Hüseyin Tüccar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüseyin Tüccar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2014 Pazar

LÜTFEN BU SESE KULAK VERİN



Hürriyet Bursa’dan defalarca dile getirdim. Ancak, 65 yaş ve üstü vatandaşların şehir içi toplu taşıma araçlarında ücretsiz seyahat etmeleri sorunu hala çözülemedi. Üstelik, her geçen gün yeni sıkıntılarla yaşlıların karşısına çıkıyor.
Emekli-Sen Bursa Şube Başkanı Günay Onayman, üyelerinden gelen şikayetler üzerine yaptığı başvurulardan sonuç alamaması üzerine adeta isyan ediyor.
12 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe giren 6495 sayılı Kanun ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın çıkardığı yönetmelikle bu hakkın kullanımı için, kişinin resmi Nüfus Cüzdanını göstermesinin yeterli olduğu ifade edilmesine rağmen maalesef Bursa’da sadece şehir içindeki Burulaş otobüslerinde uygulanıyor. Üstelik, 5 liraya alınan kartların yılda bir 15 lira karşılığı vize yaptırılması gerekiyor.
Kartı olsa bile Bursa Büyükşehir Belediyesi ve bir kısım ilçe belediyelerinden verilen yetkiyle çalışan halk otobüslerinden yararlanamayan yaşlılar üstüne üstlük bir de olmadık hakaretlere maruz kalıyorlar.
Onayman, yaşadıkları tüm bu sıkıntıları anlatmak için Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’den randevu talep etmiş, bir türlü yanıt alamayınca da sıkıntıları içeren dosyayı Altepe’nin özel kalemine bırakmış.
Sayın Altepe, lütfen bu sese kulak verin. Geçen yazımda belirttiğim gibi bir toplum ancak yaşlılarına verdiği değerle yücelir. Unutmayın hepimiz bir gün yaşlanacağız.

ODYOMETRİ TEKNİSYENLERİ İSYANDA

Sağlık Bakanlığı’nın Protez ve Ortez ile İşitme Cihazı merkezlerinde görev yapan sorumlu müdür ve odyometri teknisyenleri için eğitim programı tepkilere neden oldu.
Sağlık Bakanlığı kendisine yönetmelikle tanınan sorumlu müdür ve odyometri teknisyenlerinin eğitimden geçirmesi kadar doğal ne olabilir ki diye sorabilirsiniz. Ancak tepki eğitime değil, tüm Türkiye’de görev yapan 750 odyometri teknisyeni aynı günlerde Antalya’ya eğitime çağrılıyor. Zorunlu olan 3 günlük bu eğitim için katılımcılardan 500 lira ücret isteniyor. Organizasyonu yapan ise kısa adı İŞİTSAD olan İşitme Satıcıları Derneği.
Tepki şuna; neden yerinde ya da bölgesel eğitim yerine tüm Türkiye’deki odyometri teknisyenleri Antalya’ya çağrılıyor. Meblağ da büyük toplamda 375 bin lira gibi bir rakam ortaya çıkıyor.
Soru işaretleri çok. Üstelik sadece odyometri teknisyenleri değil, onları istihdam eden özel işletmeler de bundan şikayetçi. Çünkü, tüm teknisyenleri eğitime gidecek olan işletmeler, satış yapamayacak yani işyerlerine bir nevi kilit vurulacak.
Kim haklı akılla ya da ne amaçla bu eğitim seminerini Antalya’da düzenliyor anlamak mümkün değil. 

EMEĞE SAYGI

Biraz dert köşesi gibi oldu farkındayım ama yazmak gerektiğine de inanıyorum.
Jandarma, kolluk kuvveti olarak görev yapmanın yanı sıra çevre ve sosyal sorumluluk çalışmalarıyla son yıllarda öne çıkmaya başladı.
Geçen hafta,
 Uludağ eteklerinde kent merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Bağlı Köyünde oğulları 8 yıl önce bir cinayete kurban giden ve bakıma muhtaç kalan 80 yaşındaki Makbule ve 85 yaşındaki Süleyman Durmuş çiftine Yiğitali Jandarma Komutanlığı ekipleri sahip çıktı. Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte evlerindeki sobaları bile yakmaya güçleri yetmeyen çifte, yaz boyunca her gün Jandarma ekipleri sabahları sıcak çorba öğle ve akşamları ise yemek götürerek komşularının yardımıyla bakımlarını sağlıyordu.
Hava koşulları artık tepelerine su geçen evde yalnız yaşamalarına elverişli olmadığı için Jandarma ekipleri yaşlı çifti Huzurevine yerleştirmek için girişimlerde bulundu. Yazışmalar yapıldı artık yaşlı çift yaşamlarının geri kalan kısmını geçirmek için Huzurevine kabul edildiler. Yiğitali Jandarma Komutanlığı ekipleri Makbule ve Süleyman Durmuş çiftinin sağlık kontrollerini yaptırmak için kucaklarına alarak taşıdılar.
Gerçekten saygı duyulacak ulvi bir davranış.
Ne güzel bir uygulama şikayet bunun neresinde diyebilirsiniz. Şikayet bu kez olayı izleyen DHA muhabirlerinden Hüseyin Tüccar ve Sebile Çetin’den. İki arkadaşımız bu özel haber için tüm gün mesailerini harcadılar.
Tam haberden dönerken, Osmangazi İlçe Jandarma Komutanı arkadaşımız Hüseyin Tüccar’ı arayarak denetlemede göstermek için çektiği fotoğraflardan istedi. Arkadaşımızda üç kare fotoğrafı verdikten sonra, “Sadece dosyanızda dursun gazetecilere servis yapılmasın” uyarısında bulunuyor. Hüseyin Tüccar, özel haberin başka yerlere gideceği kaygısıyla işini garantiye almak için bir de Jandarma Basın Bürosu’nu da arayarak özel haber yaptıklarının altını çiziyor.
Ancak, Hüseyin’in ne yazık ki korktuğu başına geliyor. Kendisinden alınan fotoğraflar, jandarma tarafından gazete ve ajanslara servis edilince özel haberinin hiçbir anlamı kalmıyor.
Tabi olay bülten haberine de dönünce gazetelerde de hak ettiği değeri bulmuyor.
Tekrar belirteyim jandarmayı bu tür sosyal faaliyetlerinden dolayı kutlamak gerekir ama emeğe saygıyı da unutmamak lazım.






 


  

27 Haziran 2014 Cuma

MÜDÜR BEY NE KADAR SAMİMİ?

İlk kez 27 yıl önce Başbakan Turgut Özal’ın Roma ve Vatikan gezilerini izlerken karşılaşmıştım sokak müzisyenleriyle.
Repubblica Meydanı’ndaki lüks restoranlarda Napoliten şarkılar söyleyenlerle rekabet edercesine kimi klasik, kimi pop müzik çalarak dinleyici topluyorlardı.
Roma, bir yana en eğlencelisi Karadeniz kıyısındaki Varna kentinde gördüğüm Roman müzisyenlerdi. Üstelik az da olsa Türkçe de biliyorlardı. O kadar eğlenceli ve güzel şarkılar söylüyorlardı ki, çoğu turist, deniz kıyısındaki tavernalar yerine onları dinlemeyi tercih ediyordu.
Ama en duygusal olanını ise geçtiğimiz ocak ayında,  Frankfurt’ta Zeil Caddesi’ndeki müzisyenlerdi. Araç trafiğine kapalı yolda, uzaktan gelen “Lale Devri çocuklarıyız” melodisini duyunca inanamadım. İlerledikçe müziğin sesi artıyordu.
Yine Roman sokak şarkıcıları caddeye renk katılıyordu. Kimseyi rahatsız etmeden içli içli çalan keman sesi, herkesi büyülüyordu. Önlerine koydukları bağış kutusu bir anda dolmuştu. Kısa süreli de olsa gurbette bulunmanın yarattığı duygusallıkla ekipteki arkadaşlarımız bayağı bonkör davranmıştı.
Merak ediyorsunuzdur, bunları neden anlatıyor diye...
Geçen nisan ayında, tıpkı Avrupa kentlerinde olduğu gibi sokaklara renk katan iki müzisyeni Bursa Büyükşehir Belediyesi zabıta ekiplerinin gazabına uğradı. Genç müzisyenler aslında yine Büyükşehir belediyesinin konservatuar öğrencileriydi.
Furkan Dikyokuş yan flüt, Abdülkerim Sağlamsoy akordeon çalıyordu. Daha önce 8 ayrı tutanakla aldığı 950 lira ceza ve tartaklamalardan deneyimli olan Abdülkerim hemen Furkan’a seslenerek polis çağırmasını istedi. Ancak, polis gelinceye kadar sivil zabıtalar yapacağını yapmıştı.
Olaya tepki gösteren vatandaşlardan biri de olayı saniye saniye cep telefonuyla görüntüleyince Abdülkerim, yasal hakkını kullanarak, önce hastaneden raporunu aldı, ardından da Savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Yediği dayaktan çok, akordionunun kırılmasına üzülüyordu.
Avrupa’da alkış alan ödüllendirilen hatta festivalleri bile düzenlenen bizim sokak müzisyenlerinin kısmetine düşen ise dayaktı.
DHA Muhabiri Hüseyin Tüccar, iki sokak müzisyeninin başına gelenleri haber yapınca onlardan tüm Türkiye haberdar oldu.
Bu noktada Bursa Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanı Mahmut Turna’nın yaptığı açıklama gönüllere su serper gibiydi. Telefonda görüştüğüm Turna, üzgün olduğunu söylüyordu. Olaydan bir gün önce göreve başlamış, sorunu kucağında bulmuştu.
Önce Furkan ve annesiyle görüşerek üzüntülerini dile getirmişti. Söyledikleri makul şeylerdi. Bundan sonra ibadethane yakınları hariç, sokak müzisyenleri her yerde çalabileceklerdi.
Üstelik, olaya karışan zabıta görevlilerinin de kentin en uzak yerlerine sürüleceğini söylüyordu.
Turna ile konuşunca içimde bir umut yeşermişti.
“Kente böyle yöneticiler lazım” diye.
Ancak işin renginin hiç de öyle olmadığını Abdülkerim ile görüşünce öğrendim. Mahmut Turna, önce Furkan, dün de Abdülkerim ile görüşmüştü.
Ama maalesef durum değişmemişti.
Üstelik Hürriyet Bursa ve diğer gazetelerde Turna’nın her yerde serbest demeci çıktığı gün Abdülkerim, Furkan ve yanlarındaki Ela’ya Atatürk Caddesi’nde yine zabıta ekipleri müdahale etmiş, bölgeden uzaklaştırırken, bu kez “biz sizi videoya çekeceğiz” diye tehdit etmişlerdi.
Şimdi, Sayın Müdür Turna’ya soruyoruz?
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Olayı yatıştırmak için mi bize böyle demeç veriyorsunuz?
Gerçekten samimiyseniz, bu çocukların müzik yaptığı yere gidip bu kente renk kattıkları için onlara çiçek verip, teşekkür edin.
Yoksa artık söylediklerinize asla inanmayacağız.
Aslında görev bu konuda biraz da Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye düşüyor. Balkanları en iyi tanıyan yöneticilerden biri. Ailesi de Makedonya’nın Üsküp kentinden gelmiş. Sık sık gezi düzenleyerek sokaklarını arşınladığı Priştine, Prizren, Üsküp, Varna, Filibe kentlerinde sokak müzisyenlerinin kentlere nasıl renk ve ruh kattığını görmüştür.
Cumhuriyet Caddesi’ni trafiğe kapatıp, nostaljik tramvay seferlerini başlatırken de amacı bu değil miydi?
Bugün artık, Dünya Mirasının yer aldığı kentlerden biri olan Bursa’ya bu tür davranışlar yakışmıyor.








Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...