Akademik odalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akademik odalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2016 Cumartesi

KOKUYA 2 YIL DAHA DEVAM



Bursa’nın son yıllardaki en büyük sorularından biri, hangi mevsim olursa olsun kötü kokması. Eskiden bahar aylarında yağmurlarla birlikte azalan koku artık dört mevsim varlığını sürdürüyor.
Geçen hafta, Hürriyet Bursa’daki  “Başka Bursa yok ama maalesef kokuyor” başlıklı yazımda, Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ali Uluşahin, Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Efsun Dindar ve UÜ Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın görüşleriyle hem çevre kirliliği ve kokunun kaynaklarını ele almıştım.
Hürriyet Bursa Muhabiri Serhat Tezcan da, iş çevrelerinin soruna bakışını ve çözüm önerilerini ele alan haberle konunun gündemde kalmasını sağlamıştı.
Tüm gelişmeler yaşanırken, çevre sorunlarına duyarlı bir arkadaşımdan gelen elektronik posta ve ekindeki belgeye beni oldukça şaşırttı.
“Kokunun bitmesini daha çok beklersiniz” notuyla gönderilen belge aslında Bursa Valiliği İl Mahalle Çevre Kurulu’nun 18 Ağustos’taki toplantısının tutanağıydı.
Bu toplantıda Bursa için çok önemli bir karar alınmıştı.  İstenseniz alınan kararı aynen aktardıktan sonra gelişmeler hakkında bilgi vermeye devam edeyim. Toplantısının ikinci maddesindeki karar aynen şöyle:
“Tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve özellikle polyester kumaş(ya da polyester içerikli diğer kumaş türlerini) kullanarak ön fikse ve/veya fikse yapan Ram makinalarından kaynaklı koku emisyonlarının engellenmesi için bu makinalara ait bacalara elektrostatik ve/veya benzeri koku gideci, alıcı bir filtre sistemi kurulması için bu işletmelere 01.01.2018 tarihine kadar süre verilmesine”


Biraz teknik bir anlatım olduğu ve süre konusuna takılınca konunun uzmanı ve hem de akademisyen olan Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Dr. Efsun Dindar’a bir kez daha başvurma ihtiyacı duydum.
Onun da bu karardan haberi yoktu…
Hemen araştırdı.
Dindar’ın araştırmasına göre, Bursa ile sınırlı bir karar. Aslında koku ile ilgili yönetmelik 2013’ten beri yürürlükte ve bu yönetmelik hükümlerine göre koku emisyonu oluşturan tesislere yönelik önleme ve azaltmayı öngörüyor.
Dindar’ın verdiği bilgiye göre, karar uyarınca bu firmalara 2018 yılına kadar gerekli sistemleri sağlamaları konusunda süre tanınıyor. Ancak zaten yasal mevzuat gereği bu yönetmelik uyarınca şu anda da bu firmalar koku emisyonu azaltmakla yükümlü. 3 yıldır yürürlükte olan bu yönetmeliğin uygulanmasında bu kadar gecikilmesi oldukça üzücü.. Bu durum yönetmeliğin uygulanmasında ve denetlenmesinde sıkıntılar olduğunu, tesis sahiplerinin bu konuya ilişkin önlem almada gereken hassasiyeti göstermediği, ihtiyaç duyulan yatırımları yapmayarak Bursa halkına çile çektirdiği gözler önüne seriyor.
Dündar, bize bilgi vermekle de kalmıyor. Çevre Mühendisleri Odası olarak Bilgi Edinme Yasası’na göre, Çevre ve Şehirlik Müdürlüğü’ne de yazı ile soru gönderiyor. Sadece kararı değil, yapılan denetimleri ve uygulanan cezalar hakkında da bilgi istiyor.
Müdürlüğün vereceği yanıtları merakla bekliyoruz. 
Unutmadan, Bursa’da bu tür bacaya sahip 82 tekstil işletmesi bulunuyor ve hala filtreleri yok.
BÜYÜKŞEHİRDEN ÖNEMLİ GİRİŞİM


 
Kokuyla ilgili araştırmayı sürdürürken dün sabah Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden önemli bir açıklama geldi.
Bursa’daki koku kaynaklarının tespiti ve koku problemlerinin çözülmesi amacıyla Büyükşehir Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi arasında protokol yapılmıştı.
Açıklamaya göre, Bursa Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Daire Başkanlığında yapılan toplantıya istinaden özellikle şikayet noktaları ve koku kaynakları göz önünde bulundurularak nokta ve ölçülecek parametreler belirlendi.
Balat, Geçit, Özlüce gibi koku şikayetlerinin yoğun olduğu problemli olan 38 noktadaki ölçümlerin yapılması için TÜBİTAK’la işbirliği yapıldı. TÜBİTAK uzmanları tarafından sorunlu görülen tüm noktalardaki ölçümler tamamlandı. Analiz çalışmaları sürerken, analizlerin sonuçlarına göre koku önleme çalışmalarına start verilecek.
Biraz geç kalmış bir çalışma ama yapılması, bu konuda duyarsız kalmaktan daha önemli.

Önümüzdeki günlerde konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.

12 Ekim 2016 Çarşamba

YIKILIRSA YAZIK OLUR




Atatürk Stadyumu’nun geleceği ile ilgili gelişmeleri yakından izlemeye çalışıyorum. 20 Ağustos’ta Hürriyet Bursa’da “Aklın yolu Atatürk” başlığıyla yazdığım yazıda stadyumun geleceğiyle ilgili müjdeli haberi sizlerle paylaşmıştım.

Uzun süren hukuki mücadelenin sonunda Atatürk Stadyumu ve çevresini kapsayan kentsel sit alanına ilişkin 1/5 bin ölçekli Osmangazi Nazım İmar Planı Değişikliği ile 1/bin ölçekli Stadyum Caddesi Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı İmar Planı iptal edilmişti.
Davayı açan Bursa Barosu, Mimarlar ve Şehir Plancıları Odaları Bursa Şubeleri, Bursa Atatürk Stadyumu ve Çevresini Koruma ve Yaşatma Derneği ile Ali Arabacı ve Niyazi Aşır’ın  amacı Atatürk Stadyumu çevresindeki beton çirkinlikler temizlenerek şeref tribünü ve yeşil alanın korunmasıydı. İptal kararının ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe iptal kararını açıkladı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın olan stadyum geleceğiyle ilgili çeşitli spekülasyonlar  devam ederken beklenen açıklama yine Büyükşehir Belediyesi’nden geldi.  “Atatürk Stadı tüm izleriyle yaşatılacaktı” 
Yapımı için 1926 yılında Atatürk’ün bizzat kendisinin 1000 lira bağışta bulunması, 1948 yılında buyana hem resmi törenlere ev sahipliği yapması hem de Bursaspor’un şampiyonluk başta olmak üzere elde ettiği birçok başarıya ev sahipliği yapması nedeniyle Bursa tarihinde aynı bir önemi bulunan stadyum doğal dokusu ile meydan projesinde de yaşatılacaktı.
Belediyeden yapılan yazılı açıklamaya taraftar sevinirken temkinli yaklaşmayı da elden bırakmıyorlardı. 
Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin de görüşlerine de yer verilen Belediye açıklamasında  Altepe, Erdem Saker başta olmak üzere eski belediye başkanları ve Bursa halkının talepleri doğrultusunda meydan projesinde Atatürk Stadyumunun tarihi dokusunun yaşatılacağını söylüyordu. Proje kapsamında kapalı tribün ile diğer tribünlerin alt kısımlarının ve sahanın korunacağını belirten Başkan Altepe, “Böylelikle 15 bine yakın kişinin oturabileceği amfi tiyatro şeklinde bir meydan kazanacağız. Böylelikle hem Bursaspor’un hatırası yaşatılacak hem de her türlü şenlik, festival, resmi törenler ve mitinglerin yapılabileceği bir meydanı Bursa’ya kazandırmış olacağız” diye konuşmuştu.
Biz de bu yazıda Altepe’nin hakkının teslim edilmesi gerektiğini vurgulayarak, aklın yolunun Atatürk Stadyumu’nun korunması olduğunun altını çizmiştim.
Hatta, k
orunacak tarihi tribün bölümünde ikinci Anadolu Devrimini yaparak 2010 yılında şampiyon olan Bursaspor Şampiyonluk Müzesi kurulmasını önermiştim.
Son günlerde, projenin akıbeti ile ilgili gelişmeleri araştırırken duyduklarım beni şaşırttı.
Bilindiği gibi kamuya ait bu tür yerlerin yıkım çalışmaları Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nün projeleriyle gerçekleşir. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın talebi üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yıkım ihalesi için hazırlıklara başlamış.
Aldığım habere göre,  yıkım işine Büyükşehir belediyesinin bazı bürokratları müdahil olarak, açıklanan planın aksine stadyumun tamamının yıkılmasını istemişler.
Şaşıran Çevre ve Şehircilik yetkilileri de gelen ısrar üzerine hem tarihi tribünün kalacağı yani Altepe’nin 19 Ağustos’ta açıkladığı esaslara göre, hem tamamının yıkılacağı hem de tribünün yerinin değiştirileceği projeler hazırlamışlar.
Eğer tamamı yıkılacaksa ne diye bu kadar hukuki mücadele verildi ve Altepe neden böyle bir açıklama yaptı.
Merakla belediye yetkililerinden bu sorunun yanıtını bekliyoruz. 
Yıkılırsa yazık olur…

27 Temmuz 2014 Pazar

ÖN YARGI VE GERÇEKLER


Dünya tarihinin en önemli bilim adamlarından biri kabul edilen Albert Einstein’in “Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan zordur” sözleri, insanın davranışlarının nasıl kalıplar içine sıkıştığı çok güzel anlatır.
Gazeteciliğin doğasında ise şüphecilik hakimdir.
Bursa son bir aydır Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde (DOSAB)  kurulacak kömürlü termik santralini tartışıyor.
Kimilerinin tüyleri kömürün adını duyar duymaz diken diken olurken, kimileri ise projeye enerji arzı ve ekonomik olarak bakıyor.
Yukarıda belirttiğim gibi gazetecinin doğasına hakim olan şüpheci bakış açısı, bu tür projeler için çok önemli. Acaba, neden ve niçin gibi sorular insanı ve toplumu doğruya yöneltir.
En önemlisi de uzman görüşü.
DOSAB Bölge Müdürü Serhat Şengül, büromuzu ziyaret ederek, projeyi tüm ayrıntılarıyla anlattı. Üzerinde uzun yıllardır çalıştıkları belli ve santrali kesin olarak yapma konusunda kararlı görünüyorlar. Çünkü, onlara göre, diğer alternatiflerin hiç biri bunun kadar verimli ve ekonomik bulunmamış.
Şengül, yaptığı sunumda, Avrupa’dan da çeşitli örnekler verdi. Paris’te Ren nehrinin kıyısındaki kömürlü santralden Berlin’deki açık saha kömür kullanan bir çok santrali ve özelliklerini anlattı. Şengül’e göre, DOSAB santrali, kömürün naklinden enerji üretimine su kullanımından atıkların bertaraf edilmesine kadar olan tüm süreçleriyle çevre dostu bir santral olacak. Santarilin kurulmasındaki temel amaç  ise sanayi tesislerinin buhar ihtiyacını karşılamak. Bölge buhar ihtiyacının tamamını,elektrik tüketiminin üçte birini karşılayacak santral saatte 390 ton buhar, 49 megavat elektrik üretecek.
Şengül’ün anlattıklarının Bursa kamuoyunda tartışılması gerektiğine inanıyorum ve bu konuda benim için en önemli referanslardan biri akademik odalar. 
Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)  İl Koordinasyon Kurulu (İKK)  Dönem Sekreteri ve Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Remzi Çınar, diğer oda başkanlarıyla birlikte geçen Çarşamba günü DOSAB ile beklenen görüşmeyi yaptı. Şimdi her oda temsilcisi, santrale bakış açısını yansıtan raporlarını hazırlayacak ve hazırlanacak rapor ağustos ayı ortalarına doğru Bursa kamuoyu ile paylaşılacak.
Çınar, görüşme öncesindeki düşüncelerini koruyor. Bursa kent merkezinde kömürle çalışan bir santralin sağlıklı olmadığını savunuyor. Çınar’a göre, çevreye daha az zararlı doğalgazla buhar üretimi gerçekleştirilebilirdi.
Çınar’ın ikinci eleştirisi ise daha kamuoyunda tüm ayrıntılarıyla tartışılmamasına ve karşı görüşler ortaya çıkmamasına rağmen kent yöneticilerinin “çevreci santral” diye görüş açıklamaları. Bunun çok yanlış olduğunu vurgulayan Çınar’ın bir başka eleştirisi ise santral kurulduktan sonra öngörülen çevreye bakış açısının sürdürülebilir olmaması. Bunun örnekleri çok. Kentin göbeğinde yasak olmasına rağmen hala halk otobüslerinin 10 numara yağ kullandığını anlatan Çınar’a göre, birilerine yüzde 10-15 fayda sağlayacak diye Bursa feda edilemez.
Çınar , görüşmede aynı önerisini DOSAB yetkililerine de anlatmış, Kent merkezinden geçen ve simsiyah akan Nilüfer Deresi’ni temiz akıtın biz de bu termik santralin çevreye zarar vermediğine inanalım.
Bursa gibi ben de termik santral için akademik odaların raporunu bekliyorum.  

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...