24 Mayıs 2013 Cuma

Bursa’nın İstanbul şansı




Avrupa ve Asya arasındaki bu güzellik şairleri dile getirmiş...
Kimi gonca gülünü bırakmış, kimi gözlerini kapayıp dinlemiş, kimi beklemesini istemiş, kimi de cami avlusundan seslenmiş, kimi için aziz olurken, büyük ustanın da gelen vapuru bile ellerini yakmış.
İstanbul’u anlatan eserlerin sadece başlıklarını yazmak bili bir kitap kadar hacim kaplar.
O yüzden asıl konuya geçip, bu güzel kente yaptığımız bir günlük ziyareti anlatayım.
Geçen hafta Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, rotasını turizme çeviren Bursa için önemli bir proje açıklamıştı. Kamberler Parkı’nda, dünyanın bir çok yerlerinde örnekleri olan panorama tarih müzesi ile ilgili projesini açıklamıştı.
Bursa Panorama 1326, Kamberler Tarih Parkı’nda kurulacak ve kompozisyonu da kentin Osmanlılar tarafından fethini anlatacak.
Dündar, dünyanın bu konuda en büyüğü olan İstanbul’daki Fetih 1453’ü yapan ekiple çalışmaya karar vermişti.
Gerçi basın toplantısında, kompozisyonun sürpriz olması istenmiş detay hakkında da bilgi verilmemişti.
Basın toplantısı sonunda, Başkan Dündar’ın sorduğu soru gezinin yapılmasına vesile olmuştu.
Dündar, “Panorama 1453’ü gören var mı?” diye sorunca sadece bir kişi elini kaldırabilmişti.
Hal böyle olunca Dündar, aynı ekiple İstanbul’daki müzeyi ve yapan ekibin atölyesini görmek üzere geziye karar vermişti.
Şanssızlık bu ya Dündar, aniden Ankara’ya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile görüşmeye çağrılınca geziyi onsuz gerçekleştirdik.
Müze, bir zamanlar şehirlerarası otobüs terminalinin bulunduğu Topkapı semtinde kurulmuş, tıpkı bizimkinin kurulacağı daha önce çöküntü bölgesi olan Kamberler gibi.
Topkapı’nın bir zamanlar yaşadığı karmaşadan eser kalmamış, kültürpark gibi bir alana dönüştürülmüş.
Binaya girdikten sonra 20 metre yukarıya çıktıktan sonra 5 metre merdivenle aşağıya inerek, panorama bölümüne ulaşılıyor. Renk, ışık ve ses gösterisi bir anda sizi büyülü atmosferle bütünleştiriyor.
Bursa’nın da bunun bir benzerine sahip olacağı duygusu geziye katılan herkesi heyecanlandırıyor.
İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet ile burun burunayken, Bursa’dakinde Orhan Gazi ile aynı duyguların yaşanacağı anlatılıyor.
Ekibi atölyelerinde de ziyaret ediyoruz. Bugünlerde Çankakele savaşları panoraması üzerinde hummalı bir çalışma devam ediyor.
Yakında Bursa’nınkine başlayacaklar.
Çanakkale’nin küçük bir modelini de görmek imkanı buluyoruz. Mükemmel bir eser olacağı ve savaşın tüm çıplaklığıyla görüleceği bir eser ortaya konuluyor.
Panorama Bursa ekibin ustalık eseri olacağı için üç boyutlu canlandırmalar da yer alacak. Başkan Dündar tarafından sürpriz olarak nitelendirilse de ayrıntılarını öğrenme imkanı buluyoruz. Panorama Bursa, başbakan bir kompozisyonu anlatacak. Şehrin Bizanslılar tarafından teslim töreninin yer alacağı kompozisyonda o dönemdeki Türkler ve Bizanslıların yaşantılarından kesitler de aktarılacak. En önemli unsurlar tabi ki Uludağ ve Saltanat kapı olurken, Geyikli Baba da geyikleriyle birlikte yer alacak.
Ekibin danışmanı da Prof. Dr. Halil İnalcık olunca ortaya çıkacak eserin dünya çapınca olacağını söylememize gerek yok.
İstanbul gezisi, bu büyülü kentin en önemli unsuru olan boğaz turu ise sona eriyor.
Gezi sırasında İstanbul’un görkemini görünce geçen dönem DOSABSİAD Başkanı Selim Yedikardeş’in “ İstanbul’un arka bahçesi değil kömürlüğü olsak yeter” sözleri geldi.
Gerçekten de İstanbul bir dünya kenti ve Bursa’nın bu kadar yakın olması hem şans, hem de şanssızlık. Ama Panorama gibi güzel örneklerini alabilirsek ben bir şans...


20 Mayıs 2013 Pazartesi

Bursa’nın Rönesanssı ve yerel seçimler





Ak Parti Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın, bir yıldan beri sürdürdüğü Ar-Ge çalışmalarının sonucunu Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde tam bir gövde gösterisiyle kamuoyu ile paylaştı.
Birden fazla sloganı olmasına rağmen ana teması “Bursa 2023 Vizyonu” olan proje, Bursa’yı 21’nci yüzyılda, İstanbul, Roma, Paris ve Londra gibi şehirlerle kültürel, ekonomik ve teknolojik alanda yarışır hale getirmek.
Çıta çok yüksek. Bu da hazırlayan ekibin başında bulunan ve Kanada’nın Vancouer Kenti’ni yürüttüğü proje ile dünyanın yaşanabilir kentleri arasında birinci sıraya yükselten Mimar ve Şehir Bilimci Sidney Rasekh’ten kaynaklanıyor.
Kentsel Vizyon Planlama Metodolojisi deneyimi 1981’de Vancouer’da başlamış ve 20 yılın sonunda Birleşmiş Milletler’den alınan “Dünyanın en yaşanabilir kenti” belgesiyle taçlandıran Sidney Rasekh, İstanbul’un yeni havaalanı vizyonunda da imzası bulunan uzmanlardan biri.
Aralık 2012’de Ak Parti İl Başkanı Sedat Yalçın, Rasekh’e ulaşarak Bursa’ya davet etmiş.
Bursa’ya hayran kalan Kanadalı uzmana göre, Bursa 2023 Vizyonu ile yeni bir kültürel, bilimsel ve ekonomik Rönesans yaşatılması gerekiyor. Bu vizyon planın Bursa ve Marmara Bölgesi’nin gelecek kalkınması için de uzun vadeli etkileri olacak.
Rasekh’in çalışmaları sonucu hazırladığı Bursa fotoğraflarının yer aldığı ve İl Başkanı Sedat Yalçın’ın seslendirdiği sunumda oldukça çarpıcıydı.
Tek göze batan ayrıntı ise projenin iddiasına yakışmayan ve oldukça amatör görünen logoydu. Hele Bursa’nın B’sinin kalp şeklinde yapılması ise orta okul öğrencilerinin anı defterlerindeki süslemeleri çağrıştırdı.
Uludağ Üniversitesi Bekir Parlak ise Türkiye’nin kısa bir kentleşme tarihini anlattı. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda dörtte biri şehirlerde olan nüfus oranının bugün dörtte üçe çıktığına dikkat çeken Parlak’a göre, şehirlerin gelişmesiyle Türkiye gelişecek. Bunun gerçekleşmesi için de olmazsa olmazlardan biri dünyanın bir çok kentinde uygulaması görülen vizyon planlar. Türkiye’nin şehirleşme için son dönemde iki önemli yasa çıkardığına dikkati çeken Parlak’a göre, bütünleşik şehir ve kentsel dönüşüm yasalarının uygulamalarıyla kent vizyon projeleri daha da önem kazanacak.
Birazdan projeden söz etmek gerekirse; Bursa 2023 Vizyonu aslında bir şemsiye bunun altında İl stratejik planı, Sektörel master planlar, İl çevre düzeni planı, Nazım İmar planları, Uygulama imar planları ve projeler alt başlıkları yer alıyor.
Bursa 2023 Vizyonu’nun odak noktaları ise yönetişim ve kamu yönetim uygulamalarının iyileştirilmesi, Kentsel gelişim, Alan kullanımı, doğal kaynaklar ve kırsal kalkınma, Ulaşım, Enerji, Ekonomik kalkınma ve rekabetçilik, Sağlık, Bilim ve eğitim, turizm, Akıllı kent ve akıllı teknoloji ve Sürdürülebilirlik.
Kısacası, Bursa’da yıllardır tartışılan büyük dönüşüme bu vizyon önderlik edecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı ve kentin anayasası olarak nitelendirilen 1/100 bin’lik plan da buna göre şekillenecek, valiliğin yürüttüğü turizm planları da bunun içinde yer alacak.
Şimdi birazda madalyonun diğer yüzüne bakalım. Toplantıya katılanların ortak sorusu, bir siyasi parti il başkanlığı neden buna soyunuyor?
Yanıtı da soruyla veriliyor: Başbakan Erdoğan da Ak Parti Genel Başkanı olarak Türkiye 2023 Vizyonu’nu açıklamadı mı?
Diğer soru ise Sedat Yalçın’ın önümüzdeki dönemde, yeni yasayla sınırları genişleyecek Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı manifestosunu mu açıkladı?
Şüpheleri arttıran ise konuşmaların ardından gerçekleştirilen Bursa fotoğrafları sunumunun sonunda yer alan kareler oldu. Çünkü bu karelerde Yalçın, beyaz gömleğiyle iki çocuğun yanına gelerek onlara geleceği işaret ederek, parmağıyla dalgalanan Türk Bayrağı’nı gösteriyor.
Toplantıya katılanların diğer bir yorumu ise izlenen yöntemle ilgili. Çünkü  BTSO Başkanlığına geçilen İbrahim Burkay, aday olduğunu dile getirmeden yarışa soyunmuş ve “2023 Platformu” sözcüsü olarak kamuoyunun önüne çıkmıştı. Yalçın’ın da toplantısı  akıllara hemen adaylığı getirdi.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe de salondaki en dikkatli izleyiciler arasındaydı. Önümüzdeki günler ne getir ne götürür bilinmek ama Bursa’yı hareketli ve sıcak bir yarış beklediği kanısındayım.
Yarış ve vizyon bir yana toplantının en kayda değer yönlerinden biri de Hatay Medeniyetler Korosu’nun finaldeki konseriydi. Reyhanlı saldırısı nedeniyle yakalarına siyah kurdele takarak çıkan koro üyeleri, muhteşem bir performans sergileyerek, büyük alkış aldı.

 


17 Mayıs 2013 Cuma

OSMANLI’NIN 3 BOYUTLUSU- BURKAY, OBAMA YÖNTEMİYLE KAZANDI


Projeyi yıllar önce Bursa Valiliği, yapmak istemiş, ancak gerçekleştiremeyince Osmangazi Belediyesi devreye girmişti.
4 yıl önce vekillikten belediye başkanlığına geçen Mustafa Dündar’ın el attığı projeye nihayet olgunlaşıp, kamuoyu ile paylaşılır hale geldi.
Anıtkabir’de mini örneğini daha sonra Soyfa’da panoramik müzede ise aslını görmüş ve Sofya’daki Osmanlı-Rus savaşını betimlediği için biraz da içerlemiştim.
Sonra İstanbul’da Fetih 1453 yapılınca, Bursa’ya “Beylikten Cihan Devleti”ne bölümü kalmıştı.
Yıllardır, dile getiriyoruz. Kentin rotasını turizme çevirip,  2023’te Bursa için 5 milyon turist hedefi koymak güzel  ama bunun somut projelerle desteklenmesi gerekir.
İşte Panorama Bursa 1326, bunun ilk çalışması olacak. Çünkü gelecek turist önce panoramayı görerek başlayacak. Ardından kent turu yapılacak.
Tek başına panorama bile belki kenti binlerce turist gelmesini sağlayacak ama maalesef yeterli değil.
Bursa’nın tarihi dokusunun ortaya çıkarılması için iki önemli proje hala yerinde sayıyor.
Birincisi Hanlar Bölgesi’nin çevresinin temizlenmesi, diğeri ise halen üzerinde orduevi bulunan bey sarayının ortaya çıkarılması.
Zaten 360 derecelik panoramada ilk görünüm kapalı çarşı ve Ulu Camii önünden Saltanat kapı görüntüsüyle başlayacak. Ama panoramada bunu gören turist, bölgeye gittiğinde karşısında dışı camekanlarla kaplı orduevini görecek.
Geçtiğimiz aylarda Tarihçi Mustafa Armağan Bey Sarayı ile ilgili önemli bir bilgiyi paylaştı. Bey Sarayı’nın kapılarından birini Rusya’da görmüştü. Takibi yapıldı mı yapılmadı mı bilemiyoruz. Ancak Bursa’nın en eski gravürlerinden biri olan Bey Sarayı’nın bulunduğu bölgede kalıntılarının ortaya çıkarılarak yenisinin yapılmasının zamanı geldi geçti bile.
Bu konuda artık Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı Bursa’nın sesine kulak vermeli.

BURKAY, OBAMA YÖNTEMİYLE KAZANDI

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim maratonu sona erdi ve İbrahim Burkay başkanlık koltuğuna oturdu. Her şeyden önemlisi yerel yöneticilere örnek olacak demokratik bir kampanya dönemi yaşadık. Hem Burkay hem de rakibi İlhan Parkeker, Bursa ile ilgili projeleriyle yarıştı.
BTSO Meclis Başkanlığı deneyimi olan Parseker, konvansiyonel yöntemleri kullanarak kampanyasını yürütürken, Burkay, ABD Başkanı Obama’nın seçildiği ilk yıl kullandığı “Yes, We Can” benzeri kampanya yürüttü. Artık, devir internet ve proje devri, üstüne kentin dört bir yanını donatan bilboardları da eklediniz mi başarı ortaya çıkıyor.  Kampanyayı sadece oda üyelerine yönelik değil, tüm Bursa’ya yayan Burkay isteğini etti.
3 yıl başkanlık görevini yürütecek olan Burkay’dan şimdi sadece BTSO üyelerinin değil, Bursa’nın da beklentileri olacak. Çünkü verilen sözler Bursa içindi.

14 Mayıs 2013 Salı

Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar daha eşittir


Sosyal medya kullanıcılarının duyarlılığı sayesinde son yıllarda, insanoğlu ile birlikte yerleşik hayata geçen can dostlarına karşı ilgi her geçen gün artıyor.
Sevimlilikleriyle insanı hayran bırakan kedi videolarından tutun da yarışmalarda akıl almaz gösterileri ile parmak ısırtan köpekler deyim yerindeyse bugünlerin en çok ilgi görenleri.
Topluma öncülük yapan sanatçıların duyarlılığını da unutmamak lazım.
Bunlardan biri olan Ajda Pekkan, son televizyon programına iki köpeği ve sokaktan bulduğu yavru kedisiyle çıkarak, bu konudaki duyarlılığını tüm topluma göstermiş oldu.
Sadece Ajda Pekkan değil, diğer bir çok sanatçı da topluma bu konuda öncülük ediyor.
Ancak bu ilgi ve duyarlılık da can dostlarımızın hak ettikleri biçimde yaşamalarına yetmiyor.
Yine sosyal medyada her gün bir kedi ya da köpeğe uygulanan eziyet ve insanlık dışı davranış da yer alıyor.
Özellikle barınaklardaki kötü koşullar insanların tüylerini diken diken etmeye yetiyor.
Barınak ön yargısı hayvanseverlerin bilinç altına yerleşmiş durumda. Açıkçası yakından izleyen bir hayvansever olarak aynı ön yargıya ben de sahiptim.
Taa ki Osmangazi İlçe Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Tedavi Merkezi’nin kapısından içeriye adım atıncaya kadar.
Hamitler’de 114 dönümlük alan üzerine kurulu merkezin kapısından girdiğiniz andan itibaren farkı hemen hissediyorsunuz. Ağaçlar içinde bir barınaktan ziyade doğal yaşam merkezi gibi.
Her yıl 3 bin 500 sokak köpeği ve kedinin kısırlaştırıldığı merkezde, 15 bölüm yer alıyor. Hayvanların sağlık durumuna göre ayrıldığı barınakta, kediler ayrıcalıklı, çünkü özel villalarda yaşıyor.
Halen  378 köpek, 240 kedi, 4 at, 7 eşek, 1 keçi, 3 tavşanın kaldığı merkeze yakın zamanda güvercinler de gelecek.
Merkezin başındaki Veteriner Hekim Aysu Altıkardeşler İlman ise mesleğinin ötesinde bir hayvansever. Barınaktaki tüm hayvanları tanımanın ötesinde hepsi ile tek tek ilgileniyor.
Ayağı sakat olan köpekten, iki renkli gözüyle villada salına salına gezmeyi seven Van kedisine kadar hepsinin ayrı bir yeri var.
İlman, merkezi kapalı kutu olmaktan çıkarıp, Bursalılarla paylaşmayı kafasına koymuş. Okullardan gelen öğrencilerin yanı sıra hafta sonu veya boş zamanlarını değerlendirmek isteyenlerin ilgisi üzerine yeni projeler üretme peşinde.
Merkez ile yakından ilgilenen Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar da, tüm projeleri destekliyor. Başta engelliler olmak üzere kapalı manejde at binme faaliyetlerine, bir kilometrelik doğa yolu ile çeşitlendirmek istiyor.
Doğa yolu deyip geçmeyin. Faytonla yapılacak merkez gezisinde doğa yolunda özellikle çocuklara hayvan sevgisini aşılamak için eğitimli köpekler bulunacak. İsteyenler tasmasından tutup gezdirecek ve onları yakından tanıma fırsatı bulacak.
İlman’ın bir çok hayvansever gibi en çok üzüldüğü konulardan biri de ailelerin çocuklarına karne veya başarı hediyesi olarak aldıkları hayvanlar. Yeterli bilgiye sahip olunmadığı için oldukça narin ve dayanıksız olan bu hayvanların çoğu bir süre sonra atıldığı sokaklarda telef oluyor.
İlman’ın başlattığı proje ile hayvan sahibi olacaklara eğitim verilmesi planlanıyor. Yani bir köpek veya kediyi sahiplenmekle iş bitmiyor. Ona bir ömür boyu aynı sevgiyi beslemek önemli. Barınakta sahiplendirme yaparken uyguladığı kuralı bir kez de kamuoyunun duymasını istiyor. “Eğer bakamıyorsanız. Lütfen bize getirin. Sokağa bırakmayın”
Osmangazi İlçe Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Tedavi Merkezi, Bursa’daki sokak hayvanları ve hayvanseverler için bir şans.
Güzellikleri bir yana bırakıp, merkezden ayrılırken, İngiliz yazar George Orwell'in başka anlamda yükleyerek yazdığı ancak düz anlamı bu barınak için geçerli olan "Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar daha eşittir” sözleri geliyor aklıma.

Bursa, Araplardan umudunu kesince havayolu şirketini kurdu




“21’inci yüzyılda dünyada kentler söz sahibi olacak” 
Bu sözleri 20 yıl önce Brezilya’nın Rio kentinde yapılan Ajanda 21 toplantısına dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile birlikte katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker dile getirmişti.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin yapımı devam eden yeni stadyumda düzenlediği basın toplantısındaki bir buçuk saatlik sunumunda, Bursa’nın artık kent olarak nasıl ön plana çıktığı ve söz sahibi olduğunun izlerini gördük.
Ulaşımdan, alt yapı tesislerine, kırsal kalkınmadan havacılığa, çevre projelerinden ilk yerli tramvay üretimine kadar her alanda sürdürülen hizmetler Bursa ile de sınırlı kalmamış. Sanki Türkiye’nin Balkanlardaki temsilcisi gibi Üsküp’ten Kosova’ya Kırcaali’den Bosna’ya kadar her noktada Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin imzasını görmek mümkün. Türkiye’nin bir çok iline de yatırım götüren Büyükşehir Belediyesi şimdi Kafkaslara kadar uzanacak hale gelmiş. Batum’da öğrenci yurdu yapımına öncülük ediyor.
Yeni çıkan yasayla sınırların genişlemesiyle geniş yetkilere sahip belediye başkanı orta ölçekli bir Avrupa ülkesi kadar nüfusun yaşadığı bölgeyi idare edecek hale gelecek.
Bunun farkında olan Başkan Altepe, hizmet sınırlarını da zorlar hale gelmiş. Uluabat, uygulanacak proje için Büyükşehir sınırlarına alınmış. Dağ ilçelerindeki kırsal kalkınma projelerini de bu kapsamda değerlendirmek gerekir.
Bursa, artık bir dünya kenti ve bunun bilinciyle adeta yeniden inşaa ediliyor.
Büyük kentleri simgeleyen prestij yapılar, son 10 yıllık döneme sığdırıldı.
Düşünsenize Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi gibi bir eser veya Timsah Arena gibi bir stadyum kaç yılda bir yapılır.
En az 100-150 yıllık eserlerin doğuşuna tanıklık yapıyoruz.
Bursa, bunları yaparken kendi göbeğini de kendisi kesiyor.
Eleştirilere aldırmadan Merinos AKKM’yi kendisi yaptı, Timsah Arena’yı da küçük bir bölümü devlet katkısıyla yine kendisi inşaa ediyor. 150 yıllık tramvay hattını üstelik tramvayları kendisi üreterek gerçekleştiriyor.
BUDO ile yol alan deniz ulaşımına, deniz uçağı da eklendi.
Şimdi sırada Bursa Hava Yolları var. Araplar’dan umudu kesen Bursa yine bölgesel havayolu şirketi kurmak için ilk adamları attı.
BHY, yüzde 95’i Burulaş, yüzde 5’i Besaş’ın hissesiyle geçtiğimiz günlerde kuruldu bile. Bölgesel havayolları ifadesi önemli çünkü lisanslar buna göre çıkartıldığında Bursa’dan 25 noktaya seferler düzenlenecek, 200 noktaya da THY katkısıyla uçulacak.
Tüm bunlar bir yana bana göre basın toplantısının en önemli bölümü Altepe’nin geçmiş dönemlerde hizmet eden tüm belediye başkanlarına teşekkürüydü. Yaşamlarını yitiren Teoman Özalp ve Hikmet Şahin’i rahmetle anan Altepe,  Bursa’ya hizmet etmiş tüm başkanların bu dönem aynı zamanda fahri danışmanları olduğunu vurgulaması bir vefa göstergesiydi.
Siyasi görüşü ne olursa olsun Bursa’ya artı değer sağlayacak her kişi ve kurumla işbirliğine gittiklerini ve bundan sonra da işbirliğine hazır olduklarının altını çizen Başkan Altepe’nin belki de başarısının anahtarı “ Bursa’ya hizmetin siyaseti olmaz” cümlesiydi.



Bursa’nın yeni rotası: Savunma sanayi


Bursa'nın sanayi kimliğinin yeni ufuklara açılması için çok önemli bir adımın ikinci bölümü 21-22 Mayıs’ta Ankara’da atılıyor.
İlki Bursa’da “Savunma Sanayicileri Bursa Buluşması” adıyla geçen ay  düzenlenen, Bursalı sanayicilerle Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçıları Derneği Üyeleri’ni (SASAD) çözüm ortaklıkları oluşturulması amacıyla bir araya getiren etkinliğe 600’ün üzerinde işadamını katılmıştı
İkinci toplantıda, ilk toplantının değerlendirmesi yapılırken, yeni yatırımlar için görüşmeler yapılacak. 

Türkiye’nin otomotiv üretiminin yüzde 73’ünü üreten Bursa’nın makine yan sanayi ve diğer pek çok sektörde ciddi bir potansiyeline rağmen sanayinin en önemli alanlarından biri olan savunma sanayiye geçişte geç bile kaldı.
Aslında ilk adımlar, ambargo döneminde tekstilde atılmış ve ilk yerli paraşüt Bursa’da üretilmişti.
Otomotiv ve makine sanayi bu işin temeli.
Gösterilen başarıya rağmen savunma sanayi için geç bile olsa başlamak önemli.
Kayapa Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan Yepsan Savunma Sanayi ve Havacılık A.Ş. ile
Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. (TUSAŞ) arasındaki sac metal ve talaşlı imalat parça üretimini kapsayan 20 milyon TL'lik anlaşma geçen yılın son ayında imzalaması sektör açısından önemli bir gelişmeydi.
BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Oya Yöney de özellikle Bursalı sanayicilerin Ar-Ge konusunda kat ettikleri yola vurgu yaparak, savunma sanayisi için bu birikimin kullanılması gerektiğini belirtiyor.
Yöney’e göre, dünyara savunma sanayii harcamasının 2 trilyon doları geçiyor. Savunma sanayiinde millileştirmenin hem ekonomik anlamda hem de ülke menfaatleri adına önemli.
Çünkü, savunma sanayii uluslararası arenada ülkelerin ekonomik ve siyasal alandaki gücünü belirliyor. Ülke savunması gibi stratejik bir konuyla ilgili olan savunma sanayii de bu yönüyle diğer sektörlerden ayrılıyor.
Sektörde millileşmek bu açıdan önemli.
Türkiye son 10 yılda konuyla ilgili çalışmalarını hızlandırdı.  2016 yılı itibariyle sektörün 8 milyar Dolarlık ciroya ve 2 milyar dolarlık ihracata ulaşması hedefi konuldu.
Bu gerçekleşirse Türkiye ihracatta dünya sıralamasında 16’ıncı sıraya yükselecek.
Bu hedefin yakalanması ve sektörde sürekliliğinin sağlanması için, ürün geliştirme, insan kaynağına yatırım ve lojistik gibi ana başlıklarda çalışma yapılması gerekiyor.
Bursalı sanayicilerin ürün geliştirme konusundaki tecrübelerinin savunma sanayii için çok önemli olduğunu vurgulayan Yöney, ilki büyük ilgi gören toplantının Ankara’daki ayağının bu yüzden önemli olduğuna dikkat çekiyor.
Bursa son yıllarda her ne kadar rotasını turizme doğru çevirmek istese de yetişmiş insan gücü ve bulunduğu coğrafi konumu itibarıyla savunma sanayinin yeni merkez adayları arasında yer alıyor. 
Soğuk savaş dönemlerinde hep Anadolu içleri tercih edildiği için bugün savunma sanayinin merkezi Ankara. Ancak ,  dünyada hızla değişen savunma sanayi artık bu alandaki üretimin ülkenin iç bölgelerinde yapılmasını zorunlu olmaktan çıkardı.
Daha hızlı büyüme için sanayi altyapısı sağlam, Ar-Ge ve inovasyon kapasitesi yüksek bölgelerin tercih edilmesi gerekiyor. Ve bu özellikleri toplayan Bursa bu yüzden bir adım öne çıkıyor.
Şimdi, Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın Bursa’yı destekleme zamanı. Umarım Ankara’daki toplantıya ilgi gösteren Bursalı sanayiciler de istediklerini elde ederler.
13 Organize Sanayi Bölgesi ile ön plana çıkan Bursa’nın bu alanda yeni pazarlar bulmasıyla belki de otomotiv ve makine sanayideki krizlere aldırış etmeden yoluna devam ederler.





 

29 Nisan 2013 Pazartesi

MARMARA SAHİPSİZ


Küresel ısınmanın sonucu olsa gerek artık bahar falan bitti. İki mevsim kaldı, kış ardından hemen yaz. Hava sıcaklığı neredeyse 30 derece. 
Bu hafta sonu olmazsa bile önümüzdeki hafta sonu Marmara kıyılarında da insanlar denize girmeye başlar.
Sıcaklık ve deniz deyince Sağlık Müdürlüğü’nün kirlilik ölçüm sonuçlarını merak edip, sitesine baktım. 2012 Ocak ayından itibaren güncelleme yok.
Deniz suyundaki “Toplam Koliform”, “Fekal Koliform” ve “Fekal Streptokok” analiz ediliyor,  yaz aylarında da bu 15 günlük periyotlar halinde tekrarlanıyordu.
Kaldı ki güncelleme olsa da ne fark eder. Yaptıkları ölçümler sadece biyolojik incelemeyle ilgili çıkan sonuç da genellikle aynı “iyi kalitede su”
Defalarca yazmamıza ve kimya mühendisleri odasının uyarılarına rağmen hala Marmara’da
özellikle ağır metal ve kimyasal kirlilik ölçümleri yapan yok.
Geçen ay deniz uçağı seferlerinin başlaması dolayısıyla Gemlik Körfezi’ni kuşbakışı görüntüleyen gazeteci arkadaşlarımız kirliliği bir kez daha gözler önüne serdi. Körfezdeki fabrikalar yetmezmiş gibi bir de limanlara yanaşan gemiler kirletiyor.
Bugüne kadar bir tek kontrol yapıldığını duymadık.
Bizim duymamamız önemli değil, konuyla ilgili mühendis odalarının da haberi yok.
İstanbul’un ardından Marmara Denizi’ne en fazla kıyısı olan Bursa’da sadece kaçak avlanmaya karşı önlem var.
Kamudan vazgeçtik, çevre örgütleri de duyarsız...
Termik santrallere gösterilen tepkinin 10’da birini Marmara Denizi’ndeki kirliliğe gösteren yok.
Bir zamanların doğal akvaryumu can çekişiyor. İlla İzmit Körfezi gibi tamamen elden gidince mi sahip çıkılacak.

BUNA KİM ‘DUR’ DİYECEK

Türkiye’de son yıllarda polisin suçlu yakalama dışında suçu önleme konusunda çok başarılı çalışmaları var. Sırf bunun için birimler dahi kuruldu.
Bursa’daki Toplum Destekli Polislik Şubesi, elektronik ortamlarda ciddi çalışmalar yürütüyor. Cep telefonundan gelen mesajlardan tutun da 500 bine kadar ulaşan sayıda uyarıcı elektronik postalara kadar her ortamda suçu önleyici çalışmalar yapılıyor.
Bu çalışmalara rağmen hala insanlar, cep telefonuyla arayan dolandırıcılardan kurtulamıyor.
Adam, telefonla arayıp, kendisini polis ya da savcı olarak tanıtıyor. Ardından hazırladığı senaryoyu çok iyi oynayarak kurbanını ağına düşürüyor.
Üstelik kurbanının nefes almasına dahi fırsat bırakmadan, soyup soğana çevirinceye kadar devam ediyor.
Kimler düşmüyor ki bu tuzaklara... Devlet memurundan esnafa, çiftçisinden işçisine, emeklisine kadar her kesimden insan dolandırıcıların kurbanı oluyor.
Son bir ayda sadece Bursa’da her biri ayrı bir öykü olacak haberler yazıldı.
Bankadan dolandırıcılara para göndermek için kredi çekmesini engellemeye çalışan gerçek polislere dahi inanmayanından tutun da, polise haber verdiği için oğlunu veya eşini azarlayana kadar neler yaşandı neler.

Ancak insan profiline baktığınızda genellikle dolandırıcıların tuzağına düşenlerin orta yaş üzeri hatta 50 yaşın üzerindeki insanlar olduğunu görünce yıllarca demokratik ortamda yaşamamanın verdiği korkunun sonucu olduğunu görüyoruz.
Hatta geçmişte aynı kuşak Taksim Meydanı’nda Nazi üniformasıyla kimlik kontrolü yapanlara dahi inanmıştı.
İnsanların genlerine işleyen bu korkuyu yok etmek çok zor ama teknolojinin bu kadar geliştiği çağda polisin de artık, uyarmaktan öteye bu tür dolandırıcılarla elektronik savaş başlatmaları gerektiğine inanıyorum.
Yoksa insanlar uzunca bir süre daha kurban olmaya devam edecekler.