Faruk Çelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Faruk Çelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2021 Cuma

Müezzinoğlu'ndan Faruk Çelik'e zor soru[01 Ekim 2017]

 'Bu ülkede en zor iş siyasettir. Gecesi gündüzü, sağı solu, dedikodusu fitnesi. Kendi en yakın arkadaşına, şimdi, işte Faruk beyle (Çelik) ilgili soruyu bana soruyorsunuz bir taraftan samimiyetle cevap vermem lazım. Bir taraftan da yıllardır birlikte siyaset yaptığım arkadaşımızla bakış açısı farklılığımız var. Hem onun bakış açısına saygıda bir eksiklik yapmamam lazım. Hem de doğru bildiğim anlayışı kamuoyuna sorumluluğum gereği doğru söylemem lazım'

Bu değerlendirme, geçtiğimiz perşembe günü AS TV'de Erdal Çatalkaya'nın konuğu olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı ve Bursa Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu'na ait. Müezzinoğlu, AK Parti'deki en deneyimli politikacılardan biri. İstanbul İl Başkanlığı ile başlayan siyaset geçmişine sahip, kurduğu her cümlenin nasıl sonuçlar doğuracağını çok iyi biliyor.

Tıpkı Müezzinoğlu gibi son değişiklikle kabine dışında kalan Gıda Tarım ve Hayvancılık eski Bakanı Faruk Çelik de duayen siyasetçiler arasında yer alıyor. Dile kolay kesintisiz 18 yıldır milletvekili son 10 yıldan beri bakanlık yaptı.
Ve tartışmanın fitilini Çelik, yine ASTV'de Okan Tuna'nın sorularını yanıtlarken 'Bursa'da ağabeylik yapılmadı' sözüyle ateşledi. Çelik, bu cümleyi Bursa'daki yatırımlar konusunda söylemişti.
Çatalkaya, programda değerlendirmeyi hatırlatınca Müezzinoğlu, önce Faruk Çelik ile çok eskiden beri siyaset yaptığı bir arkadaşı olduğunun altını çizerek yanıt veriyor.
Müezzinoğlu'nun bakış açısı biraz farklı. Ona göre, 'kim ne yapmamışa değil, ben ne yaptıma' bakmak gerekiyor. Yatırımların gecikmesinin nedenini Türkiye'nin son 4 yılda yaşadığı olağanüstü süreçlere bağlayan Müezzinoğlu, siyasetçilerin yapıp yapamadıklarının kamuoyunun takdirinde olduğunu vurguluyor.
Geriye doğru bakıldığında 2014'te iki seçim, 2015'te iki seçim. 2016'da 15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye ekonomisine bedelleri olduğunu vurgulayan Müezzinoğlu, 'Tüm bunların şaka değil, realiteler' olduğunun altını çiziyor.
AK Parti'nin ilk 10 yıldaki dinamik dönemiyle son dört yılın kıyaslanması halinde aynı sorulara Urfa'da da muhatap olunacağını ifade eden Müezzinoğlu, şehir hastanesinin gecikmesiyle ilgili eleştirileri kabul ediyor ve ekliyor " Şimdi şehir hastanesi, ne yaptık gecikti mi? Gecikti ama şimdi gelecek 50 yılda Bursa'nın sağlık alanında marka değerli bir hastane seneye bu vakitte yüzde 90 bir yola girecek mi? Girecek'
Ardından da can alıcı soruyu yöneltiyor; 'Peki bir yıl gecikmiş olması Bursa'nın abilerinin sorunu mu Türkiye'nin genel sorunu mu? Ben şimdi Faruk Bey'e buradan soruyorum. Şanlıurfa şehir hastanesi ne kadar gecikti? Niye gecikti? Sen oranın abisiysen niye gecikti diye sorsam benim ayıbım olur. Niye? Koşullar... '

Bursa'nın tek gecikmiş yatırımı hızlı tren

Müezzinoğlu'na göre, Bursa'nın tek gecikmiş yatırımı hızlı tren. Gecikmede siyasetten kendi payları varsa bunu kabul edeceğini söylüyor. Bu gecikmenin de hukuksal durumlar, zeminin heyelan bölgesi çıkması olduğunu anlatan Müezzinoğlu, tüm bu gerekçelere rağmen kamuoyunun, ' Bursa'ya hızlı tren bugüne kadar gelmedi' diyeceğini belirtiyor. Müezzinoğlu, 'Kamuoyu adına da benim vicdanım diyor ki 'Bursa için bugüne kadar başaramadık. O anlamda vicdani bir eksiklik hissediliyor mu? Evet. ' sözleriyle rahatsızlığını da dile getirmeden yapamıyor.

Severek yapmadım

Müezzinoğlu, aynı zamanda açık sözlü bir siyasetçi. Sorulara dolambaçlı yollara girerek yanıt vermiyor. İstanbul ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilgili soruları da açık yüreklilikle yanıtlıyor; 'Bu konuda talebim ve düşüncem yok. '
İçindeki özlemi de dile getirmeden söyleyen Müezzinoğlu, siyaseti severek yapmadığını da ekliyor. Severek yaptığı tek iş hekimlik... Beyaz önlük giyip hastanın derdine çare olabilmeyi en büyük aşkı olarak nitelendiriyor. Ama bir de ülkeye ve bayrağa borç konusu olunca duygulanıyor ve ülkeye borcunu ödemek için siyasete devam ettiğini söylüyor.

16 Ekim 2016 Pazar

TARIM ARAZİLERİNE SANAYİ TESİSİ İSTEMİYORUM


Bu sözler,  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’e ait.
Uzun zaman sonra Bursa siyasetinin en önemli simalarından biri olan Faruk Çelik, kentte görev yapan gazetecilerle bir araya geldi. 
Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi’nin Kültürpark’taki lokalinde gazetecilerle buluşan Çelik, özlediği Bursa’yı anlattı.
Önce sıcak gündem olan 15 Temmuz ile başlayan söyleşi, sonunda Artvin Cerrattepe ve Bursa'daki çevre sorunlarına odaklandı. 
Dinlemesini ve empati kurmasını en iyi başaran siyasetçilerden biri olan Faruk Çelik, gazetecilerin Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ne kurulmak istenen kömürle çalışacak termik santralle ilgili ısrarlı sorusu üzerine, bu konuyla ilgili mutlaka bir dosya hazırlatacağını söyledi.
İkinci ve en önemli konu ise son yıllarda Bursa’nın en çok tartıştığı önceleri Batı OSB, sonra TEKNOSAB olarak adlandırılan sanayi bölgesi ile ilgili oldu.
“Tarım arazisi üzerine sanayi bölgesi kurulması” ile ilgili görüşleri sorulan Çelik, nerede olursa olsun tarım arazisine sanayi tesisi istemediğini ısrarla vurguladı.  Bursa’da ise sanayinin batı yönüne değil doğuya yönelmesi gerektiğinin altını çizen Çelik, adres olarak da Yenişehir yolundaki Turanköy çevresini gösterdi. Çelik, “Havaalanı, otoyol geçiyor. Demiryolu da geliyor. Geriye bir tek deniz kaldı. O da yakın” dedi.
Gelinen süreçte bu bölgeye izin verenler arasında kendi bakanlığının da bulunduğunun hatırlatılması üzerine Çelik, yeniden gelirse ona göre durum değerlendirmesi yapacağını söyledi.
SİYASETİ BIRAKIM
Toplantıya katılan gazetecilerin en çok merak ettiği konulardan biri de yerel siyasette önümüzdeki dönem için büyükşehir belediye başkan adayı olup olmayacağı konusuydu.
Önceliği hakkındaki dedikodulara olan tepkilerini dile getirerek başlayan Çelik’in şu cümleleri önümüzdeki günlerde Bursa’da çok tartışılacağı için kelimesine dokunmadan vermek istiyorum: 
 " Faruk Çelik üzerinde Bursa’da sürekli dedikodular oluyor. Faruk Çelik üzerinden siyaset yapma durumu var. Ben kimsenin ekmeğiyle oynamamışımdır. Elle tutulur bir şey de bulunamadığı için hep ayakta kalmışızdır. Ne söylerseniz söyleyin doğruyu yıkamazsınız. Hiç kimsenin benim gibi sabır göstereceği kanaatinde değilim. Abuk subuk yazılar yazıp, yazdırıp bunları da görmemezlikten gelen bir siyasetçi olduğunu da zannetmiyorum. Böyle bir ikinci siyasetçiyi bilemiyorum. Bunları hak etmediğim düşüncesindeyim. Yiğit olan, gelir karşımda oturur, der ki 'İşte bak hesap soruyorum.' Hesap sorup da haklı çıkarsa ben de siyaseti bırakırım."  
Bursa’yı özlediğini hatırlatan Çelik, “Siyaseti bıraktıktan sonra Bursa’ya geleceğim, ailem Bursa’da. Aktif siyaseti bırakmışsam burada sizlerle birlikte anılarımızı Bursa’nın geleceğiyle ilgili çok şey söyleriz. Şehri yaşayan bir insanım. Bursa’da değilim ama Bursa’yı karış karış biliyorum” diyerek konuya noktayı koydu.
Gerçekten Bursa’yı sonrasında da sohbette verdiği Siverek örneği gibi Şanlıurfa’yı da karış karış bilmenin ötesinde siyasette atacağı her adımı ölçüp biçip karar veren Faruk Çelik ismi önümüzdeki dönemde Bursa’da daha çok konuşulacak gibi görülüyor.


 


4 Kasım 2014 Salı

ÖNCE İNSAN


Gün geçmiyor ki bir felaket haberi ile uyanmayalım. Maden, trafik, inşaatlar hepsi birer canavara dönüştü. Günlerce süren kurtarma çalışmaları nedeniyle maden kazalarındaki insan öyküleri yürekleri burkup, toplum vicdanını yaralarken, denizlerde yaşanan insanlık dramları demeye dilim varmıyor, tam karşılığı insanlık utancı çok çabuk unutuluyor. Üstelik, ülkemizdeki kaybettiğimiz canlar gibi onların yaşamlarına dokunamıyoruz bile. Oysa, Ege ya da Karadeniz’de yok olup giden her bir canın bir insanlık öyküsü var. 
İşin kötü tarafı tamamı insan kusurundan kaynaklanan tüm bu olayların artık toplum tarafından kanıksanır hale gelmesi ve duyarlılığın yitirilmesi.
Araştırmacı Cengiz Duman’ın tespiti; bugün hangi madende bir iş kazası gerçekleşse kâğıt üzerinde tekrar açmak 1 hafta ile 1 ay arasında, keza inşaat sektöründe bu çözüm sadece birkaç gün kadar sürüyor.
Bunun en güzel örneğini geçtiğimiz günlerde Bursa’da da yaşadık. Üstelik olayın kahramanı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’ti. Hastane penceresinden bakarken, hiçbir güvenlik önlemi almadan mantolama yapan işçileri gören Bakan Çelik, hemen yetkilileri çağırtarak, inşaatı durdurmuştu. Üç gün sonra yeniden işbaşı. Baretler takılmış, kemerler yerinde. Aradan bir hafta daha geçince yine aynı düzen. Kurulan iskelede hiçbir tedbir almadan çalışan işçiler.
Risk analizleri yapılıp, eksiklerin giderilmesi ya da yeteri kadar tedbirin alındığını düşünmek işletmenin tekrar açılması için muhtemelen yeterli olacak. Peki, bu süreçte bir şey unutulmuyor mu?
Duman’a göre, unutuluyor elbette. Unutulan insan... Yaptığımız bir yapıya, para kazandığımız iş koluna, kullandığımız araç-gereç ve makineye bile daha fazla özen gösterirken, nedense tüm bunları kullanan insana hak ettiği değeri maalesef verilmiyor. 
Asıl bütün sorun eğitim eksikliği. Yakın zamanda çıkan yönetmelikler gereği ortalama 60 kişinin çalıştığı bir şantiyede aylık İş Güvenlik Eğitim süresi ortalama 12-16 saat arasında değişiyor. Bu sürenin kişi başına düşen miktarı ayda 16 dakika.
Bugün akşam izlenen dizinin reklam arası bile 10 dakikadan fazla.
Yine iş dönüp dolaşıp işin eğitimine geliyor.
Bir şeyleri düzeltmek için iyileştirmek için öncelikle insana müdahale etmemiz gerekiyor.  Duman’ın önerisi çıkarılan yasalara bir madde eklenmesi, herhangi bir işletmeye iş güvenliği ile alakalı olarak yazılacak “idari para cezaları”nı İş Güvenliği Eğitimi adı altında bir fona aktarıp burada biriken bu paraları yine mağdur olan yada mağdur olmayı engellemek adına eğitim programlarına harcayalım.
Bunu sadece 1 sene denesek ne kaybedebiliriz ki, inanın kazanan Biz olacağız.

ULUDAĞ’DAKİ AĞAÇ KESİMİ

Bazı insanlar için Türkiye’nin en önemli kış turizm merkezi olsa da Uludağ aslında bir tabiat harikası. Uludağ Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalarda da defalarca kanıtlandı. Dünyada sadece Uludağ'da bulunan 33 bitki türü ile beraber 1320 endemik bitki türü koruma altında.
Üstelik Milli Park. 
Milli Parklar Kanunu'na göre ekolojik denge ve doğal eko sistem bozulamaz, yaban hayatı, bitki ve ağaç türleri tahrip edilemez. Savunma amaçlı askeri tesisler dışında hiçbir yapı, tesis kurulamaz ve işletilemez.
Bu yasaya ve mahkeme kararlarına rağmen Uludağ’da maalesef ağaçlar kesilmeye devam ediyor.
Ne için? Kimi zaman teleferik, kimi zaman yol yapımı amacıyla ağaçlara kıyılıyor.
Çevrecilerin isyana varan tepkilerine kulak veren yok.
Bir gün tıpkı Bursa ovası gibi Uludağ’ı da kaybedeceğiz ama iş işten geçmiş olacak.







Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...