Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2021 Perşembe

CHP'li Özkan: Balkanlarda mütekabiliyet politikası izlenmeli [04 Haziran 2021 ]

İstanbul'un fethinden çok önce Balkanlarda hakimiyet kuran Osmanlı, bu bölgelere Anadolu'dan özellikle Karaman'dan Türk aşiretlerini gönderdi. Bu bölgeleri yurt edinen Türkler, fethin yayılmasını sağladı.

Bu yüzden coğrafyasında yaşayanlara 'Evladı fatihan' tanımlaması yapılır. Balkan savaşı sonrası başlayan bu bölgelerden kimi zaman hızlandı kimi zaman yavaşladı.

Türkiye'nin Balkan politikası ise bu ülkelerdeki rejimlere göre, inişli çıkışlı bir seyir izledi. Ancak son yıllarda, Türkiye'nin ağabeylik rolü ağırlık kazanmaya başladı.

ASTV'de yayınlanan Gözlem Kulesi programında CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özkan ile Balkanlar ve Batı Trakya'yı konuştuk.

Prof. Dr. Yüksel Özkan, uzun yıllar Bal-Göç'te genel başkan olarak görev yapmış bir isim. CHP de onun milletvekili seçilmesi sonrası Balkan Masası'nı kurdu.

Programda Balkan Masası'nın nasıl kurulduğunu anlatan Prof. Dr. Özkan, 'Seçim sonrası Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun bulunduğu toplantının sonunda 5 dakikalık bir konuşma yaparak, Atatürk'ün izlediği politikalar doğrusunda Balkanlarla ilgili çalışma grubunu önerdim ve kabul gördü' dedi.

Prof. Dr. Özkan'ın önerisiyle kurulan Balkan Masası'nın başkanlığını aynı zamanda parti sözcülüğü yapan Faik Öztrak yaparken, başkan yardımcılıklarına ise Prof. Özkan ile Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan getirildi.

Yerel seçimler sonrası faaliyetlerini arttıran Balkan Masası, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler işbirliğiyle çeşitli faaliyetler yürüttü. 23 Nisan ve 19 Mayıs'taki Ulusal bayram etkinliklere 100'ün üzerindeki ülkeden gençler ve çocuklar katıldı.

Programda, Balkan coğrafyasında soydaş ve akraba topluluklarından 8 milyon insanın yaşadığını ifade eden Prof. Dr. Özkan, şöyle devam etti:

'Bazen diyorlar ki niye Balkanlar? Balkanlara sırtımızı dönemeyiz. Dış politikada da bunu önemli bir yere oturtmanız gerekiyor. Bu ülkelerdeki diaspora biçim için çok önemli'

Ardından da Balkan politikasındaki eksiklikleri dile getiren Özkan, 'Maalesef Türkiye mütekabiliyet esaslı politika yürütemiyor. Bunun sonuçları da ortada. Türkiye olması gerekeni yapıp vakıf mallarını iade etti ama Balkanlardaki azınlık malları talan edildi. Başka bir örnek biz İstanbul'da Bulgar kilisesini 18-19 milyon lira harcayarak onardık. Tamam, tarihi eser yapılması gerekiyor ama Razgrad'ta cami yapılacaktı akibeti meçhul. Biz adım atalım onlar da yapar düşüncesi politikası sonuç vermiyor. Aynı anda ve karşılıklı olması gerekir' dedi.

Temmuz ayında yapılacak Bulgaristan seçimleri konusu da değinen Prof. Dr. Özkan, Türkiye'de çifte pasaport taşıyan 250 binin üzerindeki seçmenin oy kullanma hakkı bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özkan,'4 Nisan seçimlerinde 35 sandığa düştük. 4 bin 750'si Bursa'dan olmak üzere Türkiye'den 19 bin 900 oy gitti. HÖH bu seçimde 30 milletvekili çıkardı' dedi.

Temmuz'daki seçimlerde sandık sınırlaması kalktığını ve oy kullanacak olanların 15 Haziran'a kadar başvuruda bulunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Özkan, 'Başvurular devam ederse Bursa'da 30, Türkiye genelinde ise 100 sandık kurulacağını kaydetti.

İYİ PARTİ'DEN BURSA'YA EKONOMİ ÇIKARMASI

Bursa, son aylarda siyasetin nabzının attığı önemli merkezlerden biri haline geldi. Mart ayında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen hafta DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa'yı ziyaret ederek, önemli mesajlar verdi.

İYİ Parti ekonomi kurmayları da bu hafta sonu Bursa'ya adeta çıkarma yapacak. Meclis Grup Başkanı Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu ile Genel Başkan Yardımcıları Ahmet Kamil ErozanErhan Usta ve Prof. Ümit Özlale, 4-5 Haziran'daki programlarda BTSO, BESOB, MARSİFED ile İTSO'da iş dünyası ve esnaf temsilcileri ile buluşacak, kapalı çarşı, Tarihi Hanlar Çarşılar Birliği ve küçük esnaf ziyaretleriyle de vatandaşın nabzını tutacak.

İYİ Parti'nin Bursa programı bugün il başkanlığındaki basın toplantısıyla başlayacak. Kapalı çarşı esnaf ziyaretinin ardından 14.30'da BESOB'da esnaf, 17.30'da da BTSO'da iş dünyası temsilcileri ile toplantılar yapılacak.

İkinci gün programı ise saat 10.00'da MARSİFED'de başlayacak, ardından 14.00'de İnegöl ilçe ziyareti, 15.00'de de İTSO'da sanayi ve ticaret erbabıyla bir araya gelinecek. İYİ Parti Ekonomi Kurmaylarının Bursa Programı aynı gün saat 18.00'de Bursa BOAB'da yapılacak geniş katılımlı teşkilat toplantısıyla sona erecek.

İYİ Parti İl Başkanı Selçuk Türkoğlu, iki günlük yoğun programda ülke ekonomisinin içinde bulunduğu son durumun neyi ifade ettiğinin masaya yatırılacağını belirterek, 'Partimizin ekonomi kurmayları, kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili olarak; İş dünyasının açmazları ve beklentileri neler? Türkiye, dünya ekonomisinin neresinde yer alıyor ve nereye koşuyor? Sayısal verilerle gerçekler nasıl bir tablo ortaya koyuyor ve hepsinden önemlisi kurtuluş için çözüm yolları neler? şeklindeki sorulara yanıt arayacaklar' dedi.

REKTÖRLERDEN ÖĞRENCİLERE ŞARKILI, ŞİİRLİ ÖZLEM

Koronavirüs pandemisi eğitim hayatını altüst etti. Üniversite öğrencileri yaklaşık bir buçuk yıldır kampus yüzü görmüyor.

Hafta başında, yeni dönemle ilgili açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerin 2021-2022 eğitim öğretim döneminin 13 Eylül'de başlayacağını müjdelemesi başta öğrenciler olmak üzere üniversite camiasında sevinç yarattı.

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasını hatırlatarak, 'Biz de sizin gibi o günü iple çekiyoruz. Hasret zor şey. O zamana kadar İncesaz'ın Eylül'ü ile yetinelim' yazdı ve İncesaz'ın parçasını paylaştı.

Prof. Dr. Kılavuz'un paylaşımını alıntılayarak, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir'e 'Hocam siz özlemediniz mi?' diye sordu.

Prof. Dr. Arif Karademir ise öğrencinin çağrısına şu şiirle yanıt verdi:

Bizde özledik bizde, Resminiz var şu an elimde, Kapıları açmak isteriz, Hain covid var kentimizde Sabrın sonu selamet gençler.'

 

27 Haziran 2021 Pazar

Tarımın kurtuluş reçetesi: Savunma sanayi modeli [13 Şubat 2021 ]

Türkiye son aylarda en çok tarımsal üretim ve yüzde 20'ye ulaşan gıda enflasyonunu konuşuyor.

Aslına bakarsanız vatandaşın birinci gündemi de hayat pahalılığı ve enflasyon...

Bunu dövizin artmasından, zincir marketlerin uyguladığı politikalara bağlayanlar olduğu gibi Türkiye'nin tarım ve gıda stratejini bir türlü rayına oturtamadığı görüşünü dile getirenler var.

Bursa'da hem tarım hem de gıda konusunda uzman bir isim olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkan Vekili ve Dış Ticaret Konseyi Başkanı Murat Bayizit, önceki gün ASTV'de yayınlanan Birgül Telli Uysal'ın sunduğu Ekonomi Masası'nın konuğu oldu.

Aynı zamanda geçtiğimiz aylarda kuruluşu gerçekleştirilen Türkiye Dondurulmuş Gıda Sanayi Derneği Başkanı olan Murat Bayizit ile program öncesi konuşma fırsatı bulduk.

Bayizit, hem programda hem de sohbetimizde gıda enflasyonunun nedenleri ile çözüm yollarını anlattı.

Bayizit'in uzun konuşmasından bölümleri sizlere aktarayım.

Gıda enflasyonunun dövizdeki aşırı yükselmeden, kuraklığa, pandemiden lojistik maliyetlerinin yükselmesine kadar oldukça çeşitli nedenleri var. En önemlisi de Türkiye'nin bu konudaki yapısal sorunları. Tarımda politika ve stratejisinin olmaması.

Girdi maliyetlerinin yüksekliğine en iyi örnek hayvancılık. Türkiye'deki hayvancılık yurt dışından ithal edilen yemlere dayalı. Bu dünyanın en pahalı hayvancılık yöntemi. Çok büyük meralarımız var ama maalesef kapalı.

Tarımsal üretim ise yerinde sayıyor. Örneğin buğday üretimimiz son 10 yılda 16-20 milyon ton arasında gidip-gelen seyre sahip. Orta gelir tuzağı gibi. Oysa Rusya aynı sürede buğday üretimini 23 milyondan 70 milyona çıkarak, en büyük buğday üreticisi haline geldi.

Ülkemiz ise yüzde 2 bin gıda enflasyonu ile dünya birincisi olan Venezuela'nın bulunduğu listenin 9'uncu sırasında.

'Türkiye'nin ilk 10 içinde yer alması hakikaten içimizi acıtıyor' diyen Bayizit, 'bunun önlenebilmesi için neden-sonuç ilişkisini bir tarafa bırakıp, gıda enflasyonuna marketler sebep oldu gidelim depoları basalım. Gibi palyatif tedbirler bu işin kesinlikle ve kesinlikle çözümü değil. Araba devrilmiş şöfore yol tarif ediyoruz. Türkiye varlık içinde yokluk çeken bir ülke. Bundan kurtuluş ve çıkışın reçetesi ise üretim planlaması ve verimlilik' dedi.

Buna model olarak savunma sanayi ve elde edilen başarıları gösteren Bayizit, şöyle devam etti:

'Tarımda öngörülebilirlik olmadığı için yatırımdan imtina ediliyor. Devletimizin aynen savunma sanayi uzay havacılık sanayideki gibi bu işin arkasında durup, alıcısı benim deyip büyük kapasiteli fabrikalar kurup üst yapıyı güçlendirmesi gerekiyor. İHA ve SİHA'lar gibi müşterisi benim deyip, yatırımları gerçekleştirmeli'

Bayizit'in birinci önerisi Bursa'da güney Marmara, İzmir Ege, Kütahya, Afyon, Konya üçgeninde günde bin ton sebze ve meyve işleyen tesisler kurulması ve bunun çevresinde iyi tarım uygulamalarına geçilmesi.

İkinci önerisi ise dondurulmuş gıda üretiminin desteklenmesi. Çünkü tarladan tüketiciye giden ekosistemde üretimin yüzde 30'u çöpe gidiyor. Bunun önlenmesinin en iyi yöntemi ise dondurulmuş gıda üretiminin yaygınlaştırılması.

ÜNİVERSİTELERDE ONLİNE EĞİTİME DEVA

Koronavirüs pandemisi eğitim hayatına büyük darbe vurdu. İlk dönemi online eğitimle geçiren üniversitelerde ikinci yarı yıl hazırlıkları yapılmıyor.

Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ikinci yarı yılda da online eğitime devam edileceğini duyurdu.

Görüştüğümüz Prof.Dr. Karademir, bakanlığın uyarılarını göz önünde bulundurarak uzaktan eğitim kararı aldıklarını, ikinci yarıyıl eğitimde mühendislik öğrencilerine staj kolaylığı getirdiklerini belirterek, 'Yılda 20 günlük süreyle iki staj yapılıyordu. Bunu bire düşürdük' dedi.

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz da, ikinci yarıyıl için duyuru yapacaklarını belirterek, planlarını şöyle açıkladı:

'Öğrencilerden yoğun talep var. Nabzı tutalım diye mart ayı sonuna kadar uzaktan eğitim devam edilmesi kararı alındı. Vaka sayısı makul düzeye inerse öğrencilerimiz beşte biri ile yüzyüze eğitim başlayacak. Kayıt sırasında öğrencilerin görüşlerini anketle alacağız. Uygulamalı bilimlerde ise hibrit eğitim devam edecek' 

19 Haziran 2021 Cumartesi

Uzaktan eğitim, online sınav ve bir profesörün isyanı [17 Mayıs 2020 ]

Koronavirüs nedeniyle başladığımız yeni hayat, iş dünyasından eğitime, alışverişten günlük alışkanlıklarımıza kadar bir çok alanda değişikliklere neden oldu.

Okulların kapanmasıyla birlikte uzaktan eğitim sistemi devreye girdi. 'Çok da başarılı oldu' diye yorumlar yapılıyor. Hatta korona sonrası da devam etmesini isteyenler var.

Bir de madalyonun diğer yüzü var.

Eğitimdeki başarının en önemli unsurlardan biri ölçme ve değerlendirme Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda çözüm bulundu. Tüm öğrenciler ilk devredeki başarılarına göre sınıf geçecek.

Sorun üniversitelerde yaşanıyor.

Yurdum insanının kafası yine kapasite sınırlarını zorlamaya başlamış. Her konuda olduğu gibi bunun da açıklarını ve kolay yolunu bulma peşindeler.

Sonunda Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Işığıçok'u isyan ettirmişler. Prof. Dr. Işığıçok istatistik konusunda Türkiye'nin tanıdığı uzman bilim insanlarından biri. Aynı zamanda Kalite Birliği (KALBİR) Başkanı. Yazılarımı takip edenler hatırlar: hani şu kalite dersi için amfide piknik tüpü üzerinde helva yapan profesör.

Online sınavlarla ilgili tespitini kaleme alarak sosyal medyadan paylaşan Prof. Dr. Işığıçok'un yazısını aynen köşeme taşımak istiyorum. Çünkü yoruma bile gerek bırakmamış hoca:

ŞEYTANIN BİLE AKLINA GELMEYECEK YÖNTEMLER

'Günümüzde sosyal medyada her yerde, şu soruları yapamıyorum şeklinde yardım talepleri olmaya başladı.

Sınavların online olacağı bu dönemde yakında, 'aşağıdaki sınav sorularının çözümünü ücret karşılığı da olsa yapabilecek var mı?' şeklinde talepler de olacak ve yeni bir sektör doğacak.

Her dersin whatsapp grubu ve bu gruplarda sınav soruları paylaşılacak. Kimse neler olacağı üzerinde kafa yormuyor.

'Ekranım kilitlendi, benim sınav kağıdım gitmedi, elektrikler kesildi, bilgisayarıma virüs bulaştı,sisteme giremediğim için zaman kaybettim, sistem beni dışarı attı, vb' gerçekten aksilikler veya şeytanın aklına gelmeyecek bahaneler. Daha neler neler.

Bana şimdiden başka üniversitelerde çocukları okuyan ve benim bu konulardaki hassasiyetimi bilmeyen kişilerden hocam,' Bizim oğlanın/kızın/yeğenimin/komşumun/hanımın kardeşinin/yedi kuşak akrabamın... bilmem kimin matematik/istatistik/bilgisayar sınavı var. Sınav da online mi ne oluyormuş, bir el at da çocuk geçsin, sevaptır, yazıktır günahtır vb.' teklifler gelmeye başladı bile.

'Hırsızlığa sevap diyor bir de'. Hırsızlığın her türü kötüdür. Buna soru çalmak da dahildir. An itibariyle çok sert ve net bir şekilde ret yanıtı alan 5 kişiden 2'si benimle küstü.

Eğitim ne hale geldi. Dersler yapılmadan sınavlar yapılıyor. Öğrenciler de mağdur oluyor. Bu konuya başka bir çözüm bulunabilirdi. Yazık, yazık, yazık.

Benim dışımda böyle hassasiyet gösteren başka hocalar da var.

Öğrencilerime önerim ve tavsiyem bu tür kopya girişimlerinde bulunmamaları yönündedir. Benim öğrencilerim dürüsttür'

HEPİMİZ ORADAYDIK

Zaman su gibi akıp gidiyor. Sanki dün gibi hatırlıyoruz: Yeşil beyaz Anadolu devrimini.

Haftalar öncesinden Bursaspor'un şampiyonluk adımlarının seslerini duyuyor, 'yaptırmazlar, oyunlar oynarlar' endişesiyle temkinli davranıyorduk.

Fakat o akşam maçın bitiş düdüğü ve ardından Fenerbahçe karşılaşmasının sonucunu beklediğimiz, bize saatler gibi gelen bir kaç dakikalık zamanın ardından 'Olamaz, hayal' denilen an gerçekleşti.

Hepimiz ordaydık. Atatürk Stadyumu belki de kurulduğu günden beri böylesine bir insan seli görmemişti. Tribünler sahaya akmıştı. Bulunduğu basın tribünündeki coşku nedeniyle haberi güçlükle merkeze geçebilmiştim.

Rüya devam ediyordu. Ardından Şampiyonlar Ligi...

Bursa ruhu canlanmıştı. Yıllarca İstanbul takımlarının taraftarı olanların kalbi artık yeşil beyaz atıyordu. Bursaspor sevdalısı gazeteci arkadaşım Adnan Baştopçu sık sık anlatır. Şampiyonluk sezonunun başında kızının eğitim gördüğü sınıfında sadece üç Bursasporlu varken, şampiyonluk sonrası tamamı yeşil beyaz sevdalısı olmuş.

Bu sevinç ve unutulmaz mutluluğu bir daha yaşar mıyız bilmiyorum ama hala bu günlerde Millet Bahçesi'ne dönüşen Atatürk Stadyumu önünden geçerken içim cız eder.

40 mahallede yaşayan insanların yürüyerek ulaştığı stadyumu nasıl yitirdik? Sanki o stadyum gidince büyü de bozuldu.

Size de öyle gelmiyor mu orada olanlar?

KORONAVİRÜS GÜNLÜĞÜ

BU HOCALAR BAĞIMLILIK YAPTI!

Koronavirüs pandemisi yeni ekran yüzleri yarattı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'yı ayrı bir yere koyuyorum. İlk can kaybı ve sağlık çalışanlarının virüse yakalandığını haber verdiği açıklamalarındaki hüzünlü ifadeyi unutamam.

Bir de televizyonların adeta kadrolu yorumcuları var. Pek çoğu Sağlık Bakanlığı'nca oluşturulan bilim kurulunun değerli üyeleri. Hepsi mesleğinin doruğunda. Tabi mesleki bilginin yanı sıra mizaç farklılıkları var.

Geçtiğimiz gün yazı işleri müdürlerimizden Ali Kemal Aksakal'la değerlendirme yaptık. Sizlerle de paylaşayım:

En sempatikProf. Dr. Ateş Kara. Her soruya gülümseyerek yanıt veriyor.

Asla taviz vermeyenProf. Dr. Mehmet Ceyhan. Bilim dışına çıkılınca asabileşiyor.

Babacan ve temkinli- Prof. Dr. Tevfik Özlü. Her şeyi tane tane anlatıp, yol gösteriyor. Temkini elden bırakmıyor.

Ailemizin hekimleri- Prof. Dr. Alpay Azap ve eşi Prof. Dr. Özlem Kurt Azap. İkisi de salgın konusunda ilk günden beri en objektif açıklamaları yapıyor.

En mütevazi -Prof. Dr. İlyas Dökmetaş- tevazu abidesi adeta. Gülümsemesini de eksik etmiyor.

En iyimser- Prof. Dr. Osman Müftüoğlu. Korona öncesi de ekran yüzü. İyimser yaklaşımıyla moral veriyor.

En esrarengizProf. Dr. Ercüment Ovalı. İlaç ve aşı çalışmalarında bir görünüp bir kayboluyor.

En çılgın- Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu- Televizyonların vazgeçilmezi. ABD'yi anlatıyor, Türkiye'yi övüyor. Finalde de türkü söylüyor. Daha en olsun...

 

12 Haziran 2021 Cumartesi

Öğrenci çok, derslik yetersiz, öğretmen yok [01 Eylül 2019]

Hangi sorun olursa olsun çözüm önerilerinin sonuna eklenen klasik cümle vardır; eğitim şart.
Eğitim şart da bunu nasıl gerçekleştireceğiz onun çözüm reçetesi yok. Öğrenci çok, derslik yetersiz, üstüne üstlük öğretmen de yok... Hadi hepsini bir araya getirdiniz verilen eğitimin kalitesi düşük.
Önümüzdeki günlerde yeni eğitim-öğretim yılı başlıyor. Sıkıntıları anlatmak için atılacak başlıkları şimdiden söyleyeyim; ders zili sancılı çalacak, eğitimde iç karartan tablo vs..
Eğitimdeki sorunlar nedeniyle veli, öğrenci, öğretmen ve hatta milli eğitimi yönetenler bile dertli.
Çevrenizdeki insanlara şöyle bir bakın. Hepsi çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak için bütçelerini zora sokacak güçlüklerle karşı karşıya... Özel okul bir yana devlet okulları bile büyük bir masraf kapısı. Kayıt parası, servis, kırtasiye, kıyafet derken bir de öğretmen seçmek bile bağış karşılığı olmaya başladı.

Yeni öğretim yılı öncesi Bursa'daki durumu Eğitim-İş Sendikası Şube Başkanı Özkan Rona'dan sordum.
Bir dokun bir ah işit misali... Hangi birini söyleyeyim diye başladı anlatmaya..
En can yakıcı sorun derslik sıkıntısı. Rona'nın elinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2017 yılı sonu rakamları mevcut. Derslik ihtiyacı olan ilk 15 il arasında Bursa, 2523 derslik ile altıncı sırada. Buna artan nüfusun yanı sıra geçen yıl depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılan okulları eklersek ihtiyaç bu rakamın çok üzerinde.
Yine de ihtiyaç sayısı üzerinden gidelim. İhtiyaç 24 derslikli 105 okul demek. Bir okulun arsa hariç maliyeti ise 6 milyon lira. Eksik olan derslikleri yapmak için 630 milyon liralık bütçe gerekli.
Yeni okul yapmak bir yana bakanlık bütçe kısıtlamasından dolayı yüzde 70'in altında tamamlanma oranı olan tüm inşaatları durdurdu. Milli eğitim müdürlükleri inşaatları tamamlamak için hayırseverlerin kapısını çalıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın hedefi 2019'da tüm okullarda tek öğretime geçmekti. Sıkıntıya bakılırsa Bursa'da tekli okullar bile derslik yetersizliğinden iki eğitime geçecek. En başta da Anadolu Liseleri. Çünkü bakanlık kontenjanları artırınca mevcut okulların derslikleri yetersiz kaldı.


Dersliklerin yanı sıra Bursa genelinde 5 bin öğretmen ihtiyacı var. Bursa ilk atamaya kontenjan alamıyor. İhtiyaç ücretli öğretmenlerle çözülmeye çalışılıyor. İş güvencesi olmayan aynı hizmeti yaptığı meslektaşından daha düşük ücret alan ücretli öğretmenin motivasyonu düşünce bu da eğitim kalitesine yansıyor.
Sorunlar bitmiyor. İmam hatip dayatmasından, kantinlerin temizliğine, servis araçlarına kadar bir dizi sorun çözüm bekliyor.

VEKİLLER BAKANDAN OKUL YATIRIMI İSTEDİ

Milletvekilleri de okul sorununu her fırsatta bakana ve ilgili yerlere ulaştırıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği Zafer Bayramı resepsiyonuna katılan AK Parti Bursa milletvekilleri Refik Özen, Ahmet Kılıç ve Vildan Yılmaz Gürel, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'u görünce sıkıntıları bir kez daha dile getirdiler.


Görüşmeyi sorduğumuz Refik Özen, Bakan Selçuk'un Bursa'ya farklı bir gözle baktığını ve geçtiğimiz aylarda yaptığı ziyarette de bunu dile getirdiğini anlattı.
Yarım kalan okul binalarının tamamlanması konusunda hayırseverlerden destek beklendiğini ifade eden Özen'e göre, Bursa için milli eğitim bakanlığı bütçesinden de yatırım yapılması gerekiyor.
Önümüzdeki günlerde 2020 yılı bütçe hazırlıkları başlayacak. Bursalı vekillerin taleplerini dinleyen Bakan Selçuk'tan bu konuda destek sözü alındı.

EMNİYET MÜDÜRÜ 10-15 GÜN İÇİNDE ATANACAK

AK Parti Milletvekili Refik Özen ve Zafer Işık, resepsiyonda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile de bir araya geldi. Sohbet konusu Bursa Emniyet Müdürlüğü atama konusuydu.


Osman Ak'ın 15 Nisan'da Ankara'ya atanmasıyla Bursa Emniyet Müdürlüğü görevi 4,5 aydan beri vekaleten yürütülüyor. Vekiller sorunca Bakan Soylu yanıt verdi: 'Az kaldı. Gecikme emniyet genel müdürlüğü değişikliğinden kaynaklandı. 10-15 gün içinde atama yapılacak' 

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...