sayısında
“Bursa’da su ve gıda ile bulaşan hastalıklar neden artıyor?” başlıklı
yazısında yukarıda anlattığım bilimsel veriler ışığında yaşanan tehlikeye dikkat
çekiyor.
İŞTE SU SU KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ
Önce bakanlığın raporuyla başlayalım.
T.C. Cevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2014 yılı için hazırlanan “Bursa
İli İl Cevre Durum Raporu”nda Bursa’nın Çevre açısından birinci öncelikli alanı
“Su kirliliği” olarak tanımlanıyor.
Nedenleri 7 madde olarak sıralanmış…
En önemlilerini yazalım;
Belediyelerin hizmet ettikleri alan içerisinde iki neden var. Biri
kanalizasyon sistemlerinin olmaması, yetersiz olması veya atıksu arıtma
tesisiyle sonlanmaması, İkincisi atıksu arıtma tesisinin olmaması veya
kapasitelerinin yetersizliği
Devam edelim….
- Zeytin karasuyu ve sut işleme tesislerinin, atıksu bertaraf sorunu,
- Havza yönetimi çalışmalarının sonuçlandırılarak, uygulamaya geçilmemesi,
-Proseslerinde fazla miktarda su kullanan işletmelerin (tekstil,
deri, kağıt vs.) sayılarının giderek artması,
-Tekstil atıksularının arıtılmasında ileri teknolojilerin
kullanılmaması (renk, iletkenlik, tuzluluk vb. sorunları),
- Geleneksel tarım uygulamalarından kaynaklanan, bilinçsiz
kimyasal gübre ve zirai ilaç kullanımının yaygın olması
sonucu meydana gelen çevresel (Su ve Toprak) kirlilikler,
-Mevcut duzensiz depolama alanlarından kaynaklanan çöp sızıntı
sularının alıcı ortamlara ulaşması.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na göre yukarıda anlatılan Çevre
sorunlarından dolayı akarsularımızın, denizlerimizin ve göllerimizin
kirlilik derecesi artmakla birlikte, bu ortamlarda yaşayan
canlılar da olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca aynı Raporda bahse konu
kirliliklerin içme suyu kaynaklarına kadar ulaşarak hem içme suyu kalitesini
etkiledikleri, hem de içme suyu kaynaklarımızın miktarlarının azalmasına sebep
oldukları da vurgulanıyor.
BURSA SU FAKİRİ
Prof. Dr. Pala’nın yazısında bir gerçek daha ortaya çıkıyor. Türkiye’nin herhangi bir yerinde kime
sorsanız Bursa su zengini olarak bilinir. Oysa gerçek bundan farklı.
Bursa, kentte yaşayanlara
verilen su miktarı açısından ne yazık ki su yoksulu.
Bu da devletin resmi verilerinde yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu
Verilerine göre, belediyelerde kişi başına çekilen günlük su miktarı
Bursa’da 143 litre. Bu değer ile Bursa
216 litre olan Türkiye ortalama değerinin çok altında ve en az su sağlayan
Şırnak’tan sonra ne yazık ki Türkiye’nin ikinci en az su sağlayan belediyesi
konumunda.
Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi (BUSKİ) tarafından yayınlanan
2014 yılı verileri ilçelerde yaşayan kişi sayısına göre günde tüketilen su
miktarı açısından incelendiğinde, beş ilce dışındaki tüm ilçelerde kişi başına
su tüketiminin günde 100 litrenin altında olduğu, en yüksek tüketimin günde 146
litre ile Nilüfer’de, en düşük tüketimin ise günde 28 litre


ile Büyükorhan’da olduğu anlaşılıyor. Dünya Sağlık Örgütü
(DSO) kentlerde yaşayan kişilerin su gereksinimini günde 200 litre olarak
belirlemiş. Buna göre, Bursa’nın ilçelerinde BUSKİ tarafından
sağlanan su, DSO standartlarının çok
gerisinde.
SUYUN YÜZDE 82’Sİ ARITMA TESİSİNDEN GEÇİYOR
BUSKİ
tarafından şehre verilen suyun yüzde 82’si arıtma tesislerinden verilirken,
geriye kalanı pınar kaynakları ve kuyulardan sağlanıyor. Prof. Dr. Pala’ya göre, arıtma
tesislerinden verilen suyun tesisten çıktıktan sonra temiz olduğu varsayılsa
bile; Bursa’da yaşayanların temiz suya erişim acısından iki onemli sorunu
bulunmaktadır. Bunlardan birincisi suyun arıtma tesislerinden çıktıktan sonra
son kullanıcıya kadar kat ettiği yolda kirlenmeden yoluna devam edebilmesi,
ikincisi ise arıtma tesisi dışındaki kaynaklardan verilen suyun temiz olduğunun
güvence altına alınabilmesidir. Her iki sorunun da çözümü, etkin bir kamusal
izleme ve değerlendirme sisteminin varlığına bağlıdır. Bu konuda Bursa’da
yaşayanları tatmin eden, bağımsız bir izleme/değerlendirme sisteminin
varlığından söz etmek zor.
Su kirliliği olunca doğal olarak bunun doğuracağı sonuçlar da olacaktır. Prof.
Dr. Pala yazısında kirlilik unsurlarını bilimsel verilerle anlatıyor. Bu bölümü biraz tıbbı ve teknik terimler
olduğu için yazıya aktarmıyorum. Merak edenler yazının orijinalinden
ulaşabilirler.
BAĞIRSAK ENFEKSİYONLARINDAKİ ÜRKÜTEN ARTIŞ
Bence en önemli bölüm… Bursa’daki bağırsak enfeksiyonu rakamlarındaki ürküten
artış.
Bursa'da, 2010’da 123 bin 217
olan toplam akut barsak enfeksiyonu olgu sayısı 2015’te yüzde134,7 artışla 289
bin 140’a yükselmiş. Prof. Dr. Pala’nın Sağlık Bakanlığı verilerinden elde
ettiği bu sonuçların nedenlerinin araştırılmasını istiyor.
Prof. Dr. Pala, halk sağlığını yakından ilgilendiren su ve gıda
ile bulaşan hastalıklar konusunda alınması gereken önlemler ve çözüm
önerilerini de sıralıyor.
Birincisi Sağlık Müdürlüğü’nün bu konudaki raporları ve alınan önlemlerin
açıklanması gerekiyor.
Prof. Dr. Pala, akut barsak enfeksiyonlarına yol açan iki temel etkeninin su
kirliliği ve güvensiz gıda tüketimi olduğunun altını bir kez daha çizerek, Bursa’da
su kirliliği ve gıda güvenliği ile ilgili mevcut durum ayrıntılı analiz
edilmeli ve analiz raporları kamuoyuna açıklanmasını istiyor.
ÖNLEMLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Tabi devamı da var. Büyükşehir
Belediyesi’nden Bursa’yı su yoksulu olmaktan kurtaracak herhangi bir planı olup
olmadığını da kamuoyuna açıklanmasını isteyen Prof. Dr. Pala, ilceler
arasındaki su tüketim farklılıklarının giderilmesi, günde kişi başına 200 litre
su tüketilmesine olanak sağlayacak bir düzenlemeye gidilmesini de öneriyor.
Bu yapılırken de sağlıklı
suya erişimin önündeki ücret coğrafi uzaklık, altyapı yatırım eksikliklerinin
de kaldırılması gerekiyor.
Prof. Dr. Pala’ya göre, Bursa’nın neresinde yaşarsa yaşasın, her yurttaşın,
evine gelen suyun temiz olup olmadığı konusunda bilgi sahibi
olması hakkı, Bu amaçla yurttaşlara ücretsiz su analizi
yapılabilmesine donuk bir çalışmanın ilgili kurumlar tarafından yürütülmesini
de öneriyor.
Bu grup hastalıkların ölümlere yol açıp açmadığının da belli
olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Pala, bu konuda sağlık bakanlığının açıklama
yapmasını istiyor.
Prof. Dr. Pala yazısını “Sağlıklı yaşamanın en temel insan hakkı olması
nedeniyle; insanların hastalanmasına yol açan su ve gıda kirliliğinin önlenmesi
yaşamsal bir zorunluluktur. Başta Sağlık Bakanlığı ve Bursa Büyükşehir Belediye
Başkanlığı olmak üzere ilgili kamu kurumlarını bu konuda caba göstermeye çağırıyoruz”
sözleriyle tamamlıyor.
İşte bilimsel rakamlar ve görüş. Aslında fazla söze gerek bırakmayacak kadar
açık ve net.
Bursa su zengini değil, fakiri ve üstelik sularımız da kirli. Bakalım ne zaman
önlem alınacak.