Kuraklık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kuraklık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2021 Perşembe

Üretimdeki düşüş, sofraya yüksek fiyat olarak yansıyacak [29 Aralık 2020]

Kuraklık denildiğinde daha çok şehirlerdeki içme suyu kaynaklarındaki azalma akla geliyor.

İstanbul, Ankara ve İzmir'in 'içme suyu' sorunu olarak algılandığı için tarımdaki gelişmeler çoğu zaman görmezden geliniyor.

Elbette ki kentlerdeki içme suyu sıkıntısı çekilmesi önemli ama Anadolu toprakları birkaç bölge hariç, susuzluktan kavruluyor, göller kuruyor.

Eğridir, Burdur ve Tuz Gölü'ne falan gitmeye gerek yok.

Hemen yanı başımızdaki Gölbaşı, Mustafakemalpaşa'nın Yalıntaş göleti neredeyse kurudu, İznik Gölü 100 metre çekildi.

Oysa kuraklık aynı zamanda soframızdaki gıdayı da tehdit ediyor.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkan Vekili ve Dış Ticaret Konseyi Başkanı Murat Bayizit, tarımsal üretimi yakından izleyen isimlerden biri. Bayazit'e kuraklık konusundaki değerlendirmelerini sorduk. O da yanıtladı:

Türkiye'nin önemli bir bölümünde mayıs ayından beri yağışlarda önemli miktarda azalma olduğuna dikkat çeken Bayizit, aşırı sıcak geçen bir yazın ardından Ekim ayının da mevsim normallerinin 3-5 derece üzerinde seyrettiğini vurguladı.

'Ülkemizin bazı bölümleri hariç üçte ikisinde kuraklık yaşıyoruz' diyen Bayizit, şöyle devam etti:

'Kasım ayında normalde Türkiye'ye ortalama olarak metrekareye 68 litre yağış düşmesi gerekiyorken, 35 litrede kaldık. Ekim ve kasım ayında yağışın az olması doğal olarak bizim su depolama yapılarımızı etkiliyor. Sadece barajlardaki su seviyesini değil, yeraltı su seviyelerini ve yerüstü su kaynaklarımızın da su seviyelerini azaltıyor'

Bayizit, kış mevsiminde tahıl ekimi yapıldığını hatırlatarak, 'Tahıl ekimi için ekim kasım aylarında toprağın nemli olması beklenir. Ancak bu gerçekleşmedi. Bizi kurtaracak faktörlerden biri önümüzdeki birkaç aydaki yağışlar olacak'

'Yağışlar başlayınca kuraklık bitti' demenin de yanlış olacağını ifade eden Bayizit, şunları söyledi:

'Çok uzun süre yağışsız geçtikten sonra, çok şiddetli ve sele neden olan, İzmir ve Antalya'da olduğu gibi büyük hasarlara yol açan yağışlar görülebilir. Antalya ve Mersin'de etkili olan fırtına seralarda tahribata neden oldu. Tarımsal üretimin önemli merkezlerinden Antalya'da son yıllarda sel, fırtına, hortum gibi felaketler daha sık yaşanmaya başlandı. Üretim biçiminde, ürün deseninde değişimler gözlemleniyor. Tropikal meyve yetiştiriciliği yaygınlaşıyor'

Bayizit, 2100 yılına kadar bunlarla ilgili senaryolar yapıldığını, Trakya'da buğday ve ayçiçeği ekiminde azalma beklendiğine dikkat çekerek, ' Sadece zeytinde verim kaybı yüzde 20'yi aşmış durumda. Zeytinde, fındıkta ve diğer bazı ürünlerde hasat yaklaşık 1 ay gecikmişti. Aşırı sıcak Akdeniz Bölgesi'nde erkenci mandalina, portakal ve bazı limon çeşitlerinde büyük hasara neden oldu.

SU YÖNETİMİNDE ACİL ÖNLEM GEREKİYOR

Kuraklığa sadece insan merkezli yaklaşıldığında etkilerinin tam olarak kavranması mümkün olmadığına dikkat çeken Bayizit, şöyle devam etti:

'Barajlar ve göllerle su tamamen depoladığında yağışlı dönemlerde dahi ekosistemler ve buralardaki türler riske girebilir. Bu nedenle su yönetiminde ekosistem ve türlerin de dikkate alındığı yaklaşımlara ihtiyaç bulunmaktadırİklim krizinin önüne geçmek için sera gazı salınımlarını acilen azaltmamız hatta sıfırlamamız gerekiyor. Paris İklim Anlaşması çok büyük umutlarla imzalanmıştı. Ancak beklentileri karşılamadı. Türkiye olarak ise anlaşmayı imzalamayan birkaç ülkeden birisiyiz. Halbuki iklim krizinden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almaktayız.

Çoğu modelleme çalışmalarıyla ortaya konan bu olumsuz etkilere karşı hazırlıklı olmak, toplumun, ekonomik sektörlerin ve ekosistemlerin dayanıklılığını artırmak ve en az seviyede etkilenmek için çalışmalar yapılması gerekiyor'

Bu yıl gerçekleşen tohum satışlarına göre, ürün ekilişlerinde de değişiklikler yaşandığını belirten Bayizit'in verdiği bilgiye göre, Akdeniz'de yüksek fiyat ve artan destek dolayısıyla hububattan mısır ve pamuğa, İç Anadolu'da nohuttan ekmeklik buğdaya, maliyeti düşük olması nedeniyle arpaya, yüksek fiyat dolayısıyla makarnalık buğdaya, Doğu Anadolu'da hububattan şeker pancarı ve yem bitkilerine, Karadeniz'de ekmeklik buğdaydan arpa ve tritikaleye, Marmara'da kanoladan buğday ve arpaya, Güneydoğu'da ise kırmızı mercimeğe kayma var.

Öyle anlaşılıyor ki iklim değişikliği ve kuraklık, önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin en yakıcı sorunlarından biri haline gelecek. Bunlar ayak sesleri ve bir nevi fragman. Önlem alınıp planlama yapılmazsa zor günler bizleri bekliyor.

ASGARİ ÜCRETTEKİ VERGİLER KALDIRILMALI

Asgari ücret görüşmeleri devam ederken Bursa Hakimiyet Ekonomi Editörü Birgül Telli Uysal, konuyla ilgili çok güzel bir araştırma haberi yapmıştı.

Araştırmaya göre, AB ülkeleri arasında nüfusuna oranla asgari ücretle çalışanların en yoğun olduğu ülke Türkiye'de ücret tablosuna göre ise son 4'te yer alıyoruz. Yani yüzde 42'yi geçen asgari ücretli çalışanların kapsamı geniş, miktarı ise düşük.

Dün maraton sona erdi ve asgari ücret 2021 yılı için brüt 3 bin 577 lira 50 kuruş, net 2 bin 825 lira 90 kuruş olarak açıklandı. TÜİK hesaplamasını 2 bin 792 lira olarak belirlemiş ve komisyona sunmuştu.

Kimilerine göre beklentilerin üzerinde artış olsa da belirlenen ücret hala yetersiz. Aslında yıllardan beri dillendirilen vergi yükü asgari ücretliler için en büyük handikap.

Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Başkanı Nilüfer Çevikel de asgari ücretin belirlenmesiyle ilgili yaptığı değerlendirmede vergi yükü konusuna işaret etti.

Çevikel, '2020 yılı hepimiz için zor geçti. Hem işveren hem de çalışan kesim olarak birçok özveride bulunuldu. Bu süreçte üreterek desteğini kesmeyen hem işveren hem de çalışanlar için asgari ücretten vergiler ve kesintilerin çıkartılması memnun edecektir' mesajını verdi.

İşverenin olayı sadece asgari ücret olarak değerlendirmediğini kaydeden DOSABSİAD Başkanı Çevikel, "Sanayide işvereni düşündüren beyaz yakalı personelin ücret artırımı olacaktır. Çünkü işçilerin fazla mesai ile maaşları artabilmektedir. Bu durumda beyaz yaka personelin de maaşlarının dengelenmesi gerekecektir" diye konuştu.

 

Korona Uludağ'ın da tadını kaçırdı [19 Aralık 2020]

Koronavirüs pandemisi, hayatımızın her alanındaki düzeni alt üst etti.

Çalışma hayatı, tatil düzeni sosyal ilişkilerimiz hepsi değişti ve yeni düzene göre ayarlandı.

Genel düzen bir yana ani gelen kapatma kararları kısa vadeli planlar yapmamıza bile izin vermiyor. Yılbaşı için alınan 4 günlük kapatma kararı da bunlardan biri.

Uludağ, Türkiye'nin en önemli kış turizm merkezlerinden biri. Kar yağınca, haberciler Uludağ'a beyaz gelinliğini giydirir, turist gelince Beyaz Cennete akın manşetleri atarlardı.

Kuraklık yüzünden bu yıl Uludağ'a kar ancak 11 Aralık'ta yağdı ve ardından lodosla eridi bileUludağ'daki asıl kuraklık ise turizm konusunda.

Her yıl bu günlerde, otellerin doluluk oranları yazılır, yılbaşı paketleri ve katılacak sanatçılarla ilgili duyurular yapılırdı.

Zirvedeki son durumu öğrenmek için Uludağ'ın duayen turizm işletmecilerinden Haluk Beceren ile görüştük.

'Günlük güneşlik havada oturuyoruz' diye söze başlayan Beceren, işletmelerin hazırlıklarını tamamladığını ve 25 Aralık'ta sezonun açılacağını söylediBof ve Karina otellerinin daha erken açıldığını hatırlatan Beceren, koronavirüsün hayatın her alanını olduğu gibi Uludağ'ı da olumsuz etkilediğini vurguladı ve şöyle devam etti:

'Uludağ'daki otel ve tesisler genelde yerli turistlere hizmet veriyor. 4 günlük kapatma kararı öncesi rezervasyonlar başlamıştı. Ancak, karar ile birlikte iptaller de geldi. Bunlar nasıl bir sezon geçireceğimizin olumsuz işaretleri'

TÜRSAB Genel Yönetim Kurulu'nda Sayman Üye olarak Bursa'yı temsil eden Hasan Eker ise Uludağ'da belirsizliğin de turistler için sorun oluşturduğuna dikkat çekti.

Başka kış turizm merkezlerinde pistlerin işletmelere ait olduğunu ve bu yüzden kapanma dönemlerinde de hizmet verebildiklerini vurgulayan Eker, şöyle devam etti:

'Uludağ'daki pistler Milli Parklara ait. Kapanma döneminde kayak pistlerinin kullanımı için özel izin gerekiyor. Bu tür tesisler için kapanma döneminde kayak pistlerine çıkılabilir açıklaması yapılsaydı. Talep artardı'

Dört günlük kapanma kararının Uludağ'ı olumsuz etkilemesine rağmen sahil bölgelerine ilgiyi arttırdığını ifade eden Eker, evde kapalı kalmak istemeyenlerin sahillere gitmek istediklerini söyledi.

'Belki bir patlama etkisi yaratmayacak' diyen Eker, yılbaşındaki kapatma kararı sonrası Bursa ve Antalya'daki turizmcilerle görüştüğünü ve yüzde 15'e varan talep artışı olduğunu sözlerine ekledi.

Anlaşılan o ki koronavirüs salgını sona ermeden bize rahat yüzü yok...

BURSA, ASAYİŞ OLAYLARINDA ADANA'YI GEÇTİ Mİ?

Son aylarda, televizyonların haber bültenleri ve internet sitelerinin manşetlerinde sürekli Bursa haberleri yer alıyor.

Çoğunluğu da günlük asayiş olayları... Hatta Bursa'nın bu konuda şöhreti olan Adana'yı geçtiği söyleniyor.

Geçtiğimiz günlerde yaptıkları haberlerin tüm televizyonlarda yayınlanmasını övgü ile sosyal medya hesabından paylaşan İHA Bursa Bölge Müdürü İhsan Altıkardeş'e 'Huzur kenti olarak bilinen Bursa, gerçekten Adana'yı geçti mi?' diye sordum. Bir günde 40 televizyonun ana haber bültenine servis ettikleri 5 haber giren Altıkardeş de anlattı. İşin aslı şu:

Bursa ve Adana'nın kendilerine göre farklı yapıları var. Adli vaka sayılarına bakıldığında Bursa yine birçok ilin gerisinde ama işin basına yansıması bölümünde değişiklik var.

Mesela, İHA Bursa Bürosu'nda 30 personel görev yapıyor. 30 da haber başına ücret alan muhabirleri var. Bunların yaptıkları haberler Bursa'yı gazete ve televizyon manşetlerine taşıyor.

Altıkardeş ile sohbetimize katılan bursahakimiyet.com.tr editörümüz Coşkun Saitoğlu da haber sayısındaki artışın dikkat çekici olduğunu söyledi.

İhsan Altıkardeş bir konuya da vurguladı. Bursa'da özellikle Tacettin Aslan'ın emniyet müdürü olarak göreve başlamasından sonra operasyon ve denetimler arttı. Polis artık sosyal medyayı da çok yakından takip ediyor.

Emniyet müdürünün makam odasındaki dev ekranlardan Bursa'nın 50 ayrı açıdan görüntüsü canlı olarak izleniyor. Günün 24 saati çok kritik noktalarda ani denetimler yapılması da asayişin sağlanmasında etkili oluyor.

Anadolu Ajansı ve DHA'da görev yaptığım yıllarda Bursa'nın en önemli sorunlarından biri sentetik uyuşturucu kullanımındaki dikkat çekici artıştı. Altıkardeş'e 'uyuşturucu ile mücadeleyi de' sordum.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun 'uyuşturucu satıcılarının kafasını kırın' açıklamasının ardından Bursa'da da adeta nefes aldırmamacasına operasyonlar yapıldığını ve satıcıların kısa sürede yakalandıkları söyledi.

Buradaki sorun kullanıcılarla ilgili. Polisin yakaladığı kullanıcıların ifadelerinin alınmasının ardından serbest kaldıklarını söyleyen Altıkardeş, polisin bu konuda yasal düzenleme yapılmasını beklediklerini sözlerine ekledi.

VALİ CANBOLAT, AŞI GÖNÜLLÜSÜ OLDU

Koranavirüs salgını başladığı günden beri umudumuz olan aşılama nihayet başlıyor.

Geçtiğimiz günlerde yazmıştım; aşı karşıtı görüşler kafamızı karıştırıyor. Bu konuda, bilim insanlarının açıklama yapması ve kanaat önderlerinin de öncülük yapması gerektiğine işaret etmiştim.

Bursa Valisi Yakup Canbolat, novac firmasının geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı için gönüllü olduğunu açıkladı ve aşı olurken çekilen fotoğrafını da sosyal medya hesabından yayınladı.

Vali Canbolat, hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

'Aşı çalışması için gönüllü oldum. Yapılan testlerde aşı olmama engel bir durum çıkmadı. Bugün Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Sinovac-Coronavak aşısından oldum. Bilime ve ülkemize faydalı olur inşallah. Sağlık çalışanlarımıza teşekkür ederim'

Canbolat'ı bu davranışı için kutluyoruz. Virüsten kurtulmamızın yolu aşıdan geçiyor. Toplumun da buna hazır olması lazım. 

Yatırımcı çıkmayınca Büyükşehir yapacak

  27 Ekim 2021 Çarşamba, 07:56     Bursa'da yerel gündem son aylarda oldukça hareketlendi. Emek-Şehir hastanesi metro hattından T2'y...