kirlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kirlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2021 Perşembe

İYİ Parti, bu kez projelerini anlatmak için sahaya indi [05 Haziran 2021]

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, geçen yıl şubat ayında, 'taban siyaseti'ne dönüş ile ilgili ilk mesajlarını Bursa'daki Heybeli Otel'de düzenlediği basın toplantısında detaylandırmıştı.

'Demirelvari' olarak nitelendirilebilecek bu siyasetin hedef kitlesi, sokakta vatandaş, esnaf, orta ölçekli işletme çalışanlarıydı. Akşener'e göre, son yıllarda soyut değerler ve hayat tarzı üzerinden yapılan siyaset konforlu bir alan yaratıyor. Kutuplaştırarak oylanıyordu. Bir değer yönü ise tek seçmenli, genel başkanın gözünün içine bakan bir siyasi yapı. Ortada bir kırmızı kuvvetler mavi kuvvetler yok. Tüm taraflar siyasi yapının paydaşları.

Türkiye'deki siyasi gündem ne kadar yeni tartışma alanları yaratsa da Akşener, taban siyasetinden vazgeçmeyerek, vatandaşın sorunlarını gerekirse temsilcilerini grup toplantılarında konuşturarak devam ettirdi. Bu çalışmalar, anketlere yansıyan sonuçlara göre İYİ Parti'nin başarı grafiğinin yükselmesini sağladı.

Sorunların tespiti ve kamuoyuna duyurulmasının ardından İYİ Parti bu kez, iktidara hazır olduğunu göstermek amacıyla projeleriyle vatandaşın karşısına çıkmaya Bursa'dan başladı.

Bursa'nın seçilmesinde partinin TBMM Grup Başkanı Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu ve Genel Başkan Yardımcısı ve Uluslararası İlişkiler Başkanı Ahmet Kamil Erozan'ın Bursa milletvekili olmasının etkisi büyüktü. İki vekilin yanı sıra İYİ Parti'nin Ekonomi Politikaları Başkanı Samsun Milletvekili Erhan Usta ve Kalkınma Politikaları Başkanı Prof. Dr. Ümit Özlale de dün Bursa'ya geldi.

Bursa'ya yapılan iki günlük ekonomi çıkarması dün İl Başkanlığı'nda düzenlenen basın toplantısıyla başladı. İl Başkanı Selçuk Türkoğlu'nun tanıtma konuşmasının ardından ziyaretin gerekçelerini Prof. Dr. Tatlıoğlu anlattı.

İYİ Parti'nin Türkiye ve Bursa çözümlerini paylaşmak üzere Bursa'da olduklarını vurgulayan Tatlıoğlu, vatandaşın gündüz yaşadıklarıyla gece medyada konuşulanların arasında irtibat olmadığını söyledi.

'Türkiye gündemine bakıldığında, dünyanın en yüksek faiz, enflasyon ve işsizliğe sahip bir ülkenin uğraştığı şeyler bunlar olmamalı' diyen Tatlıoğlu, şöyle devam etti:

' Türkiye'ye yakışmıyor. Türkiye'nin itibarını zedeliyor. Ülke yönetmek itibar yönetmektir. Yarın sabah 12 milyon insan güne işsiz uyanacak, ortalama maaşın asgari ücretten oluştuğu bir Türkiye olacak. Fakirleşme sürecine devam eden ülkeyi bugün olmadığı, yarın da olmayabilir ileride olacak vaatleriyle bütün ekranlardan bağıran bir Türkiye'nin sorunlarını derinleştiren partili cumhurbaşkanının eseridir Buradan çıkışı iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem olarak görüyoruz. Türkiye'nin acil ihtiyacı tarafsız cumhurbaşkanıdır. 84 milyonu kucaklayan ayağına taş değen herkesin güvendiği bir cumhurbaşkanıdır'

Konuşması sonrası erken seçimle ilgili soru üzerine Tatlıoğlu, 'Biz hemen istiyoruz' yanıtını verdi. Cumhur ittifakının hiç olmasın gibi temayülleri olduğunu savunan Tatlıoğlu, şöyle devam etti:

İçinde bulunduğumuz Türkiye'nin sorunları 2001 gibi teknik sorun değil. Bir yapısal tıkanma buradan yapısal reformlarla çıkış mümkün. Dolayısıyla daha fazla maliyet yüklemeden milli iradeye gidelim istiyoruz. Milli iraden çıkacak sonuçla bu yapısal reformlar gerçekleşsin'

Uluslar arası İlişkiler Başkanı Ahmet Kamil Erozan da, bir yıl önce gezi yaptıklarında vatandaşın 'sizin önerileriniz nedir' diye sormadıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

'Niye bugün soruyorlar. Çünkü bizim alternatif olduğumuzu, iktidar olacağımızı vatandaş da hissettiğinden yarın seçim olduğunda yegane seçenek olarak bizi gördükleri için soruyorlar' dedi.

BURSA MERCEK ALTINA ALINDI

İYİ Parti Bursa çıkarmasına ciddi hazırlık yaparak geldi. Bu, hem Tatlıoğlu hem de diğer katılımcıların konuşmalarına yansıdı.

Marmara Deniz'indeki salya sorunuyla Bursa konusuna giren Tatlıoğlu, Marmara Denizi'ndeki kirlilik ve çevresiyle ilgili 20 aydan beri çalışma yaptıklarını, hükümetin ise sadece bir zoom toplantısı yaptığına dikkat çekti.

Prof. Dr. Tatlıoğlu'nun Bursa değerlendirmelerine gelince; Tatlıoğlu'a göre, Bursa, Türkiye'nin en zor ulaşılan, içinde en zor hareket edilen en pahalı ve sahipsiz şehir. Kısmen 2004-2009 yılları hariç vizyonsuz.

Hızlı tren eleştirisini Sivas örneği ile anlatan Tatlıoğlu, 'Sivaslı hemşerimiz, Bursa'ya gelmek için yüksek hızlı trene binecek. Eskişehir ve Bilecik'te yük trenine aktarma olacak. Bursa'ya vaat edilen bu. Türkiye'nin en fazla ihracat yapan sanayi kentinde OSB'den limana demir yolu yok. Şehir içinde yol üzerine ray döşenen Dünya'daki tek şehir Bursa. Ama billboard belediyeciliğinde şampiyonluk var' dedi.

Sinema tarihinde en kötü filmin 'Dünyayı kurtaran adam' olduğunu hatırlatan Tatlıoğlu, 'Dünyanın en kötü projesi ise T2 hattı. Bir kentin parası nasıl çarçur edilir ve şehrin bütün giderlerini tıkar. En iyi örneği bu' diye konuştu.

BARTIN VE ZONGULDAK'TAKİ KADAR TARIM ALANI KAYBEDİLDİ

Bursa çıkarmasına hazırladıkları raporla gelen Ekonomi Politikaları Başkanı Erhan Usta, Türkiye'nin aynı anda üç kriz birden yaşadığını, bunun temelinde ise kötü yönetim olduğunu söyledi.

Bursa'daki görüşmelerinde çözüm önerilerinin yanı sıra kendi büyüme modellerini de anlatacaklarını ifade eden Usta, Türkiye'nin şehirlerden başlayarak bir kalkınma hamlesi başlatması gerektiğini o yüzden şehirleri dolaştıklarını sözlerine ekledi.

Bursa dosyası hazırlayan Kalkınma Politikaları Başkanı Prof. Dr. Ümit Özlale ise Bursa ve Türkiye'nin kurumsal erozyondan çok çektiğini ve bu yüzden çok önemli fırsatların kaçırıldığını ifade etti. Bursa raporundan birkaç örnek veren Prof. Dr. Özlale, şöyle devam etti:

' Türkiye gibi Bursa da fakirleşiyor. Son 15 sene içinde Bursa'da kaybedilen tarım alanı Bartın ve Zonguldak'ın tarım alanına eşit yani 700 bin dekar. Beşeri sermaye ve yaşanabilirlik açısından bu kadar milli gelire rağmen 37'inci sırada. Üniversite öğrenci sayısının nüfusa oranı yüzde 2. Bu, Bursa'yı 81 il arasında 70'inci yapıyor. Bursa'da demiryolu uzunluğu Türkiye'de 81 il arasında 51'inci sırada o yüzden Bursa gittikçe yaşanılabilir bir kent olmaktan çıkıyor' 

17 Haziran 2021 Perşembe

Milli savunma sanayi ve tam bağımsız Türkiye[ 03 Mart 2020 ]

Türkiye'nin kendi çıkarları ve ulusal güvenliği adına bağımsız adımlar attığı dönemlerde neler yaşandığını görüyoruz.
Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD'nin silah ambargosu dönemi işin kırılma noktalarından biriydi. Daha sonra terör örgütünün 1984'te başlattığı eylemlere karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonel gücünü dış bağımlılığın nasıl etkilendiğini Güneydoğu'da görev yaptığım yıllarda gördüm.
Bir yandan terör örgütlerine destek çıkan batı, diğer yandan mücadele için her türlü silah ve teçhizatın pazarlamasını yapıyordu. 'Sınırdan ge-çişlerin önlenmesi için size termal kamera lazım, birliklerin intikali ve alan güvenliği için en iyi helikopter bizde' bunlar sadece birkaçı. Aklınıza gelen tüm teçhizatları satmak için ABD ve Avrupa ülkelerinden şirketler Güneydoğu'ya adeta kamp kurmuştu.

Bir gün ABD'li Skorsky, ertesi hafta Alman Bolkow, bir ay sonra Fransız Puma test uçuşları ve tanıtım için geliyordu. Ruslar da o günlerde sıraya girmişti.
Ha bu arada. İşlerine gelmeyen gelişmelerde verdikleri teçhizat kullanıldığında ise nota verip ambargo tehditleri savuruyorlardı. Hiç unutmam Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesinden sonra Doğu Alman askerlerinden kalan değişik görünümlü miğferler TSK'ya verilmişti. Sonra Güneydoğu'da kullanılıyor diye ihtar göndermişlerdi.
Tüm bu süreçlerden geçen Türkiye, kendi çıkarları için her adım attığında karşılaştığı zorluklara göğüs gererken, çok önemli bir hamle de gerçekleştirdi. Yerli ve milli savunma sanayinde son 10 yılda önemli gelişmeler katedildi.
Suriye rejim güçlerinin hain saldırısı sonrası gerçekleştirilen harekatta yerli ve milli savunma sanayinin geldiği nokta İHA ve SİHA'ların başarısıyla bir kez daha gözler önüne serildi.
ABD'li milyarder girişimci Elon Musk, F-35'ler yerine kendi önerdiği insansız araç projesini önerdiği gün Türkiye, sürü drone'lar kullanarak, Suriye rejim güçlerini bozguna uğratıyordu. Hem de Musk'ın anlattığı sistemle...

AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanvekili olduğu için konuyu yakından takip edenlerden biri.
Geçtiğimiz aylarda çektirdiği insansız hava aracı ANKA ile fotoğrafını sosyal medyadan paylaşan Refik Özen'e göre, savunma sanayinin tarih yazdığı bu günlerde yüzde 75 yerlilik oranına ulaşıldı. Türkiye bunu daha ileriye götürmek zorunda. Tam bağımsız Türkiye'nin yolu buradan geçiyor.
Bu konudaki gelişmeleri sayılarla da ifade eden Özen'in verdiği bilgiye göre, 2002'de 5 milyar dolar bütçeli savunma sanayi projeleri yürütülürken bugün 60 milyar dolarlık proje hacmine ulaşıldı. 2002'de bir milyar dolar olan ciro rakamı bugün 8,76 milyar dolar ve 2002'de 248 milyon dolar ihracat miktarı 2,5 milyar dolara ulaştı.
Yerli ve milli savunma sanayide insansız hava araçlarının yanı sıra Altay tankı, Piri Reis denizaltısı Atak helikopteri Gökbey, Kirpi, Hürkuş, Hürjet, MPT 76 piyade tüfeği projeleri de başarıyla yürütülüyor.
Savunma sanayinde Bursa'nın rolü de büyük. Otomotiv ve metal sanayindeki Bursa deneyimi yeni projelerle savunma sanayine aktarılıyor. Bursa'dan Ermaksan'ın lazer teknolojisindeki başarısı savunma sanayine güç katan projelerden sadece bir tanesi.

MEHMETÇİĞE BURSA DESTEĞİ

Bursa'da faaliyet gösteren 90'a yakın iş dünyası ve sivil toplum kuruluşu, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İdlib'te yürüttüğü 'Bahar Kalkanı Harekatı'na tam destek verdi.
Ellerinde Türk bayraklarıyla salonu dolduran iş dünyası ve STK temsilcileri adına hazırlanan ortak bildiriyi okuyan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 'Bursa iş dünyası olarak devletimizin ve kahraman ordumuzun yanındayız. Alınacak her kararın, atılacak her adımın arkasındayız' mesajını verdi.

Burkay'ın mesajında da yerli ve milli savunma sanayi vurgusu vardı. Güçlü bir savunma sanayinin bağımsızlığın garantilerinden biri olduğu hatırlatmasını yapan Burkay, milli savunma sanayine ilişkin başlatılan güçlü atılımın stratejik öneminin bugün bir kez daha ortaya çıktığını ifade etti.
Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı'nda olduğu gibi Bahar Kalkanı harekatının da yerli ve milli silahlarla gerçekleştirildiğine vurgu yapan Burkay, Bursa'nın tüm imkanlarıyla savunma sanayinin gücüne güç katma azim ve kararlılığında çalıştığını sözlerine ekledi.

GEMLİK BELEDİYE BAŞKANINI İSYAN ETTİREN KİRLİLİK

45 yıl önce Gemlik'e geldiğimiz yıllarda Karsak Deresi pırıl akardı. Tatlı suyla denizin birleştiği nokta adeta bereket kaynağıydı. Belki inanmazsınız ama şimdilerde Karacabey longozuna giden yılan balıkları tam bu birleşme noktasına yavrulamak için gelirdi.
Orhangazi'den itibaren Karsak Deresi kıyısına sanayi tesislerinin kurulmasıyla kirlilik başladı. Buna Gemlik'teki evsel atıklar da karışınca Karsak Deresi bataklığa dönüştü. Kirlilik nedeniyle dere her hafta başka bir renge büründü.

Önceki gece Karsak deresi süt renginde akınca durumu gören Gemlikliler dereye fotoğraflayarak Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan'a gönderdi. Başkan hemen ekiplerini seferber edip kirlilik kaynağını araştırmak isterken, sosyal medyadan da tepkisini gösterdi.
Beyaz akan dere fotoğrafını, 'Karsak Deresi'ni bu hale getiren şeref yoksunu seni elbet bulacağım. Biraz cesaretin varsa ben yaptım de, de ki canına okuyayım!' diyen Sertaslan, daha sonra ekiplerin kontrolünün sonucunu da yine sosyal medyadan paylaştı.
Ekiplerin araştırmalarında bir sonuca ulaşamadığını kaydeden Sertaslan, 'Şu an her şey normal belli ki herkes uyurken ayakta kalmış bu vicdansızlar. Ama elbet bulacağım ve hesabını soracağım' mesajını gönderdi.
Görüştüğümüz Sertaslan, kirlilik kaynağını bulmakta oldukça kararlı. Gerekirse helikopter tutup, inceleme yaptırmayı bile düşünüyor.

 

30 Ekim 2016 Pazar

BURSA’DA SU ALARMI



“Velhasıl Bursa sudan ibarettir” sözünün nereden geldiğini biliyorsunuz?
Önce onunda başlayalım.
Bursa’ya 1640 yılında gelen Evliya Çelebi, ünlü seyahatnamesinde çeşmelerini anlatır:
”Gerçi bu kentin çeşmeye ihtiyacı yoktur ama gelip geçenler için hayır sahipleri 2 bin 065 çeşme yaptırmıştır. Her biri âb-ı hayat gibidir. Sürgündeki Şeyhülislam Aziz Efendi 200 adet çeşme yaptırarak her birinin üzerine ‘sahibü´l-hayrat fakir Aziz’ diye yazdırmış ve fatiha rica etmiştir. Bursa’nın selsebile ihtiyacı yoktur ama büyüklüğünün eseri olarak eski sultanlar, ayan ve ileri gelenleri selsebil yapıp temmuz ayında tüm susayanlara Uludağ´ın billur gibi, buz gibi âb-ı hayatını dağıtırlar. Su ve havasının güzelliğinden Bursalıların yüzü kırmızıdır. Velhasıl Bursa sudan ibarettir… ”
Aradan geçen 376 yıl ve son 40 yıldır çarpık kentleşme ve sanayileşme maalesef Bursa’yı beton yığınına dönüştürürken, suyunu da bitirdi.
“Bu sonuca nereden varıyorsun” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Çevrenize şöyle bir bakmanız yeterli ama biz yine bakanlık araştırması, devletin resmi istatistikleri ve uzman görüşüyle yanıt vereyim.
Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa için bir şans. Yaptığı araştırmalar ve değerlendirmeler çok önemli.
Bursa Tabip Odası’nın dergisinin son sayısında  “Bursa’da su ve gıda ile bulaşan hastalıklar neden artıyor?” başlıklı yazısında yukarıda anlattığım bilimsel veriler ışığında yaşanan tehlikeye dikkat çekiyor.
İŞTE SU SU KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ
Önce bakanlığın raporuyla başlayalım.
T.C. Cevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2014 yılı için hazırlanan “Bursa İli İl Cevre Durum Raporu”nda Bursa’nın Çevre açısından birinci öncelikli alanı “Su kirliliği” olarak tanımlanıyor.
Nedenleri 7 madde olarak sıralanmış…
En önemlilerini yazalım;
Belediyelerin hizmet ettikleri alan içerisinde iki neden var. Biri kanalizasyon sistemlerinin olmaması, yetersiz olması veya atıksu arıtma tesisiyle sonlanmaması, İkincisi atıksu arıtma tesisinin olmaması veya kapasitelerinin yetersizliği
Devam edelim….
- Zeytin karasuyu ve sut işleme tesislerinin, atıksu bertaraf sorunu,
- Havza yönetimi çalışmalarının sonuçlandırılarak, uygulamaya geçilmemesi,
-Proseslerinde fazla miktarda su kullanan işletmelerin (tekstil, deri, kağıt vs.) sayılarının giderek artması,
-Tekstil atıksularının arıtılmasında ileri teknolojilerin kullanılmaması (renk, iletkenlik, tuzluluk vb. sorunları),
- Geleneksel tarım uygulamalarından kaynaklanan, bilinçsiz kimyasal gübre ve zirai ilaç kullanımının yaygın olması
sonucu meydana gelen çevresel (Su ve Toprak) kirlilikler,
-Mevcut duzensiz depolama alanlarından kaynaklanan çöp sızıntı sularının alıcı ortamlara ulaşması.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na göre yukarıda anlatılan Çevre sorunlarından dolayı akarsularımızın, denizlerimizin ve göllerimizin
kirlilik derecesi artmakla birlikte, bu ortamlarda yaşayan canlılar da olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca aynı Raporda bahse konu kirliliklerin içme suyu kaynaklarına kadar ulaşarak hem içme suyu kalitesini etkiledikleri, hem de içme suyu kaynaklarımızın miktarlarının azalmasına sebep oldukları da vurgulanıyor.



BURSA SU FAKİRİ
Prof. Dr. Pala’nın yazısında bir gerçek daha ortaya çıkıyor.  Türkiye’nin herhangi bir yerinde kime sorsanız Bursa su zengini olarak bilinir. Oysa gerçek bundan farklı. 
Bursa, kentte yaşayanlara verilen su miktarı açısından ne yazık ki su yoksulu.
Bu da devletin resmi verilerinde yer alıyor.  Türkiye İstatistik Kurumu
Verilerine göre, belediyelerde kişi başına çekilen günlük su miktarı Bursa’da 143 litre.  Bu değer ile Bursa 216 litre olan Türkiye ortalama değerinin çok altında ve en az su sağlayan Şırnak’tan sonra ne yazık ki Türkiye’nin ikinci en az su sağlayan belediyesi konumunda.
Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi (BUSKİ) tarafından yayınlanan 2014 yılı verileri ilçelerde yaşayan kişi sayısına göre günde tüketilen su miktarı açısından incelendiğinde, beş ilce dışındaki tüm ilçelerde kişi başına su tüketiminin günde 100 litrenin altında olduğu, en yüksek tüketimin günde 146 litre ile Nilüfer’de, en düşük tüketimin ise günde 28 litre
ile Büyükorhan’da olduğu anlaşılıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSO) kentlerde yaşayan kişilerin su gereksinimini günde 200 litre olarak belirlemiş.  Buna göre,  Bursa’nın ilçelerinde BUSKİ tarafından sağlanan su,  DSO standartlarının çok gerisinde.
SUYUN YÜZDE 82’Sİ ARITMA TESİSİNDEN GEÇİYOR
 
BUSKİ tarafından şehre verilen suyun yüzde 82’si arıtma tesislerinden verilirken, geriye kalanı pınar kaynakları ve kuyulardan sağlanıyor.  Prof. Dr. Pala’ya göre,  arıtma tesislerinden verilen suyun tesisten çıktıktan sonra temiz olduğu varsayılsa bile; Bursa’da yaşayanların temiz suya erişim acısından iki onemli sorunu bulunmaktadır. Bunlardan birincisi suyun arıtma tesislerinden çıktıktan sonra son kullanıcıya kadar kat ettiği yolda kirlenmeden yoluna devam edebilmesi, ikincisi ise arıtma tesisi dışındaki kaynaklardan verilen suyun temiz olduğunun güvence altına alınabilmesidir. Her iki sorunun da çözümü, etkin bir kamusal izleme ve değerlendirme sisteminin varlığına bağlıdır. Bu konuda Bursa’da yaşayanları tatmin eden, bağımsız bir izleme/değerlendirme sisteminin varlığından söz etmek zor.
Su kirliliği olunca doğal olarak bunun doğuracağı sonuçlar da olacaktır. Prof. Dr. Pala yazısında kirlilik unsurlarını bilimsel verilerle anlatıyor.  Bu bölümü biraz tıbbı ve teknik terimler olduğu için yazıya aktarmıyorum. Merak edenler yazının orijinalinden ulaşabilirler.

BAĞIRSAK ENFEKSİYONLARINDAKİ ÜRKÜTEN ARTIŞ
Bence en önemli bölüm… Bursa’daki bağırsak enfeksiyonu rakamlarındaki ürküten artış.
Bursa'da,  2010’da 123 bin 217 olan toplam akut barsak enfeksiyonu olgu sayısı 2015’te yüzde134,7 artışla 289 bin 140’a yükselmiş. Prof. Dr. Pala’nın Sağlık Bakanlığı verilerinden elde ettiği bu sonuçların nedenlerinin araştırılmasını istiyor.
Prof. Dr. Pala, halk sağlığını yakından ilgilendiren su ve gıda ile bulaşan hastalıklar konusunda alınması gereken önlemler ve çözüm önerilerini de sıralıyor.
Birincisi Sağlık Müdürlüğü’nün bu konudaki raporları ve alınan önlemlerin açıklanması gerekiyor.  
Prof. Dr. Pala, akut barsak enfeksiyonlarına yol açan iki temel etkeninin su kirliliği ve güvensiz gıda tüketimi olduğunun altını bir kez daha çizerek, Bursa’da su kirliliği ve gıda güvenliği ile ilgili mevcut durum ayrıntılı analiz edilmeli ve analiz raporları kamuoyuna açıklanmasını istiyor.
ÖNLEMLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Tabi devamı da var.  Büyükşehir Belediyesi’nden Bursa’yı su yoksulu olmaktan kurtaracak herhangi bir planı olup olmadığını da kamuoyuna açıklanmasını isteyen Prof. Dr. Pala, ilceler arasındaki su tüketim farklılıklarının giderilmesi, günde kişi başına 200 litre su tüketilmesine olanak sağlayacak bir düzenlemeye gidilmesini de öneriyor.
 Bu yapılırken de sağlıklı suya erişimin önündeki ücret coğrafi uzaklık, altyapı yatırım eksikliklerinin de kaldırılması gerekiyor.
Prof. Dr. Pala’ya göre, Bursa’nın neresinde yaşarsa yaşasın, her yurttaşın, evine gelen suyun temiz olup olmadığı konusunda bilgi sahibi
olması hakkı, Bu amaçla yurttaşlara ücretsiz su analizi yapılabilmesine donuk bir çalışmanın ilgili kurumlar tarafından yürütülmesini de öneriyor.
Bu grup hastalıkların ölümlere yol açıp açmadığının da belli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Pala, bu konuda sağlık bakanlığının açıklama yapmasını istiyor.
Prof. Dr. Pala yazısını “Sağlıklı yaşamanın en temel insan hakkı olması nedeniyle; insanların hastalanmasına yol açan su ve gıda kirliliğinin önlenmesi yaşamsal bir zorunluluktur. Başta Sağlık Bakanlığı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı olmak üzere ilgili kamu kurumlarını bu konuda caba göstermeye çağırıyoruz” sözleriyle tamamlıyor.
İşte bilimsel rakamlar ve görüş. Aslında fazla söze gerek bırakmayacak kadar açık ve net.
Bursa su zengini değil, fakiri ve üstelik sularımız da kirli. Bakalım ne zaman önlem alınacak.



Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...